DİSLEKSİ NEDİR ?

Disleksi, ilk kez İngiliz Doktor W.P Morgen tarafından 1896 yılında tanımlanmıştır. Morgen’a göre Disleksi”Doğuştan kelime körlüğüdür.”

İlk olarak yapılan bu tanımlamadan sonra günümüze kadar birçok disleksi tanımı yapılmıştır.

Avrupa Disleksi Derneğine göre disleksi tanımı “Disleksi;okuma,heceleme ve yazma becerilerini edinmede nörolojik kökenli bir farklılıktır.”

Disleksi, zeka düzeyi “normal veya normal üstü” olan,”okuma hızı,okuma kalitesi,okumayı öğrenme hızı,okuduğunu anlama- anlatma becerisi” yaşıtlarına ve zekasına kıyasla; beklenenin altında olan okuma bozukluğunun genel adıdır.

DİSLEKSİ BELİRTİLERİ NELERDİR ?

-Okumayı öğrenirken zorluk yaşama
-Okuma hızının beklenenin altında olması
-Yazarken harf atlama
– Bozuk yazma
-Okurken harf atlama
-Okurken kelimeleri değiştirerek okuma
-Okumakta zorlanma
– Yazarken zorlanma
-Harfleri birbirine karıştırma (b,d,p gibi)
-Rakamları ters yazma (3-6-9… gibi)
-“6-9″,”3-8″,7-4″ gibi rakamları birbirinden ayırt etmede zorluk yaşama
-Okuduğunu anlama ve anlatmada zorlanma
-Sıralı ezber gerektiren konuları ezberlemekte güçlük çekme.(Ayların sırası,haftanın günlerini sıralama)
-Çarpım tablosunu ezberlerken veya ritmik sayarken zorlanma
-Renkleri karıştırma
-Sağı solu ayırt etmekte zorlanma
– Kendini,bir konu hakkında fikrini iyi ifade etmekte zorlanma
-Toplama ve çıkarma işaretini karıştırma
-Ayakkabılarını bağlama gibi motor becerilerde zorlanma
-Okula gitmek istememe
-Yazarken sıra,satır atlama
-İmla kurallarını uygun yazmakta zorlanma
-Noktalı ve noktasız harfleri yazarken ve okurken birbirne karıştırma

DİSLEKSİ BİREYİN TÜM HAYATINI ETKİLİYOR

Disleksisi olan çocuklar eğitim hayatlarının başından itibaren “Aslında çok zeki ama…” ile başlayan cümleyi çok duyarlar. Aileler ve eğitimciler için kafa karıştırıcı olan ise çok daha zor şeyleri yapabilirken bir satır önce okuduğu kelimeyi bir sonraki satırda yanlış okumasıdır. Bu durum bazen çocuğun “yaramazlığına” ya da “dikkatsizliğine” bağlanır. Aslında sorun bu tespitlerden çok daha ciddi olabilir.
Disleksi nörolojik temelleri olan bir sorundur. Ancak tanı koymak her zaman çok kolay değildir. Bunun bir nedeni bu sorunu yaşayan her çocuğun farklı özelliklere sahip olmasıdır. Tanının konabilmesi için bazı kriterler var: bireyin normal veya normal üstü zekâya sahip olması, okuma alanında yaşadığı sorunların yetersiz eğitim koşulları ve çevresel faktörlerden kaynaklanmıyor olması ve nörolojik bir hastalığın sonucunda ortaya çıkmış olmaması bu kriterlerin en önemlileridir.
Disleksi yalnızca çocuğun okuma-yazma alanını etkileyen bir sorun olarak kalmıyor. Okuma-yazmada zorlanan çocuk, okulda genel anlamda daha da zorlanmaya başlıyor. Arkadaşları için kolay olan okuma ve yazma onlar için büyük bir kâbusa dönüşüyor. Çünkü diğer kişilere göre çok daha fazla çaba harcamak zorunda kalıyorlar ve kendilerini doğal olarak kötü hissediyorlar. Bunun yanı sıra eksik, yanlış okumaları bir süre sonra arkadaşları tarafından alay konusu olmalarına neden olabiliyor.
Bu nedenle disleksi ile ilgili yürütülecek tedavi sürecinin psikolojik yönü oldukça kıymetli. Öğrenmeyi ve okul başarısını etkileyen bu sorun daha büyük çerçeveden bakıldığında çocuğun özgüvenini ve benlik algısını da etkiliyor. Zekâ ile ilgili bir sorunları olmamasına rağmen disleksisi olan çocuklar çoğunlukla kendilerini “aptal” olarak nitelendiriyorlar. Hatta zaman zaman bunun gibi uygun olmayan yargıları çevrelerinde de duyabiliyorlar. Bu durum var olan öğrenme problemini güçlendirebiliyor ve çıkmaza sokabiliyor. Sonuç olarak hem çocuk hem de aile çok üzülebiliyor.
Zamanında ve doğru müdahale bu yüzden çok önemli. Disleksi zekâdan bağımsız bir sorun ama zekânın doğru ve etkili şekilde kullanılması önünde engel oluşturuyor.
 

DİSLEKSİ İÇİN EBEVEYNLER EVDE NELER YAPABİLİRLER?

Disleksili çocuğuna yardımcı olmak için ebeveynler her çocuğun farklı olduğunu ve her yöntemin her çocuk için uygun olmayabileceğini göz önünde bulundurmalı ve çocuğa en uygun olanı bulmalıdır. Bunun için;

* Çocuğun yaşına ve gelişim dönemine uygun metinler seçerek evde birlikte okuma yapmak,

*Çocuğu yakından izlemek ve davranışları ile ilgili not almak,

*Çocuğun çabasını taktir etmek ve herkesin hata yapabileceğini vurgulamak,

*Çocukla empati kurmak ve nasıl hissettiğini anlamaya çalışmak,

gibi yaklaşımlardan yararlanılabilir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ YAŞAYAN BİREYLER GÜNLÜK HAYATTA HANGİ SORUNLAR İLE KARŞILAŞIRLAR?

İnce ve kaba motor becerilerinde gecikmelerle karşılaşılabilir ve bunun sonucu sakarlık ortaya çıkar. Çizim becerilerinde sorun görülür, yapboz lego gibi oyuncaklarla oynamada güçlük yaşarlar. Merdiven inip çıkmak, zıplamak, bisiklet sürmek gibi kaba motor becerilerinde gecikmeler sıkça görülür. Bu çocuklar kazaya yatkın davranışlarda bulunabilirler. Düğme ilikleme ve yardımsız giyinme konusunda sorun yaşarlar. Öz bakımına yardımcı olacak ve öğretecek bir yetişkine ihtiyaç duyabilirler.
Öğrenme güçlükleri olan çocukların çoğunlukla davranışsal problemler de gösterdiği araştırmacıların üzerinde anlaştıkları bir konudur. Okul öncesi dönemde bu çocukların anneden ayrılma ile ilgili problemler yaşadıkları görülür. Ayrıca öğrenme güçlüğü olan çocukların toplum içerisinde asosyal davranışlar geliştirebilecekleri ve benlik saygılarının düşük olduğu saptanmıştır.

DİSLEKSİ İLE BAŞA ÇIKMAK İÇİN ÖNERİLER

Öğrenme güçlüğü olan bireylerin bu güçlüğü tek başına aşmaları mümkün değildir. Bu konu ile ilgili mutlaka bir uzman ile görüşmeleri gerekmektedir. Uzmanın kişiye öğrettiği bir takım kodlamalar olacaktır. Uzman kişi bu kodlamaların yanında kişilerle bellek çalışması yapacaktır ve bu sayede kişi bilgileri kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe nasıl taşıyacağını öğrenir. Bunlara ek olarak, Disleksi olan bireyler ile çalışırken şunlara dikkat etmek gerekmektedir:

-Çalışmalar esnasında renkli görseller ve renkli kağıtlar kullanılmalıdır.-

-Çalışma ortamları düzenli olmalıdır.

-Okuma hızını arttırma çalışmalarını evde desteklemek için kişilere verilen metinler birkaç kez okutulmalıdır. Böylece kişinin öz güveni yükselmiş olur.

 

 

 

Matematiksel Becerileri Öğrenmekte Güçlük Çeken Çocukların Ortak Özellikleri Nelerdir?

Bu zorluğu yaşayan çocuklar diskalkuli ile baş başa demektir. Diskalkuli yaşayan bireylerin ortak özellikleri ise şu şekilde sıralanabilir;

– Toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemlerini yapmakta zorlanırlar.

– İşlemlere ters yönden başlarlar.

– Ritmik sayma yaparken zorlanırlar.

– Çarpım tablosunu öğrenmekte güçlük çekerler.

– Eldeli toplama işlemi yaparken eldeleri unuturlar.

– Onluk bozarak çıkarma yapmakta zorlanırlar.

– Öğrendikleri bilgileri çabuk unuturlar.

DİSLEKSİ’DE EN ETKİLİ TEDAVİ YÖNTEMİ NEDİR?

Günümüzde disleksi tedavisinde kullanılan birçok yöntem vardır. Bunlardan en bilinenleri müzik ile terapi, ‘nörofeedback’ gibi yöntemler olup bilimsel temelli değillerdir. Günümüzde disleksi için kullanılan ve etkili sonuç alınan tek yöntem bireysel eğitim desteğidir. Kişi bu destek sayesinde yaşıtları ile arasındaki farkı kapatmış olur.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ YAŞAYAN BİREYLER BAŞARILI OLABİLİR Mİ?

Evet, birçok disleksili bireyin gereken desteği (eğitimsel ve psikolojik) aldıktan sonra bu güçlükle baş edebildiği ve birçok başarıya imza attığı tespit edilmiştir. Disleksi olup büyük başarılar ortaya koyan Albert Einstein buna en güzel örnektir. Aileler unutmamalıdır ki disleksi çocuğun gelişimini etkileyen fiziksel ve psikolojik bozukluk değildir. Önemli olan bu güçlüğün farkına varmak ve gereken desteği almaktır. Ne kadar erken fark edilirse o kadar iyi olur. Ancak geç fark edildiğinde de gereken tedavi uygulanabilir. Bireyde bu güçlük tespit edildikten sonra haftalık belirli aralıklarla seans yapılır. Kişi bu seanslardan sonra yaşıtlarıyla aynı seviyeye geldiğinde seanslar sonlandırılır ve birey belirli aralıklarla kontrol edilir. Bireyin başarıyı yakalaması için seanslar boyunca ona öğretilen bir takım stratejileri kullanması ve bol bol tekrar yapması gerekir

ÇOCUĞUNUZUN OKUMASINDA NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ?

Çocuğunuzun okurken okuma hızının düşük ya da yüksek olması, okuduğunu anlamada sorun yaşaması, kelimeleri yanlış telaffuz etmesi ya da hecelerin yerlerini değiştirerek okuması, okuduğu metinleri veya soruları anlamakta güçlük çekiyorsa çocuğunuz öğrenme güçlüğü yaşıyor olabilir. Öğrenme güçlüğünün türleri ve Eğer çocuğunuzda bu durumlardan birini ya da birden fazlasını gözlemliyorsanız bir uzmana başvurunuz.

