DİSLEKSİ NEDİR ?

Disleksi, ilk kez İngiliz Doktor W.P Morgen tarafından 1896 yılında tanımlanmıştır. Morgen’a göre Disleksi”Doğuştan kelime körlüğüdür.”

İlk olarak yapılan bu tanımlamadan sonra günümüze kadar birçok disleksi tanımı yapılmıştır.

Avrupa Disleksi Derneğine göre disleksi tanımı “Disleksi;okuma,heceleme ve yazma becerilerini edinmede nörolojik kökenli bir farklılıktır.”

Disleksi, zeka düzeyi “normal veya normal üstü” olan,”okuma hızı,okuma kalitesi,okumayı öğrenme hızı,okuduğunu anlama- anlatma becerisi” yaşıtlarına ve zekasına kıyasla; beklenenin altında olan okuma bozukluğunun genel adıdır.

DİSLEKSİ BELİRTİLERİ NELERDİR ?

-Okumayı öğrenirken zorluk yaşama
-Okuma hızının beklenenin altında olması
-Yazarken harf atlama
– Bozuk yazma
-Okurken harf atlama
-Okurken kelimeleri değiştirerek okuma
-Okumakta zorlanma
– Yazarken zorlanma
-Harfleri birbirine karıştırma (b,d,p gibi)
-Rakamları ters yazma (3-6-9… gibi)
-“6-9″,”3-8″,7-4″ gibi rakamları birbirinden ayırt etmede zorluk yaşama
-Okuduğunu anlama ve anlatmada zorlanma
-Sıralı ezber gerektiren konuları ezberlemekte güçlük çekme.(Ayların sırası,haftanın günlerini sıralama)
-Çarpım tablosunu ezberlerken veya ritmik sayarken zorlanma
-Renkleri karıştırma
-Sağı solu ayırt etmekte zorlanma
– Kendini,bir konu hakkında fikrini iyi ifade etmekte zorlanma
-Toplama ve çıkarma işaretini karıştırma
-Ayakkabılarını bağlama gibi motor becerilerde zorlanma
-Okula gitmek istememe
-Yazarken sıra,satır atlama
-İmla kurallarını uygun yazmakta zorlanma
-Noktalı ve noktasız harfleri yazarken ve okurken birbirne karıştırma

DİSLEKSİ İLE YAŞAMAK

Disleksi, Özel Öğrenme Güçlüğü adı altındaki alt başlıklardan biridir. Genel anlamıyla okuma ve öğrenme güçlüğü olarak bilinmekte ve genellikle okul çağlarında ortaya çıkmaktadır. Disleksiye sahip çocuklar; hece atlama, harfleri ve rakamları karıştırma, tersten okuma, yavaş okuma ve matematiksel becerilerin geriliği gibi belirtiler gösterirler. Özellikle matematik alanında yaşanan güçlükler “Diskalkuli” , yazma alanındaki güçlükler ise “Disgrafi” olarak adlandırılmaktadır. Disleksi yanlış bilinen diğer bir haliyle ilaç ile değil, özel eğitim, sabır, bol tekrar ve işbirliği yardımı ile düzelme göstermektedir. Disleksi tanısı alan bir çocuğun akademik başarısı için; okul müdürü ve öğretmeni, ailesi, özel eğitim kurumu ve çocuğun kendisi işbirliği halinde çalışmalıdır.

Disleksili çocuklar özel çocuklardır. Disleksinin yanlış bilinen bir diğer yönü ise zeka geriliği ile alakalı olduğudur. Dislektik bir bireyin, disleksi tanısı alabilmesi için zekasının normal ve üzeri değerde olması gerekmektedir. Bu dönemde çocuk kadar ailelere de çok iş düşmektedir. Aile sabırlı olmalı ve bu durumu öncelikle kabullenmelidir. Çocuk, diğer akranları ile kıyaslanmamalı, hataları değil, başarıları dile getirilmelidir. Çocuğa zaman verilmeli ve başarabileceğine inanılmalıdır. Disleksili çocuklar farklı metodlarla öğrenen çocuklardır. Her çocuk için öğrenme yöntemi farklıdır. Dislektik çocuklar ise bambaşka yöntemlerle öğrenirler. Bunun sağlıklı bir şekilde gerçekleşebilmesi için mutlaka uzman bir özel eğitim merkezinden yararlanmak gerekmektedir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ İLE İLGİLİ YANLIŞ BİLİNENLER

ÖÖG ilgili yanlış kanılar mevcuttur. Ayna yazısını tersten yazma, harf ya da kelimelerin yerini değiştirme durumunun yalnızca ÖÖG olan bireylerde görüldüğü görüşü bunlardan bazılarıdır. Oysa yazmayı yeni öğrenen her çocukta ayna yazısı yazma durumu ortaya çıkabiliyor. Ayna yazısı, yazmayla ilgili yeni öğrenilen döneminin olağan görüntülerinden biridir. Ancak bu dönemden sonra da sürerse, ÖÖG’den şüphelenilmesi gerekiyor.
ÖÖG’nin yaş ilerledikçe geçtiği düşüncesi de artık kabul görmüyor. Bozukluk yetişkinlikte de
sürüyor. ÖÖG olan bireylerin çoğu yetişkinliklerine kadar okumayı öğrenmiş oluyorlar, ancak yavaş
okuyorlar.
ÖÖG olan bireylerin ders yaparken çok çabuk sıkıldıkları en çok dile getirilen belirtilerden bir
tanesidir. “Çok zeki ama dersleri çok kötü, çabuk sıkılıyor.” Bu ailelerden ve öğretmenlerden çok sık duyduğumuz bir yorumdur. ÖÖG olan bireyin beyni, dikkat gerektiren faaliyetlerde, ÖÖG olmayan bireylerin beyninden daha fazla alanı çalıştırır. Bu nedenle, diğer bireylere göre daha çabuk yorulurlar.Yani onların sıkılma nedeni, yorulmalarıdır. Dolayısıyla dikkatleri de dağıldığı için öğrenmekte zorluk çekmekte ve sıkılmaktadırlar.
ÖÖG ilgili yanlış kanıların en önemlilerinden biri de bu bozukluğun zeka düzeyi yüksek
olanlarda görülemeyeceğine ilişkindir. Oysa ÖÖG olan çocuklar zeka düzeyleri düşük olmadığı gibi
özel yetenekli de olabiliyorlar. Buna en önemli kanıt, ÖÖG olduğu bilinen bilim adamları ve sanatçılar:Albert Einstein, William ButlerYeats, George Patton, Harry Belafonte, Leonardo da Vinci,Auguste Rodin ve Cher gibi.
Yukarıdaki bulguların da ortaya koyduğu gibi ÖÖG bir hastalık değildir. ÖÖG olan çocuklar,
toplumların ilgilenip destek vermesi gereken farklı bireylerdend

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNDE ERKEN TANI VE ÖNLEM

Özel öğrenme güçlüğü, her dil ve her ülkedeki çocuklarda görülebilir. Farklı ülkelerdeki pek
çok araştırmacı, bir çocuğun özel öğrenme güçlüğü yaşayıp yaşamayacağının 5-6 yaşlarına kadar
gelişen belli becerilerinin gözlenmesiyle tahmin edilebileceğini belirtmişledir.

Nedir bu erken dönem belirtileri ?
* Konuşmanın gecikmesi veya konuşmada yaşanan sıkıntılar ( kelimeleri doğru telaffuz
edememe, kelime dağarcığının az gelişmiş olması, içe kapanıklık olarak değerlendirilen çok
konuşmama)
* Kavram gelişimde yaşanan sıkıntılar ( yön kavramları, zıt kavramları, mekansal kavramları,
öncelik-sonralıkla ilgili kavramları algılama ve öğrenmede sıkıntı yaşama)
* Motor gelişimde yaşanan sıkıntılar ( öz-bakım becerilerinde zorlanma, el-göz koordinasyonunda zorlanma, motor faaliyetlerde yani emekleme, koşma, zıplama gibi becerilerde zorlanma, düğme ilikleme ve ayakkabı bağcığını bağlamada zorlanma, sakarlık, çizime karşı isteksizlik,kopyalama ve boyamada zayıflık)
* Erken dönemde çocukta, yukarıdaki belirtilerden birkaçı varsa ve bunlar çocuğun sosyal
hayata, sosyal çevreye uyumunu zorlaştırıyorsa bu konuda bir uzmanla görüşmek gerekebilir. Çocuğun yaşadığı sıkıntılı alanlara yönelik tespit ve bu alanlarda yapılabilecek bir programla erken önlemler alınabilir.

DİSLEKSİ OLAN BİREYLER NASIL HİSSEDERLER?

Disleksili bireylerde duygusal sorunlar da sık görülmektedir. Düşük benlik algısı bireyin bir iş yapma ve devam etmesini sınırlar .Özellikle bu bireyler hassas ve alıngan bir yapıdadırlar. Bazen sizin söylediklerinizi yanlış yorumlayıp ilişkilerin bozulmasına sebep olabilirler.
Öğrenemeyeceğim duygusuna kapılabilirler. Böyle bir durumda çocuğa en uygun yöntem psiko-eğitimdir.Özel eğitim metodlarıyla psikologlar eşliğinde gerçekleştirilen bu eğitim sayesinde; çocuk yaşadığı psikolojik örselenmeleri öğrenme gerçekleştikçe ortadan kaldırabilir. Kendine olan güvenini geri kazanır. Başarma duygusunu yaşamış olur.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNDE ERKEN TANININ ÖNEMİ

Her problemde olduğu gibi ÖÖG‟dede erken tanı çok önemlidir. Çünkü ÖÖG‟de yaşla beraber sorunlara yönelik strateji geliştirme daha yavaş olmakta ve yaşanılan problemlere dair bireyin geliştirdiği yanlış kodlamaları düzeltmek daha zor olabilmektedir. ÖÖG olan bir kişi sosyal hayatta ve okul hayatında örselenebilmekte, benlik algısında ve özgüveninde düşüş olabilmektedir. Bu olumsuz sonuçların, kişilerin hayatını daha az etkilemesi ve daha sağlıklı şekilde düzeltilebilir olması için ÖÖG‟nin erken dönemde farkedilebilmesinin önemi büyüktür.
Ebeveynlerin, çocuklarındaki farklı gelişimi, akranlarına bakarak fark edebilmeleri mümkündür.Ancak birçok aile sorunu görmezden geldiğinden, bir kısmı nereden yardım alacağını bilemediğinden,bir kısmı da çocuklarındaki farklı gelişimi sorun olarak görmediğinden ya da yanlış yönlendirmeler neticesinde tanı konmakta geç kalınmaktadır. ÖÖG‟nin erken tanısında ve müdahalede okul öncesi öğretmenlerinin, birinci sınıf öğretmenlerinin ve çocuk doktorlarının çok önemli rolleri vardır.
Çocuğun gelişimi ve öğrenme yeteneği açısından en kritik dönem 5-7 yaş dönemidir. Bu
nedenle okul öncesi dönemdeki çocukların dikkatle izlenmesi ve gelişimsel açıdan risk taşıyan çocukların belirlenmesi gerekir. ÖÖG, çoğunlukla birçok çocuk için ilkokula başladığında ve akademik becerileri kazanmakta zorlandığında farkedilir. Ancak okul öncesi dönemde erken belirti gösteren çocukların öğrenme güçlüğü açısından değerlendirilmesi, erken tanı ve müdahale için oldukça önemlidir.
Öğretmenlerin diğer çocuklardan daha farklı öğrenme stiline sahip olan bu çocukları erken
farketmesi, ÖÖG olan çocuk için özel olarak hazırlanmış bireyselleştirilmiş eğitim planını ve farklı değerlendirme stratejilerini de beraberinde getirecektir. Bütün bu çabalar ÖÖG olan birçok çocuğun erken müdahale şansı yakalamasına ve öğrenmeye yönelik olası güçlüklerinin en aza indirgenmesini sağlayacaktır.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLARIN AİLELERİNE ÖNERİLER

*Kabullenmesi zor olsa da, öncelikle çocuğunuzun bu sıkıntısını kabullenmeli, bu durum ile yüzleşmeli ve geç kalınmadan bir uzmana başvurmalısınız.
*Çocuk hiçbir zaman kıyaslanmamalıdır.
*Başarı daima ödüllendirilmeli ve böylece özgüveni arttırılmalıdır.
*Okul ve öğretmenlerle iş birliği halinde çalışılmalıdır.
*Geride kalan akademik başarının normal seviyeye gelmesi için mutlaka uzman kişilerden yardım alınmalıdır.
*Çocuğun kendini ifade etmesine ve farklılıkları ortaya koymasına daima izin verilmelidir. Her çocuğun yapamadıkları olduğu gibi yapabildikleri de vardır.
*Çocuğunuzu kendi içinde değerlendirin. Gösterdiği gelişmelere odaklanın.
*En önemlisi de çocuğunuzun yalnızca başarılarını değil, başarabilmek için gösterdiği çaba ve emekleri de ödüllendirin.

ÇOCUĞUM DİSLEKSİ TANISI ALDI. NE YAPMALIYIM?

Öncelikle çocuğunuzun yaşadığı bu problem ile ilgili olabildiğince fazla bilgi edinmeye çalışmalısınız. Çocuğunuzun başarılı olduğu eylemleri, olumlu özelliklerini ve güçlü yanlarını gözlemleyerek en ufak bir ayrıntıda bile destekleyin. Bu çocuğunuzun benlik saygısını ve özgüvenini kazanmasında önemli bir noktadır. Öğrenmenin tek bir yolu yoktur. Farklı metodlar ve yöntemlerle çocuğunuzun öğrenmeden keyif almasını sağlayabilir ve bir diğer yol ile öğrenebildiğini görebilirsiniz. Sevginizi ve desteğinizi koşulsuz olarak verin. Bunları yanında en önemlisi çocuğunuzun öğrenebilmesi ve akademik destek alabilmesi için mutlaka eğitimcilere başvurun. Eğitimcilerle koordine halinde yürüttüğünüz çalışmaları evde destekleyin.

Özel öğrenme güçlüğü olan çocukların hissettikleri; “Hiçbir şeyi doğru yapamıyorum.”, “Ben yeterince iyi değilim.”, “Ben aptalım.”, “Kimse beni sevmiyor.”,”Benim neyim var?” sorusunu çok sık sorar. Çoğunlukla diğerlerinin beklentilerini
karşılayamadığı için kendine kızgındır. Günlük yaşamında öğrenme bozukluğu nedeniyle yaşadığı güçlükler, onun yoğun stres yaşamasına ve bu stres de onun kendine ilişkin olumsuz düşünceler geliştirmesine yol açar.
Çocuk, problemi çözülemez görür, sürekli kendisini kendinden daha iyi olanlarla karşılaştırır.
Sonuçta çocuk içine kapanır, pasifleşir, asileşir, saldırganlaşır ve artık okula gitmek istemez. Çünkü, ailesi ya da öğretmeni çoğunlukla onun yalnızca olumsuz yönleriyle ilgilenir; olumlu yönleriyle ilgilenen pek olmadığından kendini sevmemesine ve kabul etmemesine yol açan duygu ve düşüncelere sahip olur. Kendi dünyasını hep yanlışlardan (yanlış yazan, yanlış okuyan, yanlış hesaplayan) oluşan bir
dünya olarak algılar ve sonuçta kendini “yanlış” bulur hale gelir.
Benlik algısının güçlenmesi için kendisiyle ilgili olumlu mesajlara da çok gereksinim duyar. Bu noktada özellikle anne baba ve öğretmenin çocukla etkili bir iletişim içinde olması çok önemlidir.
Duyulmaya ve anlaşılmaya çok gereksinimi vardır. Gerçekte zeki olduğunu, ama öğrenmek için diğerlerine göre daha çok zaman harcaması gerektiğini ve yavaş da olsa bir gün mutlaka yapacağını
bilmeye çok gereksinimi vardır.Eğer anne babalar ve öğretmenler bu sürecin farkına zamanında varırlarsa, bu derin stres etmenleri azaltılabilir ya da önlenebilir. Stres etmenleri kronikleşirse, çocuğun durumu iyice zorlaşır,çünkü bu sadece öğrenmeyi değil, çocuğun zihinsel gelişiminin tümünü etkiler. Çocuğun evde ve okulda maruz kaldığı günlük stres, onun zihinsel süreçlerini (yani hafıza, konsantrasyon ve problem çözümü gibi) olumsuz yönde etkiler.

