TÜRKİYE’DE ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ


1963 yılında ilk kez özel eğitimci Kirk tarafından ortaya atılan öğrenme bozukluğu kavramı, günümüz de okuma bozukluğu anlamına gelen disleksi ile eş anlamda kullanılmaktadır (Erman, 2002; salman ve ark, 2016).
Özel öğrenme güçlüğü, depresyon, anksiyete, düşük sosyoekonomik konum gibi koşullardan olumsuz olarak etkilenmekle birlikte, daha çok nörobiyolojik bir bozukluk olarak değerlendirilmektedir. Eş zamanlı olarak görüldüğü rahatsızlıklar içerisinde, iletişim bozuklukları, yaygın gelişim bozuklukları, Asperger sendromu, dikkat eksikliği sayılabilir. (salman ve ark, 2016).
Ülkemizde çocuklarda özgül öğrenme güçlüğünün görülme sıklığı oldukça yüksektir (salman ve ark, 2016). Özel eğitim alanında yapılan çalışmaların kökeni eski tarihlere dayanıyor olsa da, bu hizmetlerin kalitesinin arttırılması, yaygınlaştırılması ve yapılan uygulamaların düzenlenmesi son 20 yıl içerisinde gerçekleşmiştir. Buna karşın özel eğitim alanında yapılan çalışmalar, sahadaki uygulamalarda ve uzman yetiştirme süreçlerinde sorunlar yaşandığını belirtmektedir (Özkardeş, 2012). Özellikle özgül öğrenme güçlüğünün aileler ve eğitimciler tarafından bilinmemesi, çocukların eğitim süreçlerinde sorunlar yaşamasına neden olmaktadır (salman ve ark, 2016).
Ülkemizde özgül öğrenme güçlüğüne sahip çocuklara yönelik olarak 3 temel eğitim programı bulunmaktadır. Bunlardan ilki, Kaynaştırma/BEP Programlarıdır. Program temelde özel eğitime ihtiyaç duyan çocuğun, bir takım düzenlemeler yolu ile eğitim sistemine uyum göstermesinin sağlanmasıdır. Yapılan araştırmalar, okullarda eğitim veren öğretmenlerin bu alanda yeterince eğitimli olmadığını, çocuğa sunulan imkanların yeterli olmadığını ve ailelerin sahip oldukları hakları bilmediklerini ortaya koymaktadır. Buna karşın, kaynaştırma hizmetinden yararlanma oranlarında son yıllarda belirgin bir artış yaşandığı görülmektedir (Özkardeş, 2012).
Uygulanan bir diğer programda rehabilitasyon merkezlerince gerçekleştirilmektedir. 2009 yılında yapılan düzenlemelerle Özgül öğrenme güçlüğü tanısı almış çocuklara yönelik olarak rehabilitasyon merkezlerinde destek programları oluşturulması kararlaştırılmıştır. 750 saatlik bir uygulama sürecini içeren bu program, özel öğrenme güçlüğü destek eğitim programı olarak adlandırılmıştır (Özkardeş, 2012).
Özgül öğrenme güçlüğü ile çalışan bir diğer kurumda özel okullardır. Büyük ilerdeki özel okullar başta olmak üzere pek çok okul, sorun yaşayan öğrenciler için düzenlemelere gitmektedir. Özel okullarda gerçekleştirilen bu uygulamaların nitelik ve nicelikleri hakkında yapılmış bir araştırma olmadığından verimlilikleri hakkında bilgi sahibi olunamamaktadır. Ancak bu okullarda karşılaşılan en büyük sorunun zaman olduğu belirtilmektedir. Okul saatleri ve etüt saatlerinde yapılan etkinlikler sorun yaşayan öğrencileri, diğer öğrencilerden daha fazla yorabilmektedir. Bu durum, öğrencilerin okul sonrası eğitimlerinden yararlanmalarını engelleyebilmektedir (Özkardeş, 2012).

Kaynaklar
Erman Ö. Disleksi. Çoluk Çocuk Dergisi 2002;17:8-10.
Güngörmüş ÖZKARDEŞ, O. (2012). Türkiye’de Özel Öğrenme Güçlüğüne İlişkin Yapılan Uygulamalar. İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi,11(21), 25-38.
Salman, U., Özdemir, S., Salman,, A. B., & Özdemir, F. (2016). Özel öğrenme güçlüğü “Disleksi”. FNG & Bilim Tıp Dergisi,2(2), 170-176.