Disleksinin Çocuk Üzerindeki Etkisi

Dislektik çocuklar odaklanmada zorluk çekerler, kelimeleri hafızalarında tutamazlar, ritm uyumsuzluğu yaşarlar, dikkat güçlüğü yaşarlar, el yazıları düzgün değildir, yavaş hareket ederler, gruplandırma ve sıralamada zorluk çekerler, hecelerin seslerini karıştırırlar, okurken kelime atlarlar ve kelimeleri karıştırırlar. Bu çocuklar toplumda en sık eleştirilen, suçlanan ve yargılanan çocuk konumuna gelebilir. Okul başarısızlığı nedeniyle tembel; dağınıklığı, sağ ve solunu ayıramaması, bazı harfleri karıştırması nedeniyle dikkatsiz, daha sık düşmesi ve eşyaları devirmesi nedeniyle sakar şeklinde birçok yargıya maruz kalır. Böyle bir durumda öğretmen ve aile çocuğa yüklenirken, çocuğun kendisi de aslında ne olduğunu anlamamaktadır. Çocuğun elinden gelen çabayı göstermesine rağmen başarılı olamaması öz güvenini azaltabilir ve kendi içine kapanmasına neden olabilir.
Öğrenme bozukluğu olan ve psikolojik destek almayan çocuklar ‘Hiçbir şeyi doğru yapamıyorum’, ‘Ben yeterince iyi değilim’, ‘Ben sakarım’, ‘Ben geri zekalıyım’, ‘Kimse beni sevmiyor’ gibi düşünüp hissedebilirler. Öğrenme bozukluğu nedeniyle hayatın ona sunduğu deneyimler, onun kendine ilişkin olumsuz düşünceler geliştirmesine sebep olur. Çünkü, ailesi ya da öğretmeni çoğunlukla olumsuz yönleriyle ilgilenir; olumlu yönleriyle ilgilenen pek olmadığından kendini sevmemesine ve kabul etmemesine yol açan duygu ve düşüncelere sahip olur. Kendi dünyasını hep yanlışlardan (yanlış yazan, yanlış okuyan, yanlış hesaplayan) oluşan bir dünya olarak algılar ve sonuçta kendini ‘yanlış’ bulur hale gelir. ‘Benim neyim var?’ sorusunu çok sık sorar. Bu noktada özellikle anne baba ve öğretmenin çocukla etkili bir iletişim içinde olması çok önemlidir. Duyulmaya ve anlaşılmaya çok gereksinimi vardır. Gerçekte zeki olduğunu, ama öğrenmek için diğerlerine göre daha çok zaman harcaması gerektiğini ve yavaş da olsa bir gün mutlaka yapacağını bilmeye çok gereksinimi vardır. Benlik algısının güçlenmesi için kendiyle ilgili olumlu mesajlara da çok
gereksinim duyar. Çoğunlukla diğerlerinin beklentilerini karşılayamadığı için kızgındır. Kendine kızgındır. Geç olgunlaştığı için bağımsız bir birey olmak adına kazanacağı becerileri daha geç kazanır. Toplu taşıma araçlarını kullanmak, para hesabı yapmak, basit yemekler pişirmek, saati anlamak, masa hazırlamak, yatak toplamak, telefon kullanmak gibi işleri kendi başına başarmayı öğrenmek ona iyi gelir. Çünkü, bağımsızlığa geçişte bu becerileri kazanmış olmak oldukça önemlidir.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUĞUMA NASIL YARDIM EDEBİLİRİM?

Unutulmamalıdır ki bu tür durumlarda mutlaka bir uzman ile çalışılmalıdır. Uzmanın yaptığı yönlendirmeler doğrultusunda hareket edilmelidir. Uzman desteğinin yanında ailelerin evde yapabilecekleri şunlardır:
-Çocukların çalışma ortamlarını düzenli tutmak,
-Çocukların bir plan doğrultusunda hareket etmesini sağlamak amacı ile program oluşturmak,
-Çocuklara hatırlamalarını kolaylaştıracak ipuçları, kafiyeler ve hatırlatma kartları hazırlamak,
-Verilen talimatları basitleştirmek.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ NEDİR?

Öğrenme güçlüğü görme, duyma yetilerini içeren, ruhsal ve sinirsel bozukluklar kapsamında yer alan, dili bilmemekten kaynaklanan bir güçlük değildir. Öğrenme güçlükleri, en yaygın adı ile disleksi eğitimsel yetersizlik ile açıklanamaz. Disleksi DSM’de nörogelişimsel bozukluklar kapsamında yer alır.
Bireye disleksi tanısının verilebilmesi için detaylı olarak eğitimsel, ailesel, sağlıksal ve ruhsal öykünün alınması gerekir.
Bireye disleksi değerlendirmesi yapılırken 3 alt başlık göz önüne alınmalıdır: okuma güçlüğü, yazma güçlüğü, matematiksel yetilerdeki güçlükler. Ancak bu da yeterli değildir. Okuma bozuklukları da kendi içinde mutlaka değerlendirilmelidir. Örneğin; okuma ile ilgili güçlükler; okuma hızı ile ilgili güçlük; okuduğunu anlama ile ilgili güçlük, yanlış telaffuz ile ilgili güçlük şeklinde değerlendirilirken, matematiksel bozukluklar ise doğru ve akıcı hesaplama ile ilgili güçlük, matematiksel alt beceriler ile ilgili güçlük şeklinde değerlendirilir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ YAŞAYAN ÇOCUKLARIN KARŞILAŞTIKLARI ZORLUKLAR NELERDİR?

Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar sıklıkla dili kullanma ve anlama alanlarında zorluklar yaşarlar. Bu çocukların okuma-yazma öğrenme sırasında çeşitli zorluklar yaşamaları oldukça olasıdır.
Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların genel olarak yazarken planlama yapmadıkları ya da çok az yaptıkları görülmektedir. Ayrıca yazarken bir çok yazım, noktalama, büyük harf kullanımı hataları yaptıkları ve okunaksız yazmaktadırlar. Yazdıkları sözcüklerin basit ve sıradan olduğu, yazılanların çok az düşünce içerdiği görülmektedir.
Bu çocuklar yazdıklarını değerlendirmek için kullanmaları gereken ölçütleri belirlemek konusunda da güçlükler yaşarlar. Yazdıklarını zaman zaman dil bilgisi bakımından kontrol edebilseler de içeriği kontrol etmekte zorlanmaktadırlar. Çocuğunuz yazarken bu sorunları ya da bunlara benzer sorunları yaşıyorsa mutlaka bir uzmana başvurunuz ve yardım alınız.

DİSLEKSİ NEDİR?, NE DEĞİLDİR!

-Disleksi işitme ve görme kaynaklı bir güçlük değildir.
-Disleksi travmaya bağlı oluşan bir durum değildir. Genetiktir, nörogelişimsel bozukluklar kapsamındadır.
-Disleksi bir zeka geriliği değildir.
-Disleksi bireylerin üstün özellikleri olmasını sağlayan bir durum değildir. Yalnızca bazı disleksili bireyler üstün zekalı olurlar.
-Disleksi kendi kendine ortadan kaybolan bir durum değildir. Gereken tedavi uygulanmazsa ömür boyu semptomları bireyde devam eder.
-Disleksi ilaç ile tedavisi olan bir durum değildir. Özel eğitim yöntemleri ile tedavi edilen bir durumdur.
-Disleksi gelişimsel bir gerilik değildir.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLARIN OKUMA HIZI İLE İLGİLİ BAZI BULGULAR

Yapılan araştırmalara göre okuma hızı ile okuduğunu anlama oranı arasında pozitif bir ilişki vardır (Marston, 1989; Allinder, Fuchs, 1998). Ancak okuma hızının mı okuduğunu anlamayı yoksa okuduğunu anlamanın mı okuma hızını etkilediği henüz tespit edilememiştir. Ama günümüzde halen devam eden çalışmalara göre ikisi arasında çift yönlü bir ilişki olduğu öngörülmektedir(Farr ve Carey, 1986; Lipson ve Lang, 1991)

Bunun yanında, metinlerin içeriği okuma hızını ve okuduğunu anlama düzeyini etkiler. Yapılan araştırmalara göre olay içerikli (öykü,masal vb) metinler bilgi içerikli metinlere göre daha hızlı okunmaktadır. Bilinen öykülerin veya masalların çocukların okuma hızını doğrudan etkilediği gözlemlenmiştir. Bu tür metinlerin okutulması çocukların kendilerine olan güvenlerini arttırmalarını sağlar. Ancak bu tür metinler her zaman okutulmamalıdır. Sadece çocuğu motive etmek için okutulmalıdır. Aksi halde istenilen verim alınamaz.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ YAŞAYAN ÇOCUKLARIN OKUL DÖNEMİNDE Kİ GENEL DAVRANIŞ ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar genel olarak öz güven sorunu yaşarlar. Bunun temelinde çocuğun öğrenme sürecinde yaşanan problemlerden dolayı yaşıtlarının gösterdiği performansı akademik anlamda gösteremediğinden kendisini yetersiz, eksik görmesi yatar. Bu sebeplerle öz güveni düşen çocuk bununla birlikte uyum sorunları da yaşamaya başlar. Akranları ile, sınıf arkadaşları ile iletişiminde sorunlar yaşamaya başlar ve zamanla bu ilişkilerden kopar.

Ayrıca bu sorunu yaşayan çocuklarda genel olarak düzensizlik hali de görülür. Çocuk neyi nereye koyduğunu bilemeyebilir ya da yaptığı düzenlemeler hatalı olabilir. Yaptığı ödevlerde karışıklık, ilk bakışta anlaşılamama durumu ile sıkça karşılaşılabilir. Çünkü bu çocukların kendi içlerinde kurdukları düzenler ve sistemler diğer insanlar tarafından kavranılması kolay yapılar olmayabilir.

Zaman kavramını karıştırma durumunu çokça yaşamakla birlikte yer yön kavramını da karıştırdıkları görülür.

DİSLEKSİDE ÖZEL EĞİTİMİN ÖNEMİ

Özel Öğrenme Güçlüğü yaşayan bireyler diğer bireylerden farklı yöntemlerle öğrenirler. Disleksi olan bireyle çalışmaya başlamadan önce bireyin aritmatik, sözel, uzlamsal ve sıralama gerektiren becerileri nasıl öğrendiği tespit edilir. Belirlenen bu yöntemler doğrultusunda çocuğa eğitime destek seansları verilmeye başlar. Zaman zaman dikkat süresini uzatan ve öğrenmesini kolaylaştıran kartlar kullanılır, zaman zaman motor becerileri içeren koordinasyon çalışmaları yapılır. Bu tür yöntemler bu bireyler için oldukça etkilidir.

ÇOCUĞU DİSLEKSİ OLAN AİLELERE DÜŞEN GÖREVLER NELERDİR?

Öncelikle ailelerin disleksi ile ilgili bilgilenmesi gerekmektedir. Mutlaka biz uzmandan konu ile ilgili destek almaları gerekmektedir. Ailelerin evde yapacakları çalışmalar bir uzmanın denetiminde olmalıdır. Aileler çocuğa karşı sabırlı ve hoşgörülü olmalıdır ve çocuğu motive etmelidir. “Aferin, yapabilirsin. İlk denemede herkes zorlanabilir.” şeklinde yönergeler verilmelidir.
Çocuğa karşı onu zorlayacak şekilde davranmamak gerekir. Çocuğu diğer çocuklar ile kıyaslamamak gerekir. Zorlandığı konularla ilgili çocuğa karşı asla öfkelenmemek gerekir. Çocuğa karşı kesinlikle fiziksel ve psikolojik şiddet uygulamamak gerekir. Sürekli yapamadıkları üzerine yoğunlaşmamak gerekir. Çocuk yapabildikleri ile takdir edilmelidir. Bugüne kadar gösterdiği gelişmelere odaklanın. Mükemmeliyetçi tutumlar bir kenara bırakılmalı, çocuğa bir plan belirlenmeli ve bu plan doğrultusunda hareket edilmelidir. Plandaki adımlar çok büyük beklentileri içermemelidir. Unutulmamalıdır ki bu bir süreç işidir.

