DİSLEKSİ NEDİR ?

Disleksi, ilk kez İngiliz Doktor W.P Morgen tarafından 1896 yılında tanımlanmıştır. Morgen’a göre Disleksi”Doğuştan kelime körlüğüdür.”

İlk olarak yapılan bu tanımlamadan sonra günümüze kadar birçok disleksi tanımı yapılmıştır.

Avrupa Disleksi Derneğine göre disleksi tanımı “Disleksi;okuma,heceleme ve yazma becerilerini edinmede nörolojik kökenli bir farklılıktır.”

Disleksi, zeka düzeyi “normal veya normal üstü” olan,”okuma hızı,okuma kalitesi,okumayı öğrenme hızı,okuduğunu anlama- anlatma becerisi” yaşıtlarına ve zekasına kıyasla; beklenenin altında olan okuma bozukluğunun genel adıdır.

DİSLEKSİ BELİRTİLERİ NELERDİR ?

-Okumayı öğrenirken zorluk yaşama
-Okuma hızının beklenenin altında olması
-Yazarken harf atlama
– Bozuk yazma
-Okurken harf atlama
-Okurken kelimeleri değiştirerek okuma
-Okumakta zorlanma
– Yazarken zorlanma
-Harfleri birbirine karıştırma (b,d,p gibi)
-Rakamları ters yazma (3-6-9… gibi)
-“6-9″,”3-8″,7-4″ gibi rakamları birbirinden ayırt etmede zorluk yaşama
-Okuduğunu anlama ve anlatmada zorlanma
-Sıralı ezber gerektiren konuları ezberlemekte güçlük çekme.(Ayların sırası,haftanın günlerini sıralama)
-Çarpım tablosunu ezberlerken veya ritmik sayarken zorlanma
-Renkleri karıştırma
-Sağı solu ayırt etmekte zorlanma
– Kendini,bir konu hakkında fikrini iyi ifade etmekte zorlanma
-Toplama ve çıkarma işaretini karıştırma
-Ayakkabılarını bağlama gibi motor becerilerde zorlanma
-Okula gitmek istememe
-Yazarken sıra,satır atlama
-İmla kurallarını uygun yazmakta zorlanma
-Noktalı ve noktasız harfleri yazarken ve okurken birbirne karıştırma

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ YAŞAYAN ÖĞRENCİLERİN ÖZELLİKLERİ

Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklarda fark edilmesi gereken
özellikleri şu şekilde sıralanabilir;
– Yazı yazarken çok yavaş ve satır hizasını tutturamayan bu çocuklar
kalemi doğru tutamazlar, kramplı bir şekilde yazı yazarlar veya resim
yaparlar.
– Dikte çalışmalarında harf dizisini doğru analiz edemezler, harfleri çabuk
unuturlar ve yazı yazarken sayıları ve harfleri tersyüz ederler (13 yerine
31, b yerine d, p yerine q, m yerine w).
– Uzun süre bir konuya yoğunlaşamazlar, çabuk yorulurlar ve talimatları
anlamadıkları için öğretmene sık sık soru sorarlar.
– Spor yaparken beceriksiz ve katı bir izlenim bırakırlar ve başka kişilere
çarparlar.
– Miktar kavramı yaşlarına uygun olarak gelişmemiştir ve okuma yaparken
sesleri birleştirmede zorluk yaşarlar.
– Mekansal ve zamansal bağlamları ile kısa öyküleri kolayca
tekrarlayamazlar.
– Dikkatleri uyarımlar yüzünden çabuk dağılır ve davranış görevlerini
unuturlar, yerlerinde oturamazlar, elleri ayakları durmaz, motor
davranışlar açısından da huzursuzdurlar.
– İşbirliğinden kaçınırlar ve diğer çocuklarla çatışmalarda güçlerini
ayarlayamadıkları için aşırı sert davranırlar.
– Öğrenme güçlüğü yaşayan çocukta sabırsız davranma eğilimi vardır, bu
da çocuğun dikkat ve konsantrasyonunu olumsuz olarak etkileyebilir.
İbrahim Halil Yurdakal – Yüksek Lisans Tezi

DİSLEKSİ

Disleksi, her kültürde, ırkta ve sosyal ekonomik düzeyde görülen ve her beş çocuktan birini etkileyen bir öğrenme sorunudur. Disleksinin temelinde sesleri fark etme, çözümleme, harfe dönüştürme, işitsel kısa süreli bellek ve hızlı isimlendirme sorunları vardır.
Disleksi zeka ile açıklanabilir mi?
Disleksinin tanımlanmasında ülkemiz de dahil olmak üzere zeka testleri kullanılıyor olsa da, birikmiş araştırma sonuçları disleksi ve diğer okuma sorunlarının her zeka düzeyine sahip çocukta görülebileceğini göstermektedir. Dolayısıyla disleksinin zeka ile açıklanamayacağı, çocuğun zeka testi sonucuyla okuma becerisi arasındaki farka bakılarak tanı konulmasının yanlış bir pratik olduğu söylenebilir.
Disleksiyi sadece fonolojik beceri sorunu olarak değerlendirmek doğru ve yeterli midir?
Disleksinin açıklamasında fonolojik sorunların varlığını kabul etmekle beraber fonolojik sorundan çok bu sorunlara neden olan bilişsel süreçlere önem verilmelidir (Saraç, 2014).

DİSLEKSİ TANISINDA KULLANILAN TESTLER

Disleksi tanısı konulurken çeşitli testlerden yararlanılır. Bunlardan en önde gelenleri WISC-IV ve CAS’tir. Bu testlerle çocuk standardize edilmiş ve geçerliliği kanıtlanmış bir dizi alt testten oluşan değerlendirmeye tabi tutulur. Testlerin puanlandırılması ve her alt dalın kendi içinde ve genel sonuca göre değerlendirilmesi sonucu belli puan değerleri oluşur. Elde edilen sonuçlar baz alınarak çocuğa özel ve özellikle hangi alt dalda desteğe ihtiyacı olduğuna göre bir eğitim programı oluşturulur. Tanı sürecinde testlerde elde edilen sonucun yanında aynı zamanda evde ailenin, okulda öğretmenlerin ve başvurulan uzmanların gözlemleri de göz önünde bulundurulur. Ayrıntılı veriler toplandıktan sonra disleksi tanısı konulan çocuk ile daha kapsamlı ve doğru bir yaklaşım oluşturularak eğitim süreci başlatılır. Tanı sürecinde kullanılan WISC-IV testi sözel ve performans olarak adlandırılan iki ana alt daldan oluşur. Sözel ana alt dalı kendi içinde genel bilgi, benzerlikler, aritmetik, sayı dizisi, yargılama ve sözcük dağarcığı olarak altı dala ayrılır. Performans ana alt dalı ise resim düzenleme, resim tamamlama, parça birleştirme, küplerle desen verme, labirent ve şifre olarak altı dala ayrılır. Tüm dallardan gelen puanlar genel puan, sözel alt dalından gelen puan sözel alt puanı, performans alt dalından gelen puan ise performans alt puanı olarak adlandırılır. CAS (Cognitive Assessment System) testinde ise Planlama, Dikkat, Eşzamanlılık ve Ardıllık olarak dört alt ana dal bulunur. Bu ana dallar da kendi içlerinde kategorilere ayrılır ve her birinin puanı belirlenir. Genel puanın yanında alt dalların da kendi içlerinde puanlanması testi puanlayan uzmana asıl sorun alanıyla ilgili önemli bir bilgi sunar ve disleksi ile çalışırken büyük oranda fayda sağlar.

DİSLEKSİ NEDİR ?

Kişinin normal veya üstün zeka düzeyinde olmasına rağmen, okuma yazma, okuduğunu anlama, matematik gibi akademik becerilerde görülen gelişimsel bir özel öğrenme güçlüğüdür. Disleksi, genellikle ilkokul birinci sınıf döneminde, okumaya başlama aşamasında fark edilebilmektedir. Disleksi bir hastalık değil, ama okuma, anlama veya yazma ile ilgili zihinsel süreçlere ilişkin bir farklılıktır. Disleksili çocuklar okuma ve yazmada güçlük çektiği için öğrenme düzeyinde yaşıtlarının gerisinde kalabilirler. Aynı zamanda anlama bozukluğu, beceriler arası çelişki ve aşırı dikkatsizlik de disleksi öğrenme güçlüğü belirtileridir. Disleksi yaş ilerledikçe geçmez, yetişkinlikte de görülür.
Beyin üzerinde yapılan çalışmalar disleksisi olmayan bireylerde sağ beyin yarımküresinin sol beyin yarımküresine göre daha küçük, disleksisi olan bireylerde ise sol beyin yarımküresinin daha küçük olduğunu ortaya koyuyor. Sol beyin yarımküredeki farklılıkların disleksiye neden olduğu düşünülüyor.

DİSLEKSİSİ OLAN ÇOCUĞA NASIL YARDIM EDİLİR ?

1. Sabırlı olun: Çocuğunuz veya öğrenciniz okuma güçlüğü çekiyorsa sabırlı olun ve ilginizi azaltmayın. Metinleri sesli okumasını isteyin. Sesli okuma esnasında hem çocuk, hem de siz nerelerde hata yapıldığını görebilir ve düzeltebilirsiniz. Sesli okuma, disleksi için iyi bir egzersizdir.
2. Motive edin: Öğrenme güçlüğü çeken çocukların özgüvenlerinde hasar oluşmaması için onları devamlı tebrik etmek gerekir. Her başarısını tebrik edin ve onunla gurur duyduğunuzu ifade edin. Bu davranış çocuğun başarma isteğini destekler.
3. Oyunlarla destekleyin: Sevdiği materyaller ile kendisini geliştirmesini sağlayın. Disleksili çocuklar oyunlarla yakından ilgilidirler. Doğru seçilmiş oyunlar disleksi egzersizleri niteliğindedir.
4. Başkalarıyla kıyaslamayın: Bu sadece disleksili çocuklar için değil; tüm çocuklar için geçerlidir. Çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamayın ve öğrenme güçlüğü olan çocukların bu konuda çok daha hassas olabileceklerini unutmayın.
5. Özel Yeteneklerine Yönelin: Okuma bozukluğu veya genel adıyla öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların genellikle çok iyi olduğu özel ilgi alanları vardır. Onları keşfedin ve üzerine gidin. Çocuğunuzun başarısı onu motive edecek ve özgüvenini artıracaktır.
6. Dikkat dağıtıcı eşyaları kaldırın: Okuma bozukluğu, öğrenme güçlüğü çeken çocukların dikkat süreleri de oldukça kısa olabiliyor. Çocuğunuzun ders masasında dikkati dağıtıcı eşyalar olmamasına özen gösterin. Odasını da dağınık değil; her zaman düzenli tutun.
7. Öğrenmeyi eğlenceli hale getirin: Az önce oyunlardan bahsettik fakat okul ödevi, ders, kitap okuma gibi işleri de mümkün olduğunca oyunlaştırmaya çalışın. Örneğin, çocuğunuz ders çalışırken siz de bir şeyler karalayabilirsiniz. “Hadi birlikte ödevlerimizi yapalım” diyebilir, sırayla okuma gibi faaliyetler gerçekleştirebilirsiniz.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNDE ERKEN TANI

Pek çok araştırma erken tanı ve müdahelenin önemini vurgular. Araştırma sonuçları, risk grubundaki çocukların daha okul öncesi dönemde belirlenebildiğini ve uygun müdahale programı ile desteklendiğinde öğrenme güçlüğü tanısı alma oranlarının düştüğünü göstermiştir. Bu müdahale programları ile çocukların gelişimsel düzeylerini arttırmaya yönelik büyük motor, ince motor kas becerileri, dikkat, sosyal becerileri, erken okur yazarlık becerileri, dil becerileri geliştirilip ileriki yıllarda akademik hayatına sağlam bir temel oluşturulur. Erken tanı ile çocuklar eğitimlerine vakit kaybetmeden başlar ve gerçek potansiyellerini gösterip yaşıtlarına yetişebilmektedir

DİSLEKSİ ZEKA GERİLİĞİ DEĞİLDİR

Öğrenme güçlüğü kategorisi içinde değerlendirilen disleksi; okuma hızı ve kalitesi ile okuduğunu anlama ve anlatma becerisinin bireyin yaşıtlarına ve zekasına kıyasla beklenenin altında olma durumudur. Ebeveynler için en zor dönemlerden biri çocuklarının ilkokula başladığı ve okuma yazma öğrenmeye başladığı zamanlardır. İlkokula başlayan disleksili çocuklar, eğitim alabilecek zihinsel gelişim henüz tamamlanmadığı için okuyamazlar, yazamazlar ve aritmetik işlemleri kavramada zorlanırlar. Ancak bu çocukların zeka düzeyinde bir gerilik yoktur. Hatta zekâsı yüksek çocuklarda da bazen disleksi sorununa rastlanabilmektedir. Çocuğu ilkokula yeni başlayan anne ve babalar bu dönemde farklı kaygılar yaşayabilirler. Örneğin arkadaşları okuma yazmayı sökerken çocuğunun geri kaldığını gören ebeveynler akıllarına çocuklarının zekasında bir problem olup olmadığını getirebilirler. Oysa ki okumayı sökerken her çocuk aynı performansı göstermemektedir ve bu sorun birçok farklı nedenden kaynaklanabilmektedir.

DİSLEKSİ NEDİR ?

Okuma (leksi) beynin lisanla ilişkili bir yüksek kortikal fonksiyonudur. Bu fonksiyondaki kısmi bozukluğa “disleksi”, tam kayba “aleksi” adı verilir. Günümüzde kabul gören tanımıyla disleksi; yeterli zekâ, sosyo-kültürel olanaklara ve alınan eğitim düzeyine rağmen okumayı öğrenmede ortaya çıkan güçlüklerdir. Disleksi bir hastalık değil, dil kazanımının farklı derecelerde etkilenmesi durumudur.
Okuma, insan yaşamındaki en önemli becerilerden biridir ve bu alandaki problemler kişinin ömür boyu birçok konuda güçlük yaşamasına neden olmaktadır. Okuma etkinliklerinin, okul gününün %83’ünü oluşturduğu düşünüldüğünde okumada yaşanan güçlüklerin bireyin okul yaşantısını ne deli etkileyeceği tahmin edilebilir. Bu nedenle disleksi, okumayla birlikte dinleme, konuşma, sürekli düşünme, kelimeleri oluşturma gibi tüm dil becerilerini ve bunun yanında diğer akademik alanlardaki becerilerini de olumsuz etkilemektedir. Akademik becerilerin yanında disleksinin, duygusal ve sosyal sonuçları olduğu da bilinmektedir.
Fatma ALTUNTAŞ – Sınıf Öğretmenlerinin Disleksiye İlişkin Bilgileri ve Dislektik Öğrencilere Yönelik Çalışmaları Hacettepe Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi 2010

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ (DİSLEKSİ) OLAN ÖĞRENCİLERİN ÖZELLİKLERİ

• Yazı yazarken çok yavaş ve satır hizasını tutturamayan bu çocuklar kalemi doğru tutamazlar, kramplı bir şekilde yazı yazarlar veya resim yaparlar.
• Dikte çalışmalarında harf dizisini doğru analiz edemezler, harfleri çabuk unuturlar ve yazı yazarken sayıları ve harfleri tersyüz ederler (13 yerine 31, b yerine d, p yerine q, m yerine w).
• Uzun süre bir konuya yoğunlaşamazlar, çabuk yorulurlar ve talimatları anlamadıkları için öğretmene sık sık soru sorarlar.
• Spor yaparken beceriksiz ve katı bir izlenim bırakırlar ve başka kişilere çarparlar.
• Miktar kavramı yaşlarına uygun olarak gelişmemiştir ve okuma yaparken sesleri birleştirmede zorluk yaşarlar.
• Mekansal ve zamansal bağlamları ile kısa öyküleri kolayca tekrarlayamazlar.
• Dikkatleri uyarımlar yüzünden çabuk dağılır ve davranış görevlerini unuturlar, yerlerinde oturamazlar, elleri ayakları durmaz, motor davranışlar açısından da huzursuzdurlar.
• İşbirliğinden kaçınırlar ve diğer çocuklarla çatışmalarda güçlerini ayarlayamadıkları için aşırı sert davranırlar.
• Öğrenme güçlüğü yaşayan çocukta sabırsız davranma eğilimi vardır, bu da çocuğun dikkat ve konsantrasyonunu olumsuz olarak etkileyebilir.

İBRAHİM HALİL YURDAKAL – İlkokullarda okuma güçlüğünde yaşanan sorunlar ile eğitim uygulamalarına ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşleri – Yüksek Lisans Tezi 2014

DİSLEKSİDE TÜRLER

Her ne kadar dislekside bazı belirtiler ortak olsa da, bilim insanları birçok farklı tür disleksi saptamışlardır.
Edinilmiş disleksi: Yaşamın ileri evrelerinde ortaya çıkar ve genellikle genetik veya kalıtsal faktörlere bağlı değildir. Beynin okur yazarlıktan sorumlu olan dil alanlarını etkileyen travmatik bir beyin zedelenmesi veya beyin hasarı sonrası oluşabilir.
Gelişimsel disleksi: Bu tip disleksi genellikle en çok akademik ortamlarda görünür. Beyin hasarı ya da kazadan kaynaklanmaz ve doğumdan itibaren vardır.
Yüzeysel disleksi: Genellikle edinilmiş bir disleksi modelidir ama gelişimsel de olabilir. Yüzeysel disleksi sahibi çocuklar belirgin okuma zorlukları göstermezler. Bu tür disleksi görsel, sözcüksel ya da doğrudan sinir yollarında zayıf işleme ile ilgilidir.
Fonolojik disleksi: En yaygın disleksi türüdür. Temelinde gelişimsel bir disleksi türüdür. Fonolojik disleksi sahibi çocuklar uzun, tanıdık ya da alışıldık olmayan kelimeleri okurken çok zorluk çekerler. Ancak, tanıdık kelimeleri doğru okuyabilirler. Bu tür disleksi beynin dilin seslerini işlemekte sorumlu bölgelerinin zayıf olmasıyla ilgilidir. Yani bu disleksiye sahip çocuklar sözcüksel veya görsel yollarla okurlar ancak işitsel işlemede sorun yaşarlar.
Derin Disleksi: Edinilmiş bir disleksi türüdür. Birey var olan okuma becerisini yitirdiği için en ciddi disleksi türlerinden birisidir. Derin disleksikler hem sesleri çıkarmada hem de kelimelerin bütününü tanımda güçlük yaşarlar bu sebeple, hem fonolojik hem de görsel nöronal yollar zarar görmüştür.

