ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUKLARIN KAYGI VE DEPRESYON DÜZEYLERİ


Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklar zekaları normal ve normal üstü olmalarına rağmen potansiyelleri olan başarıyı gösterememektedirler (Görgü, 2017). Belirgin bir rahatsızlığı olmayan çocuklar yaşadıkları akademik zorluklardan dolayı okul hayatından çeşitli zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Genellikle yaşadıkları zorlukların bilinmemesi, görsel, işitsel, duygusal zekâları yüksek olmasına rağmen okuma, yazma ve matematikte yaşadıkları zorluklar sebebi ile bazen aileleri, bazen de öğretmenleri tarafından tembellikle suçlanırlar veya arkadaşları tarafından dışlanırlar. (Heiman, 2004). Yaşadıkları zorlukların yanında yargılanmaları veya arkadaşları tarafından dışlanmaları çocukların psikolojisinde derin yaralara sebep olmakta ve kişilik gelişimleri olumsuz yönde etkilenmektedir ( Rea, Mclaughlin, ve Walter-Thomas, 2002). Depresyon ve kaygı gibi ruhsal bozukluklar düşük özgüven veya özgüvenin sarsılması, yalnızlık ve örselenme ile yakından ilişkili olduğu için bu tanıyı alan çocuklar risk grubunu oluşturmaktadır ( Erden, Kurdoğlu, ve Uslu, 2002). Zeka düzeyleri normal ve normal üstü olmasına rağmen okuma, yazma ve aritmetik becerilerde güçlük yaşayan bu çocukların genellikle kaygı bozukluğu yaşadığı bulgular arasındadır. Ayrıca bu çocukların okulda yaşadıkları zorluklar ve başarısızlıklar sebebi ile genellikle kaygı, depresif ve endişeli duygular hissettikleri bulgular arasındadır (Görgü, 2017). Genellikle disleksi ( okuma bozukluğu) kategorisinde yer alan çocukların depresif ve kaygılı duygulara sahip olduğu bilinmektedir. Ayrıca disleksi tanısı almış çocuklarda eşlik eden davranış ve duygu durum sorunları olduğu belirlenmiştir ( Heiman, 2004).
Kaygı belirsiz durumlar veya tehlikeyle baş etme söz konusu olduğunda ortaya çıkan, uyumu kolaylaştıran bir içgüdüsel bir insani mekanizmadır. Bu durum hafif tedirgin olma veya panik derecesine gelmeye sebep olacak şekilde şiddetli olabilmektedir. Güdeleyici ve ket vurucu etkisi vardır. Geleceğe yönelik korku, kararsızlık içeren duygularla insan davranışlarını etkileyen bir hale gelebilir (Deniz, M., E., , Yorgancı, Z., Özyeşil, Z., 2009).
Depresyon, toplumda en yaygın görülen ruhsal bozukluklardan birisidir. Psikiyatri dünyasının gribi olarak bilinir (Blackburn, 1993). Depresyon uyku durumunun bozulmasına, dış görünüşün özensizleşmesine, olumsuz duygu durumlarını (mutsuzluk, karamsarlık, endişe) ve hatta bazen kendisine öldürme düşüncesine varan bir durumdur (DSM 5).
Depresyon özellikle çocuk ve ergenlerin yaşamında büyük etkilere sahiptir. Depresyonun çocuk üzerindeki etkileri arkadaş ortamın, evde, okulda veya sosyalleştiği diğer ortamlarda ortaya çıkmaktadır (Deniz, M., E., , Yorgancı, Z., Özyeşil, Z., 2009).Çocuklardaki depresyon ile ilgili yapılan çalışmalar son 20 yıla yakın zamanda meydana gelmiştir. (Miller, 2002). Okul değişikliği, öğretmen değişikliği, yeni bir kardeşin olması aile içinde yaşana çatışmalar gibi çeşitli faktörlerden tetiklenmektedir ( Görgü, 2017). Bu durumlar göz önünde bulundurulduğunda okula başlama veya devam eden süreçte depresyon belirtileri ortaya çıkmaktadır. Bu sorunlarla beraber akademik hayattaki zorlukları da yaşamak özel öğrenme güçlüğü tanısı alan çocuklarda depresyon görülme olasılığı daha yüksek olabilir (Deniz, M., E., , Yorgancı, Z., Özyeşil, Z., 2009).
Çocukluk döneminde yaşanan bazı deneyimler ve yaşam olayları onların bu olaylara karşı depresyon tepkisi vermesine yol açar. Aşırı olumsuz düşünceler çocukluktan itibaren bireyi depresyona meyilli bir hale getirir ( Blackburnn, 1993). Eğer çocuk okul çağında anne-baba, öğretmen veya büyüklerine karşı yenilmişlik hissederse bunun yanında akademik hayatında başarısızlık da yaşarsa çocukta “ inhibisyon “ olarak adlandırılan sönüklük oluşur. Bu durum çocuğun kendisine suçlamasına ve depresyona girmesine sebep olabilir ( Çakmaklı,1997). Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuk olumsuzluk ve başarısızlık duygusunu sürekli yaşadığı için bu çocukta okulda başarısızlık, sosyal ortamlarda dışlanma ve duygusal sorunların olması onları depresyona meyilli hale getirmektedir ( Morgan, 1989). Yapılan araştırmalara göre akademik hayatlarında başarısızlık yaşayan özel öğrenme güçlüğü olan çocukların karamsarlık ve umutsuzluk düzeylerinin yüksek olduğu belirlenmiştir ( Gerede, 2002).
Yukarıdaki bilgiler doğrultusunda kaygı ve depresyonun kişinin psikolojisi ve öğrenmedeki rolü temel alınarak öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların kaygı ve depresyon belirtilerinin sıklıkla ortaya çıkan bir durum olduğu belirlenmiştir ( Deniz, M., E., Yorgancı, Z., Özyeşil,