DİSLEKSİ’NİN ÇOCUK ÜZERİNDEKİ PSİKOLOJİK ETKİSİ NEDİR?

Disleksi; çocuğun bireysel ve standart test uygulamaları sonucu okuma, yazma ve matematiksel işlemlerdeki başarısının zeka düzeyinden beklenen oranda düşük olmasıdır. Disleksi olan çocuklar okul sürecinde yaşadıkları zorluktan dolayı zaman zaman depresyon ve kaygı belirtileri gösterebilirler. Okul ortamında başarısızlığı devamlı yaşayan çocuk duygusal gelişim sürecinde sorun yaşar. Zaman zaman bu tür çocuklar okul başarısızlığına bağlı olarak kendilerini sosyal ortamdan izole edebilirler. Bu da çocukları depresif yapmaktadır. Yapılan araştırmalara göre Disleksi olan çocukların umutsuzluk düzeylerinin oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. (Gerede, 2002) Bu durum çocukları umutsuzluğa itmektedir. Yapamayacağım, başaramayacağım gibi olumsuz duygulara kapılablilerler. Bu durumda çocukları öncelikle bir uzman tarafından destek almak gerekir. Aile ise bu durum karşısında sürekli çocuğu motive etmelidir.

ÇOCUK ÖĞRENDİĞİ BİLGİLERİ UNUTUYOR, BUNUN ANLAMI NEDİR?

Bu birçok durumun belirtisi olabilir. Duygusal travmalar, beslenme yetersizliği, hastalıklar, Özel Öğrenme Güçlüğü, Dikkat Eksikliği vb…Bunun yanında çocukta diğer hangi belirtiler var buna bakmamız gerekir. Ancak bu durum ile ilkokul döneminde karşı karşıya kalmış iseniz akla gelen en yaygın iki durum Özel Öğrenme Güçlüğü ve Dikkat Eksikliği’dir. Mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Eğer ki bu durum Özel Öğrenme Güçlüğünden kaynaklanıyor ise bunun sebebi; çocukların öğrendikleri bilgileri kısa süreli hafızadan uzun süreli hafızaya atmamasıdır.
Çocuk bugün öğrendiği bilgiyi iki gün sonra hatırlamayabilir. Ancak bu semptom tek başına Özel Öğrenme Güçlüğü için yeterli değildir. Mutlaka bir uzman ile görüşülmesi gerekmektedir.
Dikkat Eksikliği yaşayan çocuk bilgiyi öğrenirken odaklanamadığı için öğrenme sürecinde zorlanır ve bilgiyi çabuk unutur. Bu durum ile ilgili şüpheleriniz için de mutlaka bir uzmanla görüşme yapmanız gerekmektedir.

DİSLEKSİ NASIL ANLAŞILIR?

Disleksi bebeklik döneminden itibaren belirti veren bir güçlüktür. Dislektik bireyler konuşma sürecinde gecikme yaşarlar. Ancak “Her Dislektik çocuk konuşmada gecikme yaşar. Yargısı oldukça yanlıştır. Okul öncesi dönem Disleksi belirtilerinin görüldüğü dönemler arasındadır. Dislektik çocuk bu dönemde sağını solunu ayırt edemez, renkleri ve sayıları öğrenmekte zorlanır. Hayvanları ve meyveleri öğrenmekte gecikmiştir. Sebze, meyve gibi terimleri karıştırabilirler. Bazı Dislektik çocukların ince motor becerilerinde gerilik olduğu gözlemlenmiştir. Yani çocuk makasla aktivite yaparken zorlanır. Kalem tutarken ve kullanırken zorlanabilir. Bundan sonra okula başlanılan dönem asıl Dislektik belirtilerin ortaya çıktığı dönemdir. Disleksi için doğru tanı 6 yaş ve sonrasıdır. Çocuk ilkokula başladığı bu dönemde çocuk harfleri öğrenmekte ve birleştirmekte zorlanır. Heceleri tersten okuyabilir. Öğrendiklerini çabuk unutur. Çocuğunuzda bu tür belirtiler görüyorsanız mutlaka bir uzmandan destek almanız gerekir.

DİSLEKSİLİ ÇOCUK İLE ÇALIŞMAK

Disleksi olan bireyler ile çalışırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta verilen eğitimin çocuktan çocuğa farklılık göstermesidir. Her çocuk farklı yöntemler ile öğrenir. Hatta bazı çocuklara konuları bile birbirinden farklı yöntemler kullanarak öğretilir. Yani bir çocuk için birbirinden farklı öğrenme yöntemi olabilir.
Bunun yanında çocuklara konuları anlatırken sabırlı olmak gerekir. Bazen konuları tekrar tekrar anlatmak gerekebilir. Çocuğu yargılamamak gerekir. “ Bu çok basit nasıl yapamadın” gibi ifadeler kullanmak oldukça yanlıştır. Tam aksine “ Sen yapabilirsin, aferin” gibi ifadeler kullanmak gerekir.
Disleksi olan bireyler genellikle görsel içerikli materyaller kullanılan öğrenme yöntemi ile öğrenirler. O yüzden renkli kalemler, kağıtlar ve kartlar bu tür çocuklar için etkili olacaktır.Bunların yanında görsel-uzlamsal zekalarını destekleyecek aktiviteler de yapılabilir.

HANGİ ÇOCUKLAR DİSLEKSİDİR?

Kişinin Disleksi olmasının ilk koşulu zeka düzeyinin normal veya normal üstü olmasıdır. Dislektik bireylerin genel özellikleri; akıcı okuma yaparken zorlanma, telefon numarasını akılda tutmakta güçlük, kelimeleri yuvarlayarak okuma, okuduğunu anlama oranının diğer bireylere oranla az olması, bilgileri akılda tutmakta zorlanma, çabuk unutma, sıralama yaparken zorlanmadır. Ayrıca Disleksi olan bireyler konuşma alanında da birtakım güçlükler yaşarlar. Bu güçlüklerin başlıca sebebi sözel belleklerinin yaşıtlarından daha geri olmasıdır. Çocuklar konuşurken kendilerini ifade edecek doğru kelimeyi bulmakta zorlanırlar. “Şey”, “yani” gibi terimleri çok fazla kullanırlar. Dün yerine yarın, öbür gün diyerek terimleri karıştırabilirler.

DİSLEKSİ OLAN BİREYLER HAKKINDA YANLIŞ BİLİNENLER

Yanlış: Kişi okuma-yazma öğrenirse Disleksi değildir.
Doğru: Disleksili bireyler okuma yazma öğrenebilirler. Eğer doğru bir eğitim alırlarsa diğer bireyler gibi okuyup yazabilirler.
Yanlış: Disleksili bireyler başarılı olamaz.
Doğru: Eğer kişiler doğru bir eğitim alır ve çok çalışırlarsa istedikleri mesleklere ulaşabilir.
Yanlış: Disleksili bireyler heceleri tersten görürler.
Doğru: Disleksi görsel kaynaklı değil, dilsel kaynaklı bir sorundur.
Yanlış: Disleksi olan her bireyler özel yeteneklidir.
Doğru: Disleksili bireyler normal veya normal üstü zekaya sahiptir. Ancak hepsi özel yetenekli değildir.

DİSLEKSİ VE HAFIZA

Kısa süreli hafıza: Öğrenilen bilgilerin uzun süreli hafızaya atılmadan önce depolandığı yerdir. Kelimeleri cümle içinde anlamlandıracak kadar tutar. Disleksi olan bilgiler kısa süreli hafızadaki bilgileri işlemekte zorlandıkları için öğrendiklerini çabuk unuturlar ve uzun süreli belleğe atamazlar.
Uzun süreli hafıza: İnsan zihninin kalıcı depolama sistemidir. Kişi ne kadar çok pratik yaparsa hatırlama yeteneği o oranda artar. Kişiler zamanla edindikleri bilgileri zamanla unuturlar. Unutmanın nedeni müdahale ve yanlış bilgi işlemedir.

Edinilen bilgilerin hafızaya işlenmesi şu süreçleri kapsar:
-Kodlama
-Saklama
-Hatırlama

Disleksi olan bireyler bilgileri kodlamakta zorlanırlar. Bu aşamada zorlandıkları için de bilgileri yanlış şekilde saklarlar veya unuturlar. Kişi yanlış kodlama yaptıysa bilgileri yanlış hatırlar. Çocuğa verilen Disleksi eğitiminde temel hedeflerden birisi çocuğa doğru kodlamayı öğretmek olmalıdır.

DİSLEKSİ ZEKA GERİLİĞİ DEĞİLDİR

Öğrenme hayat boyu devam eden bir süreçtir. Kişinin akademik, sosyal ve psikolojik durumlarını etkiler. Öğrenme sürecinde kişinin yaşadığı güçlükler tüm yaşamını etkiler. Disleksi tanısı verilmeden önce çocuğa güncel zeka testi uygulanmalıdır. Uygulanan bu testte çocuğun sözel bellek puanı ile performans belleğinden daha düşük çıkar. Ancak bu çocukta zeka geriliği olduğunu göstermez. Çocuklarda bunun görülme sebebi bilgileri kodlama, saklama ve geri çağırmakta zorluk çekmeleridir. Bilgilerin zihne kodlanması ve geri çağrılması doğrudan ilişkilidir. Dislekside doğru kodlamanın yanında bilginin işlenmesi de çok önemlidir. Kodlanan bilginin işlenmesi için kişinin bol bol tekrar yapması gerekir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ TANISI İÇİN NELER GEREKLİDİR?

Özel Öğrenme Güçlüğü tanısının verilmesi için öncelikle çocuğa WISC-4 testi yapılmalıdır. WISC-4 güncel zeka testidir. Yapılan bu test sonucunda çocuğun zekasının normal veya normalin üzerinde olması gerekir. Ancak bu Disleksi tanısının verilmesi için gerekli olan tek kriter değildir. Çocuğun mutlaka alanında uzman bir kişi tarafından akademik değerlendirmesinin alınması gerekir. Bu iki sonuç birleştirildiğinde ancak çocuğa Özel Öğrenme Güçlüğü tanısı verilir. Zaman zaman bu ikisinin birleştirilmesi de yeterli olmaz. Bazı çocuklarda tanı için bir süre beklenir. Çocuk bir eğitime tabi tutulur ve öğrenme hızı gözlemlenir.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUK KONUŞMADA GÜÇLÜK YAŞAR MI?

Özel Öğrenme Güçlüğü genel tanımı ile okuma, yazma, matematik, konuşma ve muhakeme gibi alanlarda yaşanan güçlüklerin temel adıdır. Özel Öğrenme Güçlüğü olan bireylerin sözel yetenek dediğimiz kısımlarda yaşıtlarından geri olduğu gözlemlenir. Ancak bu zeka geriliği demek değildir. Çocukların kelime bilgisinin yaşıtlarından daha düşük olduğu anlamına gelir. Disleksi olan bireyler kelime bilgisinde yaşanan bu güçlükten dolayı konuşurken “şey, yani” gibi ifadeleri sıklıkla kullanırlar. Zaman zaman kendilerini ifade ederken terimleri karıştırabilirler. Dün yerine yarın, ertesi gün yerine önceki gün gibi ifadeler kullanbilirler. Yapılan bazı araştırmalara göre Disleksi olan bireyler yaşıtlarından daha geç konuşmaya başlarlar. Ancak her Disleksili birey bu özelliği göstermez.

DİSLEKSİ TEDAVİSİ İÇİN GEÇ KALINIR MI?