DİSLEKSİ

Disleksi, kişinin öğrenme sürecinde yaşadığı farklılık olarak adlandırılan okuma, yazma ve aritmetik öğrenimindeki güçlü ve zayıf yanların birleşiminin gözlemlendiği bir okuma bozukluğudur. Dislektik bireyler aynı zamanda kısa dönem hafıza, sıralama ve bilgiyi işleme hızında güçlükler yaşayabilirler. Herkesin hayatında ihtiyacı olan bu beceriler kişinin etkili öğrenimi için gereklidir. Dislektik bireyler ile çalışırken kişinin ihtiyaçlarına ve gelişimine yönelik hazırlanan farklılaştırılmış eğitim programları, bu kişileri öğrenim ortamlarına dahil ederek doğru destek ve yönlendirme ile öğrenimin gerçekleşmesini sağlar.

DİSLEKSİ TANISI KONARKEN KULLANILAN TESTLER

Disleksi tanısı koymak için bazı psikometrik testler yapılmalı ve ayrıntılı öykü alınmalıdır. Akademik başarısı, ortantasyonu, ders çalışma alışkanlıkları, dokunsal algısı, ince-kaba motor becerileri gibi alanlar sorgulanır. Tanı koymak için öncelikle uluslararası tanı sınıflandırma sistemi olan DSM-5 kriterlerine bakmak gerekir. Tanı koymak ya da koymamak öncelikli değildir. Önemli olan var olan belirtileri ayrıntılı bir incelemek ve gerekli tedavi yaklaşımlarını çocuğa uygun bir şekilde planlamaktır. DSM-5 kriterlerine baktıktan sonra, Wisc-4 ve Cass testi yapılması gerekir. Bunun yanında sözel alt testler (genel bilgi, benzerlikler, aritmetik, sayı dizisi, sözcük dağarcığı), performans alt testleri (resim tamamlama, parça birleştirme), kazanılmış bilgi kategorisi (genel bilgi, aritmetik, bilgiyi kazanma ve kullanabilme yeteneği), saat çizim testi, okuma ve yazma becerilerinin incelenmesi, sağ-sol ayrımı testi gibi testler ve değerlendirmelerin de yapılması gerekir.

DİSLEKSİDE UYGUN EĞİTİM YÖNTEMLERİ

Dislektik çocukların hakları her ülkede farklılık gösterebiliyor; ancak genel bir çizgi üzerinden bakacak olursak dislektik çocuklar özel eğitim gereksinimi olan bir kategoride değerlendirilmiş ve hakları Çocuk Hakları Sözleşmesi (Birleşmiş Milletler, 1989) tarafından güvenceye alınmıştır. Bu sözleşmeye göre dislektik çocuklar ihtiyaçları doğrultusunda eğitim görme hakkına sahiptir.

DİSLEKSİDE ERKEN TANI VE TEDAVİNİN ÖNEMİ

Okuma güçlüğü olan çocuklar erken tanı aldığında ve uygun eğitim programıyla desteklendiğinde akranlarıyla aynı başarı oranını gösterebilirler; ancak öğrenme güçlüğü olan çocukların ciddi bir bölümü hiç tanı almamakta ya da geç tanılanmaktadır. Bu durum, öğrencinin ilerleyen sınıflardaki başarısı üzerinde etkili olduğu gibi kişiyi yaşamı boyunca da farklı derecelerde etkilemeye devam eder. Okuma güçlüğünün erken belirlenmesi önemlidir; çünkü çocuğun ihtiyacı olan desteği alamaması nedeniyle derslerinde yaşadığı başarısızlıklar onun hem kendine olan güvenini zedeleyecek hem de motivasyonunu düşürecektir. Bununla birlikte, okuduğunu anlama gücü beklenen düzeyde gelişmeyecek ve buna bağlı olarak, başta sözel dersler olmak üzere matematik ve fen bilimleri gibi derslerde de başarısı olumsuz yönde etkilenecektir.

DİSLEKSİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Disleksi yaşam boyu süren bir durumdur. Doğru yardımla, disleksi olan birçok insan iyi okumayı ve yazmayı öğrenebilir. Erken teşhis ve tedavi ile dislektik bireyler, okula ve hayata tutunabilirler. Disleksi olan insanların çoğu, çok merkezli, yapılandırılmış bir dil yaklaşımı kullanarak özel olarak eğitilmiş bir öğretmen veya psikoloğun yardımına ihtiyaç duyar. Bu bireylere aynı anda birkaç duyu (işitme, görme, dokunma) içeren sistematik ve açık bir yöntemle öğretilmesi önemlidir. Disleksi olan birçok kişinin bire bir yardıma ihtiyacı vardır, böylece kendi hızlarında ilerleyebilirler. Ayrıca, disleksi olan öğrenciler genellikle otomatik kelime tanıma becerilerini geliştirmek için çok sayıda yapısal uygulamaya, ve acil düzeltici geri bildirime ihtiyaç duyarlar.

DİSLEKTİK KİŞİLER İÇİN TEKNOLOJİK ÇÖZÜMLER NELERDİR?

Yapılan araştırmalr sonucunda disleksi rahatsızlığının çözümüne yardımcı olmak amacıyla geliştirilen bazı uygulama ve teknolojik ürünler şunlardır;
*OpenDyslexic Font: Okunabilirliği artıran bu yazı tipi kullanıldığında hata oranında ciddi bir azalma olduğu ortaya konuldu.
*Word ProcessorsDisleksik: Çocukların kelimeleri doğru şekilde yazabilmelerini amaçlayan Word Processors, kelime örnekleriyle çocuklara yardımcı olmaya çalışıyor.
*Livescribe Smartpen: ‘Akıllı Kalem’ ile video, ses ve yazdıklarının kaydedilmesi sağlanıyor. Dislektik çocuklarla yapılan araştırmalarda çok faydalı olduğu saptanmış durumda.
*Oz Phonics: Gelişmemiş harf-ses ilişkileri üzerinde, kısa ünlü harfler ve 10 ünsüz harflik bulmacalarla desteklenen bir uygulama
*Dyslexia Quest: Bu uygulama özel olarak çalışma belleği, fonolojik farkındalık, işleme hızı, görsel ve işitsel hafıza ve sıralama becerileri üzerine yoğunlaşıyor.

BESLENME BOZUKLUĞUNUN DİSLEKSİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ NEDİR?

Disleksiye sebep olan faktörler araştırılırken çevresel faktörlerin de beyinde yapısal ve işlevsel farklılıklara sebep olabileceği anlaşılmıştır. Gelişimin erken dönemlerinde başlayan ve uzun süren ciddi beslenme yetersizlikleri beyin yapısında bu tarz değişikliklere yol açabilir. Bunun yanında vitamin ve mineral eksikliklerinin de öğrenme bozukluklarına yol açabileceği bilinmektedir. Beslenme bozuklukları öğrenme bozukluklarına yol açan çevresel faktörlerden biridir.

DİSLEKSİNİN ALT TÜRLERİ NELERDİR?

DisleKtik kişinin okuması yavaşsa, okuması sırasında duraklama ve tekrarlama hataları varsa bu tip disleksi algısal ( Perseptüel – P tipi ) disleksi, eğer okuma hızlıysa ancak kelime ve hece atlama hataları meydana geliyorsa dilsel (Linguistik – L tipi ) disleksi olarak adlandırılır.
İki tip disleksi arasındaki farkın beynin sağ ve sol yarım kürelerinden birinin diğerine göre farklı olmasından kaynaklandığı bilinmektedir. Örneğin L tipi dislekside beynin sağ yarım küresinin baskın oluşu neden gösterilirken P tipi disleksi de ise durum tam tersidir.

DİSLEKSİNİN TÜRLERİ NELERDİR?

Her ne kadar dislekside bazı belirtiler ortak olsa da, bilim insanları birçok farklı tür disleksi saptamışlardır.
Edinilmiş disleksi: Yaşamın ileri evrelerinde ortaya çıkar ve genellikle genetik veya kalıtsal faktörlere bağlı değildir. Beynin okur yazarlıktan sorumlu olan dil alanlarını etkileyen travmatik bir beyin zedelenmesi veya beyin hasarı sonrası oluşabilir. Gelişimsel disleksi: Bu tip disleksi genellikle en çok akademik ortamlarda görünür. Beyin hasarı ya da kazadan kaynaklanmaz ve doğumdan itibaren vardır.Yüzeysel disleksi: Genellikle edinilmiş bir disleksi modelidir ama gelişimsel de olabilir. Yüzeysel disleksi sahibi çocuklar belirgin okuma zorlukları göstermezler. Bu tür disleksi görsel, sözcüksel ya da doğrudan sinir yollarında zayıf işleme ile ilgilidir.
Fonolojik disleksi: En yaygın disleksi türüdür. Temelinde gelişimsel bir disleksi türüdür. Fonolojik disleksi sahibi çocuklar uzun, tanıdık ya da alışıldık olmayan kelimeleri okurken çok zorluk çekerler. Ancak, tanıdık kelimeleri doğru okuyabilirler. Bu tür disleksi beynin dilin seslerini işlemekte sorumlu bölgelerinin zayıf olmasıyla ilgilidir. Yani bu disleksiye sahip çocuklar sözcüksel veya görsel yollarla okurlar ancak işitsel işlemede sorun yaşarlar. Derin Disleksi: Edinilmiş bir disleksi türüdür. Birey var olan okuma becerisini yitirdiği için en ciddi disleksi türlerinden birisidir. Derin disleksikler hem sesleri çıkarmada hem de kelimelerin bütününü tanımda güçlük yaşarlar bu sebeple, hem fonolojik hem de görsel nöronal yollar zarar görmüştür.

GENETİK ETKENLER ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNE YOL AÇAR MI?

Öğrenme güçlüğü tanısı alan çocukların aile üyelerinde görülme sıklığı genel popülasyona göre yüksektir ve ikiz çalışmaları hastalığın genetik etiyolojisini desteklemektedir (Doğangün, 2008) (akt. Altuntaş, 2010). Bazı araştırmacılar, öğrenme güçlüğü olan çocuk ve gençlerin %25-60’ında sorunun genetik olduğunu bildirmişlerdir. Birinci derecede biyolojik akrabalardan kardeşlerde benzer sorunlar gözlendiği gibi ana baba ya da diğer akrabalar geçmişte benzer zorlukları yaşadıklarını belirtmişlerdir
Altuntaş, F. (2010). Sınıf Öğretmenlerinin Disleksiye İlişkin Bilgileri ve Dislektik Öğrencilere Yönelik Çalışmaları.

DİSLEKSİ HAKKINDA BİLGİ SAHİBİ OLAN ÖĞRETMENİN ÖNEMİ

Tanı koyma sürecinin gecikmesini, dolayısıyla da bireyin eğitim sürecinden eksikliklerle çıkmasını engelleyecektir. Dislektiklerin mümkün olduğunca erken tanılanması ile bireysel ihtiyaç ve üstün yönlerinin belirlenip kullanılmasıyla eğitimlerini başarılı bir şekilde tamamlamaları sağlanabilir
Altuntaş, F. (2010). Sınıf Öğretmenlerinin Disleksiye İlişkin Bilgileri ve Dislektik Öğrencilere Yönelik Çalışmaları.

DİSKALKULİ (MATEMATİKSEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ) YAŞAYAN BİREYLERDE ZİHİNSEL YETERSİZLİK YA DA DÜŞÜK BAŞARIDAN SÖZ EDİLEBİLİR Mİ?

Matematiksel öğrenme güçlüğü, zihinsel yetersizlik ve düşük başarıdan farklı bir durumdur. MÖG yaşayan bireyler zihinsel engelli ya da düşük başarılı bireylerden farklı özelliklere sahiptirler. Özgül öğrenme güçlüklerine sahip bireylerin ortalama ya da ortalamanın üstünde bir zekaya sahip oldukları kabul edilir.
Mutlu, Y. (2016). Matematiksel Öğrenme Güçlüğü (Gelişimsel Diskalkuli). Matematik Eğitiminde Teoriler. Ankara: Pegem Akademi.

DİSLEKTİK ÇOCUĞA ONUN YANINDA OLDUĞUNUZU HİSSETTİRİN!

Öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların okul deneyimleri ve günlük yaşantılarında akranlarından daha yoğun iniş ve çıkışlar yaşaması normaldir. Bu sebeple çocuğun en başından itibaren ailesinden koşulsuz şartsız destek ve sevgi göreceğine güven duyması çok önemlidir. Ona olan sevginizin başarılarıyla orantılı olmadığını göstermelisiniz
Zorlukları anladığınızı gösterin; ancak eğitimcileriyle çalışıp faydalı stratejiler öğrendikçe ve alıştırmalar yaptıkça bu zorlukların üstesinden geleceğini de söyleyin. Akademik çalışmalarına ve hayatına ilgi göstermeniz onun eğitim ve gelişim alanlarında yanında olduğunuzu ve onu desteklediğinizi hissetmesini sağlayacaktır. Ödevlerini yaparken onunla birlikte çalışıp, gelişimleri ile ilgili pozitif ve yapıcı geribildirim verin.
“Ailemden muazzam destek gördüm. Beni cilalayıp parlatıyorlardı ve suyun üzerinde yürüyor gibi hissediyodum.” Toby Cosgrove, Dislektik, Ünlü Kalp Cerrahı, CEO ve Cleveland Clinic Başkanı.

DİSLEKSİYE YOL AÇAN TEK ETKEN KALITIMSAL ÖZELLİKLER MİDİR?

Herhangi bir nörolojik anormalliğin eşlik etmediği, öncesinde bir merkezli sistem hasarının olmadığı, kalıtımın önemli rol oynadığı bir bozukluk olan disleksi sonradan da edinilebilen bir bozukluktur. Sonradan edinilmiş disleksi, okumayı öğrenmiş kişilerde beyin hasarına bağlı olarak ortaya çıkan okuma bozukluğudur ve yüzeysel, fonolojik disleksi olmak üzere iki temel alt tipi vardır.
Güzelaydın, A. (2016). Çalışan Yetişkinlerde Disleksi – İş Performansı İlişkisi: Çalışanlar Üzerinde Örnek İnceleme.

HAFIZA PROBLEMİ OLAN ÖĞRENCİLERİN GELİŞİMSEL ÖZELLİKLERİ

-Sözlü bilgi verilirken dikkatini vermekte zorlanırlar,
-Söylenen bilgiyi hatırlamada ve uygulamada,
-İşitsel bilgiyi kısa süre hafızada tutabilmede,
-Tartışmadaki ana konuları takip edebilmede,
-Karışık sözlü talimatları uygulamada,
-Ses dizilimleri ya da seslerin kullanımı ile ilgili kuralları akılda tutmada,
-Kelime dizilimlerini hatırlamada,
-Bölümlerde geçen ana fikri yakalamada veya akılda tutmada,
-Sözlü olarak verilen bilgiyi uygulamada ve hatırlamada,
-Harita ve coğrafi planlarda sözlü telaffuz stratejilerini kullanmada,
-Yazılım hatalarını tespit etmede zorlanırlar.
Güzelaydın, A. (2016). Çalışan Yetişkinlerde Disleksi – İş Performansı İlişkisi: Çalışanlar Üzerinde Örnek İnceleme.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ TANISI ALMIŞ OKUL ÇAĞI ÇOCUKLARININ KİŞİLER ARASI SORUN ÇÖZME BECERİLERİ

ÖÖG tanılı çocuklar kişilerarası ilişkilerinde akranlarına oranla daha sık sorun yaşamaktadırlar. ÖGG tanısı almış çocukların akıllarına gelen ilk çözümü uygulama eğilimlerinin fazla olması, eleştirildiğinde aşırı tepki göstermeleri, akranlarıyla iletişiminin zayıf olması, iletişim sırasında sözel olmayan ipuçlarını anlamada ve doğru yorumlamada yetersiz olmaları, kişilerarası iletişim becerilerini ve özgüvenlerini olumsuz etkilemektedir.
Özcan, H. (2017). Okul Öncesi Çocukların ve Ebeveynlerinin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Belirtileri ve Çocuklardaki Bu Belirtilerin Okul Davranışlarına Etkisi.

DİSLEKSİDE SADECE PROBLEME ODAKLANMAYIN!

Çocuğunuzun özgüvenini desteklemek için gösterdiği çaba ve güçlü yönlerini dengeli olarak övmeli, hassas ve yapıcı eleştirilerde bulunmalısınız. Çocuğunuzun şimdiden ne kadar yol kat ettiğini vurgulayın; bir zamanlar yürüyemiyor, konuşamıyor ve kalem tutamıyordu. Eğer bu yetenekleri öğrenebildiyse ileride, zaman ve pratikle diğer becerileri de öğrenebilir.
Evde küçük işler vererek, ufak oyunlar oynayarak ona olan güveninizi hissettirip sorumluluk bilincini ve kendine olan güvenini pekiştirebilirsiniz. Basit işleri başarması daha zor olanları denemesi için onu motive edecektir.
Özel destek yavaş ilerleyen bir süreçtir ve bu süre çocuktan çocuğa farklılık gösterebilir; sabırlı olun ve bu süreçte gösterdiği olumlu değişimlere odaklanmayı unutmayın. Unutmayın ki büyük değişiklikler, küçük adımlarla gelir.