DİSLEKSİ NASIL FARK EDİLİR? TEDAVİSİ VAR MIDIR?

Genellikle ilkokul çağlarında, okumaya başlama aşamasında kendini gösterebilir. Riskli çocukların özellikle okul öncesi dönemde dikkatle izlenmesi gerekir. Erken tanı oldukça önemlidir. Okul öncesi dönemde zekâsı normal olduğu halde konuşma gelişiminde gecikme, aşırı hareketlilik, algılama sorunları ve koordinasyon zayıflığı olan riskli çocukların öğrenme bozukluğu açısından değerlendirilmesi, erken tanı ve müdahale için önem taşır. Erken tanı konulduğu oranda çocuklar akranlarına yetişebilmektedir.

Disleksi’nin ilaç ile tedavisi mümkün değildir. Disleksi tedavisinde en etkili yöntem özel eğitim desteğidir. Çocuk akademik değerlendirmeye alındıktan sonra, bireysel eğitim programı (BEP) hazırlanır. Her çocuğun öğrenme süresi birbirinden farklıdır. Bu süreç içerisinde çocuk almış olduğu eğitim ile yaşıtları ile arasındaki farkı kapatmış olur.

DİSLEKSİ’NİN TEDAVİSİ VAR MIDIR?

Öğrenme güçlüğü tanısı alan bireylerin birbirinden farklı özellikler taşıdığı göz önüne alındığında, çocuğun güçlü ve zayıf yönlerini değerlendirdikten sonra Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) düzenlenir. Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı, bireyin algısal, motor, dil, bilişsel, sosyal ve duygusal alanlarına odaklanıldığı, normal müfredatın içine bu etkinliklerin yayıldığı, gerekirse akran öğretmenliği, eşli okuma gibi yardımcı öğrenme öğelerinin kullanıldığı farklı birtakım program ve yöntemleri içerir .

ÇOCUĞUN AKADEMİK OLARAK YAŞITLARINDAN GERİDE OLMASI NE DEMEK?

Özel Öğrenme Güçlüğü, zeka düzeyi normal veya normal üzeri olan çocuklarda görülen öğrenme ile ilgili yaşanan güçlüklerin genel adıdır. Disleksi, özel öğrenme güçlüğümün biri olup en sık görülenidir. Disleksi olan çocuklar okuma yazmayı yaşıtlarından daha geç öğrenmişlerdir. Okuduğunu anlamada sıkıntı yaşarlar. Okuma hızları yaşıtlarından daha düşüktür. Bunların yanında bazı çocuklar matematik alanında da güçlük yaşarlar. Bu güçlük diskalkuli olarak adlandırılır. Diskalkuli olan çocuklar matematikte dört işlem yaparken zorlanırlar. Çarpım tablosunu ezberlerken zorlanırlar ve matematiksel beceriler olarak yaşıtlarından daha geridelerdir. Çocuğunuzda bu tür belirtileri görüyor iseniz biz uzman tarafından değerlendirilmesinde fayda vardır.

DİSLEKSİ NEDİR?

Disleksi dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerinin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren bir öğrenme bozukluğudur.

Disleksi üzerine ilk çalışan nörologlardan Samuel T. ORTON disleksinin sık karşılaşılan özelliklerini şöyle belirlemiştir.

*Yazılı kelimeleri öğrenme ve hatırlamada zorluk.
b ve d, p ve q harflerini, 6 ve 9 gibi sayıları ters algılama; kelimelerdeki harfleri   ya da sayıları karışık algılama, ne’yi en; 3’ü E; 12’yi 21 olarak algılamak gibi.
*Okurken kelime atlamak.
*Hecelerin seslerini karıştırmak ya da sessiz harflerin yerini değiştirmek, sıklıkla yazım hatası yapmak.
*Yazı yazmada zorluk.
*Gecikmiş ya da yetersiz konuşma.
*Konuşurken anlama en uygun kelimeyi seçmede zorluk.
*Yön (yukarı, aşağı gibi) ve zaman (önce, sonra, dün, yarın gibi) kavramları konusunda sorunlar.
*Elleri kullanmada hantallık ve beceriksizlik

OKUL YILLARINDA DİSLEKSİ

Okul akademik hayatın başladığı bir kurumdur. Disleksi olan bireylerin okul başarısı zekasına ve yaşına göre beklenenden düşüktür., Disleksili bireylerin  akademik performans düzeyleri genellikle düşüktür ve uzun süre bir konuya odaklanamazlar. Karşılaştıkları problemlerin çözümü sırasında sıralamaları karıştırırlar, düzeni oluşturamazlar, örüntü oluşturmada,olay sıralamada, ifade etmede  sorun yaşarlar.
  İlkokula başladıklarında bu sorunlar daha da  net görülmeye başlar.Verilen  görevleri yapmakta zorlanırlar. Sorumluluklarını yerine getirmemek için bahaneler bulmaya çalışırlar.  Zaman ve süre kullanmada sorun yaşarlar. Saatlerce aynı işin başında tamamlamadan durabilirler, Yine en sık görülen sorunlardan biri tamamlanmamış ödevler ve işlerlerdir. Bir işe başlayıp yarım bırakıp diğer işe geçebilirler. Çünkü,disleksli bireyler,sorumlu olduğu işlere  nasıl ve nerden  başlayıp devam ettireceği konusunda kendilerini organize edemezler. İstemedikleri ya da yapmakta zorlandıkları işlerden sıkılırlar.Oyun oynarken de ,oyundan çabuk sıkılma,kurallara uyamama gibi sorunlar görülebilir.

ÇOCUĞUM DİSLEKSİ Mİ? DİSLEKSİ OLUP OLMADIĞINI NASIL ANLAYABİLİRİM?

Bireyde, disleksiden şüpheleniliyor ise bir uzmana başvurulur. Aile hikayesi ile birlikte çocuk hakkında gerekli bilgiler alınır. Çocuğa Wisc-4 testi yapılarak durumunun zeka düzeyi ile ilgisi olup olmadığı tespit edilir. Tanı ölçütlerine başvurularak disleksi tanısı konulur.
-Sesleri,kelimeleri hatırlamada doğru sırada söylemede, karşılaştığı sorunları doğru isimlendirmede , alfabeyi , tekerlemeleri ve şarkıları öğrenmede güçlük yaşarlar.
-Disleksili bireylerin ince motor-kaba motor alanlarında da sorunlar mevcuttur.Genellikle sol el tercihi görülmektedir.
-Bu sorunlar beraberinde disleksili bireyin okul hayatında da sorunlarla karşılaşmasına sebep olacaktır. Okul akademik hayatın başladığı bir kurumdur. Okul başarısı zekasına ve yaşına göre beklenenden düşüktür. Disleksili bireylerin  akademik performans düzeyleri genellikle düşüktür ve uzun süre bir konuya odaklanamazlar. Karşılaştıkları problemlerin çözümü sırasında sıralamaları karıştırırlar, düzeni oluşturamazlar, örüntü oluşturmada,olay sıralamada, ifade etmede  sorun yaşarlar.

DİSLEKSİ VE BAZI DİSLEKSİ BELİRTİLERİ

DİSLEKSİ,bireyin yapısı ile ilgilidir, nörölojiktir. Merkezi Sinir Sisteminin işleyiş bozukluğundan kaynaklanır ve yaşam boyu devam eder. İlaçla tedavisi yoktur. Doğru eğitim yöntemleriyle akademik başarı daha iyi hale getirilebilir.

1.Sözcük okumanın yanlış ya da yavaş ve çok çaba gerektiriyor olması
2.Okunanın anlamını anlama güçlüğü,
3. Harf, harf söyleme / yazma güçlükleri,
4.Yazılı anlatım güçlükleri,
5.Sayı algısı, sayı gerçekleri ya da hesaplama güçlükleri,
6.Sayısal uslamlama ( akıl yürütme ) güçlükleri

DİSLEKSİ İLE İLGİLİ BİLİNMESİ GEREKENLER

Çocuğu disleksi tanısı alan bir aile çocuğunun bir takım yetenekler açısından yaşıtlarından geride olduğunu fark etmeli, bu durumu araştırmalı ve nedenlerini öğrenmelidir. Disleksinin bir zeka geriliği olmadığı unutulmamalıdır. Disleksi tanısı almış çocukların öğrenme potansiyelleri vardır, fakat bilgiyi işleme, öğrenme stilleri ve süreleri farklıdır. Bu yüzden çocuğu disleksi tanısı almış ailelerin telaşlanmasına, çocuğunda gelişimsel bir sorun ya da yetersizlik olduğunu düşünüp endişelenmesine gerek yoktur. İlk olarak yapılması gereken bu durumu kabullenmek ve ardından “Bu konuda neler yapabilirim? Çocuğuma nasıl yardımcı olabilirim?” sorularına cevap aramaktır. Dislektik olsun ya da olmasın her çocuğun hatta her insanın iyi olduğu ya da güçlük çektiği alanlar vardır. Bu nedenle çocuğun güçlü ve zayıf yanları tespit edilmelidir. Zayıf olduğu alanlar güçlendirilmeye çalışılmalı, güçlü olduğu alanlarda desteklenmelidir ki çocuğun benlik saygısı zedelenmesin. Bunu yaparken çocuğu diğer çocuklarla kıyaslamamak çok önemlidir. Kıyaslama yapmak çocuğun kendine olan güvenini zedeler, hevesini kırar, çocuğu üzer ve endişelendirir. Başaramadığı şeyler için onu yargılamayın, suçlamayın, azarlamayın. Bu durumun beyindeki yapısal ve işlevsel bir durumdan kaynaklandığını unutmayın. Sabırlı olun. Çocuğunuzu yaptığı işlerden ötürü takdir edin. Olumlu yaklaşımlar öğrenmesini kolaylaştıracaktır.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLAR NASIL ÖĞRENİRLER ?

Dislektik çocuklar diğer çocuklardan farklı stil ve yöntemlerle öğrenirler. Okul harici özel eğitim çocukların sınıf arkadaşlarıyla akademik anlamda performansının uçurumlaşmaması için oldukça fayda sağlayacaktır. Özel eğitim süresi boyunca çocuklara bireysel akademik destek verilmelidir. Bireysel uygulanan bu yöntemle çocukların öğrendiği bilgiler yeniden yapılandırılmalıdır.
Bu özel çocuklara sahip anne babalar için en büyük tavsiye ise sabırlı olmaları gerektiğidir. Disleksi yaşam boyu sürecek bir mücadeledir, üzerine çalışıldığında kontrol altına alınabilir. Çocukların benlik saygılarını düşürmemek için kıyastan kaçmalı, öğrenebilecekleri her türlü ortamı en başta kendileri evde hazırlamalı ve her şeyden önce aceleci davranmamaları gerekmektedir.

DİSLEKSİ BELİRTİLERİ

*Kelimeleri tersten okumak, kelimeleri atlamak, heceleri atlamak, heceleri karıştırmak, harfleri karıştırmak, duraksayarak okumak gibi …

*Harfleri ters yazmak, bazı harflerle rakamları karıştırmak, kısacası birbirine benzer sembolleri karıştırıp hatalı kullanımlar. Örnek: “E” harfini ters yazmak veya “E” yerine “3” rakamını kullanmak.

*Yazı yazarken harf veya hece atlamak.

*Okuma hızının yaşıtlarına göre daha düşük olması, heceleyerek okumak.

*Basit komutları takip etmede güçlük. Örnek: Sağını, solunu karıştırmak, ayakkabılarını ters giymek. Bu gibi durumlar yaşıtlarından geri kalmalarına sebep olur.

DİSLEKSİ HASTALIK MIDIR?

Disleksi çok bilinmemesine rağmen yaygın bir sorundur. Toplumsal yaygınlığı % 8-10 oranındadır. Yapılan araştırmalar erkeklerde kızlara oranla 3-4 kat daha fazla görüldüğünü tespit etmiştir. Ayrıca solaklarda daha yaygın olarak görülmektedir. Okuma güçlüğü çeken pek çok çocukta zeka geriliğinden şüphelenilmiştir. Oysa disleksi zeka eksikliği göstergesi değildir. Dislektik çocuklar normal ve çoğu zaman da normalin üstünde bir zekaya sahiptir. Disleksi bir hastalık değil, öğrenmeyle ilgili zihinsel süreçlerde bir farklılıktır. Yaş ilerledikçe kaybolmaz. Yetişkin hayatında da yavaş okuma ve güç okuma şeklinde kendini gösterebilir. Bu yüzden küçük yaşlarda üzerinde durulması gereken bir konudur. Genellikle ilkokul çağlarında, okumaya başlama aşamasında kendini gösterebilir. Riskli çocukların özellikle okul öncesi dönemde dikkatle izlenmesi gerekir. Erken tanı oldukça önemlidir. Okul öncesi dönemde zekâsı normal olduğu halde konuşma gelişiminde gecikme, aşırı hareketlilik, algılama sorunları ve koordinasyon zayıflığı olan riskli çocukların öğrenme bozukluğu açısından değerlendirilmesi, erken tanı ve müdahale için önem taşır. Erken tanı konulduğu oranda çocuklar akranlarına yetişebilmektedir. Dislektik çocukların başarılı olamayacağı düşüncesi doğru değildir. Albert Einstein, Leonardo da Vinci, Mozart gibi ünlü isimler de aynı sorunu yaşamış fakat oldukça başarılı olabilmişlerdir.

DİSLEKSİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Özgül öğrenme güçlüğü yaşam boyu devam edebilen bir bozukluktur. Özgül Öğrenme Güçlüğünün tedavisi psikososyal bir eğitimden geçer.
Bu uygulamalar içinde çocuğun gelişimini yetersiz kılan psikolojik sürecin ya da süreçlerin belirlenmesi ve düzeltilmesi gerekmektedir. Eğitim, görsel, işitsel, dokunma ve kinestetik algının geliştirilmesini, bu algılara ait ayrımlaştırma, dikkat ve bellek, ardışıklık yeteneklerinin arttırılmasını, motor koordinasyon becerilerinin geliştirilmesini içermektedir.
Ayrıca fonetik farkındalığın arttırılması, dinleme, konuşma, okuma, yazma (dil) becerilerinin geliştirilmesi, kavram ve düşünme süreçlerinin gelişiminin desteklenmesi bu süreç eğitimi içinde yer almaktadır. Çeşitli algıları destekleyici ya da iyileştirici bu çalışmalar, akademik becerilerin eğitimi ile birlikte verilmektedir.
Tüm bunların ötesinde çocukların doğal ortamlarda daha fazla zaman geçirmesi için gerekli çalışmaların yapılması, eğitimin dört duvar arasından çıkarılıp uygulama ağırlıklı bir anlayışın eğitimciler tarafından desteklenmesi gerekmektedir.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLAR NELER HİSSEDERLER? NASIL YAKLAŞILMASI GEREKİR?

Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar değersizlik hissi, düşük özgüven algısı yaşarlar. Sıklıkla görülen bir durum olmamasına rağmen tüm bunlar depresyon için bir alt yapı oluşturabilir. Çocuklar yetişkinlerin aksine üzüntülerini çok sık dile getirmeden daha mutlu görünmeye çalışabilirler. Fakat kesin bir yargıya varmak için dikkat edilmesi gereken özellikler şunlardır: kendisi hakkında ve dünya ile ilgili olumsuz şeyler düşünme, değersizlik hissi, yaşadıkları güzel anlara negatif yaklaşma ve gelecek hakkında olumsuz düşünmek.
Çocukların bu tür kötü düşüncelerle baş etmesi için onlara; her koşulda onların yanında olduğumuzu hatırlatmak gerekir. Yapabildiklerinden dolayı onları takdir etmek gerekir. Böylece çocuk kendisine olan güvenini yitirmemiş olur.

DİSLEKTİK ÇOCUKLAR NASIL HİSSEDERLER?

Dislektik çocuklar bir beceriyi yaşıtları gibi yerine getiremez ve kendisini yaşıtlarının seviyesinden altta görmeye başlar. Kendi becerileri ile ilgili yaşadıkları hayal kırıklığı, çevreleri tarafından maruz kaldıkları baskı sonucu daha öfkeli olabilirler. Araştırmalar okumayı öğrenme süreci zorlaştıkça ve karmaşıklaştıkça, öfkenin arttığını ve bu öfkenin sınıf arkadaşlarına yöneltildiğini gözlemlemiştir. Dislektik çocukların duyduğu öfke bir süre sonra kızgınlığa yol açar. Kızgınlık genellikle okul ve öğretmene karşıdır. Çocuklar okulda kızdıkları zaman bunu çok fazla açığa çıkarmazlar. Pasif kalmayı, küsmeyi ya da bir köşeye çekilmeyi tercih ederler. Fakat ev ortamında kızgınlıklarını ebeveynlerine karşı yöneltirler. Özellikle anneler öfke patlamalarına daha sık tanık olurlar. “Yapamayacağım” ve “tekrar tekrar başarısız olacağım” hissi dislektik çocukların endişe duymasına yol açar. Yapabildikleri konular hakkında endişeye kapılırlar ve başarabilecekleri düzeyin altında bir performans sergilerler. Duydukları endişeden dolayı verilen görevden kaçınmaya başlarlar.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLARIN AİLELERİ UZMANLAR VE ÖĞRETMENLER İLE İŞ BİRLİĞİ YAPMALIDIR

Uzman-Aile-Öğretmen işbirliği sağlanmalı, görüşmeler düzenli biçimde yapılmalıdır. Sadece sorun ortaya çıktığında görüşmek yerine belirli aralıklarla görüşmek daha yararlı olacaktır. Çocuğun başarılarını yakalamak ve övmek için hep tetikte olun. Çocuklar, o kadar fazla başarısızlık yaşarlar ki, verebileceğiniz her türlü olumlu tepkiye ihtiyaçları vardır. Göz ardı edilmemesi gereken diğer bir nokta da; bu öğrencilerin övgüye çok olumlu tepki verdikleridir. Cesarete, çok ihtiyaçları vardır. Öğrenme güçlüğüne sahip bireylerin öz güven duygularını geliştirmek, yapabileceklerine dair inançlarını arttırmak çok önemlidir. Amaç bireylerin kendine, çevresine faydalı olmalarını, toplumla uzlaşmalarını sağlamaktır. Bu amaç ile aileler, psikologlar, öğretmenler ve tüm uzmanlar işbirliği yapmalı ve bireylerin gelişimine destek olmalıdır. Farklılıkları olan tüm bireylere gereksinim duydukları ortamı hazırladığımızda, kendi yapabileceklerinin en iyisini yapacaklarını unutmayalım.

ÇOCUĞUNUZ MATEMATİKSEL İŞLEMLERİ YAPMAKTA GÜÇLÜK YAŞIYOR MU?

Diskalkuli öğrenme güçlüğünün bir türü olup, matematiksel işlemlerde yaşanan güçlüğün genel adıdır. Belirtilerinden bazıları aşağıdaki gibidir;
.Rakamları ters yazar

· Sayı kavramını anlatmakta zorlanır (beş mi -bir mi büyüktür, hangisi az gibi)

· Bazı aritmetik sembolleri öğrenmekte zorlanır

· Sayıları karıştırır (6-9,12-21 gibi)

· Geometrik şekilleri çizmekte güçlenir

· Kesirleri ve grafikleri kavrayamaz

· Ölçüm ve olasılıklar hesaplarında güçlük çeker

· Pek çok problemi (zihinden çözdüğü halde) kâğıt ve kalemle çözemez.

· Çarpım tablosunu ezberlemekte zorlanır.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLARLA ÇALIŞIRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

Öğrenme güçlüğü yaşayan bireye, yaşadığı güçlüklerin zekası ile ilgili bir problem olmadığı, farklı öğrendiği, öğrenme için daha fazla zaman ayırması ve çaba göstermesi gerektiği uygun bir dille anlatılmalıdır. Bu şekilde birey, eğitim sürecinde belirlenen hedeflere ulaşmak için daha etkin katılım gösterebilecektir. Bilgiyi işleme süreçlerinde birtakım farklılıklar olduğu için yeni bir bilgiyi öğrenmede daha fazla zaman ve çabaya ihtiyaç duymaktadırlar.Bu nedenle onlarla çalışırken sabırlı olmak, hoşgörülü olmak ve yapabileceklerine dair cesaret vermek yararlı olacaktır.
Etkinlik süresince bireyin herhangi bir tepki vermeden önce düşünmesi sağlanmalı, bireyin kendisinin kullanabileceği stratejiler geliştirerek kendine yeterli ve bağımsız çalışabilmesi desteklenmelidir. Örneğin; okuduğunu anlamayı artırmak için kendi kendini sorgulama tekniği bireye öğretilebilir. Bunun için bireyin kendisine “Bu metne neden çalışıyorum?”, “Metnin ana fikri ne?” gibi sorular sorarak nasıl daha fazla bilgi edinebileceğini araştırması sağlanabilir. Ayrıca bireylerin kendi hatalarını kendilerinin bulmasına olanak verilmelidir.
Öğrenme güçlüğü olan öğrenciler düzenli ortamlara ihtiyaç duyarlar. Dış dünyalarının düzenlenebilmesi için listeler yapın. Ne yapacaklarını unutan ya da bilemeyen çocuklar bu listeleri çok faydalı bulacaklardır. Onların hatırlatılmaya, uygulama ve tekrar yapmaya, yönlendirmeye, sınırlar konulmasına ve düzene ihtiyaçları vardır. Çalışma, dinlenme zamanlarının planlanması hem ders hem de dinlenme için zaman ayırmalarına yardımcı olacaktır.
Hatırlamalarına yardımcı olabilmek için onlara ipuçları, kafiyeler, kodlar, gruplandırmalar vb. bellek geliştirilmesine yardımcı olacak yöntemler kullanılmalıdır. Talimatlarınızı basitleştirin. Zamanlamayı basitleştirin. Basit cümleleri kavramak daha kolaydır. Büyük projeleri, küçük ve bitirilmesi kolay parçalara bölün. Büyük projeler söz konusu öğrencilerin hemen yılmasına ve “Ben bunu bitirmeyi asla başaramam” demelerine neden olur. Oysa büyük bir işi, kolayca başarılabilir küçük parçalara bölmek onları ürkütmeyecek ve öz güven duygusu desteklenmiş olacaktır.

DİSLEKSİ’DE ERKEN TANI KRİTERLERİ- MOTOR BECERİLER

· Emeklemede güçlük

· Merdiven inip çıkmada güçlük

· Çizim veya kopyalamaya karşı isteksizlik

· Düğme iliklemede ve bağcık bağlamada güçlük

· Makas kullanma gibi becerilerde güçlük

· Çatal – kaşık kullanmada güçlük

· Geometri şekilleri çizmede güçlük

· Kalem tutuşunun hatalı olması

· Hareket eden topu tutmada zorlanma

· Top zıplatmada güçlük

· Bisiklet binme ya da ip atlamada güçlük

· Düşünmeden harekete geçmek

DİSLEKSİ’NİN ERKEN TANI KRİTERLERİ

OKUL ÖNCESİ DÖNEMİ BELİRTİLERİ

Dil Alanı

· Geciken Konuşma

· Kelimeleri doğru telaffuz etmekte güçlük

· Sözcük dağarcığının yetersiz olması

· Sözcük bulmada ve isimlendirmede güçlük

· Temel sözcükleri karıştırmak

· Hece çevirmek

· Harf ses ilişkisini öğrenmede güçlük

· Kafiyeli sözcüklerde güçlük

· Peltek konuşma

· Sözlü ifadede sorun yaşama

ÇOCUKLARDA DİSLEKSİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Öğrenme bozukluğu olan çocukların genel özellikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir;
-Konuşmanın öğrenilmesinde gecikme,
-Alfabedeki harf ve seslerin öğrenilmesinde zorluk,
-Okumayı geç ve zor öğrenme,
-Yavaş ve hatalı okuma,
-Yazıların doğru yazılmasında zorluk,
-Matematik konusunda güçlük,
-Çarpım tablosunu öğrenememe,
-İmla ve noktalama konusunda hatalar,
-Kelimelerin hecelenmesinde yanlışlık, hece atlama, heceleri tersten okuma/yazma,
-Sesli okuma sırasında vurgulamaların inişli çıkışlı olması,
-Zaman ve yön kavramları birbirine karıştırma,
-Dikkat dağınıklığı veya erken unutma,
-Şekiller, semboller ve işaretlerin tersten algılanması ve yazılması

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUĞA NASIL YAKLAŞILMALIDIR?

Okuma bozukluğu veya genel adıyla öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların genellikle çok iyi olduğu özel ilgi alanları vardır. Onları keşfedin ve üzerine gidin. Çocuğunuzun başarısı onu motive edecek ve özgüvenini artıracaktır. Çocuğunuza çeşitli görevler verin. Ona güvendiğinizi söyleyin ve bu küçük görevlerini takip edin. Yerine getirdiği işler için onu tebrik ederek motive edin. Okuma bozukluğu, öğrenme güçlüğü çeken çocukların dikkat süreleri de oldukça kısa olabiliyor. Çocuğunuzun ders masasında dikkati dağıtıcı eşyalar olmamasına özen gösterin. Odasını da dağınık değil; her zaman düzenli tutun. Az önce oyunlardan bahsettik fakat okul ödevi, ders, kitap okuma gibi işleri de mümkün olduğunca oyunlaştırmaya çalışın. Örneğin, çocuğunuz ders çalışırken siz de bir şeyler karalayabilirsiniz. “Hadi birlikte ödevlerimizi yapalım” diyebilir, sırayla okuma gibi faaliyetler gerçekleştirebilirsiniz. Öğrenme bozukluğu olan çocukların yukarıda bahsettiğimiz bir takım olumsuzluklar nedeniyle içine kapanık olabileceklerini unutmayın. Sevgi çok büyük bir güçtür ve ona olan sevginizi her fırsatta sergileyin. Başarısız olduğu konularda üzülmeyin ve ona olan sevginizin, bir işi başarmasıyla alakalı olmadığını hissettirin.

DİSLESKSİ OLAN ÇOCUĞA NASIL YARDIM EDİLİR?

Çocuğunuz veya öğrenciniz okuma güçlüğü çekiyorsa sabırlı olun ve ilginizi azaltmayın. Metinleri sesli okumasını isteyin. Sesli okuma esnasında hem çocuk, hem de siz nerelerde hata yapıldığını görebilir ve düzeltebilirsiniz. Sesli okuma, disleksi için iyi bir egzersizdir.Öğrenme güçlüğü çeken çocukların özgüvenlerinde hasar oluşmaması için onları devamlı tebrik etmek gerekir. Her başarısını tebrik edin ve onunla gurur duyduğunuzu ifade edin. Bu davranış çocuğun başarma isteğini kamçılar. Sevdiği materyaller ile kendisini geliştirmesini sağlayın. Disleksili çocuklar oyunlarla yakından ilgilidirler. Doğru seçilmiş oyunlar disleksi egzersizleri niteliğindedir. Çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamayın ve öğrenme güçlüğü olan çocukların bu konuda çok daha hassas olabileceklerini unutmayın.Sadece sizin dikkatli davranmanız yetmez. Durumu okuldaki görevlilerle de görüşerek dislektik çocuğa nasıl davranılması gerektiği konusunda bilgilerinizi onlarla da paylaşın.

DİSLEKSİ İLE İLGİLİ BİLİNMESİ GEREKENLER

Özel Öğrenme Güçlüğü, akademik, dil, konuşma ya da motor beceriler gibi özel alanlardaki yetersiz gelişmeler olarak kendisini göstermektedir. Öğrenme bozukluğuna sahip bireyler normal ya da normal üstü zekaya sahip olmalarına rağmen içinde bulundukları gelişimsel döneme bağlı olarak kendilerinden beklenen akademik becerileri kazanmakta zorluk yaşamaktadır.Disleksi, Öğrenme Güçlüğü’nün bir türüdür.
DİSLEKSİ: Okuma bozukluklarının genel adıdır. Üç tip okuma bozukluğu bulunmaktadır. Buna göre harf ve ses ilişkisinin bozulduğu disfonetik okuma güçlüğü, kelimelerin bir bütün olarak değil harf harf olarak okunduğu diseidetik okuma bozukluğu ve bunların karışımından oluşan üçüncü tip okuma bozukluğu bulunmaktadır. Ayrıca dislektik bireyler kelime tanıma, okuduğunu anlama ve tipik olarak da yazarken harf karıştırma konularında belirgin güçlük yaşamaktadır. Bu bireyler sözlü olarak okuma yaptıklarında yaşıyla uyumlu olmayan bir biçimde kelimelerin okunuşunda çarpıtma, ekleme veya eksiklikler yaparlar.

DİSLEKSİ NEDİR? NE DEĞİLDİR?

Disleksi, zeka düzeyi normal veya yüksek bireylerde görülen gelişimsel okuma güçlüğüdür. Genel olarak toplumdaki sıklığının % 5 – %7 arasında olduğu öngörülmektedir. Bu istatistikler bize okullarda, 30 kişilik sınıflarda 2 – 3 disleksi olgusu olabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte disleksi için özel okullar yoktur ama özel eğitim kursları ve programları vardır.
Dislektik çocuklar diğer çocuklardan farklı stil ve yöntemlerle öğrenirler. Okul harici özel eğitim çocukların sınıf arkadaşlarıyla akademik anlamda performansının uçurumlaşmaması için oldukça fayda sağlayacaktır.