Hayır. Dislekside erken müdahale daha iyidir, ancak ileri ki yaşlarda yapılan müdahale de etkili olabilir. Disleksili bireylere yaşam boyu kullanabilecekleri stratejiler öğretilebilir. Bu öğretilen stratejiler için bir yaş sınırı yoktur. Kişi bunu çocukken de yetişkin olduğu zaman da öğrenebilir. Disleksi de erken müdahale yapıldığı takdirde kişilerin okul hayatlarında yaşayacakları zorlukların üstesinden gelinmiş olur. Ayrıca öğrenme güçlüğünden dolayı okul ortamında yaşayacağı psikolojik örselenmeden de daha az etki ile kurtulmuş olur.

DİSLEKSİ VE OKUMA

Disleksinin en önemli belirtilerinden bir tanesi; kişinin okuma düzeyinin yaşıtlarının altında olmasıdır. Ancak yalnızca yavaş okuma Disleksinin belirtisi değildir. Çocuğun okuduğunu anlama oranı bizim için önemli verilerden bir tanesidir. Ayrıca çocuğun yavaş okumasının sebebi, eğitimindeki bazı aksamalardan kaynaklanıyor da olabilir. Eğer bu durumla karşı karşıya iseniz mutlaka bir uzmandan destek almalısınız.
Dislekside yaşanan diğer bir okuma sorunu ise hızlı ve yuvarlayarak okumadır. Bu okuma türünde ise kişi kelimelerin sonuna ekler getirerek okuyabilir. Kişi ‘alıyor’ yerine ‘alıyorlar’ gibi… Yazan kelimeden bağımsız bir kelime de söyleyebilir ‘tencere’ yerine ‘pencere’, ‘bakıyorlar’ yerine ‘bırakıyorlar’ gibi…
Dislekside karşılaşılan diğer bir okuma sorunu ise kişinin heceleri tersten okumasıdır. Örneğin; ‘portakal’ yerine ‘porkatal’, ‘kalabalık’ yerine ‘kabalalık’ gibi. Kişide veya çocukta bu belirtiler var ise mutlaka bir uzaman tarafından değerlendirilmelidir.

DİSLEKSİ TARAMASI, TESTİ NE ZAMAN YAPILIR?

Disleksi testi kişide disleksi özelliklerinin olup olmadığını tespit etmek için yapılan bir testtir.Amacı tanı ya da teşhis koymak değildir.Bir çocuğun normal öğrenme,okuma sürecine olumlu yanıt vermediği durumlarda kullanılır.Çocuğun okul desteğini geliştirmeye ve güçlü-zayıf yönlerini belirlen bir profil oluşturmaya rehberlik etmek için kullanılır.Her yaştan yetişkinliğe kadar bir çok tarama testi mevcuttur.Bu test çocuklarda 5-17 yaş arasında uygulanır.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNDE HANGİ ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ KULLANILMALIDIR?

Özgül Öğrenme Güçlüğü olan çocuklar genellikle kinestetik ve görsel öğrenme yöntemleri kullanılarak uygulanan eğitim ile bu güçlüğü aşarlar. Ancak yine de burada dikkat edilmesi gereken nokta çocuğun öğrenme yönteminin tespit edilmesidir. Sayı olarak az olsa da bazı çocuklar işitsel öğretim yöntemlerine daha uygundur. Özgül Öğrenme Güçlüğü olan çocuklar soyut kavramları anlamlandırmakta güçlük yaşarlar. Bu yüzden kinestetik öğrenme yöntemi ile tüm bilgiler çocuğa somutlaştırarak verilmelidir. Bunun yanında Özgül Öğrenme Güçlüğü olan bireylerin görsel hafızaları çok güçlüdür. Bu nedenle anlatılan konu görsel içeriklerle desteklenirse hafızada kalma oranı artmaktadır.

GELİŞİM BASAMAKLARINA GÖRE OKUMA METİNLERİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER?

-Okul öncesi yıllarda bol resimli, çizgili, çocuklara okunmak amacıyla düzenlenmiş, az yazılı kitaplar ilgi çeker. Boyama ve karalamaya uygun kitapçıklar da göz yoluyla öğrenmeyi ve merakı kamçılar. Resimler hayal gücünü artırır. İyi kitaplar çocuğu somut düşünme biçiminden soyut düşünmeye doğru götüren araçlardır.
-İlkokul yıllarında serüvenlere, yiğitlik öykülerine ve gizi bulunan öykülere eğilim artar. Define Adası, Jules Verne’nin öyküleri türünden hem sürükleyici hem yazın değeri olan kitaplarla bu eğitim karşılanabilir.
-İlkokuldan sonra çocuklarda soyut düşünce yeteneği hızlı bir şekilde gelişme gösterir. Yetişkinlerin okudukları romanları tat alarak okuyabilir. Bu dönemde okunacak kitaplar çekicilik ve anlama kolaylığı bakımından sıraya konarak çocuklara sunulabilir (Yörükoğlu, 2015).

DİSLEKSİ İLE KARIŞTIRILABİLECEK RAHATSIZLIKLAR

Duyma/görme bozuklukları
Disleksi tanısı konmadan önce göz doktoru ve kulak burun boğaz doktoruna başvurmak diğer şüpheleri ortadan kaldırmak için gerekebilir.

* Zihinsel gerilik
Disleksi tanısında en önemli kriter zihinsel bir gerilik olmamasına karşın çocuğun yaşıtlarından geri kalmasıdır. Bu nedenle tanı konulmadan önce ( WISC-4 ) IQ standart testi uygulanmalıdır.

* Otizm spektrum bozuklukları
Otizm spektrumunda bulunan ve zeka düzeyinin etkilenmediği asparger sendromu ile disleksi karıştırılabilmektedir. Bu durumda ayırıcı tanı kriterleri irdelenmeli ve uzman yardımı alınmalıdır.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ VE STRES

Öğrenme güçlüğü olan çocuklar stres ve stresle başa çıkma becerilerinde zorluk yaşarlar. ÖÖG tanısı almış çocuklar diğer çocuklara göre daha fazla strese maruz kaldıkları için bu durum onların daha gergin ve kaygı düzeylerinin ise daha yüksek olmasına neden olur. Bu çocuklar akran ilişkilerinde ve
ebeveynlerinin beklentilerini gerçekleştirme de sıkıntı yaşarlar. Ailelerin gerçekçi olmayan beklentileri bu çocuklar üzerinde, baskı, çatışmaya neden olup anksiyete seviyesinde de artış yaratır.

Yapılan çalışmalarda bu durumlardan birine ya da daha fazlasına maruz kalan çocukların diğer çocuklara kıyasla stresle baş edebilme mekanizmalarının yetersiz kaldığı görülmüş ve stres durumunda öğrenme güçlüğü tanısı almış çocukların verdikleri tepkiler şu şekilde sıralanmıştır (Berkowitz, 1999):
1) Akademik performansta ani düşüş veya çıkışlar,
2) Tutumlarda önemli değişiklikler,
3) İçe çekilme veya patlama,
4) Davranışlarda aşırı hareketlilik veya yavaşlama,
5) Bitkinlik ve belirsiz hastalıkla ilgili şikayetler,
6) Uykuyla İlgili problemler,
7) Baş ağrısı veya mide problemleri,
8) İlerleyen gelişim dönemlerinde alkol, ilaç vb madde kullanımı,
9) Alerjik veya astımatik ataklarda artış,
10) Çeşitli nedenlerle okul veya sınavla ilgili ortamlardan kaçış,
11) Yemek veya iştahla ilgili sorunlar,
12) Antisosyal eğilim veya davranışlar.

DİSLEKSİ OLAN BİREYLERDE AKICI OKUMA NASIL GERÇEKLEŞİR?

Öncelikle metni çocuğun kendi performansı ile okumasını isteyin. Sonrasında anahtar kelimelerin altını çizmesini isteyin. Sonrasında bu altı çizili kelimeleri okumasını isteyin. Bu alıştırmayı birkaç kez tekrarlayın. Sonrasında okuması için başka bir metin verin. Bu defa anahtar kelimelerin altını çizmeden okumasını isteyin. Sonrasında her iki metin ile ilgili görüşlerini bildirebileceği münazara ortamı hazırlayın. Sonrasında okuma ile ilgili çocuğa belirli bir süre verin ve yapılan bu işlemleri tekrarlayın. Çocuk bu sayede metindeki anahtar kelimelere odaklamayı öğrenecektir. Dislektik çocuklar ‘ve’, ‘gibi’ edat ve bağlaçları okurken okuma hızını düşürebilirler, okumanın akıcılığını bozabilir. Bu yüzden sadece anahtar kelimelere odaklanmak çocuğa fayda sağlayacaktır. Şöyle ki; çocuk bu tür bağlaçlar ile vakit kaybetmeyecektir. Bu da onun kendisine olan güveninin artmasını be psikolojik olarak rahatlamasını sağlar.

ÇOCUĞUNUZ DİSLEKSİ YÜZÜNDEN KAYGI YAŞIYORSA ONA NASIL YARDIM ETMELİSİNİZ?

Okuma Problemlerini Gördüğünüzde Hemen Harekete Geçin:
Çocuğunuzun öğretmeni ile gözlemlediğiniz işaretler hakkında konuşun. Problemleri öğretmeni ile paylaştığınız zaman, çocuğunuzun gerekli yardıma ulaşmasına ve daha az kaygılı hissetmesine yardım etmiş olursunuz.

• Anksiyete İşaretlerini Tanıyın:
Çocuklar farklı yaşlarda farklı kaygı belirtileri gösterebilir. Bunlar hakkında bilgi sahibi olun ve çocuğunuzu gözlemleyin.

• Çocuğunuza Disleksi Hakkında Bilgiler Vermeye Çalışın:
Bu durumun zekası ile ilgili olmadığını, onun öğrenmek için yaşıtlarından daha farklı stratejilere ihtiyaç duyduğunu açıklayın. Disleksili bireylerin başarı hikayelerinden bahsedip onu cesaretlendirin.

• Çocuğunuzun Öğrenirken Başarılı Olduğu Seviyeyi Bulun ve Bir Süre Orada Kalmasına İzin Verin:
Daha zorlu konulara geçmek için ısrarcı olmayın. Rahat olduğu seviyede kendine güven geliştirmesine olanak tanıyın.

• Stresli Durumlarla Başa Çıkabilmesi İçin Ona Destek Olun:
Örneğin ertesi gün sınıfın önünde bir okuma yapması gerekiyorsa, onunla beraber çalışın. Değişik yöntemler kullanın.

• Çocuğunuza Parlayabileceği Bir Yol Bulun:
Ona sadece disleksiden ibaret olmadığını sık sık söyleyin ve davranışlarınızla da bunu gösterin. Güçlü olduğu yanlarını ortaya çıkarmasına yardım edin.

• Profesyonel Yardım Alın:
Eğer kaygısının öğrenmesine engel olduğunu düşünüyorsanız, bir uzmandan yardım alın.

DİSLEKSİ’YE NASIL MÜDAHALE EDİLİR?

Disleksi ömür boyu süren bir problem olsa da, çocuklara okuma ve yazma konusunda yardımcı olabilecek çeşitli eğitimsel müdahaleler vardır. Bu müdahalelerin erken yaşta gerçekleşmesi, müdahaleyi etkin kılar. Müdahalenin tipi ve kapsamı ise çocuğunuzun durumuna göre şekillenir. Çocuğunuz için belirli bir eylem planı hazırlanıp alanında uzman bir eğitimci tarafından uygulanabilmektedir.
Disleksi olan çocuklar için çeşitli eğitim müdahaleleri ve programları mevcuttur. Bunlar işinde uzman bir ekip tarafından belirlenen, uzman öğretmenler tarafından verilen bire bir eğitim en etkili olan müdahale yöntemidir. Bu eğitim sırasında çocuk hangi yöntem ile öğreniyorsa o yöntem ile öğretilir. Bazı çocuklar görsel, bazıları kinestetik öğrenme yöntemi ile, bazı çocuk ise her iki yöntemi de kullanarak öğrenir.