BEYİN KELİMELERİ NASIL OKUR?

Ses birimi üretimi: Sesli-sessiz harflerin seslendirilmesine yardımcı olur bu bölüm kelimeleri oluşturur. Yeni okumaya başlayanlarda aktif olur.
Kelime Düzenleyiciler: Yazılı kelimelerin analizini yapar. Kelimeyi oluşturan hece-ses-harfler uygun şekilde seslendirilir.
Otomatik Dedektör Bulucu: Görevi kelimeleri otomatik olarak tanımasıdır. Otomatik bulucu aktive edilir, okuyucu hızlı şekilde kelimeyi algılar.
Bu durum disleksilerde farklıdır. Sağ beyin yarımküresinin sol beyin yarımküresine eşit büyüklükte ya da sol beyin yarım küresinin daha küçük olduğu durumlarda ortaya çıkar.
Disleksilerin sol beyin yarım küresi farklılıklarının bu bozukluğa sebep olduğu düşünülüyor.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ YAŞAYAN ÇOCUKLARIN DUYGUSAL ALANDA YAŞADIĞI ZORLUKLAR

* Engel karşısında ani tepki gösterme,
* Ani tepkiye bağlı olarak çabuk öfkelenme,
* Yaşının altında sosyal rekabet duygusuna sahip olma,
* Düşünmeden hareket ettikleri için olaylar karşısında sebat gösterememe,
* Akranları ile olumsuz ilişki içerisinde olma,
* Değişikliğe uyum sağlamada zorlanma,
* İletişim bozukluğu yaşama ve benzeri özelliklere sahip oldukları ifade edilmektedir.
Özcan, H. (2017). Okul Öncesi Çocukların ve Ebeveynlerinin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Belirtileri ve Çocuklardaki Bu Belirtilerin Okul Davranışlarına Etkisi.

DİSLEKSİLİ ÇOCUĞUNUZA BAŞARI HİKÂYELERİNİ ANLATMAK

Özgül öğrenme güçlüğü olan ancak ilgi duydukları alanda çok önemli işler başarmış ve tanınmış isimler vardır; Albert Einstein, Mozart, Leonardo da Vinci, Walt Disney, Thomas Edison, Steve Jobs, Agatha Christie, John Lennon, Winston Churchill, Henry Ford, Jules Verne, Robin Williams, Orlando Bloom, Tom Cruise, Steven Spielberg, Jay Leno, Tommy Hilfiger, Muhammad Ali, Keira Knightley Cher, gibi. Bu hikâyeleri onlarla paylaşın ve başarılarından ilham alarak yüreklenmelerini sağlayın.
Dislektikler oldukça yaratıcı, olaylara farklı perspektiflerden bakan, ezber bozan bireylerdir ve dünyamız onlar olmadan çok sıkıcı bir yer olurdu. Çocuklarınızın da iyi bir ekip desteği ve güçlü yönlerinin desteklenmesi ile çok başarılı olabileceklerini unutmayın.

DİSLEKSİLİ BİR ÇOCUK İÇİN BİR İLGİ ALANI BELİRLEYİN

Çocuğunuzun pozitif deneyimler yaşayabileceği özel ilgi alanlarını desteklemek ve ona bir hobi edindirmek çok önemlidir. Bu uğraşın veya alanın ne olduğu önemli değildir; önemli olan çocuğunuzun kendini başarılı hissetmesi, kendine olan güvenini geliştirmesi ve sürekli çalışıp çabalayarak diğerlerine yetişmesi gerektiği hissini bir kenara bırakmasıdır
Özel bir ilgi alanı olmadığını düşünüyorsanız farklı alternatifler deneyip üzerine konuşabilir, çocuğunuzun en çok neden zevk aldığını öğrenebilirsiniz. Onu farklı alanlarda desteklemeniz ve yanında olmanız, size ve kendine olan güvenini de pekiştirecektir.
Bu konuda önemli bir diğer nokta da bu alanı sizin değil, çocuğunuzun belirlemesidir. Ebeveynin belirlediği bir alanda ilerlemek zorunda olduğunu hissetmesi çocuğun üzerindeki beklentileri karşılama baskısını artırarak daha çok stres ve psikolojik probleme sebep olabilir.

DİSLEKSİ TEDAVİSİNİN PSİKOLOJİK YÖNÜ

Öğrenmeyi ve okul başarısını etkileyen bu sorun daha büyük çerçeveden bakıldığında çocuğun özgüvenini ve benlik algısını da etkiliyor. Zekâ ile ilgili bir sorunları olmamasına rağmen disleksisi olan çocuklar çoğunlukla kendilerini “aptal” olarak nitelendiriyorlar. Hatta zaman zaman bunun gibi uygun olmayan yargıları çevrelerinde de duyabiliyorlar. Bu durum var olan öğrenme problemini güçlendirebiliyor ve çıkmaza sokabiliyor. Sonuç olarak hem çocuk hem de aile çok üzülebiliyor. Zamanında ve doğru müdahale bu yüzden çok önemli. Disleksi zekâdan bağımsız bir sorun ama zekânın doğru ve etkili şekilde kullanılması önünde engel oluşturuyor. Bu nedenle disleksi ile ilgili yürütülecek tedavi sürecinin psikolojik yönü oldukça kıymetli.

DİSLEKSİLİ ÇOCUKLARI DİSLEKSİSİ OLMAYAN ÇOCUKLARLA KIYASLAMAYIN

Özgül öğrenme güçlüğünün beyindeki yapısal ve işlevsel farklılıklardan kaynaklandığını unutmayın ve farklılığından ötürü çocuğunuzu yargılamayın. Disleksili bir çocuk yaşıtlarına ayak uyduramadığının farkında olabilir ve çabalarının yetersiz olduğu hissine kapılabilir; bu durum okulu oldukça stresli bir deneyim haline getirebilmektedir. Bu sebeple öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar kesinlikle diğer çocuklarla kıyaslanmamalı, onlara karşı sabırlı ve hoş görülü olunmalıdır. Üzgün, sinirli veya yılmış hissettiklerinde onlara diğer çocuklardan daha farklı bir şekilde öğrendiklerini hatırlatın. Bazen öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar diğerlerinden daha yavaş veya daha az zeki olduklarını düşünebilirler. Oysa bilim gösteriyor ki dislektik çocuklar normal ve üstü bir zekâya sahiptir; öğrenme ve öğrendiklerini işleme şekilleri farklıdır.

DİSLEKSİ TÜM HAYATI ETKİLİYOR MU ?

Disleksisi olan çocuklar eğitim hayatlarının başından itibaren “Aslında çok zeki ama…” ile başlayan cümleyi çok duyarlar. Aileler ve eğitimciler için kafa karıştırıcı olan ise çok daha zor şeyleri yapabilirken bir satır önce okuduğu kelimeyi bir sonraki satırda yanlış okumasıdır. Bu durum bazen çocuğun “yaramazlığına” ya da “dikkatsizliğine” bağlanır. Aslında sorun bu tespitlerden çok daha ciddi olabilir. Disleksi nörolojik temelleri olan bir sorundur. Ancak tanı koymak her zaman çok kolay değildir. Bunun bir nedeni bu sorunu yaşayan her çocuğun farklı özelliklere sahip olmasıdır. Tanının konabilmesi için bazı kriterler var: bireyin normal veya normal üstü zekâya sahip olması, okuma alanında yaşadığı sorunların yetersiz eğitim koşulları ve çevresel faktörlerden kaynaklanmıyor olması ve nörolojik bir hastalığın sonucunda ortaya çıkmış olmaması bu kriterlerin en önemlileridir.
Disleksi yalnızca çocuğun okuma-yazma alanını etkileyen bir sorun olarak kalmıyor. Okuma-yazmada zorlanan çocuk, okulda genel anlamda daha da zorlanmaya başlıyor. Arkadaşları için kolay olan okuma ve yazma onlar için büyük bir kâbusa dönüşüyor. Çünkü diğer kişilere göre çok daha fazla çaba harcamak zorunda kalıyorlar ve kendilerini doğal olarak kötü hissediyorlar. Bunun yanı sıra eksik, yanlış okumaları bir süre sonra arkadaşları tarafından alay konusu olmalarına neden olabiliyor.

DİSLEKSİDE UYKUNUN ÖNEMİ

Uyku her çocuk için önemlidir. Disleksi tanısı konmuş çocuklar ise gün içerisinde okuma, yazma ve okuduğunu anlama gibi becerileri yerine getirebilmek için daha fazla çaba harcadıkları için uyku düzenlerinin olması gerekir çünkü uyku gün içerisinde öğrenilenlerin pekiştirilmesine yardımcı olur ve öğrenmelerin daha kalıcı olmasını sağlar. Bu nedenle ebeveynlere çocukları yatmadan önce onlarla o gün ki öğrendiklerini tekrar etmeleri önerilir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ ÇEKEN ÇOCUKLARIN MÜZİĞE YÖNELİK ODAKLANMA VE RİTME EŞLİK ETME DURUMLARI

Öner, A.K. (2006) yaptığı çalışmada melodik yapıları dikkat çekici olan, sözleri kolay ve anlaşılabilir olan şarkılarda çocukların müziğe odaklandığı görülmüştür. Bununla birlikte, öğrenme güçlüğü çeken çocukların çoğunun ritmik yapısı kolay ve fazla tekrarlı olan şarkılarda ritme eşlik ettiği saptanmıştır. Ayrıca müziğin öğrenme güçlüğü çeken çocuklara cesaret verici ve güven kazandırıcı olduğu düşünülmektedir. Bazı öğrenme güçlüğü çeken çocukların, ritme eşlik durumunda da kendilerinden umulmayan performans gösterdikleri bulunmuştur. Öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerin sosyal yaşantılarında müziğin etkisi göz ardı edilmemeli, okulda bireysel müzik eğitiminden çok grup ile yapılan müzik aktivitelerine yer verilmeli ve aile içerisinde daha fazla ve bilinçli bir müzik dinleme ortamı yaratılmalıdır.
Öner, A. K. (2006). Müziğin öğrenme güçlüğü çeken çocukların duyarlılıklarına etkisi (Doctoral dissertation, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü).

DİSLEKSİ TANISI NE ZAMAN KONULABİLİR?

Disleksi tanısı genellikle çocuk okula başladıktan 1-2 sene sonra konulması gerekse de disleksi belirtilerinin 5 yaşın altında da görülebileceğini gösteren kanıtlar bulunmaktadır. Disleksili çocuk, çoğunlukla geç konuşan, söylenenleri anlamakta zorlanan, konuşması ve yazması kolay anlaşılmayan ve kelime haznesi sınırlı olan bir bireydir.
Yavuzer, H. (2018). Çocuğu Tanımak ve Anlamak. İstanbul Remzi Kitabevi.

OKUMADA NÖROLOJİK SÜREÇ

İnsan beyninde bir şeyler okurken ne olduğunu, nasıl bir mekanizmanın çalıştığını 1950’li yıllarda Hodgkin ve Huxley tarafından mürekkep balıklarının dev aksonları üzerinde yapılan araştırmalar sayesinde keşfetmeye başladık. Prof. Maryanne Wolf okumanın doğuştan gelmediğini sonradan bulunmuş bir icada adaptasyon sağladığımızı söyler. Wolf beynimizin okuma-yazma sırasında 3 ilkeye bağlı olarak çalıştığını söyler. Bunlar; beyindeki eski yapılar arasında yeni bağlantılar kurma, uzmanlaşarak örüntüleri tanıyabilme ve bu süreci otomatikleştirmedir. Bu ilkeleri gerçekleştirebilmemiz alfabenin bulunmasıyla çok daha basit ve hızlı bir hale geldi. Eski yazılarda bulunan okumalar semboller üzerinden olduğu için, sembolleri tanıma sürecin yavaş ilerlemesine sebep oluyordu. Kişi alfabeyi okurken beyinde ki görselliği yansıtan bölgeleri daha az kullanır fakat logografik bir yazı sisteminden okuma yaparken beyinde birçok alanın aktive olması gerekir. Örneğin Çince gibi logografik bir yazı sistemine sahip bir dili okurken beynimizde İngilizceye göre çok daha fazla bölge aktif olur. Beyin görüntüleme çalışmaları dişlektik bir birey ile dişlektik olmayan bir bireyin okuma sırasındaki beyin aktivasyonlarının farklı olduğunu ortaya koymuştur. Dislektik bir beyin sol yarı küre yapılanmalarını değil genellikle sağ yarım küre yapılanmalarını kullanmaktadır. Buna ek olarak dişlektik bireylerde okuma sırasında arka beyin bölgesinde dil ile alakalı olan kısımların aktivasyonunun düşük ve telafi edici olarak da ön beyin bölgesindeki dil alanında yüksek aktivasyon gözlemlenmiştir. Fakat beyindeki bu farklı aktivasyon değiştirilemez değildir ve özel öğrenme güçlüğü bulunan çocuklar uygun eğitim ile yaşıtları gibi okuyabilirler.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ YAŞAYAN ÇOCUKLARIN AİLELERİNE NOT

Hangi programı kullanırsanız kullanın, başarı kadar harcadığı çaba için de çocuğu ödüllendirin, yüreklendirin. Çocuğun ısrarlı ve sebatkâr olmayı öğrenmesi de çok önemlidir. Çaba göstererek başarıya ulaşma örnekleri yaşanmadığı sürece, öğrenilmiş çaresizlik içinde, ne yaparsa yapsın öğrenemeyeceğini düşünür. Oysa öğrenme güçlüğü olan bir çocuğun motive olması çok önemlidir, çünkü böyle bir sorunu olmayan çocuktan çok daha fazla çaba harcaması gerekir.
Yavuzer, H. Okul Çağı Çocuğu. İstanbul Remzi Kitabevi.

OKUL ÖNCESİ DİSLEKSİ BELİRTİLERİ – GENEL GELİŞİM

*Çoğunlukla görülen ilgisizlik, dikkatsizlik
*Birtakım yönergeleri izlemede görülen sorunlar
*Zaman zaman uygun sözcüğü “bulmaya çalışma”
*Okuma öncesi etkinliklere ilgi göstermeme, bunun yerine resim yapma, boyama gibi (sözel olmayan) yaratıcı etkinlikleri yeğleme.
Yavuzer. H. (2018) Çocuğu Tanımak ve Anlamak. Remzi Kitabevi.

OKUL ÖNCESİ DİSLEKSİ BELİRTİLERİ – HAREKET VE DENGE

*Başkalarından yardım almaksızın giyinmede güçlük çekme ( 4 yaş ve yukarısı)
*Ayakkabılarını bağlamayı ya da düğme iliklemeyi geç öğrenme (2-3 yaş ve yukarısı)
*Ayakkabıyı doğru ayağa giymede yaşanan sorunlar (2 yaş ve yukarısı).
*Yürürken aşırı ölçüde takılma bir şeylere çarpma
*Topu yakalama, fırlatma ve topa vurmada güçlük çekme (3-4 yaş ve yukarısı).
Yavuzer, H. (2017). Çocuğu Tanımak ve Anlamak. Remzi Kitabevi.

DİSLEKSİYİ TEŞHİS ETMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

Bir dizi soruyu cevaplama: Bu sorular çocuğunuzun gelişimi, eğitimi ve tıbbi geçmişi hakkında olabilir. Uzman, çocuğunuzun ailesel koşullarını bilmek isteyebilir ve ailede öğrenme güçlüğü olan kişiler olup olmadığını sorabilir.
Anketler. Uzman; çocuğunuz, aile üyeleri ya da öğretmenlerinin cevaplayacağı sorular yazabilir. Çocuğunuzun okuma ve dil becerisini belirleyecek testleri cevaplamasını isteyebilir.
Görünüm, işitme ve zihinsel (nörolojik) testler: Bu testler çocuğunuzda zayıf okuma yeteneğine neden olan ya da bunu arttıran herhangi başka bir rahatsızlık olup olmadığını belirlemeye yardımcı olabilir.
Psikolojik test: Çocuğunuzun psikolojik durumunu daha iyi anlamak için, uzman size ya da çocuğunuza sorular sorabilir. Bu çocuğunuzun yeteneğini kısıtlayan sosyal problemler, endişe ya da depresyon varlığını belirlemeye yardımcı olabilir.
Okuma ve diğer akademik yetenekleri sınama: Çocuğunuz bir dizi eğitim testinden geçebilir ve okuma becerilerinin ilerlemesi ve kalitesi bir okuma uzmanı tarafından analiz edilir.

OKUL DÖNEMİNDEKİ DİSLEKSİLİ BİREYLERDE GÖRÜLEBİLECEK BAZI ÖZELLİKLER

• Haftanın günlerini sayma, yirmiye kadar sayma, alfabeyi sayma gibi basit sıralamaları yapmakta,
• ‘gel-sel’ gibi kelime kafiyelerini anlamada,
• Aynı harfle başlayan kelimeleri hatırlamakta,
• Telaffuz sırasında,
• Elleriyle ritim tutarak şarkıya eşlik edip katılmakta,
• Sözcükleri hatırlamakta
• İnsanların, yerlerin isimlerini hatırlamada ve tarif edilen yolu hatırlamakta sıkıntılar yaşamalarıdır.