DİSLEKSİ’DE ERKEN TANI KRİTERLERİ

-Kelimeleri yanlış söyleme ,
-Kafiye bulmakta güçlük (masa-kasa vs)
-Oyunları sürdürememek, çabuk sıkılmak,
-Çatal, makas kullanma, bağcık bağlamada güçlük,
-Ayakkabılarını ters giyme,
– Daire, kare gibi şekilleri kopyalayamama,
-Taşırmadan boyama yapamama,
-Bisiklete binememe,
-Kendi ilgi alanı dışındaki aktivitelere karşı isteksizlik,
-Benzerlikleri fark edememe,
-Sağını solunu karıştırma,
-Sıraya koyma güçlüğü,
-Renkleri öğrenememe, karıştırma…

HANGİ YAŞLARDA ORTAYA ÇIKAR? CİNSİYET FARKI VAR MIDIR?

HANGİ YAŞLARDA ORTAYA ÇIKAR? CİNSİYET FARKI VAR MIDIR?
Genellikle ilkokula başlanıldığı sırada, okumaya başlangıç aşamasında kendini gösterebilir. Bu çocukların tahtaya yazılan yazıları defterlerine not etmeleri de zor olmaktadır. Defterlerde genelde uzun cümlelerin yerine kısa cümleler ve kelimeler bulunur. Bazı kelimeleri yazmayı unuttuklarından cümleler bazen anlaşılmaz olabilir. Yapılan araştırmalarda erkeklerde kızlarına oranla 3-4 kat daha fazla görüldüğü tespit edilmiştir.

Disleksinin ilkokul düzeyi çocuklarda belirtileri nelerdir?

-Okul başarısının zekasına ve yaşına göre beklenenden düşük olması,
-Bazı konularda başarılı iken bazı konularda başarısız olması (örneğin; matematik dersi iyiyken geometriden çok başarısız olması)
-Yavaş okuma,
-Bazı harfleri yazarken ve ya okurken karıştırma (p-b, b-d, k-t, y-h, 6-9,2-5)
-Tersten yazma (ismini Ahmet yerine temhA)
-Kelimenin sonlarını uydurarak okuma,
-Okumaya karşı isteksizlik,
-Yazma ödevlerinden kaçınma,
-Yavaş yazma,
-Tahtadan ödevini geçirmekte zorlanma

Öğrenme bozukluğu olan çocuk neler hisseder, neler yaşar?
“Hiçbir şeyi doğru yapamıyorum.”, “Ben yeterince iyi değilim.”, “Ben aptalım.”, “Ben geri zekâlıyım.”, “Kimse beni sevmiyor.” gibi duygu ve düşünceler öğrenme bozukluğu olan ve psikolojik destek almayan çocukların hissettiklerinden yalnızca bir kısmı.

Disleksi ilk defa ne zaman keşfedildi?
1896 yılında bir İngiliz doktor olan W. Pringle Morgan tarafından elde edildi ve British Medical Journal’da yayınlandı.

Dislektiklerin güçlü oldukları yanlar nelerdir?

DİSLEKSİ NE ZAMAN ANLAŞILIR?

Genellikle okumaya başlama döneminde fark edilir. Dislektik çocuklar, yaşıtlarına göre daha geç okumaya ve yazmaya başlar. Yer ve zaman kavramında sorunlar, okurken kelime atlama, kelimeleri tersten okuma, harfleri karıştırma, yazı yazmada zorluk ve yazım hatası dislektik çocuklarda görülen belirtiler arasındadır. Ancak, 0-6 yaş döneminde de fark edilebilir. Her durumda olduğu gibi ‘Disleksi’de de erken tanı oldukça önemlidir.
0-6 yaş yaş dönemi belirtilerinden bazıları şunlardır:
*Renkleri öğrenmede güçlük yaşarlar.
*Sayıları öğrenmede güçlük yaşarlar.
*Sağ-sol kavramlarını birbirine karıştırabilirler.

DİSLEKSİ VE TÜRLERİ

Disleksi, kişinin okuma, yazma, konuşma, dinleme, matematik gibi becerilerinde sorun yaşamasına neden olan bir öğrenme bozukluğudur. Öğrenme bozukluğu disgrafi (yazma bozukluğu), disleksi (okuma bozukluğu) ve diskalkuli (matematik bozukluğu) olmak üzere 3 başlıkta incelenir. Disleksi görme ile ilgili bir sorun değil, dil ile ilgili bir bozukluktur. Herhangi bir zeka eksikliğinden kaynaklanmaz. Disleksi tanısı koyabilmek için zeka düzeyinde problem olmaması gerekir. Doğuştan gelen bir öğrenme bozukluğu olan disleksi doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrasında ortaya çıkan etkenlere bağlıdır. Yetersiz beslenme, hamilelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar, ilaç kullanımı doğum öncesi disleksiye, uzun ve zor doğum, plasenta ve göbek kordonu anomalileri doğum sırasında oluşan disleksiye, doğumdan sonra nefes almada gecikme, erken yaşta geçirilen ateşli hastalıklar doğum sırasında oluşan disleksi nedenlerindendir. Aynı zamanda kalıtsal faktörlere bağlı olarak da ortaya çıkabilir.

DİSLEKSİ NEDİR? DİSLEKSİ BELİRTİLERİ NELERDİR? NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Disleksi erken çocukluk çağında anlaşılabildiği gibi, bu çocuklar özel eğitimle diğer yaşıtlarından daha farklı stillerde öğrenirler. Belirtileri kendini; harfleri karıştırma, yazılı dil ile zorluk yaşama, dinleyerek ve okuyarak kavrama arasında çok büyük fark olması, heceleme problemleri şeklinde gösterir.Disleksi bozukluğuna sahip kişilerin çoğu zaman şehir efsanesi haline gelmişin tam tersine üstün zekalı oldukları saptanmıştır.Buna en iyi örnek Albert Einstein’dır.Disleksili çocuklar özel çocuklardır ve okuma/öğrenme bozukluğu zekayla alakalı bir durum değildir.Sadece desteklenmeleri gerekmektedir.Eğer çocuğunuzun disleksi bozukluğuna sahip olduğunu düşünen bir anne baba iseniz, hiç beklemeden bir tanı merkezine başvurmalısınız.Disleksili çocuklara sahip ebeveynler için en önemli tavsiyeler sabırlı olmaları,çocukları motive ve takdir ederek özgüven-benlik saygısında hasara uğratmamaları,çocukların özel yeteneklerine yönelmeleri ve öğretmen/okul idaresi ile birlikte hareket edip işbirliği yapmalarıdır. Genel olarak öğrenme güçlüğü için disleksi desekte; disleksi kendi içerisinde de ayrılmaktadır.Eğer problem ‘okuma ağırlıklı’ ise; disleksi, ‘yazma odaklı’ ise;disgrafi, eğer matematiksel işlemleri yapmakta güçlük yaşanıyor ise ‘diskalkulidir’.
En etkili tedavi yöntemi, alanında uzman kişilerden özel eğitim desteği almaktır.

DİSLEKSİ (ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ-ÖÖG) İLE İLGİLİ BİLİNEN YANLIŞLAR?

ÖÖG, bir hastalıktır. ÖÖG kesinlikle bir hastalık değildir. Bu yüzden, bir ilacı da yoktur. Çocuk, ÖÖG’nin neden olduğu sorunlar ile baş etme stratejileri geliştirir.
ÖÖG, zihinsel bir problemdir. ÖÖG, zihinsel bir problem değildir. Aksine, zeka puanları ortalama veya ortalama üstüdür.
ÖÖG zamanla geçer. ÖÖG, zamanla yok olabilen bir durum değildir. Gelişimsel bir problemdir ve ömür boyu sürer. Önemli olan ÖÖG ile yaşamayı öğrenmektir.
ÖÖG, tembelliktir, şımarıklıktır. ÖÖG, tembellik veya şımarıklık değildir. İstediği zaman yapıyor, istemediği zaman yapmıyor gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir. Beyinlerinde gerçekleşen bazı hatalı işlemlerden kaynaklı olarak farklı algılarlar. Ama şu doğrudur ki, her zaman aynı performansı gösteremezler. Bir gün çok iyiyken, diğer gün çok kötü bir performans sergileyebilirler.
ÖÖG, dahi hastalığıdır. Her ÖÖG’li çocuk dahi değildir. Çok özel yetenekler sergilemelerini beklemek, çoğu zaman hem aileyi hem çocuğu yorabilmekte ve üzebilmektedir. Fakat, farklı düşünebilme yetenekleri olabileceği için dahi potansiyeli olan ÖÖG’liler olabilir.

DİSLEKSİ HASTALIK MIDIR?

Genellikle çocukluk çağında ve okumaya başlamasıyla fark ediliyor. Bir hastalık değil, öğrenmeyle ilgili zihinsel süreçlerde bir farklılık.
Disleksi, doğuştan gelen gelişimsel olarak ortaya çıkan ve travmaya bağlı olarak ortaya çıkan disleksi diye ikiye ayrılır. Doğuştan gelen disleksiler doğum öncesi, doğum sonrası veya doğum sırasında meydana gelen komplikasyonlar şeklindedir. Doğum öncesi disleksi, yetersiz ve dengesiz beslenme ile veya gebelik sırasında bilinçsiz bir şekilde kullanılan ilaçlar nedeniyle ortaya çıkabilir. Doğumun uzun sürmesi ve zor olması, bebeğin doğum sonrasında nefes almada zorlanması, bebeğin ateşli hastalık geçirmesi de disleksinin ortaya çıkma nedenlerindendir.

DİSLEKSİ’NİN İLKOKUL DÜZEYİNDEKİ ÇOCUKLARDA BELİRTİLERİ NELERDİR?

Disleksinin ilkokul düzeyi çocuklarda belirtileri nelerdir?

-Okul başarısının zekasına ve yaşına göre beklenenden düşük olması,
-Bazı konularda başarılı iken bazı konularda başarısız olması (örneğin; matematik dersi iyiyken geometriden çok başarısız olması)
-Yavaş okuma,
-Bazı harfleri yazarken ve ya okurken karıştırma (p-b, b-d, k-t, y-h, 6-9,2-5)
-Tersten yazma (ismini Ahmet yerine temhA)
-Kelimenin sonlarını uydurarak okuma,
-Okumaya karşı isteksizlik,
-Yazma ödevlerinden kaçınma,
-Yavaş yazma,
-Tahtadan ödevini geçirmekte zorlanma

Öğrenme bozukluğu olan çocuk neler hisseder, neler yaşar?
“Hiçbir şeyi doğru yapamıyorum.”, “Ben yeterince iyi değilim.”, “Ben aptalım.”, “Ben geri zekâlıyım.”, “Kimse beni sevmiyor.” gibi duygu ve düşünceler öğrenme bozukluğu olan ve psikolojik destek almayan çocukların hissettiklerinden yalnızca bir kısmı.

DİSLEKSİ OLAN KİŞİLERİN HAYATINI KOLAYLAŞTIRMAK İÇİN TAVSİYELER

1. Okul ve Öğretmenleri ile Konuşun
Çocuğunuzun durumuya ilgili okulu bilgilendirin ve onlarla iş birliği içinde olmaya çalışın. Özgül öğrenme güçlüğü ve dislektik çocuklara karşı hassas olunması gereken noktaları onlarla paylaşın. Öğretmenleri ile iş birliği yaparak çocuğunuzun okulda yaşayabileceği olumsuz deneyimleri azaltabilir; onun motivasyonunu ve kendine olan güvenini daha yüksek tutabilirsiniz.
2. Başarı Hikayelerini Hatırlatın
Özgül öğrenme güçlüğü olan ancak ilgi duydukları alanda çok önemli işler başarmış ve tanınmış isimler vardır; Albert Einstein, Mozart, Leonardo da Vinci, Walt Disney, Thomas Edison, Steve Jobs, Agatha Christie, John Lennon, Winston Churchill, Henry Ford, Jules Verne, Robin Williams, Orlando Bloom, Tom Cruise, Steven Spielberg, Jay Leno, Tommy Hilfiger, Muhammad Ali, Keira Knightley Cher, gibi. Bu hikayeleri onlarla paylaşın ve başarılarından ilham alarak yüreklenmelerini sağlayın.
Dislektikler oldukça yaratıcı, olaylara farklı perspektiflerden bakan, ezberbozan bireylerdir ve dünyamız onlar olmadan çok sıkıcı bir yer olurdu. Çocuklarınızın da iyi bir ekip desteği ve güçlü yönlerinin desteklenmesi ile çok başarılı olabileceklerini unutmayın.

DİSLEKSİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Disleksi nasıl yönetilir?

Disleksi, psiko-pedagojik yöntemlerle tedavi edilir ve giderilir. İlk olarak, çocuğun psiko-pedagojik değerlendirilmesinin yapılması gerekir. Psiko-pedagojik değerlendirmede 3 ana amaç mevcuttur:
*Öğrencinin zorlandığı alanları bulmak: Görsel algı, işitsel algı, motor koordinasyon, sıralama, organizasyon, hafıza beceri ve özelliklerinin incelenmesi.
*Farklılıkların tespit edilmesi / Tutarsızlıkların belirlenmesi: Bu durumda, tek başına bir yöntem yeterli veri ve bilgi sağlamıyor. Tanı ve terapide mutlaka aile ve öğretmen iş birliği içerisinde olmalı. Psiko-pedagojik değerlendirmede anne babayla, çocukla ve sınıf öğretmeni ile görüşme yapılır. Hangi alanlarda aksamalar olduğunu tespit etmek amacıyla, çeşitli test tekniklerinden faydalanılır.

DİSLEKSİ’NİN NEDENLERİ?

Disleksi doğuştan gelen gelişimsel ve travmaya bağlı disleksi olarak iki kısıma ayrılmaktadır. Doğuştan gelen disleksi doğum öncesi, doğum sırasında ve doğum sonrası durumlara bağlı olarak üçe ayrılmaktadır. Doğum öncesi disleksiye, yetersiz ve dengesiz beslenme, gebelik sırasında geçirilen enfeksiyonlar ve bilinçsiz ilaç kullanımı etken olabilmektedir. Uzun ve zor doğum plesenta anomalileri doğum sırasında oluşan disleksiye, doğumdan sonra bebeğin nefes almasındaki gecikme ve geçirdiği ateşli hastalıklar da doğum sonrası oluşan disleksi nedenlerindendir. Kalıtsal etmenlere bağlı olarak da disleksi kendini gösterebilmektedir.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLARIN GÜÇLÜ YANLARI NELERDİR?

*Ortalamanın üzerinde bir merak araştırma ruhuna sahiptirler. Her şeyi araştırmaktan ve sormaktan hoşlanırlar.
*Çevrelerinde olup bitenler ya da yer alanlar hakkında oldukça yüksek bir farkındalık yakalamışlardır.
*Kelimelerle düşünmek yerine resimlerle düşünürler.
*Sezgisel bir düşünüş ve anlayışa sahiptirler.
*Çok boyutlu olarak düşünür ve algılarlar.
*Düşüncelerini realiteye, şekil, imaj ya da biçimlere dökebilirler.
*Çok renkli ve kuvvetli hayalleri vardır. Düşündüklerini hayal güçlerinde oldukça canlı ve berrak şekilde canlandırabilirler.
*Beyinlerinin işleyişini, algılarını değiştirmek ya da farklı algılar yaratmak üzere kullanabilirler.
*Mekânsal muhakeme ve görsel kavrayış yetenekleri güçlüdür.
*Üretken bir düşünce yapısına sahiptirler yeni ve farklı fikirler üretirler

DİSLEKSİ İÇİN NELER YAPILMALIDIR?