DİSLEKSİNİN ETKİLERİ NELERDİR?

Disleksinin sahip olduğu etki her birey için farklılık gösterir. Fakat temel zorluklar; kelime tanıma, akıcı okuyamama, heceleme ve yazmada zorluk çekmedir. Disleksi olan bazı bireyler, özellikle mükemmel bir öğretim ile erken okuma ve yazmayı öğrenirken, sonrasında dil bilgisi, ders kitabı materyali anlama ve denemeler yazma gibi daha karmaşık dil becerileri gerektiğinde birçok sorun yaşar. Disleksi olan bireyler, evlerinde mükemmel dil modellerine ve okulda yüksek kaliteli bir dil eğitimine maruz bırakıldıklarında bile, konuşulan dilde sorunlar yaşayabilir. Kendilerini açıkça ifade etmede ya da konuşurken başkalarının neyi kastettiğini tam olarak kavramakta zorluk çekebilirler. Bu tür dil problemlerini tanımak genelde zordur ve bu durum zamanında fark edilmez ise okulda ve iş yerinde ya da diğer insanlarla olan sosyal çevrede büyük problemlere yol açar. Böylelikle disleksinin etkileri sınıfın çok ötesine uzanır.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ YAŞAYAN BİREYLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ

Yönleri karıştırma,
-Saat, hafta, gün ve mevsimleri öğrenme ve kullanmada güçlük,
-Uzunluk ve büyüklük kavramlarını sıkıntı,
-Rakam ve matematiksel sembollerin öğrenilmesinde güçlük,
-Rakamları okuma ve yazmada güçlük,
-“b” ve “d” ve “p” harflerini karıştırma,
-“E” harfi ve “3” sayısını karıştırma,
– Cümleye büyük harfle başlamama,
– Akranlarına göre okumayı geç öğrenme,
– Yazarken harf atlama,
– Ayna hâli yazı yazma,
– Tutuk konuşma,
– Okunaksız yazma
-Yavaş okuma
-Yazılı ödevlerden kaçınma,
-Yazarken noktalama hataları yapma,
-Sınav korkusu,
-Okula gitmede isteksizlik,
-Kelimeleri/harfleri/sesleri öğrenmede güçlük,
-Verilen talimatları takip etmede güçlük,
-Kelimeleri harflere veya hecelere ayırmada güçlük,
-Organize olamama,
-Davranış bozuklukları,
-Asabiyet,
-Harf ve kelimeleri tanıyamama,
-Kendi ismini bile yazamama,
-Kafiye yapan kelimeleri tanıyamama,
-Harfleri kelimelerle bağdaştıramama,
-Heceleri yan yana koymakta güçlük çekme,
-Tek heceli kelimeleri okuyamama,
-Okumaktan nefret etme görülebilir,
-Çocuğun ifade edebildikleri bildiği ve düşündüklerinin çok gerisindendir (Enç ve
diğerleri, 1981; Bingöl, 2003) (akt. Altuntaş, 2010).

DİSLEKSİYE EŞLİK EDEN BOZUKLUKLAR

Genel olarak disleksiye eşlik eden bozuklukların hiperaktivite (aşırı hareketlilik), hipoaktivite (aşırı yavaşlık) ve dikkat eksikliği olduğu bilinmektedir. Dikkatle ilgili bir sorun olmadığı halde ortaya çıkan gelişimsel disleksiye ise “saf disleksi” adı verilmektedir.(Gür, 2013) Zaman zaman disleksiye kaygı bozukluğu da eşlik etmektedir. Çocuklar aşırı kaygılandıkları için öğrenme sürecine ket vurabilirler.

DİSLEKSİ OLAN BİREYLER İÇİN SAĞLANABİLECEK DESTEKLER NELERDİR?

Eğer çocuğunuzda öğrenme güçlüğü varsa, eğitim desteği alması gerekmektedir.
Çocuğunuza yardımcı olabilecek teknikler ve destek sağlanırsa çocuk bu güçlüğü aşar. Bilinen en etkili yöntemler:
– Bazen bire bir eğitim veren uzman bir öğretmen ile çalışmak.
– Fonik – kelimeleri oluşturan küçük sesleri tanımlama ve işleme yeteneğini geliştirme üzerine odaklanan özel bir öğrenme tekniği uygulamak.
Disleksili çocuk için sınıf ortamı:
Disleksi dostu bir sınıf ortamı, disleksili öğrencileri kendi güçlü yönlerini ve ilgi alanlarını takip etmeye teşvik eder. Dislektik öğrencilere yönelik yüksek beklentileri elinde bulundururken, zamanlı testlerin ve metin ağırlıklı materyallerin ötesinde, bilgilerini göstermek için makul alternatifler sağlar. Testler gerektiğinde öğretmenler, sınıfta disleksili öğrencilere ekstra zaman ayırmaya veya daha kısa testler yapmaya izin verirler.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ TANISI KONULMADAN ÖNCE SIRASIYLA İZLENMESİ GEREKEN YOLLAR

-Tıbbi değerlendirme ile öğrenmeyi etkileyen herhangi bir bedensel sorun olup olmadığı belirlenmelidir.
-Psikiyatrik değerlendirme ile herhangi bir psikopatoloji olup olmadığı ve varsa bu sorunun öğrenme güçlüğüyle ilişkisi saptanmalıdır.
-Psikolojik değerlendirme ile bilişsel, akademik ve nöropsikolojik süreçler incelenip, hangi alanlarda sorun olduğunun belirlenmesi amacıyla testler uygulanmalıdır.
-Aile değerlendirmesi ile ebeveyn tutumları, davranış ve beklentilerinin, eşler arası sıkıntıların ve aile içi sorunların öğrenme güçlüğüne etki edip etmediği belirlenmelidir (Altuntaş, 2010).

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ EĞİTİMİ VE DESTEK PROGRAMI

Eğitim öğrenme güçlüğündeki en önemli ve etkili tedavi yöntemidir. Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar akranlarıyla aynı anda ve aynı düzeyde belirlenen hedeflere ve kazanımlara ulaşamayabilirler. Bu nedenle öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar okul eğitimi dışında destek eğitimine ihtiyaç duyarlar. Okul dışında verilen bu destek eğitimi okulda verilen eğitimden farklı olduğu ve ülkemizde yalnızca öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar için özel bir okul bulunmadığı için bu çocuklar dışarıdan destek eğitimi alırlarken aynı zamanda normal bir okulda eğitimlerine devam etmelidir.

Disleksili çocukların eğitimlerinde önemli olan işitsel, dokunma, görsel gibi algıların geliştirilmesi, dikkat sürelerinin arttırılması, belleğin kuvvetlendirilmesi ve motor becerilerinin geliştirilmesidir. Bu sebeple destek eğitim programı bu becerilerin kazandırılması ya da geliştirilmesi için gerekli olan eğitim metodlarını ve etkinliklerini içerir. Aynı zamanda destek eğitim programında okuma, yazma, dinleme, konuşma becerilerinin ve düşünme süreçlerinin gelişimlerinin desteklenmesi de yer almaktadır.

Dislektik çocukların eğitimi dışarıdan bir destek eğitim programı ile desteklenirken disleksinin duygusal ve sosyal gelişim alanlarına olumsuz etkileri ise bir uzman kontrollünde gerçekleşen psikolojik yardım ile takip edilmelidir. Ayrıca öğrenme güçlüğü eğitimi süresince aile desteği ve ilgisi büyük önem taşır.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLARIN ORTAK YÖNLERİ NELERDİR?

Kendilerine verilen yönergeleri hatırlamakta güçlük çekerler.
-Birtakım hafıza sorunları yaşarlar. Örneğin; akranlarına göre okudukları bir parçayı akıllarında tutmada zorlanmaktadırlar.
-Bir bağlam doğrultusunda öğrendikleri kavramı başka bağlamlara aktarma konusunda zorlanmaktadırlar.
-Okuma gibi eylemlerde strateji geliştirmekte ve değiştirmekte zorlanmaktadırlar.
-Akademik becerilerde okumada hata yapma, yazı bozuklukları, yanlış yazma; kalem tutamama; satır atlama; sesleri birleştirememe; harf sesleri ve kelimeleri öğrenememe; harfleri, sayıları ve sembolleri karıştırma, imla ve noktalamada hatalar yapma, çarpım tablosunu öğrenememe şeklinde sorunlar yaşamaktadırlar.
-Dikkatleri kolayca dağılabilmektedir.
-Görsel ve işitsel algı sorunları yaşayabilmektedirler.
-Zamanı iyi kullanamazlar, saati karıştırırlar, yön bulmada zorlanırlar, sağı solu ayırt edemezler (Hopcan, 2013).

TÜRKİYE’DE ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNE İLİŞKİN YAPILAN ÇALIŞMALAR

Ülkemizde özel eğitim ile ilgili yapılan çalışmaların başlaması eskiye dayanmakla birlikte bu alandaki eğitimlerin yaygınlaştırılması, nitelikli duruma getirilmesi için düzenlemelerin yapılması son 20 yıl içerisinde olmuştur. Ancak Özel Öğrenme Güçlüğü gibi özel eğitim alanı içerisine giren bu gibi sorunların bazılarında yapılan araştırma ve çalışmalar yetersiz kalmakta; bu alanda çalışabilecek uzman sayısı da yeterli gelmemektedir.

Özel Öğrenme Güçlüğü yaşayan çocuklar için ülkemizde kaynaştırma ve bireysel eğitim programlarından yararlanılmaktadır. Özel Öğrenme Güçlüğü yaşayan çocuklar bu programlardan en çok yarar sağlayacak özel eğitim gereksinimli çocuk gruplarından biridir fakat yapılan araştırmalar hem öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin, kaynaştırma eğitimi almadıklarını hem de ailelerin çocuklarının özel eğitime ilişkin haklarından çok fazla haberdar olmadıklarını ortaya koymuştur. Ayrıca öğretmenlerin çoğunun bireysel eğitim programı hazırlamada yetersiz kaldıkları da görülmüştür.

Özel Öğrenme Güçlüğü yaşayan çocuklar için gerek ülkemizde ve bünyesinde bulunan devlet okullarında yapılan uygulamalar yetersiz kaldığı için aileler rehabilitasyon merkezlerinden yararlanmakta ya da çocuklarını özel okula göndermeyi tercih etmektedir. Son dönemlerde özellikle büyük şehirlerdeki özel okullar Özel Öğrenme Güçlüğü yaşayan öğrenciler için birtakım özel düzenlemeler gerçekleştirmiştir. Ancak okul içerisinde öğrenciler için yapılan destek çalışmaları zaman sorunlarına neden olabilmektedir. Bazı okullar çocukları okul saatleri içerisinde bilgisayar, resim, beden eğitimi ve müzik gibi derslerden alarak eğitim desteğinde bulunmaktadır. Ancak bu dersler çocuğun rahatlayabileceği ve başarı gösterme imkanı bulabilecekleri dersler oldukları için çocukların bu derslerden alınmaları onları olumsuz yönde etkilemektedir. Tüm bu durumlar dikkate alındığında uzmanlar tarafından önerilen Özel Öğrenme Güçlüğü yaşayan çocukların okul dışında eğitim desteği almasıdır.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUĞUN TEDAVİ SÜRESİ NE KADAR SÜRER?