Kentli, F. D. (2009). Comparison of hidden curriculum theories. European Journal of Educational Studies, 1(2).

DİSLEKSİ NEDİR NE DEĞİLDİR ?

Disleksi okuma, yazma, heceleme ve bazı durumlarda konuşma becerilerinde kategorize edilen bir okuma bozukluğudur. Bununla birlikte bilgi işleme, koordinasyon ve denge kurma becerisi gibi alanlarda sorun yaşanmasıdır. Disleksi normal veya normal üstü zekâya sahip olan bireylerde görülür. Bu durumla ile ilgili yanlış bir algı disleksinin zeka geriliği ile paralellik gösterdiği şeklindedir. Disleksisi olan bireylerin zekâ geriliği yaşadıkları düşüncesi gerçeği yansıtmamaktadır. Disleksinin neyi gerektirdiğini anlamanın en iyi yollarından biri de disleksinin aslında ne olmadığını bilmektir. En basit örneği ile disleksi bir tembellik ya da zekâ geriliği değildir ve aynı zamanda görme ile ilgisi yoktur. Bunun yerine beynin hem sözlü hem de yazılı dili nasıl işleyebildiği ile ilgili bir durumdur. Disleksi olan bireyler karmaşık düşünceleri kolaylıkla anlayabilirler, ancak genellikle bilgi işlemek için daha fazla zamana ihtiyaç duyarlar. Bunu yapmak için basılı bir kitabı okumak yerine sesli bir kitabın dinlenmesi gibi bilgiyi elde etmenin farklı yollarına ihtiyaç duyabilmektedirler. Bu durum disleksi olan kişilerin başarılı olamayacağı anlamına gelmez.

DİSLEKSİDE ERKEN TANININ VE ERKEN TEDAVİNİN ÖNEMİ

Okuma güçlüğünde erken tanı, bir çocuğun 5-6 yaşlarına kadar gelişim alanlarının ve becerilerinin
gözlemlenmesi yoluyla okuma yazma güçlüğü çekip çekmeyeceğinin belirlenmesidir.
En yüksek etkiyi görebilmek için disleksinin mümkün olduğu kadar erken tanılanmasının genel bir
gerçek olduğunu kişisel eğitim hedeflerini kolaylaştırmak ve erken müdahalenin etkilerini en yüksek
seviyeye çıkartmak için, okuma güçlüğünün mümkün olduğu kadar erken saptanması gerektiğini,
okuma güçlüğünün erken saptanmasının sadece akademik değil aynı zamanda davranışsal ve
duygusal sorunların önüne geçeceğinin farkında olunması gerekir.
Eğer tanılama erken sınıflarda ise göstergeler, öğrencilerin okumada ve okuduğunu anlamada daha
becerikli olduklarını göstermekte olduğunu, ama eğer okuma yönü zayıf olan öğrencilerin tanılaması
daha ileriki sınıflarda olursa okumada ve okuduğunu anlamada daha sonraki dönemleri de
etkileyecek şekilde zayıf olduğunu göstermektedir. Okuma güçlüğünün mümkün olduğu kadar erken
saptanması gerekir ve bunun için söylenen cümleyi tekrar etme, çocukluk döneminde anne eğitimi,
zaman yönetimi gibi bir takım etkenlerin sorunun tespit edilmesinde rol oynar.

EĞİTİMCİLERE ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUKLAR İLE İLGİLİ ÖNERİLER

a) ÇEVRENİN DÜZENLENMESİ

• Çocuğun oturduğu yerdeki dikkati dağıtıcı uyaranların az olmasına önem verilmelidir.
• Çevrede yer alan materyaller çocuğa tanıtılmalıdır.
• Çocuk, gerektiğinde kendisine yardımcı olabilecek bir arkadaşının yanına oturtulmalıdır.

b) MATERYALLER

• Okuma ve yazma ödevlerinde çocuk için düzenlemeler yapılmalıdır. (Yazı boyutu büyük, satır araları fazla olacak şekilde ayarlanabilir.)
• Somut materyallerle, sözel anlatıma destek verilmelidir.

c) KURALLAR ve GÜNLÜK RUTİNLER

• Sınıfa girerken, sınıfta ve ders dışı vakitlerde nasıl davranması gerektiği net olarak kendisine ifade edilmelidir.
• Kurallar yazı ile somutlaştırılmalıdır.

d) ÖĞRETİM

• Öğretilecek konu net olmalı, çocukların aktif katılımını sağlayacak özellikte ve uygun anlatım ritminde olmalıdır.
• Yönergeler net olmalıdır.
• Çocukların dinleme becerisi kazanması için çalışılmalıdır.
• Çocuğa zamanı programlama, ev ödevi tutma vb. gibi becerileri geliştirmesi için stratejiler öğretilmelidir.
• Çocuğun nasıl öğrenmesi gerektiği ile ilgili bilişsel stratejilerde bulunulmalıdır.
• Çocuğun uygulamalara ve derse katılımı teşvik edilmelidir.
• Grup çalışmalarında yaşına uygun görevler verilmelidir.
• Okuma çalışmaları başlangıç itibariyle çocuğun ilgi duyduğu alanlarla ilgili olmalı ve 2-3 cümleyi geçmemelidir.

e) DEĞERLENDİRME

• Çocuğa sunulan bilgileri, çocuğun kendi cümleleri yeniden ifade etmesi,
• Eğitim öncesi ve sonrası çocuğun performans değerlendirmesinin yapılması, ilerlemenin görülmesi açısından gereklidir.
• Çocuğun daha önce edindiği bilgiyle ve sonradan öğrendiği yeni bilginin arasında ilişki kurulması
• Çocuğun emeği ve çabası ödüllendirilmelidir.
• Aile ile sık sık işbirliği yapılmalı, eğitim ve öğretim ve değerlendirme sürecinin parelel yöntemlerle gitmesine özen gösterilmelidir.

Baykoç, N., Şahin, S. & Akoğlu, G. (2015). Özel gereksinimli çocuklar ve özel eğitim. (S.268-269.) Ankara: Eğiten Kitap Yayıncılık

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ YAŞAYAN ÇOCUKLARDA AKRAN İLİŞKİLERİ

Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar okuma, yazma, matematik, konuşma, muhakeme gibi alanlarda yaşıtlarının gerisinde kalmaktadırlar. Bu durum çocukları gerek ev ortamında, gerekse okul ve arkadaş ortamında akademik başarının yanında psikolojik olarak da etkilemektedir. Yaşıtlarına göre daha yavaş okuyan çocuk zaman zaman arkadaşları tarafından alay konusu olabilir. Bu yüzden sesli okuma yapmaktan ve eleştirilmekten korkarlar. Kendilerini ifade etmekte ve zaman zaman oyun kurmakta zorlanırlar. Bu yüzden de diğer çocuklar tarafından oyun dışı bırakılabilirler, yalnızlaşabilirler. Bu durumun önüne geçmek için çocuklarınızın yaşadıkları zorluklarla baş etmelerini sağlamak için onlara akademik ve psiko-sosyal gelişim desteği aldırın. Bu durumun kendiliğinden çözülmesini beklemek sadece çocuğun psikolojik olarak örselenmesine sebep olur. Aldıracağınız özel eğitim desteği sayesinde çocuk yapabileceğini görür ve özgüveni artar. Bunun yanında sosyal olarak desteklenebileceği grup programlarına katılarak “Arkadaş edinebiliyorum, benim gibi birçok çocuk var” düşüncesi ile rahatlama yaşar.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNE SAHİP OLAN ÇOCUKLARDA ÖĞRETİM NASIL OLMALIDIR?

Öğretilecek konu açık anlaşılır olmalı, çocukların aktif katılımını sağlayacak şekilde ve uygun anlatım hızında olmalıdır.
Açık ve anlaşılır şekilde yönergeler verilmelidir.
Çocukların dinleme becerisi edinmesi üzerine çalışılmalıdır.
Çocuğa, zamanı programlama, ödev defteri tutma, ödevlerini bitirme vb. becerileri geliştirmeye yönelik stratejiler öğretilmelidir.
Çocuğun nasıl öğrenebileceği ile ilgili olarak bilişsel stratejiler konusunda rehberlik sağlanmalıdır.
Çocuğun derse ve uygulamalara katılımı için teşvikte bulunulmalıdır.
Grup çalışmalarında yapabileceği düzeyde görev ve sorumluluklar verilmelidir.
Okuma çalışmaları ilk olarak çocuğun ilgi duyduğu konularla ilgili olmalı ve 2-3 cümleyi geçmemelidir.
Çocuğun hatalarını kendisinin bulması için teşvik edilmelidir.

Baykoç, N., Şahin, S. & Akoğlu, G. (2015). Özel gereksinimli çocuklar ve özel eğitim. (S.269.) Ankara: Eğiten Kitap Yayıncılık

İLKÖĞRETİM ORTA ve YÜKSEK ÖĞRETİM DÖNEMİ GÖZLEMLENEBİLECEK ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ BELİRTİLERİ

İLKÖĞRETİM DÖNEMİ

• Duygusal sorunlar

• Dikkati yoğunlaştırma da yaşanan sorunlar

• Okumayı öğrenmede yaşanan güçlükler

• El yazısını kullanmada yaşanan güçlükler

• Müfredatı takip etmede yaşanan güçlükler

• Sosyal ilişkilerde yaşanan güçlükler

• Başarısızlığı kabullenme eğiliminde yaşanan güçlükler

• Öğrenmeye karşı olumsuz tutum geliştirmede yaşanan güçlükler

• Yaşıtları arasından, arkadaş edinememe de yaşanan güçlükler

ORTA ÖĞRETİM ve YÜKSEK ÖĞRETİM DÖNEMİ

Ergenlik dönemi ile beraber öğrenme güçlüğü yaşayan kişilerin sergiledikleri davranışlarda belirgin farklılaşmalar gözlenir. Akademik başarıya ek olarak bu dönemde gelecek kaygısı da kendini göstermektedir. Bu dönemdeki kişilere sağlanan destek eğitim ve rehberlik uygulamalarının sınırlı olması, güçlükler ile başa çıkabilmeyi de zorlaştırmaktadır.

Bu döneme ait özellikler;

• Akademik başarısızlıkların birikimli etkilerinin bir sonucu olarak özgüven eksikliği,

• Sosyal ve Duygusal sorunlar

Baykoç, N., Şahin, S. & Akoğlu, G. (2015). Özel gereksinimli çocuklar ve özel eğitim. (Öğrenme güçlüğü olan çocuklar ve eğitimleri, S.263.) Ankara: Eğiten Kitap Yayıncılık

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNE SAHİP ÇOCUKLARI OLAN AİLELERE ÖNERİLER

• Çocuktaki problem fark edilir edilmez bir uzmanla görüşülmelidir.

• Çocuğun akranları ile kıyaslanmamasına özen gösterilmelidir.

• Çocuğa karşı anlayışlı ve sabırlı olunmalıdır.

• Anne-baba olarak çocuğa karşı tutarlı davranılmalı, okuldaki personelle işbirliği yapılmalıdır.

• Çocuğun yetenekleri ve ilgileri göz ardı edilmemeli, gereksinimleri net olarak ortaya konulmalıdır.

• Özel eğitim gereksinimi unutulmamalı, ihtiyacı olan gelişimsel desteğin ve eğitimin verilmesi için gerekli özen gösterilmelidir.

• Özgüven kazanımı için çocuğun ilgi alanları dikkate alınarak sosyal aktivitelere yönelimi sağlanmalıdır.

• Çocuğa yönelik beklentilerin büyük olmamasına özen gösterilmelidir.

• Çocuk başarıları karşısında ödüllendirilmelidir.

• Çocuğun eğitimi ile ilgilenen sorumlu kişilerle işbirliğine girilmelidir.

Baykoç, N., Şahin, S. & Akoğlu, G. (2015). Özel gereksinimli çocuklar ve özel eğitim. (Öğrenme güçlüğü olan çocuklar ve eğitimleri, S.269.) Ankara: Eğiten Kitap Yayıncılık

DİSLEKSİ HAKKINDA YANLIŞ BİLİNENLER NELERDİR?

En sık karşılaşma durumuna göre şu şekilde sıralamak mümkündür:
1. Disleksisi Olan Bireyler Geriye Okuma Yaparlar
Araştırmacılar, bu bireylerin harfleri ve kelimeleri geriye doğru görüp algıladıklarına dair her hangi bir kanıtın olmadığından bahsetmektedir. Onlara göre, disleksinin altında yatan ana problem görsel algı sorunları değil, fonolojik düzeyde dili işlemede yaşanan sorunlardır.
2. Erkeklerin Kızlara Oranla Disleksisi Olma İhtimali Daha Fazladır
Erkeklerin, kızlara oranla daha fazla disleksisi olduğu kanısı hala araştırma konusudur.
3. Sol El Kullananların Disleksisi Olma Oranı Daha Fazladır
Disleksisi olan kişilerin, bir kısmında solakların varlığından söz edilebilir fakat solaklığın varlığı disleksiye kesin bir işaret değildir.
4. Disleksisi Olan Bireylerin Hepsi Özel Yetenekli Bireylerdir
Disleksi ile zekâ arasında bir ilişki yoktur; her hangi bir zeka seviyesinde bu sorunla karşılaşılabilir.
5. Başarılı Bireylerin Disleksisi Olma İhtimali Yoktur
Eğer birey okulda başarılı bir öğrenciyse disleksisi olma ihtimali yoktur düşüncesi de başka bir yanlış kanıdır.
6. Zekâ Geriliği ile Disleksi Arasında İlişki Yoktur
Disleksisi olan bireylerin zekâ geriliği yaşadıkları düşüncesi gerçeği yansıtmamaktadır. IQ testleri ve disleksi arasında ilişki bulunmamaktadır.
7. Toplumlarda Disleksi Nadir Görülen Bir Durumdur
Disleksinin toplumlarda sık görülmeyen nadir bir durum olduğu söylemi de disleksi hakkında yanlış bilinen kanılardandır.
8. Bir Birey Okuyabiliyorsa Disleksisi Olamaz
Disleksili bireyler kelimelerin şekillerini hafızaya kaydederek, benzer hikâyeleri ezberleyerek, ilk harflerin ardından tahminde bulunarak okuma gibi farklı yöntemlerle bir süreye kadar okuma yapabilmektedirler. Buna karşın hafızaları onları belli bir yere kadar yardımsız götürmektedir.
9. Okuma Eğitimi Başlamadan Önce Bireyin Disleksisi Teşhis Edilemez
Okul ortamı içerisinde yer almadan ve okuma deneyimi ile tanışmadan önce disleksinin teşhis edilemeyeceği konusundaki inanışlar da yanlıştır.
10. Disleksi Çocuklarda Bulunur Yetişkinlerde Bulunmaz
Disleksinin sadece çocukluk döneminde olacağı yetişkinlerde disleksinin olmayacağı bir yanılgıdır. Disleksi hayat boyu devam eden bir süreçtir.
11. Disleksi Medikal Tedavi Yöntemleri ile Tedavi Edilebilir
Disleksi okuma alanında uzmanlaşmış kişilerin uygulayacağı değerlendirme yöntemleriyle teşhis edilir ve eğitsel yöntemlerle tedavi edilir. Yani disleksinin tedavisi vardır sadece tedavi medikal değil, eğitseldir.

BALCI, E. (2017). DİSLEKSİ HAKKINDA GERÇEKLER: DİSLEKSİ NEDİR VE NE DEĞİLDİR?. Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 19(1), 1-17.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ İLE BİRLİKTE GÖRÜLME OLASILIKLARI YÜKSEK OLAN RAHATSIZLIKLAR

Özel öğrenme güçlüğü tanılı çocuklarda ek bir tanının da eşlik etmesi çok sık rastlanan bir durumdur. Genel olarak eşlik eden tanılar şu şrkildedir; dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), karşıt olma karşıt gelme bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu, enürezis ve depresyon. Okuldaki zorlanma sebebiyle çocuğun kendine olan güveninin düşük olması, çoğu zaman akran zorbalığına maruz kalması ve/veya çocuğun aile tarafından başarısız bir çocuk olarak görülmesi özel öğrenme güçlügüne eşlik eden bir çok rahatsızlığın oluşumuna zemin hazırlar. Bu sebeple ailelerin ve çocukların özgül öğrenme konusunda bilinçlendirilmesi bu tanıya sahip olan çocukların daha kendileri için daha sağlıklı bir çevrede yaşamaları açısından çok önemlidir.

Coşkun,N.,G.,Gürbüz,A.,G.,Çeri,U.,Doğangün.,B. (2018). Öğrenme Bozukluğu Olan Çocuklarda Psikiyatrik Eş Tanıların İncelenmesi, Anadolu Psikiyatri Dergisi. 19(1), 87-94.

DİSLEKSİ BİREYLERİ NASIL ETKİLER VE YAŞADIKLARI GENEL SORUNLAR NELERDİR?

Bireylere göre disleksi farklılık göstermektedir. Bireyin yapısı, aile desteği, çevresel faktörler, aldığı eğitimin süresi ve etkililiği bireydeki disleksinin yapısını değiştirmektedir. Tüm bunlara rağmen disleksi genel anlamda kelime tanıma, akıcı okuma, heceleme ve yazmada yaşanan güçlüktür. Disleksisi olan kişiler, okuma sorasında basit kelimelerin okumasında dahi pek çok kez hata yapmaktadırlar. Yavaş okurlar ve okurken de fazladan zorlanmaktadırlar. Kelime içerisinde yer alan harfleri karıştırmaktadırlar ve cümle içinde kelimeler iç içe geçmiş gibi veya kelimeler arasındaki boşluklar kaybolmuş gibi okumaktadırlar.
Disleksili olan bireylerin yaşadığı genel sorunlar:
-Konuşmayı öğrenmede gecikmelerin olması.
-Harfleri ve onlara ait olan seslerin gerektiği kadar öğrenilememesi.
-Sözlü veya yazılı dili organize etmede güçlük yaşanması.
-Numaraları ezberleyip öğrenmede sıkıntı yaşanması.
-Uzun okuma parçalarını anlamada ve takip etmede sıkıntı yaşanması.
-Yazı yazma güçlükleriyle karşılaşılması.
-Yabancı bir dil öğreniminde problem yaşanması.
-Matematiksel işlemleri gerçekleştirmede problem yaşanması.
Balcı, E. Disleksi: Tanımı, Sınıflandırması ve Belirtileri Dyslexia: Definition, Classification and Symptoms. Journal of Educational Studies, 4(2), 166-180.