Disleksi, gelişimsel okuma güçlüğü olarak da nitelendirilir. Bu tanıma uygun çocuklara ait özellikler şöyle sıralanabilir; Disleksili çocuklar sağ-sol, üst-alt, önce-sonra kavramlarını karıştırabilirler. Kendi sağlarını-sollarını ayırt etmekte güçlük çekebilirler. Çoğunda el-bacak-göz dominansı karışıktır ya da soldadır. Benzer biçimdeki harfleri (b/d ya da p/b gibi) birbirinden ayırmakta güçlük çeker ve bunları birbiri yerine kullanabilirler. Birbirlerine benzeyen sesleri (b/m gibi f/v gibi) ayıramayıp bunları birbiri yerine kullanabilirler. Okurken cümle içinde kelime atlamaları görülür ya da farklı satırlardan okumayı sürdürebilirler.
*Disleksi şüphesi olan bir çocuk uzman kişi tarafından değerlendirilmelidir. Yapılan değerlendirme sonucu çocuğa bireysel özel eğitim desteği verilmelidir. Disleksi’nin ilaçla ile tedavisi mümkün değildir.

DİSLEKSİ NASIL ANLAŞILIR?

Disleksi, okuma, heceleme ve yazmada görülmekte olan zorluklara işaret eden bir öğrenme bozukluğudur. Kişinin zeka düzeyi ile disleksi arasında herhangi bir korelasyon bulunmamakla birlikte, bu öğrenmek bozukluğu kişinin hayatı boyunca ona eşlik eder ancak gerekli destek sağlandığı takdirde disleksi kişinin hayatında bir zorluk olmaktan çıkar.
Kişinin disleksi olup olmadığı çoğu zaman ilkokul çağına geldiğinde ailesi tarafından fark edilir ve bir uzmana götürülür. Disleksinin semptomları kişiden kişiye değişkenlik gösterebilir fakat bazı karakteristik özellikleri vardır. Görülen en yaygın işaretlerden birisi kelimeleri kodlamada yaşanan sıkıntıdır. Kişi, heceler ve sesleri birbiriyle eşleştiremez. Örneğin, limon sözcüğünü lomin yazmak gibi. Bir diğer yaygın semptom ise harf ve sayıları algılama yaşanan güçlüktür. Disleksiye sahip kişiler sayı veya harfleri ters olarak algılayabilirler. Örneğin, b harfini d olarak yazmak, 9 sayısının çubuğunu tam tersinden koymak gibi.
Disleksi, farklı yaş gruplarında farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Okul öncesi çağındaki çocuklarda görülen zorluklar genellikle yeni kelimeler öğrenirken, heceleri seslerle eşleştirirken ortaya çıkar. İlkokul döneminde ise, çocuğun kelimeyi hecelere ayırmakta sıkıntı yaşadığı gözlenir ve içinde bolca kelime geçen problemleri çözmede hata yapar. Ortaokul çağındaki çocuklarda ise semptomlar biraz daha farklıdır. Kişi, çokça heceleme hataları yapar ve cümleleri tekrar tekrar okur. Ayrıca, konuşma ile okuma hızında oldukça fark görülür; okuma becerisi, konuşma yetisine göre daha düşük bir seviyede ilerler.

DİSLEKSİ NE ZAMAN FARK EDİLİR?

Gelişimsel öğrenme güçlükleri genellikle okulun ilk yıllarında kendini gösterir, ama parlak zekalı çocuklar bu güçlükleri bir biçimde dengeleyip gidererek 9-10 yaşlarına kadar saklayabilirler. Bu sebeple parlak zekalı çocuklarda disleksinin fark edilmesi normal seviye zekaya sahip olan çocuklardan daha da geç gerçekleşir. Yine de daha erken dönemde belirtiler kendini belli etmeye başlayabilir. Sağı-solu ayırt etmede ve saati öğrenmede yaşıtlarına göre gecikmesi ve zorlanması, parayı tanımada güçlük çekmesi, ya da telefon numaralarında sayıları yer yer tersine çevirmesi gibi.

DİSLEKSİ’DE ERKEN TANININ ÖNEMİ

Disleksi genellikle ilkokul yıllarında fark edilen bir güçlüktür. Çocuklar okuma-yazmayı öğrendikleri dönemde yaşıtlarından daha yavaş okuma ve okumayı öğrenememe aile’yi tedirgin eder.Çocuk uzman bir kişi tarafından değerlendirilir.Çocuk disleksi tanısı alır ise mutlaka bu güçlükle ilgili destek almalıdır. Disleksi kendiliğinden geçecek bir durum değildir. Eğer üzerine gidilmez ise, yetişkinlik döneminde kisiler birtakım zorluklar ile karşılaşır: yavaş okuma, okudugunu anlamama….Ozetleyecek olursak erken tanı cocuğunuzun hayatını değistirir.

HECELEYEREK OKUMAK NE ANLAMA GELİR?

Kişinin kronolojik yaşı ve zeka düzeyi düşünüldüğünde, kişi okuma olarak yaşıtlarından daha geri kalmış ise ve heceleyerek okuyorsa disleksi’den şüphelenilmelidir. Ayrıca disleksi olan bireyler sesli okuma yapmaktan kaçınırlar. Okurken kelime veya satır atlayabilirler. Okuduğunu anlamada sorun yaşarlar. Bu yüzden kendilerini çok mutsuz ve başarısız hissedebilirler. Disleksi olduğundan şüphelenilen her birey uzman kişi tarafından değerlendirilmelidir. Yapılan değerlendirme sonucu kişi mutlaka özel eğitim desteği almalıdır.

DİSLEKSİ TEDAVİSİ

Disleksi’nin ilaç ile tedavisi mümkün değildir.

Disleksi olan birey uzman bir kişi tarafından değerlendirmeye alındıktan sonra, kişiye bireysel özel eğitim desteği uygulanması gerekir. Bu eğitim sürecinde kişi ‘yeniden yapılandırma’cı bir yaklaşım ile, kendi öğrenebildiği yöntemlerle öğrenme sürecine katkıda bulunur. Böylece kişi yaşıtlarıyla arasındaki farkı hemen hemen kapatmış olur.

DİSLEKSİ İLE İLGİLİ BİLİNMESİ GEREKENLER

*Disleksi Özel Öğrenme Güçlüğünün bir türüdür. Okuma ilgili zorlukların genel adıdır. 

*Özgül Öğrenme Güçlüğü -Disleksi belirtileri gösteren her çocuk aynı özellikleri taşımaz.Bu özelliklerinin belirlenmesi ve tanı alması için bir psikolog ve psikiyatrist tarafından yapılan ayrıntılı bir psiko-eğitsel değerlendirmeye ihtiyaç vardır.

*Özgül Öğrenme Güçlüğünün saptanması için yapılan değerlendirme sonuçlarından elde edilen bulgular, bunu destekleyici veriler içerdiğinde; özel eğitim ve psiko-pedagojik yaklaşımla yapılan, eğitsel terapiyi içeren, tedavi ve müdahale programı uygulanır. Uygulanan tedavinin süresi, çocuğun öğrenme hızına ve şekline göre değişkenlik gösterir.

DİSLEKSİ OLAN BİREYLER NE YAPMALIDIR?

Bazı disleksi belirtileri:

* Yazılı kelimeleri öğrenme ve hatırlamada zorluk.

* b ve d, p ve q harflerini, 6 ve 9 gibi sayıları ters algılama; kelimelerdeki harfleri ya da sayıları karışık algılama, ne’yi en; 3’ü E; 12’yi 21 olarak algılamak gibi.

* Okurken kelime atlamak.

* Hecelerin seslerini karıştırmak ya da sessiz harflerin yerini değiştirmek, sıklıkla yazım hatası yapmak.

* Yazı yazmada zorluk.

* Gecikmiş ya da yetersiz konuşma.

* Konuşurken anlama en uygun kelimeyi seçmede zorluk.

* Yön (yukarı, aşağı gibi) ve zaman (önce, sonra, dün, yarın gibi) kavramları konusunda sorunlar.

* Elleri kullanmada hantallık ve beceriksizlik; okunamayan el yazısı.

Disleksili çocukların çoğunda bu sorunların birkaç tanesi mevcut; fakat bunlardan sadece bir tanesinin var olması bile çocuğun özel eğitim gereksinimi duymasına yeterli bir sebep teşkil eder. Bir de disleksiyle ilgili yanlış kanılar var. Ayna yazısı adı verilen yazıyı tersten yazma, harf ya da kelimelerin yerini değiştirme durumunun yalnızca disleksililerde görüldüğü fikri bunlardan biri. Halbuki, yazmayı yeni öğrenen her çocukta ayna yazısı yazma durumu ortaya çıkabiliyor. Ayna yazısı, yazmayla ilgili acemilik döneminin olağan görüntülerinden biri; ancak acemilik döneminden sonra da devam ederse, disleksiden kuşkulanılmalı. Disleksililer kelimeleri kopyalarken değil, adlandırırken zorluk çekerler. Disleksinin yaş ilerledikçe geçtiği düşüncesi de artık kabul gören bir kanı değil. Bozukluk yetişkinlikte de sürmekte. Disleksililerin çoğu yetişkinliklerine kadar okumayı öğrenmiş oluyorlar, ancak yavaş

DİSLEKSİ’DE OKUL ÖNCESİ BELİRTİLER

– Ailede başka herhangi bir dislektik bireyin olup olmaması

– Çocuğun geç konuşmaya başlaması

-Çocuğun cümle kurarken kelimeleri birbirine karıştırması, örneğin “oyuncak ayıcık” kelimesi yerine “koyuncak balıcık” gibi kelimeler söylemesi

-Anlık düşünceler sonucunda anlık davranışlarda bulunması

-Kelimeleri birbiri ile karıştırması

-Nesnelere yanlış isimler vermesi, misal “lamba direğini” abajur olarak ifade etmesi

-Peltek konuşma

-Çok bilindik nesnelerin adını ve rengini hatırlamada güçlük

-Yer ve yön belirten kelimelerin birbirine karıştırılması, örneğin “aşağı yönü” işaret etmek için “sağ yönünü” göstermesi

-Sağa sola yalpa yapma ve çarpma

OKUMA-YAZMA SIRASINDA YAŞANAN GÜÇLÜKLER NE ANLAMA GELİR?

Okuma-yazmada yaşanan güçlüklerin genel adı disleksidir. Bazı belirtileri şunlardır:

– Yanlış okuma ve okuduğunu yanlış anlama

– Heceleme problemi

– Kompozisyon ve benzeri yazılı metinlerin yazımında güçlük çekme

– Sözlü talimatları karıştırma, telefon numaralarını karıştırma

– Yabancı dil öğrenmede güçlük

– Özgüven eksikliği

– Dilin algılanmasında zorluk çekme; örneğin duyduğunu anlayamama

DİSLEKSİ NE ZAMAN ANLAŞILIR?

Disleksi genellikle çocuklar ilkokula başladıkları zaman , okuma-yazmayı öğrendikleri aşamada fark edilir. Ancak okul öncesi dönemde de bazı belirtiler çok belirgindir. Bu belirtilerden bazıları şunlardır:

* Konuşmada gecikme,

* Yeni ve uzun kelimeleri öğrenmekte güçlük,

* Bazı kelimeleri yanlış söylemek (tuvalet yerine tulavet vb),

* Kafiyeli sözcükleri bulmakta zorluk (kediyedi, cam-çam, tencere-pencere vb),

* Kelimedeki harflerin yerini değiştirmek (kibrit yerine kirbit),

* Sağ-sol kavramını öğrenmekte zorluk,

* Sınırlı boyama yapmakta zorluk (karalama halinde yapmak, tamamlamamak),

* Dikkat konsantrasyon süresinin yaşıtlarına göre daha kısa olması,

* Renk, sayı gibi kavramları öğrenmekte zorluk,

* Zaman kavramında zorluk (dün-bugün-yarın, sabah-akşam vb),

* Kelimenin başındaki ve sonundaki sesi ayırt etmekte zorluk.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLARA NASIL DAVRANILMALI?

* Çocuğun yaşadığı sorun hakkında mümkün olduğunca fazla bilgi edinmeye çalışılmalı.

* Zorlandığı ve yapamadığı becerileri zaten fark edilecektir, bunların yanı sıra çocuğun güçlü yanları, olumlu özellikleri desteklenmeli. Başarılı olduğu, becerilerini gösterebileceği bir alan keşfetmesine ve başarıyı yaşamasına yardımcı olunmalı, başarı duygusu tattırılmalı.

* Öğrenmesini destekleyecek farklı yöntemler denenmeli. Öğrenmenin tek bir yolu yoktur, farklı öğrenme yöntemleri kullanılarak (görsel, işitsel, yaparak) çocuk için öğrenme keyifli hale getirilmeli. Örneğin para kavramını öğretmek için birlikte alışverişe çıkmak, masa başında çalışmaktan daha etkili olabilir.

* Sevgi ve destek koşulsuz olarak verilmeli. Sadece başarılı olduğunda, sınavlardan iyi notlar aldığında değil her zaman sevildiği hissettirilmeli.

* Yaşadığı zorluklar hakkında onunla konuşulmalı. Ona zor gelenleri ve bunlarla başa çıkmak için neler yapabileceğini birlikte tartışılmalı. Kimse çocuğu kendisinden iyi tanıyamaz.

* Günlük hayatının planlı ve düzenli olmasına dikkat edilmeli. Odasının, masasının ders çalışmak için uygun (yeterince ışık alan, sessiz bir ortamda, dikkat dağıtacak uyaranlardan uzak) halde olmasına özen gösterilmeli.

* Zorlanıldığı durumlarda profesyonel destek için uzmanlara başvurulmalı.

DİSLEKSİ NASIL ANLAŞILIR?

- Yazılı kelimeleri öğrenme ve hatırlamada güçlük.

– b ve d, p ve q harflerini, 6 ve 9 gibi sayıları ters algılama; kelimelerdeki harfleri ya da sayıları karışık algılama, ne’yi en; 3’ü E; 12’yi 21 olarak algılamak gibi.

– Okurken kelime atlamak. Hecelerin seslerini karıştırmak ya da sessiz harflerin yerini değiştirmek, sıklıkla yazım hatası yapmak.

– Yazı yazmada zorluk.

– Gecikmiş ya da yetersiz konuşma.

– Konuşurken anlama en uygun kelimeyi seçmede güçlük.

– Yön (yukarı, aşağı gibi) ve zaman (önce, sonra, dün, yarın gibi) kavramları konusunda sorunlar.