Herkes kendi hızıyla geliştiğinden ve öğrendiğinden cevaplanması zor bir sorudur. Çocuğunuzun ilgi ve ihtiyaçları,eğitim programının yoğunluğu, çocuğun öğrenme hızı ve sıklığı tedavi sürecini etkileyen etmenlerdir. Çocuğunuzun yaşına, sınıfına, okul başarısına, ilgi ve isteklerine bağlı olarak, eğitim süresi değişebilir. Yoğun oturumlar yeni bir dizi becerinin öğrenilmesi için en iyi yol olabilir ve belki de bu yeni becerilerin kullanımını izlemek için daha az yoğunluklu bir dönem olabilir. Yeni becerilere hakim olunduğunda ve çocuğunuz başarı ile bir araya geldiğinde, eğitmen mola önerisinde bulunabilir. Bu nedenle, tedaviye olan ihtiyaç değişir.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLAR OKUMAYI ÖĞRENEBİLİR Mİ ?

Disleksi olan çocuklar okumayı öğrenebilirler, ancak akranlarından daha fazla çaba sarf eder ve daha fazla zaman harcarlar. Tipik bir çocuk akıcı bir şekilde okumayı öğrenebilir ve bu çocuklar okumayı otomatik, hızlı ve zevkli bir şekilde gerçekleştirir buna karşın disleksi olan çocuklar yavaş ve daha fazla çaba harcayan okuyucular olarak kalırlar, okumayı öğrenebilirler ve belli bir seviyeye kadar okumalarını geliştirebilirler. Okuma öbür boyu geliştirilebilen bir beceridir. Bol bol okuma çalışmaları yapılırsa neredeyse normal çocuklar kadar iyi okuyabilirler.

DİSKALKULİ HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER

Diskalkulinin ilk tanımı şu şekildedir:”Bilişsel fonksiyonların bütününde bir güçlük olmaksızın matematiksel biliş kısmındaki bozukluk nedeniyle yaşanan güçlüktür. Zeka geriliği, duygusal bozukluk, kültür eksikliği ve yetersiz eğitim gibi durumlar var olmasa da yine de matematikte düşük performans sergilenmesi MÖG(Matematiksel Öğrenme Güçlüğü)olarak tanımlanır.(Büttner ve Hassehorn,2011).
Diskalkulinin nedeni hala tam olarak belirlenmemekle birlikte araştırmalara göre genetik olduğu ortaya konmuştur.
MÖG zihinsel yetersizlikler veya düşük başarıdan farklı bir durumdur(Dünya Sağlık Örgütü,1994). Öğrenme güçlüğü olan bireylerin ortalama ya da ortalamanın üstü bir zekaya sahip oldukları kabul edilmektedir.
MÖG yaşayan bireyler basit matematiksel işlemlerle yada kavram ve beceri edinmekte zorluk yaşarlar. Matematik yetersizliği bireyden bireye farklılık gösterir.
Diskalkuli bireyler matematik sorularına geç cevap verir ve akranlarına göre yavaş soru çözerler.
Zihinsel hesaplamada güçlük yaşadıkları için basit işlemleri parmakları ile yaparlar, tahmin edip yaklaşık cevap vermekte zorluk yaşarlar.
Matematiksel işlemleri söze dökmekte zorlanırlar. Örneğin; eşittir, dan daha küçüktür gibi terimleri karıştırırlar.
Zihin matematiksel işlemlerde güçlük çeker ve cevabı bulmadan soruyu unuturlar. Sayarken sayıların sıralarını karıştırıp denklik kuramazlar. (3×2=6 ise 2×3=6)
MÖG yaşayan bireylere özel BEP(Bireysel Eğitim Programı) hazırlanır.Bu çerçevede bireyler uzman eğitici eşliğinde bireysel olarak eğitim alır.

DİSLEKSİ İLE İLGİLİ EN ÇOK MERAK EDİLENLER

Disleksi ve Zeka Geriliği Arasında Bir İlişki Var Mıdır?

1-Çocuğa Disleksi tanısı konulmuş olması çocuk da zeka geriliği olduğu anlamına gelmez. Öyle ki disleksi tanısının konulması için zekanın normal olması şartı vardır. Disleksili çocukların genel olarak okul başarıları düşüktür. Ancak buradaki ana sorun çocuğun anlayamaması değil sınavda okuma ve yazma da güçlük çekmesidir.

2- Disleksi ve Yaratıcı Düşünme

Disleksi tanısı konumuş cocuklar okuma ve yazma gibi becerilerde güçlük yaşarlar. Disleksili çocuklar bu sorunların üstesinden gelebilmek için diğer çocuklardan daha fazla çaba göstermek zorundadırlar. Erken yaşlarda zorluklarla başa çıkmak zorunda kalan çocuklar sorunlarının üstüne gitmeyi öğrenir. Sorunlara farklı bakış açıları geliştirerek, eksikliklerini tamamlamak için yeni yöntemler bulmayı öğrenirler. Yaratıcı çözümler bulmak, çocukları sorunlarını yenme konusunda geliştirir.

3-Disleksi ve Dikkat Eksikliği Arasındaki İlişki Nedir?

Yapılan araştırmalarda Disleksi ile Dikkat Eksikliği arasında %10’dan %92’ye varan oranlarda bir örtüşme görüldüğü ortaya konmuştur. DEHB’li çocuklarda Disleksi görülme sıklığı %15–50 iken Diskalkuli görülme sıklığı %24–60 oranlarında değişmektedir.

4-DEHB’nin Sosyal Hayata Etkisi Nelerdir?

DEHB’nin sosyal ilişkilere etkisi daha çok çocukların akran ilişkilerinde yaşadığı zorluklar ve özgüven sorunlarıyla ilişkilidir. Özellikle hiperaktiviteli çocuklarda kendi dediğinin olmasını isteme, bağırma, saldırganlık, inatçılık gibi özellikler akran ilişkilerini olumsuz biçimde etkiler. Okul başarısızlığı özgüvenin düşmesine neden olabilir. Bu nedenle uzman yardımı alınması önerilir.

5-DEHB aile ilişkilerini nasıl etkiler ?

DEHB’li çocuklar aile ilişkilerinde sorunlar yaşayabilirler. Ebeveynler veya çocuğa bakmakla sorumlu olan kişiler bu süreçte çocuğa karşı sabırlı ve anlayışlı olmalıdır. Ebeveynler bu süreçte yaşadıkları sorunlardan kendilerini sorumlu tutabilirler. Çocuğa karşı nasıl bir tutum sergileneceği aile içinde tartışmalara neden olabilir. Özellikle okul hayatı da başladığında ebeveynler kendi içinde çatışan ya da okula karşı çocuğunu savunmaya çalışan bir konuma gelebilir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUKLARLA ÇALIŞIRKEN YAPILMASI GEREKENLER

-Sayfa düzenine özen gösterilmeli
-Büyük font kullanılmalı
-Çalışma kağıtları görsel içeriklerle desteklenmeli
-Önemli kelimeler çocuğun ilgisini çekecek şekilde kalın yazılmalı
-Çalışmalar ağırlıklı renkli kalemlerle çocuğun ilgisini çekecek şekilde yapılmalı
-Çocuğa konuları öğretirken belirli kodlamalar öğretilmeli
-Bol bol tekrar yapılmalı
-Çocuğun konuyu öğrendiğinde emin olunduğunda yeni bir konuya geçilmeli

ÇOCUĞUNUZUN DİSLEKSİ OLDUĞUNDAN ŞÜPHELENİYORSANIZ ATABİLECEĞİNİZ İLK ADIMLAR NELER OLMALI?

- Not Alın :
Eğer çocuğunuz okumaktan kaçıyor, okuma ve yazım hataları yapıyorsa bunları not alın. Tanımlamayı kolaylaştırıcı bu adım, eğitim programının oluşturulmasına da büyük katkı sağlar.
– Çocuğunuzun Öğretmeni İle Konuşun :
Disleksi işaretlerine rastladığınız zaman, çocuğunuzun öğretmeni ile konuşabilirsiniz. Kaygılarınızı dile getirip, okuldaki ilerleyişi hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.
– Bir Değerlendirme Talep Edin :
Okuma ve yazmada güçlük yaşayan her çocuk disleksi değildir. Tanıyı doğrulatmak için kapsamlı bir değerlendirme yapabilen bir uzmana başvurun.
– Proaktif Olun ve Sezgilerinize Güvenin :
Bir ebeveyn olarak çocuğunuzun okuma problemlerini çok erken yaşlarda belirleyebilirsiniz. Çocuğunuzu en iyi siz tanıyabileceğinizden, problem ile ilgili sezgilerinizi de uzmanlarla paylaşın.

DİSLEKSİ EĞİTİM PROGRAMLARI HANGİ ADIMLARI İÇERMELİ?

– Birebir İlgi : Okullar küçük gruplar oluşturarak bu adımı sağlamaya çalışsalar da birebir dikkat anlamında biraz yetersiz kalabilmektedir.
– Tekrar: Çocukların eğitimde öğrendikleri bilgileri ve yöntemleri tekrar etmesi çok önemlidir. Bu tekrarlar sırasında uzmanlar da spesifik hataları düzeltme imkanına sahip olur.
– Bireysel İlerleme: Etkin Disleksi programları bireysel ilerleme hızını baz alarak hareket eder. Çocukların okul müfredatına yetişmesi ana hedeflerden biridir ancak bu yolda çocuğa kapasitesini aşabilecek bir program hazırlanmamalıdır.
– Motivasyon: Disleksi eğitimi sürecinde çocuğun motivasyonunu canlı tutmak da uzmanların bir görevidir. Özellikle eğitim seansları, çocuğun keyif aldığı diğer aktivitelerin zamanlarına engel olmayacak şekilde ayarlanmalıdır.

DİSLEKSİ’NİN TEDAVİSİNDE ÖNEMLİ NOKTALAR NELERDİR?

*Öğrenme güçlüğü ne kadar erken fark edilirse alınan özel eğitimde o kadar çok başarılı olur.

*Öğrenme güçlüğünün tedavisi bireyseldir.

*Çocuğun yaşı, zeka düzeyi,

*Yaşıtlarından geri kalma düzeyinin ne kadar oluğu,

*Kaçıncı sınıfta olduğu,

*Ailenin evdeki, sosyal gelişimdeki desteği,

*Alacağı destek eğitiminin kalitesi

*Başka herhangi bir gelişimsel sorunun olup olmaması gibi durumlar tedavi sürecindeki dikkat edilmesi gereken noktalardır.

DİSLEKSİ’Lİ ÇOCUĞUN SINIFA UYUMU

Disleksi tanısı konulmuş çocuklar okuma, yazmada güçlük çektikleri için başarısızlık duygusuyla çok fazla karşılaşan ve buna bağlı olarak da kendileriyle ilgili olumlu algı geliştiremeyip öz güven problemleri yaşayan çocuklardır.  Kendileriyle ilgili olumsuz algılar geliştirmemelerinin ve özgüvenlerini kaybetmemelerinin önüne geçilmesi gerekir ve bunun için de ilk müdahale edilmesi gereken yer okuldur. Disleksili çocuklara farklı sınıf ya da okul açmak ne kadar zor ise okul müfredatını ve kurallarını onlara uygun hale getirmek aslında bir o kadar da kolaydır.

Disleksili çocukları sınıfa kazandırmak için ilk olarak sınıf ortamının aydınlık düzenli ve çocuğun görme duyusuna hitap edecek şekilde düzenlenmesi gerekir. Bu öğrenciler ön sıralara ya da ön sıralara yakın yerlere ve anlayamadıkları yerleri sorabileceği bir öğrencinin yanına oturtulmalıdır. Ayrıca derslere göre oturma düzeni değiştirilmemelidir.