DERS ÇALIŞMA BECERİLERİ VE DİSLEKSİ

Günümüz dünyasında çocuklar iyi bir eğitim almaya hak kazanabilmek için bir çok sınava girmek durumundadır. Çocukların bu sınavlarda belirli bir başarı düzeyini yakalayabilmeleri için ders çalışma becerilerine ihtiyaçları vardır. Ders çalışma becerilerini planlı çalışma, çalışma ortamını düzenleme, etkili okuma, ders dinleme, not tutma, etkili yazılı anlatım ve sınavlara hazırlanma olarak özetleyebiliriz. Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklara ders çalışma becerilerini aşılamak oldukça önemlidir. Özel öğrenme güçlügü olan çocuklara ders çalışma becerilerini aşılayabilmek için model olma, yaratıcı etkinliklerden faydalanma, pekiştireç kullanımı ve ders çalışma becerilerini destekleyen programlar gibi materyaller ve yöntemlerden faydalanılabilir.
Kesiktaş, A.D.(2006), Ders Çalışma ve Özel Gereksinimli Öğrenciler, Özel Eğitim Dergisi. 7(1), 37-48.

DİSLEKSİ

Disleksi, beyindeki bilgi işleme merkezlerindeki problemlerden kaynaklı olarak ortaya çıkar. Disleksi olan çocuklar dil ile problemler yaşarlar. Bunun yanında bilgi işleme, koordinasyon becerisi, denge kurma becerisi gibi alanlarda sorun yaşarlar. Hareket yetileri yaşıtlarına göre daha yavaştır. Varlıkları kategorilere ayırmakta zorlanırlar. Okudukları kelimeleri akıllarında tutmakta zorlanırlar, kendileri sözel veya yazılı olarak ifade etmekte zorlanırlar.
Disleksi olan çocukları diğer çocuklardan ayıran en temel şey; özel eğitim desteği ihtiyacıdır. Erken teşhis, müdahale yöntemi,çalışan kişinin uzmanlığı disleksi ile baş etmede en temel esaslar olacaktır.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DİSLEKSİ

Okuma bozukluğunu disleksi olarak 1917’de ele alan Hinscohewood disleksinin sinir sisteminden kaynaklı bir bozukluk olduğunu savunmuştur. Hinscohelwood’a göre parietel ve oksipital lobdan kaynaklanan bir güçlüktır. Orton(1937) disleksinin doğuştan geldiğini ve kaynağının beynin işleyiş biçimi olduğunu savunur. Bu yüzden dislektik çocukların ters yazdıklarını-okuduklarını bazı harfleri birbirine karıştırdıklarını savunur. Bu gibi disleksinin neden kaynaklandığına dair çeşitli yaklaşımlar olmakla birlikte disleksinin kesin sebebi henüz bilinmemektedir. Disleksi olan bireyler okuma, yazma ve matematikteki güçlüklerin yanında;
-Kendilerini ifade etmekte zorlanırlar
-Yön kavramını öğrenmekte, yön bulmada zorlanırlar
-Saatleri öğrenmekte ve zaman kavramını anlamlandırmakta zorlanırlar
-Koordinasyon gerektiren aktivitelerde güçlük yaşarlar.

DİSLEKSİNİN BELİRTİLERİNİN BİYOLOJİK NEDENLERİ?

Disleksisi olan çocuklarda, öğrenme bozukluklarının en çok görülen bozukluğudur. Disleksi, çocukların yüzde yedisini etkiler ve de, okuma ve heceleme zorluklarını etkiler. Disleksisi olan çocuklarda, diğer alanlarda başarılar görülürken, çocukların okuma ve yazmalarında problemler görülür. Nöro görüntüleme çalışmaları disleksi için evrensel bir temel gösterir. Disleksisi olan çocukların okumada zorlukları olabilir ve de bu zorluklar zekaya ya da eğitim olanaklarına göre değişmez. Disleksisi olan insanlar, kısa süreli hafızada problemler yaşarlar. Dislekside, beyin bölgelerin etkilemesi sonucu, işitsel işleme bölgelerinde bozulmalar görülür. Beynin bazı bölümlerinde olan bozulmalardan dolayı, okuma ve yazmada bozulmalar görülür. Dislekside, çocukların dille ilgili işleme becerileri zordur. Disleksi, çocuklarda kendini beklenmedik okuma problemlemleri olarak gösterir. Kelimenin doğru hatırlanmasında bozulmalar görülür. Kelimeler yanlış telafuz edilir.

DİSLEKSİYE DAİR MERAK EDİLENLER

Disleksi, özel bir okuma bozukluğudur. Bu bozukluğu olan çocuklar normal zekaya sahiptir. Disleksi, toplumun yüzde beşinden, yüzde on yedisine kadar gözükür. Disleksi, normal zeka seviyesine rağmen, daha çok yaşa uygun okuma becerileri geliştirememe ve yetersiz okumayla ilgilidir. Bunun temelide genetik kaynaklıdır. Disleksisi olan çocuklarda, dikkat, hiperaktivite gibi başka gelişimsel bozukluklar görülebilir. Dislekside; aynı zamanda işitsel, görsel belleğin işlenmesinde sıkıntılar çıkar. Belleğin işlenmesinde görülen sorunlara, örnek verilmesi gerekilirse; b ve p seslerini ayırt edememe gibi belirtilerle anlaşılabilir. Disleksinin yaşanışı kişiden kişiye değişebilir. Aynı zamanda, disleksi durumdan duruma da değişebilir. Belli bir durumda görülebilirken, başka bir alanda görülmeyebilir. Mesela, disleksi, okuma güçlüğüdür. Dördüncü sınıfın başında görülür ve kendini yavaş okuma, yanlış kelime okuma gibi problemlerle belli eder. Bir diğer örnek olan diskalkuli’de ise, matematiksel problemler görülür. Matematik terimlerini anlamakta, sembolleri benimsemek ve kullanmakta, durumları gruplara ayırmakta, matematik prensiplerini anlamakta problemler görülür.

Ellis, A. W. (2016). Reading, Writing and Dyslexia, A Cognitive Analysis, Routledge: NY.

DİSLEKSİSİ OLAN ÇOCUKLARA VERİLEN EĞİTİM DESTEĞİNİN İÇERİĞİ NE OLMALIDIR?

Disleksi nörolojik kaynaklı bir özgül öğrenme güçlüğüdür. Disleksisi olan insanlar, kelimeleri tanımakta güçlük çekerler. Okuduğunu anlayamama ve sözcük dağarcığının az olması gibi durumlar gerçekleşebilir. Aynı zamanda dispraksi adı verilen durum ile çocuklar; öz bakım, yazı yazma, bisiklet sürme gibi etkinliklerde zorluk yaşayabilir. Dispraksisi olan çocuklarda aynı zamanda sakarlık görülebilir. Bu yüzden, çocukların kişisel dengelerini sağlamak da önemli olacaktır. Disleksisi olan çocuklara ise özel eğitim programıyla desteklemek önemlidir. Özel eğitim programlarında; dersin başında çocuklara ne yapacağınızı kısaca anlatmak yararlı olacaktır. Çocuklara daha önceki derslerde öğrettiklerinizi sık sık tekrar etmek öğrenme sürecini pekiştirecektir. Disleksisi olan öğrencilere, kısa ve net talimatlar vermeniz onların öğrenme süreçlerini ileriye taşıyacaktır. Öğrenme süreçleri boyunca sık sık molalar vermek ve öğrencilerin su içmesini teşvik etmek, öğrencinin derse daha kolay odaklanmasını sağlayacaktır. Aynı şekilde, çocuklara eğitim verirken onların neresinde durduğunuzda; çocukların öğrenme süreçlerini etkileyecektir. Bir dersi anlatırken, öğrencinin tam karşısında değil, yanında durmanız; çocukların bilgiyi akılda tutmasını kolaylaştıracaktır.

Gabrieli, J. D. E. (2009). Dylexia: A New Synergy Between Education and Cognitive Neuroscience, 325(280), 280- 283.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUKLARDA YAZMA SÜREÇLERİ

Öğrenme güçlüğü olan çocukların yazmalarında hatalar görülür. Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklarda yazdığını hatırlayamama, karıştırma ve atlama gibi güçlükler görülebilir. Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklar, yazmayla ilintili olarak, parmaklarını tanıma, sağ ve solu ayırt etme, görselleri inceleme, saatleri yazmada ve uzamsal kavramları anlamakta sıkıntı çekerler. Özel öğrenme güçlüğü olan çocukların hataları yazma bakımından yaşadıkları güçlüklerden dolayıdır. Bunun nedeni; yazma davranışının, karmaşık bilişsel bir süreç olmasından kaynaklanır. Öğrenme güçlüğü olan çocuklar yazma öncesi hazırlıklarda, taslak hazırlamada, düzeltmede ve paylaşma gibi yazmanın aşamalarında sorunlar yaşarlar. Özel öğrenme güçlüğüne sahip öğrencilerin yazma becerilerinin geliştirilmesi önemlidir.

Akçin. N. (2009). Öğrenme Güçlüğü Çocukların Yazma Sürecinde Gösterdiği Özellikler, M.Ü. Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Dergisi, 5-18.

DİSLEKSİNİN YAYGINLIĞI VE GENETİK BOYUTU

Öğrenme bozukluğunun sıklığı ve yaygınlığı
hakkında epidemiyolojik çalışmalar birbirinden oldukça farklıdır. Okul çağı çocuklarında %5 oranında olduğu, ancak genel olarak oldukça farklı sonuçlar (%1-33) bildirildiği görülmektedir.
Öğrenme bozukluğu ile ilgili yapılan çalışmalarda erkeklerde kızlara oranla daha fazla görüldüğü gösterilmişti, ancak daha sonra kızlarda da erkeklere yakın oranda görüldüğü ileri sürülmeye başlandı. Amerika Birleşik Devletleri’nde(ABD) yapılan çalışmalarda 6-12 yaş arasında öğrenme güçlüğünün erkeklerde %67, kızlarda ise %33 oranında olduğu, 13-17 yaş arasındaki erkeklerde %66, kızlarda ise %34 oranında olduğu rapor edilmiştir. Ancak halen çoğu çalışma özellikle okuma bozukluğunun erkeklerde kızlara göre daha fazla olduğunu savunmaktadır.

Genetik
Genetik çalışmaları özellikle okuma bozukluğu olan aileler ve çocukları üzerinde yapılmıştır. Bu çalışmalarda, ailesel geçiş özellikle öne çıkmakta ve tek başına en önemli etmen olarak vurgulanmaktadır. Aile çalışmalarında dislektik bir anne ya da babanın olmasının çocukta okuma bozukluğu için önemli bir risk etkeni olduğu belirlenmiştir.
İkiz çalışmalarında tek yumurta ikizlerinde konkordans (eş hastalanma) oranı %68-83, çift yumurta ikizlerinde %23-38 olarak verilmektedir. Genlerin zeka ve öğrenme üzerindeki etkisini test eden bir çalışmada 12 yaşındaki 5.000 ikizde, 4 farklı test (genel bilişsel kapasite, okuma kabiliyeti, matematik becerisi, dil becerileri) uygulanmış ve özellikle kalıtımın okuma ve matematik öğrenme kabiliyeti üzerindeki etkisi göze çarpmıştır.

Özçivit Asfuroğlu, B. ve Fidan, S. T. (2016). Özgül öğrenme güçlüğü. Osmangazi Tıp Dergisi, 38(Özel Sayı 1), 49-54

GELİŞİMSEL DİSLEKSİNİN TİPLERİ

Gelişimsel disleksinin bir çok tipi vardır. Gelişimsel disleksi kişiden kişiye değişiklik görülür. Gelişimsel dislekside; okuma, yazmada bozulmalar görülür. Disleksinin, bir çok tipi farklı şekillerde görülür. Gelişimsel disleksi, okuma yeteceğini kazanamayan bireylerde görülür. Disleksinin bir alt tipinde, sesli okurken bozulmalar görülür. Bazı bireyler anlamlı kelimeleri okuyabilirken, bazı bireyler anlamlı kelimeleri okuyamaz. Bazı bireyler ise anlamsız kelimeleri okuyabilirken, bazı bireyler ise anlamlı kelimeleri okuyamayabilir. Bazı bireylerde, okumada zorluk görülür; bazı bireyler ise yazmada bozulmalar görülür.

Castles, A., & Coltheart, M. (1992). Varieties of developmental dyslexia, Cognition, 149-180.

DİSLEKSİLİ ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN DİL FARKLILIKLARI

Özgül öğrenme güçlüğünün bir alt dalı olan dislekside, farklı dil kullanımları görülmektedir. Disleksisi olan çocuklarda, dili kullanma ve dili anlamayla ilgili sorunlar, dinleme, düşünce, konuşma ve yazmada problemler gözükür. Disleksisi olan çocuklarda matematiksel hesaplamalarda problemler gözükür. Disleksisi olan çocuklarda, dili öğrenmede güçlükler gözükür. Disleksisi olan çocuklarda ses üretiminde farklılıklar görülür; bu çocuklarda, sesleri ayırt etmekte ve sesleri harflerde eşleştirmekte zorlanırlar. Disleksisi olan çocuklarda görülen bir diğer farklılık ise, ses üretiminin yanı sıra, kelimelerle ilgili alanlarda görülen sıkıntılardır. Bu çocuklar, karmaşık kelimelerde güçlük çekmektedirler. Disleksisi olan çocuklar, cümleler karmaşıklaştıkça, cümleleri anlamakta zorlanırlar. Bu çocuklarda, okuma düzeyi zayıftır. Aynı zamanda, bu çocuklarda; yapıyı anlama ve kullanmada güçlükler gözükür.
Turan, F., & Yükselen, A. (2004), Öğrenme Güçlüğü Olan Çocukların Dil Özellikleri, Eğitim Bilim, 132 (29), 43-47

OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

Özellikle okul öncesi dönemde, özgül öğrenme güçlüğünün erken tanı konulması önemlidir. Erken çocukluk döneminde öğrenme güçlüğü, işitmede, görsel cisimleri algılamada, dokunarak tanımada, dil sorunlarıda, organizasyon sorunlarında, zaman sorunları şeklinde kendini göstermektedir. Okul öncesi çocuklarda, işitsel sorunlar, doğru kelimlerle konuşmak, yüksek sesle okunan hikayeleri anlamakta güçlük görülebilir. Bu çocuklarda, yetersiz sözcük dağarcığı, sözcükleri karıştırma, bazı harfleri karıştırmak gibi zorluklar belirtilir. Okul öncesi öğrenme güçlüğü olan çocuklarda, görsel nesneleri ayrıştırmada sorunlar görülür. Nesneleri kopyalamada isteksizlik görülür. Okul öncesinde öğrenme güçlüğü gözüken çocuklarda dil gelişiminde gecikme vardır. Çocukların kendilerini ifade etme becerileri zayıftır. Dil gelişimleri gecikmiştir. Çocuklar sıklıkla bebeksi konuşurlar. Bu gibi problemler ileride okuma problemlerine yol açabilir. Çocuklar organizasyon sorunları yaşarlar. Bu çocuklar zamanı iyi kullanmada zorluk yaşarlar. Çocuklar zaman sorunları yaşayabilirler, zamanı karıştırabilirler.

Aslan, K. (2015). Özgül Öğrenme Güçlüğünün Erken Dönem Belirtileri Ve Erken Müdahale Uygulamalarına Dair Derleme, Hacettepe University Faculty of Health Sciences Journal.

OKUMA GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUKLA OLAMAYAN NASIL AYIRT EDİLİR?

Okumada kullanılan belirli sıralamada yöntemler vardır. Okumanın kazanımında, çocuklar ilk olarak okuma için görselleştirmeyi kullanırlar. Görselleştirmede, resimler ve çevresel biçimlere bakarak, yazıyı tanıyabilirler. Böylelikle harf harf değilde, görsellerle bağlantı kuran çocuklar yazıyı daha çabuk öğrenirler. Bu dönemi takip eden dönemde ise çocuklar, sözcükleri okumak için harfleri bir araya getirirler. Böylelikle okuma süreci tamamlanmış olur.

Bahsettiğimiz süreçler, okuma güçlüğü olan çocuklarda daha farklı ilerler. Okuma güçlüğü olan çocuklarda okumayı anlama yavaştır ve de hatalı okuma gerçekleşir. Okuma güçlüğü olan çocukların anlamsız sözcükleri, tanıdıkları anlamlı sözcükleri ve yeni karşılaştıkları sözcükleri okuma güçlüğü olmayan çocuklardan daha yavaş okudukları bulunmuştur. Okuma güçlüğü olan çocukların yeni karşılaştıkları sözcükleri güçlüğü olmayan gruba göre daha hatalı okudukları belirlenmiştir. Okuma güçlüğü olan çocuklara okuma güçlüğü olmayan çocuklar ile karşılaştırıldıklarında ünlü ve ünsüz harfleri ayırt etmede daha yetersiz oldukları görülmüştür. Okuma güçlüğü olan çocuklarda baş ve son harflerin karışılabildiği görülmüştür. Bu gibi belirtiler bize okuma güçlüğü olan çocukların ayrımını yapmamıza yardımcı olur.
Baydık, B. (2006). Okuma Güçlüğü Olan Çocukların Sözcük Okuma Becerileri, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Özel Eğitim Dergisi, 7 (1), 29 – 36.