– Elleri kullanmada hantallık ve beceriksizlik

DİSLEKSİ’DE ERKEN TANI KRİTERLERİ

*Çocuğun geç konuşmaya başlaması,

*Çocuğun cümle kurarken kelimeleri birbirine karıştırması, örneğin “oyuncak ayıcık” kelimesi yerine “koyuncak balıcık” gibi kelimeler söylemesi,

*Anlık düşünceler sonucunda anlık davranışlarda bulunması ,

*Kelimeleri birbiri ile karıştırması ,

*Nesnelere yanlış isimler vermesi, misal “lamba direğini” abajur olarak ifade etmesi,

*Çok bilindik nesnelerin adını ve rengini hatırlamada güçlük,

*Yer ve yön belirten kelimelerin birbirine karıştırılması, örneğin “aşağı yönü” işaret etmek için “sağ yönünü” göstermesi,

*Sağa sola yalpa yapma ve çarpma,

*Sebepsiz yere ağlaması veya sebepsiz yere çok mutlu olması,

*Yap-boz gibi el becerisi gerektiren oyunlarda kabiliyetli olması, lego gibi oyuncakları çok sevmesi, televizyon ve bilgisayar gibi elektronik makine ve aletlere duyulan aşırı ilgi,

*Kendi başına kitap okumaktan nefret etmek,

*Ninni ve şarkıları öğrenmede güçlük çekmek,

*Son harfleri benzeyen ve kafiyeli sözcükleri söylemede güçlük çekme, örneğin “yap,” “sap,” “çap” gibi sözcükleri söylerken sorun yaşama,

*Sıralama yapmada güçlük.

DİSLEKSİ İLE İLGİLİ EBEVEYNLERE TAVSİYELER

– Çocuğunuzun hayatını kolaylaştırmaya çalışın. Çocuğunuz sağ ve sol yönleri karıştırıyorsa, sağ eline kırmızı-sol eline mavi bir bileklik takın. Çocuğunuza kısa şarkılar öğretin. Bu şarkıların sözleri, çocuğunuzun hatırlamasını istediğiniz uyarılardan oluşabilir. Çocuğunuzu tiyatro ve sinemaya götürün, renkli hikâye kitapları alın.

-Çocuğunuza hikâyeler okuyun. Sınavlarına çalışan, sürüsüyle ödev yapan gençler dahi hikâye dinlemeyi sever. Çocuğunuz ders çalışırken, kısa aralıklarla mola vermesini sağlayın. Çocuğunuzun anlattığınız hikâyeleri zihninde canlandırması biraz güç olabilir. Bu sebeple çocuğunuz mola verdiğinde hikâye anlatmayı deneyebilirsiniz. Çocuğunuza sık sık kitap okuyun.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUĞA NASIL DAVRANILMALIDIR?

-Dislektik çocuklar aptal değildir. Başkalarına çok kolay gelen bazı işleri yapmakta zorlanan çocuklar, çok kötü bir şekilde etiketlenebilir. Bazı çocukların disleksi teşhisi ancak okul yıllarının sonuna doğru koyulur, bu zamana kadar dislektik çocukların akademik olarak başarısız ve vasat olduğu varsayılabilir. Çocuğunuz dislektik ise, kendisine özgüven aşılamanız en gerekli şeylerdendir.

Çocuğunuzu her başarısından dolayı takdir edin. Evinizi çocuğunuz için huzurlu ve güvenli bir hale getirin. Okulda zorlanan çocuklar, aynı zorluğu ev ortamında da yaşamak istemez. Sabırlı olun. Ev ortamında çocuğunuza yapamayacağı görevler vermeyin. Bir çocuğa taşıyamayacağı sorumluluğu yükleme gayretinde olmayın. Sevgi ve şefkat dolu davranışlar çocukları rahatlatır, sevginizi esirgemeyin. Çocuğunuz çok küçük bir şeyi basarsa bile, evde zafer havaları estirin. Çocuğunuzun eğitimi ile ilgili duyduğunuz endişeleri kendisine hissettirmeyin. Sevgi ve şefkat gören çocuklar, daha iyiyi başarmak için çabalayacaktır. Okulda yazı yazıp kitap okuyan dislektik bir çocuktan evde de aynı şeyleri yapmasını istemeniz çocuğunuzun derslerden soğumasına sebebiyet verir.

DİSLEKSİ

Disleksi kelimesinin kökeni Yunancadan gelir; disleksi kavramı “kelimelerle ilgili zorluklar” anlamına gelir. Disleksi, zekâ geriliği ve beyin rahatsızlığı gibi durumlarla ilişkilendirilmemelidir. Bu durum normal ve yeterli bir eğitime, normal bir zekâ düzeyine, iyi bir sosyo-kültürel çevreye rağmen ortaya çıkan bir öğrenme güçlüğüdür. Dislektik çocuklarla ilgili en büyük problem, disleksi tanısının koyulabilmesidir. Disleksi de diğer öğrenme bozuklukları gibi, “üstü kapalı” bozukluklardandır; yani disleksili çocukların durumu ilk bakışta anlaşılamayabilir. Bu sebeple, çocuk okula başlamadan önce fark edilmesi zor olabilir. Disleksi, genellikle çocukluk döneminde, okumaya başlama aşamasında fark edilir.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLARIN AİLELERİNE TAVSİYELER

-Dislektik çocuklar aptal değildir. Başkalarına çok kolay gelen bazı işleri yapmakta zorlanan çocuklar, çok kötü bir şekilde etiketlenebilir. Bazı çocukların disleksi teşhisi ancak okul yıllarının sonuna doğru koyulur, bu zamana kadar dislektik çocukların akademik olarak başarısız ve vasat olduğu varsayılabilir. Çocuğunuz dislektik ise, kendisine özgüven aşılamanız en gerekli şeylerdendir.

Çocuğunuzu her başarısından dolayı takdir edin. Evinizi çocuğunuz için huzurlu ve güvenli bir hale getirin. Okulda zorlanan çocuklar, aynı zorluğu ev ortamında da yaşamak istemez. Sabırlı olun. Ev ortamında çocuğunuza yapamayacağı görevler vermeyin. Bir çocuğa taşıyamayacağı sorumluluğu yükleme gayretinde olmayın. Sevgi ve şefkat dolu davranışlar çocukları rahatlatır, sevginizi esirgemeyin. Çocuğunuz çok küçük bir şeyi basarsa bile, evde zafer havaları estirin. Çocuğunuzun eğitimi ile ilgili duyduğunuz endişeleri kendisine hissettirmeyin. Sevgi ve şefkat gören çocuklar, daha iyiyi başarmak için çabalayacaktır.

– Çocuğunuzun çeşitli hobiler edinmesine yardımcı olun. Pul koleksiyonu gibi eğlenceli aktiviteleri yapmasını teşvik edin. Çocuğunuzun zekâ geriliği gibi bir sorununun olmadığını aklınızdan çıkarmayın. Çocuğunuz tatilden, kitap okumaktan, tiyatroya gitmekten ve televizyon izlemekten zevk alabilir. Çocuğunuza bir şeyler öğretirken, eğlenceli yollara başvurun. Gazeteleri, dergileri yüksek sesle okuyun. Hikaye kitaplarınızı, hikaye kasetlerinizi ve oyuncaklarınızı eğlenceli bir şekilde hobi haline getirin. Çocuğunuza hikayeler anlatırken, görselliği öne çıkarın. Çocuğunuz tarih dersini çalışıyorsa, olayları gözünün önünde canlandırmasında yardımcı olun (görsel desteğiyle olabilir). Matematik dersini müzik ile öğreten CD’leri izletmeyi deneyin. Çocuğunuz şarkı sözlerini daha kolay hatırlar. Kâğıttaki sayıları ezberlemekte güçlük çeken bir çocuk, aynı sayıları müzik eşliğinde daha kolay ezberleyebilir.

 

DİSLEKSİ VE ÇOCUK

*Özgül Öğrenme Güçlüğü belirtileri gösteren her çocuk aynı özellikleri taşımaz.Bu özelliklerinin belirlenmesi ve tanı alması için bir psikolog ve psikiyatrist tarafından yapılan ayrıntılı bir psiko-eğitsel değerlendirmeye ihtiyaç vardır.

*Özgül Öğrenme Güçlüğünün saptanması için yapılan değerlendirme sonuçlarından elde edilen bulgular, bunu destekleyici veriler içerdiğinde; özel eğitim ve psiko-pedagojik yaklaşımla yapılan, eğitsel terapiyi içeren, tedavi ve müdahale programı uygulanır. Uygulanan tedavinin süresi, çocuğun öğrenme hızına ve şekline göre değişkenlik gösterir.

*Dislektik çocuklar harfleri, sesleri ve kelimeleri tanıyabilme ile ayırt-etme, heceleme, çözümleme gibi alanlarda zorluk yaşarlar.

*Dislektik çocukların okuması genellikle tutuktur; kelimeler hatalı olabilir, büyük ve küçük kelimeler yanlış okunabilir.

 

DİSLEKSİ İLE İLGİLİ BİLİNEN YANLIŞLAR

Yanlış: Disleksi, çocuk okula başlamadan önce anlaşılamaz.

Doğru: Okuma eylemi sözlü dil ile ilişkili olduğundan, disleksi ile ilgili ipuçları çocuk okula başlamadan önce de görülebilir. Okul öncesi dönemde disleksi ile ilgili belirtilerin bazıları şunlardır:

  • Yaygın çocuk şarkılarını öğrenmede zorluk
  • Harflerin adını öğrenme ve hatırlamada zorlanma
  • Kendi adındaki harfleri tanıma güçlüğü
  • Sık kullanılan günlük kelimelerin sürekli ve ısrarlı olarak yanlış telaffuz edilmesi
  • Bak, tak, yak” veya “kedi, yedi” gibi kafiyeli sözcükleri üretme ve tanımada zorluk
  • Nispeten geç konuşma ve ailede okuma problemi

Erken yaşta tespit ve gerekli desteğin alınmasıyla ileriki yaşlarda yaşanacak problemler ve olumsuz benlik algısı gelişimi de önlenebilir.

DİSLEKSİ İLE İLGİLİ MİTLER VE GERÇEKLER

Mit: Disleksi görsel bir algı problemidir. Dislektik çocuklar ve yetişkinler harfleri ve kelimeleri ters görür ve yazarlar. Bir çocuk örneğin b ile d, p ile q gibi harfleri ters yazmıyorsa dislektik olamaz.

Gerçek: Çocukların bir kısmı dislektik olmasalar da yazmayı öğrenirken harfleri ters yazabilirler. Harfleri ters yazmak tek başına disleksinin kesin göstergesi değildir, bir çocuk yüksek derecede dislektik olabilir ancak harfleri ters yazmayabilir.

Mit: Disleksi sadece erkeklerde görülür.

Gerçek: Disleksi hem erkek hem de kız çocuklarda görülebilir. 1990 yılında The Journal of American Medical Association dergisinde yayımlanan bir makale disleksinin kız ve erkek çocuklarda benzer oranlarda görülebileceğini ortaya koymuştur. Öğretmenleri tarafından değerlendirme için yönlendirilen erkek çocuk oranının daha yüksek olmasının, erkeklerin sınıf ortamındaki gürültücü ve gidişatı bozan davranışları sebebiyle problemlerin daha rahat farkedilmesi ile ilgili olabileceği söylenmiştir.

Mit: Eğer çocuğun okul performansı iyiyse, dislektik olamaz.

Gerçek: Bazı dislektik çocuklar okulda çok iyi bir performans gösterebilir. Bu öğrenciler oldukça sıkı/yoğun çalışır ve motivasyonları yüksektir; bilgilerini kullanmalarına ve göstermelerine yardımcı desteği almışlardır. Dislektik öğrenciler yoğun eğitim programlarını, seçili okulları ve lisansüstü eğitimi başarıyla tamamlayabilirler.

Mit: Zeki insanlar dislektik olamaz; eğer dislektikseniz çok da zeki olamazsınız.

Gerçek: Aksine, çok parlak bazı çocuklar okuma ve yazmada zorlanmaktadır. Disleksi her zeka seviyesindeki -ortalama, ortalama üstü ve üstün zekalı- öğrencilerde de görülebilir. Alanının önde gelen isimlerinden üstün yetenekli kişilerde de disleksi görülebilmektedir.

DİSLEKSİ, ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN BİR TÜRÜDÜR

Okuma sorunları için disleksi (dyslexia), yazı sorunları için disgrafi (disgraphia), matematik sorunları için diskalkuli (dyscalculia) terimleri kullanılmaktadır ve öğrenme bozukluğu bu sorunların tümünü içermektedir.

Disleksi belirtileri:

 

-Okurken kelime atlama

-Bazı harfleri birbirine karıştırma (b, d, p)

-Sayı saymada zorluk

-Okunaksız el yazısı

-Yönleri birbirine karıştırma

DİSLEKSİ

’Disleksi; okuma, yazma , dil, hafıza, mantık yürütme gibi, beklenen akademik becerilerini kazanmakta zorluk çeken çocuklarda görülen bir öğrenme bozukluğudur. Bu öğrenme bozukluğu bir hastalık değil, zihinsel süreçlere yönelik bir farklılık olarak değerlendirilmektedir. Toplumda disleksiye dair en önemli yanlış kanı disleksinin bir zeka geriliği olduğu zannedilmesidir. Oysa ki disleksi zekası normal ya da normalin üstünde olan bireylerde görülmektedir. Disleksi olan bireyler, zeka düzeyleri düşük olmadığı gibi özel yetenekli de olabiliyorlar. İlköğretimin ilk yıllarında doğru ve akıcı bir şekilde okuyup yazamama ile kendini belli eden bir sorundur. Bu bozukluğu taşıyanların en belirgin özelliği aynı yaş ve zekâ düzeyindeki diğer çocuklara kıyasla okuma düzeylerinin daha düşük olmasıdır. Ve yaş ilerlemesiyle birlikte öğrenme bozukluğunda azalma görülmemektedir. Bu yüzden öğrenme bozukluğu için küçük yaştan itibaren özel eğitime ihtiyaç duyulmaktadır.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUĞA YAKLAŞIMLAR

Çoğunlukla ebeveynler her çocuğun öğrenme ve gelişim alanlarında sorunsuz bir şekilde ilerlediği fikrine kapılıyorlar ancak gerçekte her bireyin güçlü ve zayıf yönleri vardır. Bir alanda güçlük yaşıyorsa, ilgi duyduğu veya başarılı olduğu diğer alanlarla ilgili de onunla konuşun.

Bir ebeveyn olarak çocuğunuzu en iyi siz tanırsınız; özel yeteneklerini keşfedin ve destekleyin. Güçlü yönleri ile ilgili onu yüreklendirin: Bırakın kendini güçlü yönleri tanımlasın, zayıf yönleri değil.

Bir ilgi alanı veya hobi belirlemesine yardımcı olun

Çocuğunuzun pozitif deneyimler yaşayabileceği özel ilgi alanlarını desteklemek ve ona bir hobi edindirmek çok önemlidir. Bu uğraşın veya alanın ne olduğu önemli değildir; önemli olan çocuğunuzun kendini başarılı hissetmesi, kendine olan güvenini geliştirmesi ve sürekli çalışıp çabalayarak diğerlerine yetişmesi gerektiği hissini bir kenara bırakmasıdır

Özel bir ilgi alanı olmadığını düşünüyorsanız farklı alternatifler deneyip üzerine konuşabilir, çocuğunuzun en çok neden zevk aldığını öğrenebilirsiniz. Onu farklı alanlarda desteklemeniz ve yanında olmanız, size ve kendine olan güvenini de pekiştirecektir.