Disleksili öğrencilerin sınıfa kazandırılmasında bir diğer önemli nokta ise  öğretmenlerin tutumlarıdır. Öğretmenler bu öğrencileri eleştirmemeli, hatalarını yüzlerine vurmamalıdır çünkü bu davranış stilleri öğrencinin motivasyonunu düşürür ve onu sınıf ortamından uzaklaştırabilir.  Bu nedenle öğretmenler daha motive edici ve olumlu söylevlerle öğrenciyi desteklemelidir.  Öğretmenini seven öğrenci dersi de sever ve derslere de katılımı yüksek olur. Öğretmen ayrıca dersi anlatırken disleksili öğrencileride dikkate alarak cümlelerini daha kısa ve net olarak kurmalıdır. Böylece disleksili çocuklar güç durumda kalmazlar. Bu öğrencilere ders sırasında not tutturmak ise yanlış bir uygulama olabilir çünkü öğrenciler yazarken zorluk çekeceği için geride kalır ve dersi takip edemezler. Öğretmen bu nedenle bu öğrencilere dersin özetini içeren çıktılar verebilir. Öğrencinin yaptığı yazım yanlışlarında ise öğretmen yanlışları tespit edip doğrusunu göstererek çocuğun nerde yanlıs yaptığını fark etmesini sağlayabilir.  Disleksili öğrencilerin  sınav uygulamalarında da bazı değişiklikler yapılmalıdır. Çocukların sınav arasında mola vermelerine izin verilebilir ve sınavda ek süre tanınabilir.

ÇOCUĞUM NEDEN HIZLI OKUYAMIYOR?

Okuma hızı her çocukta farklı şekilde gelişir. Bu nedenle çeşitli çalışmalar okuma hızını arttırılabilirse de her çocuğun aynı okuma hızına sahip olacağını düşünmek yanlış olur. Çocuğunun okuma hızının yavaş olduğunu düşünen aileler çocuğu diğer çocuklarla karşılaştırılmamalıdır. Çocuk sınıfındaki veya yaşıtındaki diğer çocuklarla kıyaslandığında hem motivasyonu düşürek kendine güveni azalır hem de bu durum eğer bir sorundan kaynaklanmıyorsa çocuğun gereksiz yere kaygılanmasına neden olur.

Öncelikle okuma hızındaki yavaşlığın nedenini anlamak için bu durumun bir rahatsızlıktan mı yoksa okumaya ayrılan zaman yetersizliğinden(okuma becerisinin pekiştirilmemesinden mi) mi kaynaklandığının tespit edilmesi gerekir. Bu aşamada ebeveynler çocuğun sınıf öğretmenin de görüşlerini almalı ve rehberlik servisiyle iletişim halinde olmalıdır. Eğer okumadaki yavaşlığın bir sorundan kaynaklandığı düşünülüyorsa uzman doktora başvurulmalıdır.

Disleksi(Özel Öğreme Güçlüğü) tanısı okumada ve okuma hızında problemlere neden olur.Eğer çocuğa disleksi tanısı konmuşsa okulda aldığı eğitim çocuk için yeterli gelmeyebilir. Ailelere önerilen çocuğun eğitiminin dışardan uzman yardımıyla desteklenmesidir.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLARIN OKUDUĞUNU ANLAMASI İÇİN HANGİ YETİLER GEREKLİDİR?

Okuma süreci, gözlerin, işitme organlarının çeşitli hareketleri ve yazılı sembollerin anlamlandırılması ile oluşur. “Okuma, okuduğunu kavrama yönü ile psikolojik, okuduğunu anlama yönü ile sosyolojik bir süreçtir.” Okuma okuyucunun aktif olarak sürece katılmasını gerektiren bir olgudur. Bir kişinin okuduğunu anlayabilmesi için metinde geçen kelimelerin anlamlarını bilmesi, parça bütün ilişkisini kuruyor olması gerekmektedir. Metinde geçen konular ile ilgili bağlantı kurması gerekmektedir. Ayrıca bunun yanında sorgulama, tahmin etme, özetleme, çıkarımda bulunma gibi becerileri de sahip olması gerekmektedir.

OKUMA GÜÇLÜĞÜ ÇEKEN ÇOCUKLARIN YAŞADIKLARI SORUNLAR NELERDİR?

-Atlayarak okuma yaparlar.
-Harfleri ve kelimeleri ters çevirerek okuyabilirler. Çocuklar özellikle okuma yeni başladıkları dönemlerde ‘b’ yerine ‘d’, ‘ev’ yerine ‘ve’ diyebilirler.Eğer bu durum zamanla ortadan kaybolabilir. Kaybolmuyor ise yön değiştirme çalışmaları ile desteklenmelidir.
-Okuma sırasında kelime tekrarları yaparlar. Yapılan çalışmalar tekrarların en önemli sebebinin yetersiz kelime tanıma becerisi olduğunu gösteriyor.Bu durumlar ile ilgili okuma çalışmaları yaparken okunan kelimeler kağıtla kapatılmalı çocuğa belli başlı stratejiler öğretilmelidir.

OKUMA BECERİSİNİN KAZANDIRILMASI VE ANLAMLANDIRILMASI SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

*Okumayı anlamlandırma çalışmaları yapılmalıdır.
*Okuma akıcı hale getirilmelidir.
*Okuma belli başlı stratejiler içermelidir.
*Çocuk okuması için motive edilmelidir.
*Okuma hayat boyu devam etmelidir.

Motivasyon, okuma ve okuduğunu anlama sürecinde oldukça etkili bir faktördür. Birçok öğretmen ve uzman sorunlarının motivasyon eksikliğinden kaynaklandığına dikkat çekmiştir. Okumaya motive edilmiş çocukların okuma problemlerini aşmanın yanında okuduğunu anlama sorunlarını da aştıkları ve öz güven kazandıkları da tespit edilmiştir..

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUĞUN ÖZELLİKLERİ

Disleksi hakkında yapılan bilimsel açıklamalar haricinde, uzmanların incelemelerine bakarak, disleksili çocukların şu genel özelliklere sahip olduklarını söyleyebiliriz;
-Normal veya normal üstü bir zeka düzeyi, fakat analiz ve sentez yapabilme becerisinde başarısızlık, çağrışım yapamama,
-Kendisini istediği şekilde ifade edememe,
-Hareketlerde dağınıklık, hareketi sürdürememe,
-Lateralleşme problemi,
-Yön duygusunda zayıflık,
-Görme yetisinde bozukluk,
-İşitme yetisinde bozukluk,
-Zaman ve mekanı yapılaştırma problemleri,
-Duygusal problemler
Disleksili çocukta bu özelliklerin tümünün veya birkaçının bulunması, okuma, yazı ve imla alanlarında bir takım hatalar yapmasına neden olur. Disleksili çocuk, okurken telaffuz hataları yapar, yanlış okur, kelime veya harf atlar veya ilave eder, noktalama hatası yapar, doğru okuyabildiğini de anlayamaz. Yazı yazarken de harfleri deforme eder, yazıları doğru kopya edemez, yazdıklarını satıra ve sayfaya doğru olarak yerleştiremez. İmla hataları yapar. (Razon, 1980)
Disleksi, okul çağında, çocuk okula başladığında ve okumaya başladığı sırada ortaya çıkan bir bozukluk değildir, ancak çocuk okuma öğrenimine başlayana dek gizli kalabilen bir bozukluktur (özellikle zeki çocuklarda). Genellikle, disleksili çocuğun okul öncesi dönemde de dil gelişimi, hareket yeteneği ve mekanda yönelme açısından sorunları vardır ancak bunlar dikkati çekmemiş olabilirler. (Rheinold – Kocner – Malmquist, 1976)

OKUMA GÜÇLÜKLERİNİN TEDAVİSİNDE ANA İLKELER

Okuma güçlüğü olan çocuklarla çalışırken söylenen ya da çizilen kelimelerin çocuk tarafından yazılması ve söylenmesi istenmelidir. Böylelikle birden fazla duyum ve beceri harekete geçirilmiş olur; görme, işitme, dil ve el.
Çocuğun kelime haznesinin genişletilmesi için çocukla sözlü iletişim kurmak, konuşmak oldukça faydalıdır. Ayrıca yeni kelimeleri kullanabilmesi için sözlükten faydalanması da söylenebilir ve sözlük kullanımı öğretilebilir.
Aritmetik çalışmalara geçildiğinde basit oyunlarla ve somut kavramlarla sayı öğrenimi başlatılabilir. tek basamaklı sayılarla basit işlemler öğretilebilir. Çocuğun gelişim düzeyine göre çarpım tablosunu ezberletmek yerine onun çarpım tablosu kullanması öğretilebilir.
Kaçırılmaması gereken en önemli nokta her çocuğun kendine özgü gelişim basamaklarına uygun öğrenme basamakları belirlenmelidir.

DİSLEKSİ İLE İLGİLİ EN SIK SORULAN SORULAR

Disleksi İçin Özel Eğitim Kurumları Var Mıdır?
Evet.Özel merkezler ve özel eğitimler vardır. Bu eğitimler sayesinde Disleksi minimum seviyeye indirilir.

Disleksi Eğitimi Nasıl Olmalıdır?
Sözel, işitsel, görsel eğitim metodları seçilmelidir. Çocukla birebir yapılmalıdır. Amaç;kısa süreli hafızadan uzun süreli hafızaya bilgileri aktarabilmektir. Bunun içinde tekrar yapılmalıdır ve özel yöntemler kullanılır.
Disleksinin İlköğretim Yaş Seviyesinde Belirtileri Nedir?
Okula gitmede isteksizlik durumu vardır.
Kelimeleri, harfleri, sesleri öğrenmede güçlük yaşarlar.
Verilen talimatları takip etmede güçlük yaşarlar buna bağlı olarak organize olamazlar.
Kelimeleri harflere veya hecelere ayırmada güçlük yaşarlar buna bağlı olarak okumada güçlük yaşarlar.
Kelime ve ses bilgisinde zayıflık ve buna bağlı olarak konuşmada güçlük yaşarlar.

DİSLEKSİ HAKKINDA MUHTEMELEN YANLIŞ BİLDİĞİMİZ GERÇEKLER NELER OLABİLİR?

-Disleksi %100 kalıtsaldır.
Araştırmalar gösteriyor ki kardeşi ya da ailesinden biri Disleksi olan bir bireyin Dislektik olma olasılığı %40’tır.
-Harfleri ters yazmak disleksinin kesin bir işaretidir.
Bazı çocuklar bu zorluğu yaşasa da hepsi bu sorundan muzdarip değildir. Çocuğun sadece harfleri nasıl şekillendireceği ile ilgili bir sorunu olabilir.
-Disleksi sadece okumayı etkiler.
Yazma,konuşma,heceleme ve sosyalleşme de Disleksiden etkilenebilen becerilerdir.Çünkü Disleksi kompleks,beyin temelli bir durumdur. Her kişiyi farklı şekillerde etkiler.

ÇOCUĞUM, DİSLEKSİ İLE İLGİLİ ÖĞRETMEN İLE RAHAT KONUŞABİLİR Mİ? BEN NE YAPABİLİRİM?

Çocuğunuza disleksisi hakkında daha rahat hissetmesi için yardım edebilirsiniz.
* Disleksi’nin zeka ile ilgili bir durum olmadığını belirtebilirsiniz.
* Disleksi’nin çok fazla etki etmeyeceği ilgi alanları üzerine konuşabilir onu cesaretlendirebilirsiniz.
*Öğretmenleri ile buluşma ayarlayabilirsiniz. Disleksi hakkında onların da daha fazla bilgi sahibi olmasını sağlayabilirsiniz.
*Çocuğunuz ile ortak bir çalışma yaparak disleksi yüzünden okulda yaşadığı problemleri listeleyebilirsiniz. Böylece öğretmen buluşmalarının daha verimli ve çözüm odaklı olmasını sağlayabilirsiniz.
*Çocuğunuzla yaptığınız bu ortak çalışma içerisinde onun disleksisi hakkındaki farkındalığına da ulaşmış olabilirsiniz. Bu farkındalık hem okulda hem de okul dışı hayatında (disleksisi açısından) daha pozitif hareket etmesini de sağlayabilir.