DİSLEKSİ VE OKUDUĞUNU ANLAMA

Okuduğunu anlama eylemi, bilişsel kapasitelerin kullanıldığı bir eylemdir. Kişinin disleksi gibi bir özgül öğrenme güçlüğüne sahip olması, kişinin okuduğunu anlama konusunda problem yaşamasına sebep olabilir. Çünkü, okuma yapısı gereği, hem anlama hem de anladığını kullanma gibi becerileri içinde bulundurur. Metinden anlamın çıkarılması, sözcükleri tanımayı ve sözcüklerden bir anlamın çıkarılmasını içerir. Disleksisi olan bireylerde bu seviyelerde bozulmalar görülmektedir. Bilişsel düzeyde de; okuma eyleminde, hafıza ve dikkat gibi bilişsel bileşenler kullanılır. Disleksisi olan bireylerde bu özelliklerin geliştirilmesiyle, kişinin okuma becerileri de geliştirilmiş olur.

Disleksisi olan bireylerde, kişinin okuduğunu anlaması için farklı yöntemler ve teknikler kullanılabilir. Bu yöntem ve teknikler bireyin ihtiyacına göre ayarlandığında okuma süreçlerinde daha fazla başarı elde edilir. Disleksisi olan bireylerde okuduğunu anlama sürecinin daha etkili olması için; görsel uyaranların (resimli metin kullanımı gibi) ve somutlaştırılma kullanımının, okuduğunu anlama sürecini kolaylaştırıldığı görülmüştür.

Referans:

Baz, D. Ş,& Baz, B. (2018) Okuduğunu Anlama Üzerine Bir Derleme Çalışması, Yıldız Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 01, 28–41.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNDE KAYGI VE DEPRESYON DÜZEYİ

Özel öğrenme güçlüğü tanısı alan kız çocuklarının sürekli kaygı puanları , özel öğrenme güçlüğü tanısı alan erkek çocuklarının sürekli kaygı puanlarından daha yüksektir. Hesap yapmakta güçlük çeken çocukların kaygı düzeyleri de kız çocuklarda erkeklerden daha yüksek çıkmaktadır. Yine öğrenme güçlüğü tanılı grupta kızlar için stres daha fazla kaygı ve çökkünlüğe neden olmaktadır
Araştırmalar sonucu görülmüştür ki özel öğrenme tanısı alan çocukların depresyon puana ortalamaları da farklıdır; özel öğrenme güçlüğü tanısı alan kız çocuklarının depresyon puanları , özel öğrenme güçlüğü tanısı alan erkek çocuklarının depresyon puanlarından daha yüksek çıkmıştır. Ergenlik dönemi açısından bakıldığında, dÖnemin kendine has gelişim görevlerine öğrenme güçlüğü kapsamında baş etmeleri gereken sorunların da eklenmesi depresyon riskini arttırmaktadır ve bu dönemde kızlar erkeklerden daha yoğun olarak depresyon duygusunu hissetmektedir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNDE ERKEN TANI

Pek çok araştırma erken tanı ve müdahalenin önemini vurgular. Araştırma sonuçları, risk grubundaki çocukların daha okul öncesi dönemde
belirlenebildiğini ve uygun müdahale programı ile desteklendiğinde öğrenme güçlüğü tanısı alma oranlarının düştüğünü göstermiştir. Bu müdahale programları ile çocukların gelişimsel düzeylerini arttırmaya yönelik büyük motor, ince motor kas becerileri, dikkat, sosyal becerileri, erken okur yazarlık becerileri, dil becerileri geliştirilip ileri ki yıllarda akademik hayatına sağlam bir temel oluşturulur.

Erken tanı ile çocuklar eğitimlerine vakit kaybetmeden başlar ve gerçek potansiyellerini gösterip yaşıtlarına yetişebilmektedir.

OKUMA GÜÇLÜĞÜ ÇEKEN ÇOCUKLARDA SÖZCÜK OKUMA BECERİSİNİN İNCELENMESİ

Okuma güçlüğü çeken çocukların sözcük okuma becerileri incelendiğinde bu çocukların okuma çalışmalarında alfabetik/ses bilgisel stratejiyi tercih ettikleri ancak bu stratejiyi etkin bir biçimde kullanamadıklarını göstermiştir.

Alfabetik/ses bilgisel sözcük okuma stratejisi ise çocuğun sözcükleri okumak için harflerin seslerini bir araya getirdiğini ve sözcükteki harflerin sırasının önemine vurgu yapar.

Okuma güçlüğü çeken çocuklarla yapılan araştırmalar sonucunda anlamsız sözcükleri alfabetik/ses bilgisel strateji ile okuyabildikleri bulunmuştur. Okunabilen, telaffuz edilebilen, tanıdıkları anlamlı sözcükleri ve yeni karşılaştıkları sözcükleri okuma güçlüğü olmayan çocuklardan daha yavaş okudukları görülmüştür. Konuya okuma doğruluğu açısından bakıldığında ise okuma güçlüğü çeken çocukların anlamsız sözcükleri, yeni karşılaştıkları sözcükleri ve tanıdıkları anlamlı sözcükleri okuma güçlüğü olmayan gruba göre daha hatalı okudukları belirlenmiştir.

OKUDUĞUNU ANLAMA SÜRECİNDE ETKİLİ OLAN FAKTÖRLER

Okuduğunu anlama, bir metnin anlaşılmasının yanı sıra yazarın mesajını, amacını ve stilini değerlendiren bir eylem olmakla birlikte ilkokul sürecinden başlayıp öğrencilerde geliştirilmesi amaçlanan bir beceridir. Ayrıca metnin gerçek anlamının ötesinde derin anlama odaklanabilmeyi ifade eder. Okuduğunu anlama dolaylı olarak gözlenebilen bir fenomendir ve aktif-kompleks bir bilişsel süreç olarak ele alınır.

Okuduğunu anlamanın hangi süreçlerde ortaya çıktığını ve geliştiğini inceleyen araştırmacılar okuyucunun bilişsel yapılarına odaklanmıştır. Okuma sürecinde sözcüklerin anlamını çözme ve dili anlama yeteneklerini aktif kullanan okuyucu metin ile etkileşim içindedir. Sözcüğün anlamını çözmekte zorlanan okuyucuların metinden anlam çıkarması da zorlaşmaktadır.

Okuduğunu anlama sürecinde bireylerin içinde bulunduğu bağlam da önemli bir faktördür. İçinde bulunduğumuz bağlam tecrübelerimizi; tecrübelerimiz de şemalarımızı, kelime hazinemizi, düşünme stilimizi vs. şekillendirir. Dolayısıyla çevresel faktörler okuduğunu anlama sürecindeki hazırbulunuşluk seviyesinde önemli bir etkiye sahiptir.

Okuduğunu anlama sürecinde etkili olan bir diğer faktör ise okuyucunun özellikleridir. Bireyin sahip olduğu bilişsel yetenekler ve içinde yaşadığı çevresel faktörler okuduğunu anlama becerisinin gelişimi üzerinde etkilidir. Sözel yetenek, hafıza, öğrenme stratejilerini uygulayabilme, metnin ana fikrini bulabilme, benzerlik-farklılık ilişkisini kurabilme, metnin özetini çıkarabilme, metni değerlendirebilme okuduğunu anlamayı pozitif yönde etkileyen ve geliştirilmesi gereken özellikler arasındadır. Bunun haricinde okuyucunun sahip olduğu bazı özellikler okuduğunu anlama sürecinde zorluk yaşamasına neden olabilir. Örneğin disleksi gibi öğrenme bozukluğu ve okuma güçlüğü bunlar arasında sayılabilir. Bu tür tanı alan bireylerin seviyesine uygun okuma hedefleri oluşturulmalıdır.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUK VE STRES

Öğrenme güçlüğü olan öğrenciler diğer normal öğrencilere göre eğitim ortamlarında daha fazla stres yaşarlar ve gerginlik hissederler. Aile ve akran ilişkilerindeki beklentilere karşılık vermede problem yaşarlar. Ayrıca normal çocuklara göre stresle başa çıkma mekanizmaları zayıftır.
Stres yaşayan özel öğrenme güçlüğü olan çocuk şu şekilde tepkiler verir:
1) Akademik performansta ani düşüş veya çıkış
2) Tutumlarda önemli değişimler
3) İçe çekilme veya patlama
4) Davranışlarda aşırı hareketlilik veya yavaşlama
5) Bitkinlik ve belirsiz hastalıkla ilgili şikayetler
6) Uyku problemi
7) Baş ağrısı
8) Alkol, madde kullanımı
9) Çeşitli nedenlerden okul veya sınav ortamlarından kaçmak
10) Yemek ve iştahta sorun

Öğrenme güçlüğü olan bireyler dünyada kendilerini tek ve yalnız hissederler. Başarısızlıklarından dolayı kendilerini suçlarlar ve bundan utanç duyup gizleme eğilimi taşırlar. Doğal olarak bu da problemin artmasına ve yardım alma ihtiyacının karşılanmasına neden olur. Böyle bireyler sorunları hakkında bilgilendirilip onlarla konuşulduğunda rahatlayabilirler.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ ÇEKEN ÖĞRENCİ KİM DEĞİLDİR?

Öğrenme güçlüğü öğrencinin okuma yazma, matematik aritmetik beceriler, konuşma dinleme, akıl yürütme yeteneğini kazanma ve kullanabilmesinde yaşadığı zorluk olarak tanımlanır. Öğrenme güçlüğü tanımları genelde öğrenme güçlüklü öğrencinin sadece kim olduğuna açıklık getirir. Öğrenme güçlüklü öğrenci, zihin engeli, görme ve işitme gibi duyu organları özürleri, duygusal ve davranış bozuklukları nedeniyle öğrenemeyen öğrenci değildir. Örneğin işitme engeli dil ve konuşma gelişiminde gecikmeye neden olacak bir öğrenme problemi yatabilir. Ancak bu durum öğrenme güçlüğü olarak ele alınmaz. Çünkü problemin birinci dereceden kaynağı işitme engelidir. Fakat işitme engeline ek olarak bir öğrenme güçlüğü olabilir. Böyle bir durumda öğrenme güçlüğünün kaynağı araştırılmalıdır.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNDE TEDAVİ

Öğrenme güçlüğü tanısı alan bireylerin birbirinden farklı özellikler taşıdığı göz önüne alındığında çocuğun güçlü ve zayıf yönleri belirlendikten sonra BEP(bireysel eğitim programı) düzenlenir. BEP, bireyin algısal, motor, dil, bilişsel, sosyal ve duygusal alanlarına odaklanıldığı, normal müfredatın içine bu etkinliklerin yayıldığı, gerekirse akran öğretmenliği gibi yardımcı öğrenme ögelerinin kullanıldığı farklı birtakım program ve yöntemlerdir.

Eş zamanlı DEHB veya başka bir tanı alan çocuk ve ergenlerde değerlendirme ve tedavisinin sağlanması özel öğrenme güçlüğü çeken çocuğun hayat kalitesini ve akademik performansını yakından etkileyeceği için bu hastalıkların tedavisi başlanmalıdır.

Günümüzde ÖÖG tedavisinde farklı güncel yaklaşımlar(telerehabilitasyon, nörorehabilitasyon) denense de araştırmalar en iyi sonucların evde desteklenen, özel ilgi gösterilen, uygun çevre ve koşullarının sağlandığı çocuklarda olduğunu göstermiştir.

DİSLEKTİK BİREYLER NASIL HİSSEDERLER?

Disleksi “kelime kullanımında yaşanan güçlük” anlamına gelir. Doğuştan gelen bir öğrenme bozukluğudur ancak okuma, yazma döneminde dikkat çeker. Dislektik çocuklar yaşıtlarından daha geç okur ve yazar, kelime kapasiteleri düşüktür ve kelimeleri doğru telaffuz edemez. Disleksi nörolojik kökenlidir ve beynin sol yarım küresindeki farklılaşma sonucu ortaya çıkar.

Dislektik çocuklar odaklanmada güçlük çekerler, kelimeleri akıllarında tutamazlar, ritimlere uyamazlar, dikkat güçlüğü yaşarlar, el yazıları karışıktır, fikirlerini sesli ya da yazılı rahatça ifade edemezler, sıralamada gruplandırmada zorluk çekerler, hecelerin seslerini karıştırırlar, okurken kelime atlarlar, okuduğu şeyi hatırlamada zorluk çekerler, sözcükleri tersten okurlar (“kitap” yerine “kipat” gibi), harfleri ya da sayıları tersten algılarlar (örneğin “3” sayısını “E” harfi, “d” harfini “b” olarak görür ve okurlar)

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUKLAR İÇİN TAVSİYELER

- Erken müdahale her zaman için önemlidir, bu yüzden geç kalınmadan ve çocuğa duygusal olarak zarar verilmeden bir uzmana götürülmelidir. Özel öğrenme güçlüğü spesifik bir uzmanlık gerektirdiğinden öğretmenlerden herhangi bir yardım beklenmemelidir. İhtiyaç duyulan tıbbi ve psikolojik ölçümler yapılmalı, psikoeğitim ve psikiyatrik destek sağlanmalıdır.
– Anne babaların ve öğretmenlerin dikkat etmesi gereken en önemli hususlardan biri de özel öğrenme güçlüğü olan çocukların kimseyle kıyas yapılmaması ve içinde bulunduğu durumun kabul edilmesidir.
– Özel öğrenme güçlüğü olan çocuğa karşı sabırlı, anlayışlı ve hoşgörülü olunmalıdır.
– Çocuğa karşı davranış ve tutumlarınız stabil olmalıdır. Örneğin, çocuğa karşı bir gün sabırlı bir gün sabırsız olursanız çocuk motivasyon ve duygusal olarak dibe çöker. Bu sebeple çocuğa karşı tüm aile bireylerinin de birbiri ile tutarlı olmaları gerekir.
– Her çocuk farklı ve özeldir. Unutmayın, her çocuğun kendine ait özel ilgi alanları ve yetenekleri vardır. Çocuğunuzun başaramadıkları üzerinden değil, başardıkları üzerinden giderseniz hem çocuğun öz güvenini hem de motivasyonunu arttırmış olursunuz.
– Bu süreçte okul ve öğretmenleri ile sürekli temas halinde bulunulmalı, çocuk için birlikte ortak adımlar atılmalıdır.
– Okul hayatı dışında gereken destekleyici eğitim ve çalışmaların yapılması için alınında uzman yerlere yönlendirilmelidirler.
– Özel öğrenme güçlüğü olan çocuğun yapabildiklerinin takdir edilmesi ve teşvik edilmesi, sosyal faaliyetlere yönlendirilmesi öz güven kazanması için önemli unsurlardır. Bu unsurlara dikkat edilmesi gerekir.
– Ebeveynler, çocuklarından utanmamalı ve onları topluma entegre edici davranışlarda bulunmalıdırlar.
– Güven, ilişkiler ve hayat başarısı açısından önemli bir kavramdır. Çocuğa, problem olmadığını ve her şeyin yolunda gittiğine dair verilecek olan güven ebeveynleri tarafından sağlanmalıdır.
– Her çocuğun kendini ifade edip ortaya koyma şekli farklıdır, bu yüzden çocuğa kendini ifade etmesine ve fareklı yönlerini ortaya koymasına müsade edilmelidir.
– Gelişim süreçleri tüm çocuklarda aynı zaman ve düzeyde olmak zorunda değildir. Bu yüzden her çocuğun büyüme, gelişme ve öğrenme seviyesinin farklı olduğu bilinciyle hareket edilmeli ve çocukla ilgili büyük beklentilere girilmeyip başka çocuklarla kıyaslanılmamalıdır.
– Çocuğa gösterilen ilgi ve sevgi, ona kendisinin sizin için ne kadar değerli ve önemli olduğunu hissettirecek ve bu durum çocuğun gelişimine katkıda bulunucaktır.

DİSLEKSİ OKUDUĞUNU ANLAMAYI ETKİLER Mİ? NASIL ÇÖZÜLÜR?

Dislesi okuma güçlüklerinin genel adıdır. Okuma hızı, okuma kalitesi ve okuduğunu anlamayı etkiler. Bazı bireyler çok hızlı okurlar hatalı okurlar, bazı bireyler yavaş okurlar bazıları ise normal hızda okumalarına rağmen okuduklarını anlamazlar. Bu bireylerin okuduğunu anlaması için öncelikle bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirme esnasında kişinin okuma hızı ve okuduğunu anlama düzeyinin kaçıncı basamakta olduğu tespit edilir. Tespit edilen basamaktan başlanarak çalışmalar yapılır. Kişinin okuduğunu anlaması için imgeleme ve somutlama yöntemi kullanılır.
Okuduğunu anlama süreci uzun süreli bellek çalışması gerektirdiği için zaman içerisinde çözüme kavuşturulacağı unutulmamalıdır. Bu çalışmalar yapılırken dikkat edilmesi gereken önemli diğer nokto ise kişinin okuduğunu anlama sürecini etkileyen başka bir bozukluğum olup olmadığının tespit edilmesidir. Dikkat eksikliği, kaygı, stress vb. Eğer bunlardan biri eşlik ediyorsa kişiyi bunun için de yardım almaya yönlendirmek önemlidir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ TANI VE TEDAVİSİ

Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar derslerinde güçlük çekme ve başarısız olma gibi akademik sorunlar yaşarlar. Ailelerin çocuklarının yaşadıkları bu sorunların nedeni anlamaya ve çözümü aramaya yönelik başvurduğu uzman tarafından sorun yaşayan çocuk öğrenme bozukluğu açısından değerlendirmeye alınır. Uygulanan testlerle çocuğun zeka düzeyi, yeteneklerinin dağılımı, görsel ve işitsel algı seviyesi incelenip, belirlenerek tanı konulur. Tanı konulduktan sonra özel öğrenme güçlüğü tanısı almış çocukların okulda yaşayabileceği sorunları en aza indirebilmek ve uyumunu sağlayabilmek için çocuğa bireysel eğitim programı hazırlanmalı ve özel eğitim desteği sağlanmalıdır. Tanı alan çocukların öğrenmeleri değerlendirmelerden elde edilen sonuçlarla oluşturulan özel eğitim programlarıyla ve psikolojik destek ile uygulanan eğitsel terapiyle gerçekleşmektedir. Terapinin birinci ilkesi ise sorunla ilgili olarak öncelikle aileyi bilgilendirmek ve okulla işbirliği sağlamaktır.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ NASIL ANLAŞILIR?