Bu konuda önemli bir diğer nokta da bu alanı sizin değil, çocuğunuzun belirlemesidir. Ebeveynin belirlediği bir alanda ilerlemek zorunda olduğunu hissetmesi çocuğun üzerindeki beklentileri karşılama baskısını artırarak daha çok stres ve psikolojik probleme sebep olabilir.

Başarıları Kutlayın

Çocuklar başardıkları şeylerden dolayı takdir edilmelidir ve bu takdir sadece sonuç değil, süreç odaklı olmalıdır. Gösterdiği çabayı takdir edin ve onunla gurur duyduğunuzu gösterin. Örneğin çalışırken kendi hatasını farkedip düzelttiğinde de onu kutlayarak başarma isteğini destekleyebilirsiniz.

Unutmayın ki çocuğunuz, ona zor gelen bir şey için fazladan saatlerini harcıyor ve bu ona başlangıçta pek heyecan verici görünmeyebilir. Süreci daha eğlenceli hale getirmek ve motivasyonu yüksek tutmak için görevleri oyunlaştırıp ufak ödüller verebilirsiniz. Ancak bu noktada eğitimciler ile işbirliği içinde olmalı ve çocuğunuzu şımartmamalısınız.

Dinlenmesine ve Eğlenmesine İzin Verin

Bir ebeveyn olarak çocuğunuzun sınıfa ve akranlarına yetişmesi ile ilgili endişe yaşadığınız için ekstra dersler, özel eğitim ve ev ödevlerine oldukça fazla zaman ve enerji harcamak yönünde istekli olabilirsiniz. Ancak çocuğunuz dinlenme ve eğlenmeye hiç vakit bulamadığını hissederse ona sunduğunuz öğrenme fırsatlarına karşı direnç ve tepki gösterebilir.

Programı dışında ona verdiğiniz görevler ve ekstra çalışma ile ilgili onunla konuşun ve rahatlamak ve dinlenmek için yeterli zamanları olduğundan emin olun.

Okul ve Öğretmenleri ile Konuşun

Çocuğunuzun durumuya ilgili okulu bilgilendirin ve onlarla iş birliği içinde olmaya çalışın. Özgül öğrenme güçlüğü ve dislektik çocuklara karşı hassas olunması gereken noktaları onlarla paylaşın. Öğretmenleri ile iş birliği yaparak çocuğunuzun okulda yaşayabileceği olumsuz deneyimleri azaltabilir; onun motivasyonunu ve kendine olan güvenini daha yüksek tutabilirsiniz.

Başarı Hikayelerini Hatırlatın

Özgül öğrenme güçlüğü olan ancak ilgi duydukları alanda çok önemli işler başarmış ve tanınmış isimler vardır; Albert Einstein, Mozart, Leonardo da Vinci, Walt Disney, Thomas Edison, Steve Jobs, Agatha Christie, John Lennon, Winston Churchill, Henry Ford, Jules Verne, Robin Williams, Orlando Bloom, Tom Cruise, Steven Spielberg, Jay Leno, Tommy Hilfiger, Muhammad Ali, Keira Knightley Cher, gibi. Bu hikayeleri onlarla paylaşın ve başarılarından ilham alarak yüreklenmelerini sağlayın.

Dislektikler oldukça yaratıcı, olaylara farklı perspektiflerden bakan, ezberbozan bireylerdir ve dünyamız onlar olmadan çok sıkıcı bir yer olurdu. Çocuklarınızın da iyi bir ekip desteği ve güçlü yönlerinin desteklenmesi ile çok başarılı olabileceklerini unutmayın.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLARA NASIL DAVRANMALIYIZ ?

Onun Yanında Olduğunuzu Hissettirin

Öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların okul deneyimleri ve günlük yaşantılarında akranlarından daha yoğun iniş ve çıkışlar yaşaması normaldir. Bu sebeple çocuğun en başından itibaren ailesinden koşulsuz şartsız destek ve sevgi göreceğine güven duyması çok önemlidir. Ona olan sevginizin başarılarıyla orantılı olmadığını göstermelisiniz

Zorlukları anladığınızı gösterin; ancak eğitimcileriyle çalışıp faydalı stratejiler öğrendikçe ve alıştırmalar yaptıkça bu zorlukların üstesinden geleceğini de söyleyin. Akademik çalışmalarına ve hayatına ilgi göstermeniz onun eğitim ve gelişim alanlarında yanında olduğunuzu ve onu desteklediğinizi hissetmesini sağlayacaktır. Ödevlerini yaparken onunla birlikte çalışıp, gelişimleri ile ilgili pozitif ve yapıcı geribildirim verin.

Ailemden muazzam destek gördüm. Beni cilalayıp parlatıyorlardı ve suyun üzerinde yürüyor gibi hissediyodum.” Toby Cosgrove, Dislektik, Ünlü Kalp Cerrahı, CEO ve Cleveland Clinic Başkanı

Sadece Problemlere Odaklanmayın

Çocuğunuzun özgüvenini desteklemek için gösterdiği çaba ve güçlü yönlerini dengeli olarak övmeli, hassas ve yapıcı eleştirilerde bulunmalısınız. Çocuğunuzun şimdiden ne kadar yol kat ettiğini vurgulayın; bir zamanlar yürüyemiyor, konuşamıyor ve kalem tutamıyordu. Eğer bu yetenekleri öğrenebildiyse ileride, zaman ve pratikle diğer becerileri de öğrenebilir.

Evde küçük işler vererek, ufak oyunlar oynayarak ona olan güveninizi hissettirip sorumluluk bilincini ve kendine olan güvenini pekiştirebilirsiniz. Basit işleri başarması daha zor olanları denemesi için onu motive edecektir.

Özel destek yavaş ilerleyen bir süreçtir ve bu süre çocuktan çocuğa farklılık gösterebilir; sabırlı olun ve bu süreçte gösterdiği olumlu değişimlere odaklanmayı unutmayın. Unutmayın ki büyük değişiklikler, küçük adımlarla gelir.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLARDA MOTİVASYON VE ÖZGÜVENİN ARTTIRILMASI İÇİN EBEVEYNLERE TAVSİYELER

Özgül Öğrenme Güçlüğü yaşayan çocuklar akademik alanlarda zorluk yaşadıkları için çoğunlukla okulda veya evde tembel, yavaş ya da zeka olarak geri şeklinde damgalanabilmekte; “çalışsan yaparsın, umursamıyorsun, yaramazsın” şeklinde ithamlara maruz kalabilmektedirler. Ebeveyn veya öğretmenlerin bu tarz imaları ve karşılanamayan beklentiler, çocuklarda psikolojik örselenmelere ve benlik algısının olumsuz bir şekilde gelişmesine sebep olur.

Disleksinin getirdiği zorluklar çocuklarda engellenmişlik ve hayal kırıklığı yaratabilir; bunlar da zamanla özgüven eksikliği, motivasyon düşüklüğü, zorlayıcı birtakım davranışlar, içe kapanma, okul reddi gibi sorunlara sebep olabilir. Bu durum öğrenmeyi ve ilerlemeyi de olumsuz etkilediği için çocuğun yaşadığı psikolojik örselenmeleri pekiştirerek çocuğu ve aileyi daha büyük bir çıkmaza sokacaktır. Bu yüzden uzmanlardan olabildiğince erken destek alınması ve çocuğa uygun bir programda devam etmesi çok önemlidir.

 

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUĞA NASIL DAVRANILMALI?

Disleksi olan çocuğu diğer çocuklarla kıyaslamayın. Özgül öğrenme güçlüğünün beyindeki yapısal ve işlevsel farklılıklardan kaynaklandığını unutmayın ve farklılığından ötürü çocuğunuzu yargılamayın. Disleksili bir çocuk yaşıtlarına ayak uyduramadığının farkında olabilir ve çabalarının yetersiz olduğu hissine kapılabilir; bu durum okulu oldukça stresli bir deneyim haline getirebilmektedir. Bu sebeple öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar kesinlikle diğer çocuklarla kıyaslanmamalı, onlara karşı sabırlı ve hoşgörüşlü olunmalıdır.

Üzgün, sinirli veya yılmış hissettiklerinde onlara diğer çocuklardan daha farklı bir şekilde öğrendiklerini hatırlatın. Bazen öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar diğerlerinden daha yavaş veya daha az zeki olduklarını düşünebilirler. Oysa bilim gösteriyor ki dislektik çocuklar normal ve üstü bir zekaya sahiptir; öğrenme ve öğrendiklerini işleme şekilleri farklıdır.

DİSLEKSİ’NİN NEDENLERİ NELERDİR?

Öğrenme bozukluğunun ortaya çıkmasının tek bir nedeni yok. Doğum öncesi (yetersiz beslenme, annenin geçirdiği enfeksiyonlar, ilaç kullanma…), doğum sırasında (uzun ve zor doğum, plasenta ve göbek kordonu anomalileri…), doğum sonrası (doğumdan sonra nefes alana kadar geçen sürenin uzunluğu, erken yaşta ateşli hastalık, başa hızlı darbe…) ve kalıtsal (ailelerde öğrenme bozukluğu olan başka kişilerin mevcudiyeti) durumlara bağlı olarak kendini gösterebilir.

DİSLEKSİ TEDAVİ İLE ORTADAN KALKAR MI?

Disleksi’nin tedavi ile ortadan kalkması mümkündür, ancak burada belirtilen tedavi ilaç tedavisi değildir. Disleksi tedavisinde en etkili yöntem uzman kişilerin vermiş olduğu akademik ve psiko-pedagojik destektir. Bu destek sırasında özel öğretim teknikleri kullanılır.Böylece çocuk başarabilirim duygusunu kazanmış olur. Yaşıtlarıyla aynı seviyeye geldiği için öz güvenini geri kazanmış olur. Bu süreçte ailelerin çocuğa karşı sabırlı ve destekleyici olmaları gerekir. Çocuğu motive etmeliler. Aynı şekilde okuldaki öğretmenlerininde çocuğa karşı hoşgörülü ve destekleyici olması gerekmektedir.

DİSLEKSİ NASIL ANLAŞILIR?

Dislektik çocuklar “çini”yi “için” diye okurlar. 41’i 14 yazarlar, p’yi d, d’yi b yazarlar ve bir kelimeyi oluşturan harflerin sırasını hatırlayamazlar. Ödevlerini tahtadan alamazlar, kaybederler, kitaplarının yerini unuturlar, eşyalarını çoğunlukla kaybederler, içinde bulundukları yılı, günü ve mevsimi ayırt edemezler . Kahvaltıya öğle yemeği diyebilirler; dün, bugün ve yarını karıştırabilirler. Gördüklerini ya hatırlayamazlar ya da zihinlerinde canlandırmakta sorun yaşarlar.  Bu çocuklar, bir cümle ya da fikrin ortasından başlayabilirler ya da bir cümlenin ortasında duraksayabilirler. Bazı durumlarda toplama, çarpma yapabilirler; ama çıkartma ya da bölme yapamazlar. Kimi zamanda matematiği yalnızca zihinden yapabilirler, ama yazmakta sorun yaşarlar. Kelimeleri yüksek sesle söylerken harfleri ve heceleri atlayabilirler ya da harf veya hece ekleyebilirler.

Öğrenme Güçlüğü Nasıl Anlaşılır?

Özel Öğrenme Güçlüğü ( ÖÖG) genellikle ilkokul döneminde fark edilmeye başlar fakat; okul öncesinde de görülen bazı belirtileri vardır.

İlkokul döneminde görülen belirtiler:

*Okumayı öğrenmede zorlanma

*Harflerin yerini karıştırma

*Harflerin hecelerini ters yazma

*Okuduğunu anlamada güçlük

Okul öncesi dönemdeki belirtileri:

*Sağ-sol kavramını karıştırma

*Renkleri ve sayıları öğrenmede güçlük

DİSLEKSİ İLAÇLA TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?

Disleksi’nin ilaçla tedavisi mümkün değildir. Disleksi tedavisinde en etkili tedavi;  alanında uzmanlaşmış kişiler tarafından verilen  bireysel eğitimdir. Bu eğitim sürecinde uzman kişi özel öğretim yöntemlerini kullanır. Böylece çocuk yaşıtlarıyla arasındaki farkı kapatmış olur, öğrenebildiğini gördüğü için motivasyonu da artar.

DİSLEKSİ NE ZAMAN ANLAŞILIR?

Okuma eylemi sözlü dil ile ilişkili olduğundan, disleksi ile ilgili ipuçları çocuk okula başlamadan önce de görülebilir. Okul öncesi dönemde disleksi ile ilgili belirtilerin bazıları şunlardır:
• Yaygın çocuk şarkılarını öğrenmede zorluk
• Harflerin adını öğrenme ve hatırlamada zorlanma
• Kendi adındaki harfleri tanıma güçlüğü
• Sık kullanılan günlük kelimelerin sürekli ve ısrarlı olarak yanlış telaffuz edilmesi
• “Bak, tak, yak” veya “kedi, yedi” gibi kafiyeli sözcükleri üretme ve tanımada zorluk
• Nispeten geç konuşma ve ailede okuma problemi
Erken yaşta tespit ve gerekli desteğin alınmasıyla ileri ki yaşlarda yaşanacak problemler ve olumsuz benlik algısı gelişimi de önlenebilir.

Disleksi’nin Erken Belirtileri Nelerdir?

Konuşmada yaşanan gecikme Disleksi’nin erken belirtilerinden bir tanesidir. Bunun yanında kelimeleri tersine çevirerek söyleyebilirler. Sayıları, harfleri ve renkleri öğrenmede güçlük yaşarlar, geometrik şekilleri çizmede güçlük yaşarlar, dikkat ve konsantrasyon güçlükleri yaşayabilirler. Yönlerini karıştırabilirler, zamanı ve mekanı ayırt etmekte zorlanabilirler.Dün, bugün ve yarın kavramlarını karıştırabilirler. Koordinasyon güçlüğü yaşayabilirler (bisiklet sürerken, ip atlarken güçlük yaşarlar), kalemi hatalı tutabilirler.

Kelimeleri veya Sesleri Ters Yazmak Ne Demektir?

Öğrenme Güçlüğünün bir türü de disgrafidir. Disgrafi, kelimeleri veya sesleri birbirine karıştırmak veya tersten yazmaktır. Birbirine benzeyen sesler birbirine karışabilir. ‘d’ yerine ‘b’ veya ‘p’ yazılabilir. Aynı şekilde hecelerde tersten yazılabilir.’en’ yerine ‘ne’ yazılabilir. Ayrıca disgrafi olan bireyler sözcüklerin arasında boşluk bırakmadan yazarlar veya kelimeleri bölerek yazarlar.

Öğrenme Güçlüğü Yaşayan Birey Nasıl Anlaşılır?

Disleksi en yaygın ve bilinen anlamıyla ‘kelime kullanımında yaşanan güçlük’ anlamına gelir. Doğuştan gelen bir öğrenme bozukluğu olmasına rağmen okuma, yazma döneminde dikkat çekmektedir. Disleksi olan çocuklar akranlarından daha geç okur ve yazarlar, ayrıca kelimeleri doğru telaffuz edememeleri ve kelime dağarcıklarının sınırlı olması da disleksi olduklarına dair ipuçları verir bizlere.