Öğrenme güçlüğünün en belirgin özelliği akademik hayatı doğrudan etkilemesidir. Özel öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin bir uzmana başvurma sebebi genellikle okul başarısızlığıdır. Ancak her okul başarısızlığı yaşayan öğrenci öğrenme güçlüğü yaşıyor demek doğru olmaz. Bununla ilgili mutlaka ayırıcı tanının yapılması gerekmektedir. Bir öğrencinin okul başarısızlığının sebebinin öğrenme güçlüğü olup olmadığını anlamak için kullanılan ayırıcı tanı: zeka düzeyinin okul başarısı ile örtüşmemesi, gerekli sosyoekonomik koşullar sağlanmasına rağmen öğrenmenin gerçekleşmemesidir. Çocuğun gerekli zeka testinden geçtikten sonra mutlaka eğitsel bir test ile değerlendirilmesi gerekir.
Bir çocuğa öğrenme güçlüğü tanısı verilebilmesi için herhangi bir zihinsel geriliğinin olmamasının yanında görme ve işitme gibi bir engelinin olmaması gerekir. Bunun yanında davranışsal ve psikolojik olarak da bir bozukluğunun olmaması gerekir. Ancak Bu durumların bir arada görülme ihtimali de vardır. Bu durumda ayırıcı tanının doğru yapılması çok önemlidir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

Günümüzde hala tartışmalı bir alan olan özel öğrenme güçlüğü 19.yy’ın başlarında ortaya çıkmıştır. Ancak yaygın kullanımı 1963’e denk gelmektedir. 1963’te Samuel A. Kirk tarafından ortaya atılmıştır.
Öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin belirli bir engeli olmamasına rağmen öğrenme sürecinde ciddi olarak zorlandıkları tespit edilmiştir.
Bugün Türkiye’de özel eğitim alanında özel öğrenme güçlüğü ile ilgili çalışmalarda istenilen noktaya gelinememiştir. Öğrenme güçlüğü tespit edilmeyen çocukların bir kısmı normal eğitim kurumlarında fark edilmeden eğitimlerini sürdürmeye devam etmektedir. Bir süre sonra eğitimde başarısız olmaktadırlar ve eğitimlerini yarıda bırakmaktadırlar.
Bir kısmı ise zihinsel yetersizliği olan öğrencilerle aynı sınıfta bulunmakta dolayısıyla istenilen verim alınamamaktadır. Özel öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin başarılı olabilmesi için etkili öğretim yöntemlerinin kullanılması gerekir. Etkili öğretim yöntemi bulunduğunda çocukların bu yöntemlerle öğrendikleri ve yaşıtlarından geri kalmadıkları tespit edilmiştir.

OKUMAK NEDEN ÖNEMLİ?

Kitap okumak bireyin bilişsel, duygusal, motor gelişimini destekleyen dil gelişimi ve psikososyal gelişime doğrudan katkı sağlayan bir eylemdir. Kitap okumak çocukluk çağından itibaren kazanılan bir alışkanlıktır. Çocukların kitap okuması onların yaratıcı düşünme, problem çözme yetilerini geliştirir. Bunun yanında çocukların kişilik gelişimine olumlu katkı sağlar ve ruhsal ihtiyaçlarını karşılar. Okuma yapmayan çocuklar kendilerini ifade etmekte zorlanır, çevresindeki kişilerle zayıf iletişim kurar. Az kitap okuyan çocukların sözel bellekleri yaşıtlarının gerisinde kalır. Özellikle disleksi olan çocuklar okuma yapmaktan kaçınırlar. Disleksi ile ilgili bir uzmandan yardım alınmalıdır. Ancak bunun yanında çocuklara kitap okumayı sevdirmek için ebeveynlere bazı görevler düşmektedir.
-Ebeveyn evde kitaplık oluşturmalı ve çocuğa oyuncak, kıyafet ve yiyeceğin yanında kitap da alınmalıdır.
-Çocuğun ebeveynini mutlaka kitap okurken görmesi gerekir.
Bunun yanında okul öğretmenlerine büyük görev düşmektedir. Öğretmenlerin kitap okumanın öğrenim sürecinin bir parçası olduğunu vurgulaması, okuma alışkanlığı olmayan öğrencilerin eğitimlerinin yarım kalacağı çocuklara söylenmelidir.

DİSLEKSİDE ERKEN TANI VE MÜDAHALENİN ÖNEMİ

Yapılan araştırmalara göre erken tanı için risk gösteren semptomlar belirlenir. Risk grubunda yer alan çocuklar okul öncesi dönemde destekleyici programlar sayesinde gelecek yaşlarda tanılanacak semptomları büyük oranda azaltırlar. Erken müdahale programlarının içeği çocuğun gelişim düzeyine uyacak şekilde planlanmalı ve ince motor, dikkat, bilişsel yetiler ve sosyal becerileri kapsaması gerekir. Erken müdahale programı okuma-yazma becerilerinin geliştirilmesi ve yaşından beklenen akademik desteğin verilmesi şeklinde planlanır.
Erken müdahale çocukların yalnızca akademik olarak değil duygusal ve davranışsal olarak da kendilerini iyi hissetmelerini sağlar.Çünkü erken müdahale programı sayesinde çocuk yaşıtlarından geri kalmaz ve örselenme yaşamaz. Aldığı destek sayesinde zamanını da iyi yönetmeyi öğrenir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN GENEL DAVRANIŞLAR

-Benzer kelimeleri birbirine karıştırırlar. Örneğin; “incir” yerine “zincir” veya “en” yerine “ne” diyebilirler.
-Bir harfi veya sayıyı ayna görüntüsü ile ters olarak yazarlar.
-Bazı kelimeleri yanlış heceler, hece atlar, heceleri tersten okur-yazarlar.
-Sesli okuma sırasında vurgulamaları inişli-çıkışlı olur ve noktalama işaretlerini okuma esnasında görmezler.
-Dil sorunları gözlemlenir.
-Sayfayı yanlış ve düzensiz kullanır, çizgiler arasında yazmada zorluk yaşarlar.
-Kelimeleri birbirine çok yakın veya çok yer kaplayacak şekilde aralıklı yazarlar.
-Yuvarlık ve düz çizgiden oluşan harfleri yazmada zorluk çekerler.
-Aşırı düzensizlik görülür.
-Geç ve yavaş yazı yazarlar.
-Dikkat dağınıklığı veya erken unutma gözlemlenir.
-Sembolleri, şekilleri ve işaretleri tersten algılar ve yazarlar. Örneğin; “+” sembolü yerine “x” kullanırlar.
-Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklarda öz güven eksikliği görülür.
-Problem çözme becerilerinde yaşıtlarına göre gerilik gösterirler.
-Yazılı sınavlarda görülen başarısızlık oranı sözlü sınavlara göre daha yüksektir.
-Dislektik çocuklar zamanı kavrama, kullanma ve söylemede zorluk yaşarlar.
-Kurdukları cümlelerin sonunu getirmede zorluk çeker, genelde kısa cümle kurarlar.
-Aşırı hareketli ya da tam tersi çok durağan olabilirler.
-Birden fazla işlem gerektiren problemlerde sorun yaşarlar.
-Soyut kavramları algılamakta zorlanırlar.
-Analiz, organize ve sentez etmede güçlük yaşarlar.
-Uyum sorunu görülür.
-Görsel ve işitsel algıda yavaşlık gözlemlenir.
-Motor koordinasyonu sorunları yaşanır.

DİSLEKSİLİ ÇOCUĞUN EBEVEYNLERİNE DÜŞEN SORUMLULUKLARIN ÖNEMİ NEDİR?

Disleksi yaşayan çocuğun ebeveynine düşen görevler, diğer ebeveynlere nazaran daha fazla olabilmektedir. Bu durum dolayısıyla ebeveynler yorgun düşüp, zaman zaman bunalabilmektedirler. Böyle bir durumda çocuğun bunu hissetmesi, çocuğun kendisini suçlamasına yol açabilir. Kendini suçlama durumu ise çocuğun psikolojisini olumsuz etkileyecektir ve çocuğun psikolojisi, morali, motivasyonu bozuldukça semptomlarının derecesi artacaktır. Çocuğun semptomlarının derecesi arttıkça da aileye düşen görevler ve sorumluluklar artacaktır.
Dolayısı ile birbirini besleyen bu iki durumun oluşmaması için ebeveynlerin kendilerini keyifli ve dinç tutmaları oldukça önemlidir. Bunu sağlamak için ebeveynler kendi istek ve arzularını göz ardı etmemeli ve kendilerine zaman ayırmalıdırlar.

OKUMA GÜÇLÜĞÜ (DİSLEKSİ)

Boder üç tip okuma bozukluğu saptamıştır. Buna göre disfonetik okuma bozukluğu (harf-ses ilişkisi bozulur), diseidetik okuma bozukluğu (kelimeleri bir bütün halinde okuyamaz) ve bu bozuklukların harmanlandığı üçüncü tip okuma bozukluğu vardır. Disfonetik tipe aynı zamanda işitsel disleksi de denilebilir. Görsel işitsel bağlantı olmadığında görsel harf bir ses ortaya çıkarmaz ve grafem-fonem ilişkisi bozulur. Gelişimsel konuşma bozukluğu olan çocuklarda bu tip bir disleksi ortaya çıkabilir. Bunun diğer bir ismi dilsel disleksidir. Diseiditik tip ise görsel disleksi olarak bilinir. Disfonetik tipe göre görülme olasılığı daha seyrektir. Disleksili çocuklarda motor bozuklara çok rastlarız. Sol elde belirgin bir bozukluk ve sağ elde yavaşlık gözlenir. Yaş arttıkça ve motor performans görsel olarak desteklendikçe disleksisi olanların motor işlerde gösterdikleri performansta artış gözlenmiştir. Disleksisi olanların perspektif algıları zayıftır, saat resmi çizerken daha büyük sorunlar çıkabilirler. Aşağı-yukarı ve sağ-sol ayrımını yapmakta zorlanırlar. Disleksisi olan çocukların yüzde 50 ila 80inde gelişimsel konuşmak bozuklukları görülmüştür. Geç konuşma, yavaş konuşma ve tam bir ifade becerisi kazanamama, beceriksizlik ve ince motor hareketlerde bozukluklar ve el baskınlığının belirlenmesinde zorluk durumları görülür. Dizi bellekte gecikme (ayları, günleri, alfabeyi ve haftanın günlerini sayma gibi) ve görsel bellekte sıralama sorunları yaşarlar. Disleksinin belli bir tedavisi yoktur. Yüksek zeka, sorunların erken fark edilmesi, olumlu kişilik yapısı, yoğunlaştırılmış eğitim ve öğretim, çevrenin teşvik edici olması önemli unsurlardır. Evde birden fazla dilin kullanımı dezavantajlı bir durum sayilabilir. Sık okul değiştirme de olumsuz bir etki yapar. Yaşın artmasıyla birlikte okuma sorunları düzelmeye başlar ancak daima akranlarının gerisinde kalırlar. Okumayı anlama ise daha değişken bir şeķilde gelişir. Akademik açıdan pek çoğu başarısızdır ama 8. sınıfa doğru okuduğunu anlama becerisi oldukça gelişir. Sözlü anlatım ve sözlü sınavlarda daha başarılı olurlar. İkinci bir dil öğrenmede sorun yaşayabilirler. Bütün bu zorluklara karşı zekası yüksek bir disleksili, bazı derslerde örneğin bilgisayar, grafik sanat ve sayıya dayalı alanlarda başarılı olabilir.
Kaynak: Salman, U. , Özdemir, S. , Salman, A. , Özdemir, F. ( 2016). Özel Öğrenme Güçlüğü “Disleksi” . FNG&Bilim Tıp Dergisi. 2(2). 170-176.

ÖZEL EĞİTİM VE ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

Her çocuğun birbirinden farklı gereksinimleri ve özellikleri bulunmaktadır. Bunların bazıları örgün öğretimde gayet başarılı karşılanırken bazı çocukların gereksinmeleri bu ortamda karşılanamamaktadır. Bu çocukların öğrenme yolları ve yöntemleri farklı olduğundan dolayı bu çocuklar için özel düzenlemelerin yapılması ve kendilerine özel bir eğitim metodunun kullanılması, öğrenme seviyelerini yükseltirken öğrenmenin süresini de kısaltacaktır.
Bu açıdan bakıldığında özel eğitimi öğrenme yöntemi farklı olan çocuklara özel olarak hazırlanan ve bu çocukların kendi kapasitelerinin en üst düzeyine ulaşmasını sağlamak üzere hazırlanan eğitim süreci olarak tanımlayabiliriz.
Disleksi gibi özel öğrenme güçlüklerinde özel eğitim yöntemlerinin kullanılması bu sebeple oldukça önemlidir. Çocuğun kendi gerçek performansını gösterebilmesi çoçuğun kendine bakış açısını olumlu yönde değiştirecektir.

ÇOCUĞUN DİSLEKSİ OLUP OLMADIĞI NASIL ANLAŞILIR?

Öncelikle çocuğun disleksi olup olmadığına mutlaka bir uzman karar vermelidir. Çünkü disleksi belirtileri gibi görünen semptomlar aynı zamanda başka bir bozukluğa da işaret edebilir. Çocuğun edindiği bilgileri kısa sürede unutması hem dikkat eksikliğinin hem de disleksinin belirtisidir. O yüzden mutlaka bir uzmana başvurulmalı ve gereken gözlemler detaylı yapılmalıdır. Size şüpheye götüren durumlar ise şöyle sıralanabilir:
-Okuma yazma öğrenmede zorlanma
-Hatalı okuma
-Hızlı öğrenme çabuk konuşma
-Konuşurken şey, yani gibi ifadeleri sıklıkla kullanma ve kendini ifade etmekte zorlanma
-Atasözleri ve deyimleri öğrenememe
-Soruları anlamakta zorlanma veya okuduğunu anlamama
-Yönerge takibinde zorlanma
-Sağ-sol, dün-öbür gün, ileri-geri, ön- gibi zıt kavramları birbirine karıştırma
-Alfabeyi öğrenmede güçlük

DİSLEKSİNİN FARKINDA MIYDINIZ?

Disleksi, genellikle ilkokul yıllarında ortaya çıkan kişilerin okuma, yazma ve okuduğunu anlama becerisi başta olmak üzere akademik hayatını doğrudan etkileyen bir güçlüktür. Disleksi nörolojik temelli bir güçlük olup nedeni henüz bilinmemektedir. Yapılan birçok araştırma disleksi olan bireylerin fonolojik yetilerinin diğer bireylere göre daha düşük olduğunu göstermektedir. Bu yüzden disleksi olan bireyler okuduklarını anlamakta güçlük yaşarlar. Çocuğun okuduğunu anlamlandırması için beyindeki fonolojik işlemleri yerine getiren bölgenin aktif olması gerekir. Bununla ilgili çalışmalar günümüzde hala devam etmektedir. Ancak disleksi tipik bir beyin hasarı değildir. Disleksi bilginin beyin fonksiyonları tarafından işlenmesi ile ilgili bir mekanızmadır. Biyolojiktir yani genetik olarak aktarılır. Cinsiyetler arası farklılıklara bakıldığında ise erkeklerde kızlara oranla daha fazla görülür.

DİSGRAFİ (YAZMA GÜÇLÜĞÜ)

Özellikle ilkokul yıllarında fark edilen bir güçlüktür. Okunaksız el yazısı belirtilerin başında gelmekle beraber disgrafi olan çocuklar aşağıdaki belirtileri göstermektedir:

– Sayıları ve harfleri ters yazma
– Yazı yazarken bazı sesleri yazmama ( “portakal” yerine “portkl” gibi )
– Kelimenin ortasında bazı harfleri büyük harfle yazma ( “aRaba” gibi )
– Yazım ve noktalamaya dikkat etmeden yasma
– Kelimelerin arasında boşluk bırakmadan yazma ( “Bugünhavaçok güzel” gibi )

Çocuğunuzda bu belirtileri görüyorsanız mutlaka bir uzmana başvurunuz. Çocuğunuz akademik olarak başarılı olabilir, ancak yazma ile ilgili bir güçlük yaşıyor olabilir. Bu güçlük bir uzman tarafından değerlendirildikten sonra çocuğun güçlüğü yaşadığı boyutu dikkate alarak çoçuğa eğitim seansları düzenlenmelidir. Bu eğitim seansları alanında uzman bir özel eğitimci ve psikolog uygulayabilir.