Nörolojik kökenli bu bozukluk doğuştan olup beynin sol yarım küresindeki dil kullanımıyla ilgili bölümlerdeki farklılaşmayla okuma, yazma ve telaffuz edebilme yeteneklerinde görülen bozulmayla ortaya çıktığı söylenir. Beyin görüntüleme tekniklerinin göstergelerine bakılırsa, disleksi olan kişiler, bilgiyi farklı bir biçimde işliyorlar ve bu da sıralama yapma, okuma ve bilgiyi organize etme konularında çeşitli sorunlar yaşanmasına sebebiyet veriyor.

Okul Öncesi Dönemindeki Çocuklarda Öğrenme Güçlüğü

Yetersiz sözcük dağarcığına sahiptirler, sözcükleri bulmada ve isimlendirmede güçlük yaşarlar. Bazı kelimeleri söylerken hecelerin yerlerini değiştirebilirler. Portakal yerine ‘porkatal’ diyebilirler. B- M, F- V harflerini karıştırabilirler. Sayıları öğrenmede güçlük yaşayabilirler. Çok heceli kelimeleri tekrar ederken zorlanırlar. Kendilerine verilen yönergeleri akılda tutmakta zorlanırlar. Konuşma ve dil gelişiminde gecikmeler olmuştur.Top yakalarken ve ip atlarken zorluk yaşarlar.

Disleksi Hangi Yaşlarda Anlaşılabilir ve Kesin Tanısı Nasıl Konur?

Okul döneminde öğrenme zorluğu tanısı alan çocukların okul öncesi dönemde bir takım belirgin özellikleri olduğu artık fark edilmiş olsa da, kesin tanıyı koymak için, çocuğun ilkokula başlamasını beklemek gerekir. Okul öncesi dönemde, dikkat çekebilecek bazı noktalar şunlardır:

*Çocuğun emeklemeyi geç öğrenmesi ve emeklerken vücudunu uyumlu bir şekilde hareket ettirememesi

*Çocuğun konuşmayı geç öğrenmesi, cümle kurmakta yaşıtlarından geç kalması, bazı sözcükleri doğru telaffuz etmede yaşıtlarına göre zorluk çekmesi

*Çocuğun kavram öğrenmekte zorlanması, örneğin renk, sayı,şekil, zaman kavramları

*Çocuğun uzun süre el tercihinin oluşmaması, kalemi tutmada zorlanması

*Çocuğun, yaşıtları dinleyebildiği halde bir öykü kitabını sonuna kadar dinleyememesi, dinlediklerini anlatamaması

*Çocuğun, hazırlık sınıfında yapılan çizgi çalışmalarından kaçınması

Disleksi Hangi Yaşlarda Ortaya Çıkar? Cinsiyet Farkı Var Mıdır?

Genellikle ilkokula başlanıldığı sırada, okumaya başlangıç aşamasında kendini gösterebilir. Bu çocukların tahtaya yazılan yazıları defterlerine not etmeleri de zor olmaktadır. Defterlerde genelde uzun cümlelerin yerine kısa cümleler ve kelimeler bulunur. Bazı kelimeleri yazmayı unuttuklarından cümleler bazen anlaşılmaz olabilir. Yapılan araştırmalarda erkeklerde kızlarına oranla 3-4 kat daha fazla görüldüğü tespit edilmiştir.

Disleksinin Tedavi ile Ortadan Kalkması Mümkün Müdür?

Disleksinin tedavi ile ortadan kalkması mümkündür. Ancak buradaki tedavi ilaç tedavisi değildir. Disleksi tedavisi için en etkili yöntem bireysel akademik desteğin sağlanmasıdır. Çocuk bir uzman tarafından değerlendirmeye alınır. Zorlandığı alanların geliştirilmesi ve öğrenmesi için gerekli bütün alanların bir arada kullanılmasını sağlamak amacıyla özel bir eğitim programına başlanır. Bu çerçevede yapılan çalışmalar sonucu, çocuğun öğrenme kalitesi ve hızı artar, bu da çocuğun motivasyonunu artırır. Çocuk, zaman içinde, kendi açısından en verimli öğrenme ve ders çalışma yolunu keşfetmeye başlar.

Disgrafi Nedir?

Disgrafi yazma güçlüğünün adıdır. Disgrafi olan çocuklar b yerine d, p yazabilirler. Küçük- büyük harflere dikkat etmezler, noktalama hataları yaparlar. Kelimeleri hecelerine bölmekte zorlanırlar. Yazı yazarken kelimelerin arasında hiç boşluk bırakmazlar. Okunaksız el yazıları vardır.

Disleksi Belirtileri Nelerdir?

Disleksi olan bireyler; birbirine benzeyen harfleri (b, d, p) birbirine karıştırırlar. Okurken bazı kelimeleri atlarlar veya okudukları şeyleri birkaç defa okumak zorunda kalırlar çünkü okuduklarını anlamada güçlük çekerler. Okunaksız el yazıları vardır. Bir şeylere konsantre olmada, bir şeyleri sıralamada ve gruplandırmada güçlük çekerler. Grup içerisinde sıralarını beklerken zorlanırlar.

Öğrenme Güçlüğünün Nedenleri

Öğrenme Güçlüğünün kesin nedeni bilinmemekle beraber, yapılan araştırmalar sonucu;

*Kalıtsal-  Genetik etmenlere,

*Beyin yapısından kaynaklanan etmenlere,

*Çevresel bazı etmenlere(doğum öncesi, doğum sonrası ve doğum sırasında yaşanan bazı olumsuzluklar) bağlı olarak ortaya çıktığı gözlemlenmiştir.

Disleksi Tanısı ve Tedavisi

Disleksi tanısı için henüz bir test geliştirilmemiştir. Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuk uzman bir kişi tarafından değerlendirilmelidir. Yapılan bu klinik değerlendirme sonucunda tanı konulabilir. Disleksi hastalık olmadığı için ilaçla tedavisi mümkün değildir. Bu güçlüğün aşılabilmesi için en etkili yöntem özel eğitim teknikleri kullanılarak sağlanan bireysel akademik destektir. Böylece çocuk yaşıtları ile arasındaki farkı kapatmış olur .

Öğrenme Güçlüğü Nasıl Tedavi Edilir?

Özel Öğrenme Güçlüğü 4 başlık( disleksi, disgrafi, diskalkuli, dispraksi) altında toplanır. İlk olarak çocuğun bu alanların hangisinde zorluk yaşadığı tespit edilmelidir. Çocuk bunlardan birisinde, birkaçında veya hepsinde zorlanıyor olabilir. Bu tespiti uzman bir kişi yaptıktan sonra çocuğa özel eğitim teknikleri kullanılarak uzman bir eğitimci tarafından bireysel akademik destek verilmelidir. Böylece çocuğun yaşıtları ile arasındaki fark kapatılmış olur. Çocuk başarabildiğini gördüğü için öz güvenini geri kazanır.

Özel Öğrenme Güçlüğü Nedir?

Özel Öğrenme Güçlüğü (ÖÖG); çocuğun kronolojik yaşı, ölçülen zeka düzeyi ve aldığı eğitim göz önünde bulundurulduğunda dinleme, konuşma, yazma, sonuç çıkarma ve matematiksel yeteneklerin kazanılmasında yaşanan güçlüklerin genel adıdır. Öğrenme Güçlüğü yaşayan çocukların zekaları normal veya normalin üstü düzeydedir. Çocuklar öğrenme Güçlüğü yaşadıkların için yaşıtlarından akademik olarak geri kalırlar.

Özel Öğrenme Güçlüğü Yaşayan Çocuklara Nasıl Davranılmalıdır?

Özel Öğrenme Güçlüğü Yaşayan çocukların psikolojik örselenmelerini önlemek için, çocuklara karşı sabırlı ve hoşgörülü olunmalıdır. Çocuklar başardıkları şeylerden dolayı takdir edilmelidir.  Bu çocukların özel çocuklar oldukları unutulmamalıdır, bu yüzden bu çocuklar diğer çocuklarla kıyaslanmamalıdır. Çocukların özel yeteneklerinin farkına varılıp, onlara yönlendirilmelidir. Çocukların öğrenmelerini eğlenceli hale getirilip, öğrendikleri şekilde öğretilmelidir. Çocuklarla çalışırken dikkatlerini dağıtacak eşyalar ortadan kaldırılmalıdır. Sevginin başarı ile orantılı olmadığı gösterilmelidir. Okuldaki öğretmenleri ile iş birliği yapılmalıdır.

Disleksi Olan Çocuklar Nasıl Davranır?

Öğrenme Güçlüğü yaşayan çocuklar ilköğretim yıllarında; okula gitmede isteksizdirler, okuma- yazma ödevlerinden kaçınırlar, verilen talimatları takip etmede güçlük yaşarlar. Öğrendiklerini hatırlamada güçlük yaşarlar. Kendisine okunan hikayeyi anlamakta güçlük çekerler. Grup içerisinde sıranın kendilerine gelmesini beklerken sabırsızlanırlar. Yaptığı işe kendini veremez hayal kurar. Sıklıkla eşyalarını kaybederler.

Disleksi Olan Çocuklarda Zeka Geriliği Var mıdır?

Özel Öğrenme Güçlüğü yaşayan çocuklara; akademik becerilerde güçlük yaşadıkları için okulda veya evde tembel ya da zeka olarak geri damgası vurulmaktadır. Bu da çocuklarda psikolojik örselenmelere sebep olur.
Oysa ki Öğrenme Güçlüğü yaşayan çocukların büyük çoğunluğu normal zekaya sahiptir.

Disleksi Kaç Yaşında Anlaşılır?

O-6 yaş arasındaki belirtiler:

*Konuşmada gecikme

*Kelimeleri yanlış söyleme

*Oyun oynarken çabuk sıkılma

*Sağ-sol kavramını karıştırma

*Renkleri karıştırma

İlk okul dönemindeki belirtileri.

*Okuma- yazmada güçlük çekme

*Bazı harfleri birbirine karıştırma

*Matematiksel bazı işlemleri yaparken zorluk yaşama

Özel Öğrenme Güçlüğünün (ÖÖG) Sebepleri Nelerdir?

Özel Öğrenme Güçlüğünün henüz kesin sebebi bilinmemekle beraber, bilinen bazı sebepleri şunlardır:

-Doğum Öncesi Sebepler (yetersiz beslenme, annenin geçirdiği hastalıklar,…)

-Doğum Sırasında Oluşan Sebepler (uzun ve zorlu doğum,…..)

-Doğumdan Sonra Oluşan Sebepler ( bebekken geçirilen ateşli hastalıklar….)

-Kalıtsal bazı sebepler ( genetik, ailede öğrenme bozukluğu olan kişilerin olması….)

Disleksi Nasıl Anlaşılır?

-Okurken kelime atlama

-Bazı harfleri birbirine karıştırma (b, d, p)

-Sayı saymada zorluk

-Okunaksız el yazısı

-Yönleri birbirine karıştırma

Disleksi Olan Ünlüler Kimlerdir?

-Albert Einstein, Mozart, Leonardo da Vinci, Walt Disney, Thomas Edison, Agatha Christie, John Lennon, Winston Churchill, Henry Ford, Stephen Hawkings, Jules Verne, Tom Cruise

 

DİSLEKSİLİ ÇOCUĞU OLAN EBEVEYNLERE ÖNERİLERİMİZ

Bu bozukluğun erken tanınması ve erken müdahalede bulunulması çok önemlidir. Eğer çocukları renkleri zor öğrenmiş, harfleri okumakta, yazmakta, matematik işlemlerinde, okuduğunu anlamada zorlanmış ya da zorlanmaktaysa ve bu durum çocuktan beklenen akademik performansın çok altında kalıyorsa bir uzmanla görüşüp konuyu değerlendirmekte fayda var. Beklemek sorunu çözmediği gibi zaman ilerledikçe hem tedavi masrafları artmakta hem de çocuk için psikolojik olarak örselenmelere sebep olmaktadır. Üstelik bunların hepsi çocuğun geleceğini çok ilgilendiren akademik alanda gerçekleşmekte ve çoğu zaman çocuğun okul ya da akademik hayata karşı olumsuz tutum geliştirmesine yol açmaktadır. Bu durum çok erken dönemlerde okul reddi olarak yön değiştirebilmektedir. Anne babaların ve eğitimcilere bu konuda büyük sorumluluk düşmektedir. Her çocuğun bir öğrenme hızı olduğu doğrudur ancak tüm yaşıtları bir şeyi yapmayı öğrenmişken eğer sadece bir ya da birkaç çocuk bu konuyu yapamıyorsa şüphelenmekte fayda var. Ayrıca çocuklarıyla ilgili şüphe duyan annelerle ilgili çok güzel bir istatistik var bunu paylaşmak isterim. Çocuklarının gelişiminden şüphe duyan her 10 anneden 8’i şüphelerinde haklı çıkıyorlar. Yani bu 10 çocuktan 8’i bir tanı alıyor. Bu çok önemli bir şey, bu nedenle anneler ve babalar bir şüphe duyuyorlarsa bu duygularına güvenebilirler. Çünkü çocuğunda gelişimsel olarak bir şeylerin yolunda gitmediğini anlıyorlar. Bazı örneklerde ise anne baba şüphelenmiş ancak öğretmenin durduğu örneklere bile rastlamak mümkün. Ancak bu sadece tedaviyi uzatmaktan ve çocuğun örselenmiş yaşantılar geçirmesinden başka bir işe yaramıyor. Bir grup öğretmen ise çocuğun başarısızlığını kendi başarısızlığı olarak gördüğü için tedaviye gitmesini istemiyor. Oysaki çocuk tedavi olsa öğretmenin de işi çok kolaylaşacak. Tabi ki bunlarla birlikte öğretmenin şüphelendiği ancak ailelerin kabul etmediği durumlar da var. Ailelerin ve öğretmenlerin korkmasını gerektirecek bir durum yok. Öğrenme güçlüğü iyi bir ekiple çok rahat tedavi edilebilir ve çocuklar akranları gibi okullarına sorunsuzca devam edebilirler. Yeter ki işbirliğine açık ve çocuğun yararına çalışan bir ekip olsun.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?

Öğrenme güçlüğünün tedavisi bireyseldir. Birçok faktör bu bireysel durumda rol oynar. Çocuğun yaşı, zeka düzeyi, ne zaman fark edildiği, yaşıtlarıyla farkının ne kadar açıldığı, kaçıncı sınıfta olduğu, ailenin evde ne kadar destek sunacağı ve alacağı bireysel eğitimin kalitesi, ek başka bir gelişimsel sorunun olup olmadığı (dikkat eksikliği vb.) gibi çok sayıda faktör rol oynar. Ancak yaşıtlarıyla farkı çok açılmamış, ilkokulun daha erken dönemlerinde tespit edilen ve iyi bir eğitimci ile bireysel çalışmalar yürüten çocukların neredeyse tamamı yaşıtlarını yakalarlar ve öğrenme güçlüğünün belirtileri kaybolur. İlerlemiş yaştaki ve yaşıtlarıyla farkı çok açılmış olan çocuklar da ise okuma yazma yine kazandırılabilir ancak yaşıtlarını yakalamaları daha uzun zaman alır.