DİSLEKSİ (OKUMA GÜÇLÜĞÜ) İLE KARŞI KARŞIYA OLAN ÇOCUKLAR

Disleksi olan çocuklar hatalı okuma yapma, heceleyerek okuma yapmanın yanında okuduklarını anlamakta da zorluk çekerler. Bu zorlukla karşı karşıya olan öğrencilerin işitsel uyarana ihtiyacı vardır. Sessiz okuma yaptıklarında okuduklarını anlamazlar. Bu yüzden çocuklar okuma destekleri aldıklarında mutlaka sesli okuma çalışması yaparak çalışmalılardır. Evde okuma yaparken de alçak sesle kendi kendilerine okuma yapmalılardır. Bu sayede kendi seslerini duyup işitsel uyarana mağruz kalmış olurlar ve böylece okuduklarını anlarlar. Okunan metnin zorluğu da çocuğun okuma okuduğunu anlama sürecini etkileyen diğer bir unsurdur. Okulda her öğrencinin aynı zorluktaki metni okuyor olması disleksi olan çocukları zorlamaktadır. Böyle durumlarda çocuğun yeni karşılaştığı ve anlamakta zorlandığı kelimeleri anlamlandırması için gerekli çalışmalar mutlaka yapılmalıdır.
Çocuğun hatalı okumalarını en aza indirmek ve okuduğunu anlama kalitesini arttırmak için okuma yaparken parmak veya kağıt kullanmaya teşvik edilmelidir. Metni okumaya başlamadan önce çocuğa metin ile ilgili görseller gösterilebilir. Böylece çocuğun okuduğu metni kafasında canlandırması kolaylaşır. Bunun yanında çocuğun sözel belleğini desteklemek amacı ile çeşitli kelime oyunları oynayarak çocuk motive edilip ardından okuma yapılabilir.

DİSLEKSİ TEDAVİSİ VE ÇOCUK

Disleksili çocukların normal sınıflarında okuma yazma süreçleri gecikebilir. Bu tür çocukların okuma yazmayı öğrenmek için okumak, hecelemek ve durumla ilgili teknik geliştirmek için özel bir eğitimci veya bir psikolog tarafından eğitilmesi gerekir. Tedaviye başlamadan önce çocuğun öyküsü detaylı olarak alınmalıdır. Öğretmenden detaylı gözlem yapması istenilmelidir. Sonrasında çocuğun disleksiyi yaşama şiddeti ölçülmelidir.
Eş zamanlı bir bozukluk var mı yok mu mutlaka bakılmalı, tedavi sürecine öyle başlanmalıdır. Sürecin bir iki seanslık bir süre olmadığı bilinmelidir. Tedavi sürecini çocuğun disleksiyi yaşama şiddeti ve bu güçlüğün ne zaman teşhis edildiği belirler.

Tedavi Sürecinde Neler Çalışılmalı?
Bunu çocuğun özel öğrenme güçlüğünün hangi alanında semptom gösterdiği belirler. Bazı çocuklar ile sadece okuma, bazıları ile sadece yazma, bazıları ile sadece aritmatiksel beceriler çalışılır. Bazılarında ise bu üç beceride çalışılır.

ÇOCUĞUNUZ ÖĞRENDİĞİ BİLGİLERİ HEMEN UNUTUYOR MU?

Özellikle ilk ve ortaokul yıllarında öğrencilerin akademik yaşamlarını etkileyen sorunların başında bilgileri çabuk unutmaları gelir. Bunun birçok sebebi olabilir. Yetersiz beslenme, stres, kaygı, dikkat eksikliği, disleksi vb. Bu sorun çocuğun hayatını uzun yıllar etkiliyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Tüm semptomlara bakılmalıdır. Ancak güçlükle karşı karşıya olan bireylerin disleksi olma ihtimali yüksektir. (Buna eşlik eden başka belirtilerinde olması gerekir ve çocuğun mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi şarttır.) Disleksili bireyler öğrendikleri bilgileri uzun süreli hafızaya atmakta zorlanırlar. Bolca tekrar yapmaları gerekir. Ayrıca bireyin ne tür bilgileri kolay unuttuğunu tespit etmek de önemli. Bazı bireyler sözel bilgilere kolayca unutur bazıları aritmetik, sıralı bazıları görsel bilgileri unutur. Bunun tespiti doğru yapıldıktan sonra çocuğa uygun eğitim seansları yapılmalıdır.

DİSLEKSİ İLE YAŞAMAK

AİLELERE ÖNERİLER
*Çocuğunuzun gelişimini yakından takip edin, farklılıklar gözlemlediğinizde uzmanlara danışın.
*İstenmeyen davranışlardan kaçınmak için çocuğunuza destekleyici bir çevre sağlayın.
*Başarı duygusunu tatmasını sağlamak ve iyi olduğu alanları artırmak için çocuğunuzu onun özelliklerine uygun sportif ve sanatsal aktivitelere yönlendirin.
*Çocuklarınıza yaşadıkları problemin doğasını anlatın, güçlü ve zayıf yanlarını gösterin ve mücadele teknikleri konusunda ona yardımcı olun.
*Aşamalı olarak bağımsızlığını cesaretlendirin ama çocuk hazır olmadan desteğin ortadan kalkmayacağını çocuğunuza hissettirin.
*Önemli ölçüde güç olan alanlardaki soruları anlaşılır yapmak, açıklamak ve görsel bilgiye çevirmek için dili kullanın
*Anlayamadığı noktaları olabildiğince somutlaştırarak anlatmaya çalışın.
*Çocuğunuzun öğretmeniyle iletişiminizi güçlü tutun.
*Çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslayarak değil, kendi gelişim süreci içinde değerlendirin.
 

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ NEDİR?

Öğrenme süreci bilginin kazanılması olarak adlandırılır. Öğrenme güçlüğü olan bireyler bilginin kazanılmasında güçlük yaşarlar. Bu süreç kişinin tüm hayatını etkilese de özellikle okul yaşamını etkilemektedir. Okuma, yazma ve matematik gibi alanları etkiler. Bu yüzden de bu durum genellikle okula başlanılan ilk yıllarda ortaya çıkar. Genellikle ters yazma, sayıları birbirine karıştırma gibi belirtilerle ortaya çıkmaktadır. Bu güçlük çocuğun okul başarısızlığına, başarısızlık da çocukların psikolojik olarak olumsuz etkilenmelerine ve aile içi çatışmalar yaşamasına sebep olur. Öğrenme güçlüğü olan çocuklar hem zor öğrenirler hem de öğrendikleri bilgileri sınavlara yansıtmakta zorlanırlar. Öğrenme güçlüğü yetersiz eğitim, duygusal veya duyusal rahatsızlık, zeka geriliği gibi terimler ile açıklanamaz. Bu güçlük çok yaygın bilinmediği için bu güçlüğü yaşayan çocuklar tembel, başarısız veya dikkatsiz olarak adlandırılır.
Öğrenme güçlüğü kendi içerisinde gruplara ayrıldığı için mutlaka tek tek değerlendirilmelidir. Disleksi (okuma bozukluğu), disgrafi (yazma bozukluğu), diskalkuli (matematiksel yetileri öğrenmekte güçlük) öğrenme güçlüğünün türleridir. Okuma güçlüğü olan çocuklar okumayı öğrenmeye geçme aşamasında zorlanırlar, uzun metinleri okumaktan kaçınırlar, okuma yaparken dikkatleri kolayca dağılabilir. Yazma güçlüğü olan çocuklar yazarken ses atlarlar, dağınık ve düzensiz yazarlar. Matematiksel öğrenme güçlüğü olan çocuklar ise sembolleri birbirine karıştırırlar, çarpım tablosunu öğrenmekte güçlük yaşarlar.
Özetle öğrenme güçlüğü bireyin dikkatini, algılama ve yorumlama yetilerini etkiler.

ÇOCUĞUNUZ MATEMATİK ÖĞRENİRKEN ZORLANIYOR MU?

Çocuğunuz matematiksel işlemler yaparken zorlanıyorsa ve aşağıdaki belirtiler var ise mutlaka bir uzmana başvurun:
-Toplama ve çıkarma işlemlerini birbiri ile karıştırma
-İşlem yaparken ters yönden (soldan) başlama
-Eldeyi unutma
-Çarpım tablosunu öğrenmede güçlük
-Ritmik saymada güçlük

DİSLEKSİ İLE ÇALIŞMAK

Disleksili birey ile çalışırken çocuğa uygun yönerge yöntemleri, uygun gruplama yöntemleri kullanılmalıdır.
-Bütün duyulara hitap eden anlatım yöntemleri kullanılmalıdır.
-Eğer çocuk anlattığınız yöntemden anlamadıysa değişik yollar denenerek anlatılmalıdır.
-Anlatılan bilgiler mutlaka görsel olarak desteklenmelidir.
-Gruplama yöntemi kullanılmalıdır.
-Kinestetik öğrenme yöntemlerine uygun yöntemler kullanılmalıdır.
Bütün bu yöntemlerin yanında disleksili bireylerle çalışırken mutlaka onlarla bağ kurulmalıdır. Terapatik bağ oldukça önemlidir. Çocuk duygusal olarak da orada olmak zorundadır.

DİSLEKSİNİN TEDAVİSİ MÜMKÜN MÜDÜR?

Evet, disleksinin tedavisi mümkündür. Disleksi tanısı konmuş olan çocuğun gelişimsel özellikleri, ilgi ve isteklerini belirleyerek bireyselleştirilmiş bir eğitim programı uygulanır. Bu bireyselleştirilmiş eğitim programında çocuğun eksik ve geliştirmesi gereken alanlar tespit edilerek bu alanlar ilgili eğitimler verilir. Bilgilerin uzun süreli belleğe atması için çocuğun bilgileri hem sürekli tekrar ettirilmeli ve bilgiler kodlama metoduyla anlamasına yardımcı olunmalıdır. Ve bu eğitim esnasında materyallerle bilgilerin somutlaştırılması öğrenmeyi kolaylaştıracaktır. Bu süreçte çocukların için en önemli şeylerden biri ailenin desteğidir. Aile sabırlı, anlayışlı ve hoşgörülü olarak bu tedavi sürecini kolaylaştırıcı bir rol oynamalıdır.

DİSLEKSİLİ BİREYLERİN ZAYIF VE GÜÇLÜ YÖNLERİ

Dislektik bireylerde görülen okuma güçlükleri, disleksi türlerine ve yaşa göre değişmekle birlikte genel olarak dislektik bireylerde görülen davranışlar şu şekildedir:

Yönleri karıştırma,

Saat, hafta, gün ve mevsimleri öğrenirken ve kullanırken yaşanan zorluk,

Uzunluk ve büyüklük kavramlarını karıştırma,

Rakamları okuma ve yazmada zorluk,

• “b” ve “d” ve “p” harflerini birbiriyle karıştırma,

• “E” harfi ve “3” sayısını birbiriyle karıştırma,

Cümleye büyük harfle başlamayı unutma,

Akranlarına göre okumayı geç sökme,

Harf atlayarak yazma

Ayna hâli yazı yazma,

Tutuk konuşma,

Okunaksız yazma,

Yavaş okuma,

Yazarken noktalama hataları yapma,

İsteksiz okula gitme,

Verilen talimatları yerine getirmede zorluk çekme,

Kelimeleri harflere veya hecelere ayırmada zorluk,

Kendi ismini yazmayı öğrenememe,

Harfler ve kelimeler arasında ilişki kuramama,

Okumaktan nefret etme görülebilir.

Yukarıda verilen sorunlarına sahip olmalarına karşın dislektiklerin bazı güçlü yönleri de

bulunmaktadır. Bu yönler şöyle sıralanabilir:

Olaylara farklı bir yönle bakabilirler.

Empati güçleri çok yüksektir.

Ek süre verildiğinde okumada gözle görülür bir gelişme gerçekleştirebilirler.

İleri görüşlü insanlardır.

Pek çok kişinin aksine büyük resmi görebilirler.

En az normal düzeyde bir zekâya sahiptirler.

Hayal güçleri oldukça geniştir.

Yaratıcıdırlar.

Dislektikler farklı davranış ve problem türlerine sahip karışık bir gruptur. Bu nedenle

yukarıda belirtilen bu davranışların tamamı bir bireyde bulunabileceği gibi, bir kısmı da

görülebilir. Okuma ya da diğer akademik alanlarda sorun yaşamalarına rağmen pek çok

insana göre olumlu yönleri de vardır. Bu nedenle dislektiklerde görülen sorunların bir

hediye olduğu düşüncesini savunanlar da vardır. Bu görüş, dislektiklerin bu

yetersizliklere rağmen başarılı olmadıklarını, aksine bu farklılıklardan dolayı başarılı

olduklarını savunmaktadır.

Kaynakça

*Altuntaş, F. (2010). Sınıf Öğretmenlerinin Disleksiye İlişkin Bilgileri ve Dislektik Öğrencilere Yönelik Çalışmaları. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İlköğretim Anabilim Dalı. YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanından elde edildi.

DİSLEKSİ BİREYİN TÜM HAYATINI ETKİLİYOR

Disleksisi olan çocuklar eğitim hayatlarının başından itibaren “Aslında çok zeki ama…” ile başlayan cümleyi çok duyarlar. Aileler ve eğitimciler için kafa karıştırıcı olan ise çok daha zor şeyleri yapabilirken bir satır önce okuduğu kelimeyi bir sonraki satırda yanlış okumasıdır. Bu durum bazen çocuğun “yaramazlığına” ya da “dikkatsizliğine” bağlanır. Aslında sorun bu tespitlerden çok daha ciddi olabilir.
Disleksi nörolojik temelleri olan bir sorundur. Ancak tanı koymak her zaman çok kolay değildir. Bunun bir nedeni bu sorunu yaşayan her çocuğun farklı özelliklere sahip olmasıdır. Tanının konabilmesi için bazı kriterler var: bireyin normal veya normal üstü zekâya sahip olması, okuma alanında yaşadığı sorunların yetersiz eğitim koşulları ve çevresel faktörlerden kaynaklanmıyor olması ve nörolojik bir hastalığın sonucunda ortaya çıkmış olmaması bu kriterlerin en önemlileridir.
Disleksi yalnızca çocuğun okuma-yazma alanını etkileyen bir sorun olarak kalmıyor. Okuma-yazmada zorlanan çocuk, okulda genel anlamda daha da zorlanmaya başlıyor. Arkadaşları için kolay olan okuma ve yazma onlar için büyük bir kâbusa dönüşüyor. Çünkü diğer kişilere göre çok daha fazla çaba harcamak zorunda kalıyorlar ve kendilerini doğal olarak kötü hissediyorlar. Bunun yanı sıra eksik, yanlış okumaları bir süre sonra arkadaşları tarafından alay konusu olmalarına neden olabiliyor.
Bu nedenle disleksi ile ilgili yürütülecek tedavi sürecinin psikolojik yönü oldukça kıymetli. Öğrenmeyi ve okul başarısını etkileyen bu sorun daha büyük çerçeveden bakıldığında çocuğun özgüvenini ve benlik algısını da etkiliyor. Zekâ ile ilgili bir sorunları olmamasına rağmen disleksisi olan çocuklar çoğunlukla kendilerini “aptal” olarak nitelendiriyorlar. Hatta zaman zaman bunun gibi uygun olmayan yargıları çevrelerinde de duyabiliyorlar. Bu durum var olan öğrenme problemini güçlendirebiliyor ve çıkmaza sokabiliyor. Sonuç olarak hem çocuk hem de aile çok üzülebiliyor.
Zamanında ve doğru müdahale bu yüzden çok önemli. Disleksi zekâdan bağımsız bir sorun ama zekânın doğru ve etkili şekilde kullanılması önünde engel oluşturuyor.
 

DİSLEKSİ İÇİN EBEVEYNLER EVDE NELER YAPABİLİRLER?

Disleksili çocuğuna yardımcı olmak için ebeveynler her çocuğun farklı olduğunu ve her yöntemin her çocuk için uygun olmayabileceğini göz önünde bulundurmalı ve çocuğa en uygun olanı bulmalıdır. Bunun için;

* Çocuğun yaşına ve gelişim dönemine uygun metinler seçerek evde birlikte okuma yapmak,

*Çocuğu yakından izlemek ve davranışları ile ilgili not almak,

*Çocuğun çabasını taktir etmek ve herkesin hata yapabileceğini vurgulamak,

*Çocukla empati kurmak ve nasıl hissettiğini anlamaya çalışmak,

gibi yaklaşımlardan yararlanılabilir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ YAŞAYAN BİREYLER GÜNLÜK HAYATTA HANGİ SORUNLAR İLE KARŞILAŞIRLAR?

İnce ve kaba motor becerilerinde gecikmelerle karşılaşılabilir ve bunun sonucu sakarlık ortaya çıkar. Çizim becerilerinde sorun görülür, yapboz lego gibi oyuncaklarla oynamada güçlük yaşarlar. Merdiven inip çıkmak, zıplamak, bisiklet sürmek gibi kaba motor becerilerinde gecikmeler sıkça görülür. Bu çocuklar kazaya yatkın davranışlarda bulunabilirler. Düğme ilikleme ve yardımsız giyinme konusunda sorun yaşarlar. Öz bakımına yardımcı olacak ve öğretecek bir yetişkine ihtiyaç duyabilirler.
Öğrenme güçlükleri olan çocukların çoğunlukla davranışsal problemler de gösterdiği araştırmacıların üzerinde anlaştıkları bir konudur. Okul öncesi dönemde bu çocukların anneden ayrılma ile ilgili problemler yaşadıkları görülür. Ayrıca öğrenme güçlüğü olan çocukların toplum içerisinde asosyal davranışlar geliştirebilecekleri ve benlik saygılarının düşük olduğu saptanmıştır.