DİSLEKSİ İLE İLGİLİ EN SIK SORULAN SORULAR

1-Disleksi tanısı konmuş çocuklar için okul seçiminde nelere dikkat edilmelidir?
Ülkemizde yalnızca disleksili çocuklar için eğitim veren bir okul bulunmamaktadır. Bu nedenle ebeveynler önce çocuklarını devlet okuluna mı özel okula mı gönderecekleri konusunda seçim yapmalıdır. Bu seçim sırasında sınıfların çok kalabalık olmamasına dikkat etmeleri, okulun rehberlik servisinin çalışmalarını incelemeleri önemlidir. Ayrıca unutulmaması gerekir ki çocuk okul dışında eğitim desteği de almalıdır.

2-Disleksi’de okuma kitabı seçerken nelere dikkat edilmelidir?

Öncelikle çocuğun ilgi alanına uyan, çocuğu sıkmayacak konuları işleyen kitaplar seçmeye dikkat edilmelidir. Yazının boyutu ne çok büyük ne de çok küçük olmalıdır. Kitapta zor kelimeler ve uzun cümleler yer almamalıdır. Ayrıca çocuğun olayı zihninde daha iyi canlandırabilmesi için resimli kitaplar tercih edilmelidir.

3-Disleksili çocuk yabancı dil öğrenebilir mi?

Disleksi yabancı dil öğrenimine engel değildir ancak ebeveynlerin çocuğun kendi dilini öğrenirken çektiği güçlüğü yabancı dili öğrenirken de çekeceğini unutmaması gerekir. Doğru destek ve çalışmayla yabancı dil öğrenimi desteklenmeli ve alıştırma, okuma kitap seçiminde kolay, resimli kitaplar tercih edilmelidir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ (ÖÖG) ve DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB) BENZER YÖNLERİ

Özel Öğrenme Güçlüğü (ÖÖG) ile Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) yaşayan çocuklar arasında bazı ortak noktalar vardır.
Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar da, dikkat eksikliği yaşayan çocuklar gibi, dikkatlerini toplamakta zorlanabilirler çünkü okumak onlar için oldukça emek isteyen bir uğraş olabilir ve çabuk yorulabilirler; dolayısıyla konsantrasyonlarını devam ettirmeleri güç olabilir.
Disleksili çocuklar da, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar da okumayla ilgili problemler yaşayabilir. Dislektik çocukların okuması genellikle tutuktur; kelimeler hatalı olabilir, büyük ve küçük kelimeler yanlış okunabilir. DEHB olan bir çocuk da tutuk okuyor olabilir ancak onun yaptığı hatalar kelimeleri yanlış okumaktan ziyade noktalama işaretlerini atlamak, cümle sonlarını bırakmak, kaldığı yeri kaybetmek gibi daha dikkate dayalıdır. Akıcı okuyamama durumu hem dislektik çocukların, hem de DEHB olan çocukların okuduğunu anlamasını güçleştirir; böylece okumaktan alınan zevki düşürür ve çocuklar okumaktan kaçınabilir.

ETKİLİ ÖĞRENME NASIL GERÇEKLEŞİR?

Çocukların öğrenmeyle ilgili özellikleri şunlardır: (Tuğrul, 2002; Edwards ve Spinqate, 1995)
– Çocuklar beş duyunun fonksiyonuyla öğrenirler.
– Başkalarını örnek alarak model yoluyla öğrenirler.
– Çocuklar çevreleriyle (ebeveynleriyle, öğretmenleriyle, malzemelerle vb.) etkileşim içinde öğrenirler.
– Bildiklerini bir başkasına anlatırken öğrenirler.
– Bir konu hakkında araştırma yaptıklarında öğrenirler.
– Davranışlarının sonuçları hakkında geri bildirim aldıklarında öğrenirler.

Çocukların bireysel öğrenme gereksinimlerinin karşılanması, çocukların öğrenme sürecinden etkili bir şekilde faydalanabilmeleri için gereklidir. Çocukların gelişimsel özelliklerinin, ilgi ve gereksinimlerinin bilinmesi gerekir. Çocukların bireysel ve grupla öğrenme gereksinimlerini karşılayacak öğretim modelleri geliştirilmelidir. Bireysel öğrenme ortamı çocuğun tek başına kaldığı bir öğrenme ortamı değil, çocuğun kendi öğrenme hızında ve alanında istediği şekilde gelişmesine izin vermektir. Bireysel öğrenme gerekli olmakla birlikte, grup içindeki öğrenmelerinin de güçlendirilmesi sosyal bir gerekliliktir.

ÇOCUĞU DİSLEKSİ OLAN AİLELERE UYARILAR

-Çocuğunuzda Disleksi’den şüpheleniyorsanız mutlaka bir uzman ile görüşüp çocuğunuzun değerlendirilmesini isteyin.
-Disleksi’nin ilaç ile tedavisi yoktur. Doktorunuz size ilaç verdiyse ilacı size neden verdiğini sormanızda fayda var.
-Disleksi kendiliğinden geçen bir durum değildir. Durumun kendiliğinden geçmesini beklemeden bir uzmana başvurun.
-Çocuğunuza akademik destek aldırın.
-Okul öğretmeni, akademik destek aldığınız uzman ile iş birliği içinde çalışmalar yapın.
-Çocuğunuza zaman verin, bu süreçte ona destek olun.
-

ÖZEL EĞİTİM NEDİR? NASIL UYGULANIR?

Özel Öğrenme Güçlüğü, Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite, Otizm Spektrum Bozukluğu gibi nörogelişimsel bozukluklarda çocuğa gereken değerlendirmeler yapıldıktan sonra uygulanan eğitime özel eğitim denir. Çocuğa bireyselleştirilmiş eğitim programı uygulanır. Hazırlanan bu program doğrultusunda çocuğa eksik olduğu alanlar ile ilgili eğitim verilir. Bu eğitim sırasında çocuğa bazı kodlamalar öğretilir. Örneğin; çocuk matematikte 4 işlemde zorlanıyor ise çocuğa kullanabileceği bir metot veya kodlama öğretilir.
Bu eğitim özel eğitim öğretmenleri veya özel eğitim alanında yetişmiş psikologlar tarafından verilir.

ÇOCUĞUM DİSLEKSİ, ONA NASIL YARDIMCI OLABİLİRİM?

Disleksi, çocuklarda psikolojik anlamda bazı zorlanmalara sebep olabilir. Bu durumda çocuk için en önemli şeylerden biri ailenin ona olan desteğidir.
Ebeveynlerin dikkat etmesi gereken ilk husus anlayışlı, sabırlı ve hoşgörülü olmaktır. Bunun yanı sıra disleksi hakkında doğru ve yeterli bilgiyi edinmeleri gerekir. Öğretmen, okul ve çalışılan uzman ile işbirliği içinde olunmalıdır. Öğrenme konusunda zorlayıcı olunmamalı aksine öğrenme eğlenceli hale getirilmelidir. Takdir ve tebriklerle motivasyonun devamlılığı sağlanabilir. Yeteneklerini keşfetmesinde desteklenmeli ve akranlarıyla kıyaslanmamalıdır.
En önemlisi ise tüm bu süreçte ona olan sevgi ve güven hissettirilmelidir.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLAR NELER SÖYLÜYOR?

Dikkatim çabuk dağılabilir. Okurken sıkılabilirim. Harfleri karıştırabilir, bazı rakamları ayırt etmekte zorluk çekebilirim. Ders çalışırken, ödevlerimi yaparken bana yardım ederseniz sevinirim. Öğretmenlerimle iş birliği yapabilirsiniz. Beni arkadaşlarımla kıyaslamayın, hepimiz birbirimizden farklıyız. İlgi alanlarıma saygı duyun. Müzik dinlemeyi, resim yapmayı, tiyatroya gitmeyi çok severim. Bu alanlardaki başarımı göz ardı etmeyin.
Sizi zorlayabilirim. Yorabilirim. Anlamayabilirim. Lütfen kızmayın, kendimi anlatmam için izin verin. Benden utanmayın. Gizlemeye çalışmayın.
Ben tembel değilim. Elimde olmayan bazı sebepler, verdiğiniz görevleri yapmamı zorlaştırıyor ve daha uzun zaman ihtiyacım olabiliyor. Bunun için çaba gösteriyorum. Sizlerden beni anlamanızı ve empati yapmanızı istiyorum.

OKUDUĞUNU ANLAMANIN ÖNEMİ

Okuma öğrencilik başlangıcından itibaren her bireyin kazanması beklenen bir beceridir. Yazılı bir metindeki sembolleri tanımayı ve kavramayı içinde barındırır. Okuma becerisi sayesinde bireyler bir metni kavrayabilirler. Bunun yanında yazılı metnin okuyan kişi için bir anlam ifade etmesi gerekmektedir yani okuyucunun okuduğunu anlayabilmesi gerekir.
Okuma yapmak her zaman okuduğunu anlamak değildir. Bir kişinin okuduğunu anlayabilmesi için sözcükleri anlayabilmesi, metindeki bilgiyi anlayabilmesi ve metinden sonuç çıkarabilmesi gerekmektedir. Akademik olarak başarılı olabilmenin yanı sıra bir roman okurken olayları yakalayabilmek, yeni alınan bir eşyanın kullanım kılavuzunu kavrayabilmek, merak edilen bir konu hakkında bilgi edinebilmek gibi eylemler okuduğunu anlama ile gerçekleşmektedir. Günlük hayatımızda sıkça karşılaştığımız bu eylemler bize okuduğunu anlamanın önemini açıkça göstermektedir.

Özel öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler genellikle okuduğunu anlamakta güçlük çekmektedir. Eğer kişi bu durum ile karşı karşıya ise mutlaka bir eğitim almalıdır.

DİSLEKSİ TEDAVİSİNDE İZLENİLEN YOLLAR

1)Öğrenme güçlüklerine erken dönemde müdahale çok önemlidir. Ne kadar erken fark edilirse o kadar kolay bu güçlük aşılabilir.
2)İlaç ile tedavisi mümkün değildir. En etkili çözün eğitimdir.
3)Çocuğa uygulanan eğitim destek programında çocuğa konuları anlatmanın yanında konularda ona yardımcı olacak stratejiler öğretmemiz gerekir.
4)Çocuğa anlatılan konular somutlaştırılarak verilmelidir.
5)Çocuğun bilgileri uzun süreli belleğe atmasa için bolca tekrar yapılmalıdır.
6)Çocuk psikiyatrisi, psikolog, özel eğitimci, okuldaki öğretmenleri ve aile iş birliği içinde olmalıdır.

OKUMA HIZINI ARTTIRMAK İÇİN NELER YAPILMALIDIR?

Okuma hızı yavaş olan çocuklar için öncelikle yapılması gereken bu durumun sebebini bulmaktır. Okuma hızının yavaş olmasının sebepleri; yanlış bir okuma sistemi ile okuma yazmayı öğrenmiş olması, dikkat eksikliğine bağlı yavaş okuma, özel öğrenme güçlüğü sonucunda ortaya çıkan yavaş okuma şeklinde sıralanabilir.
Bu durum tespit edildikten sonra alanında uzman kişiler tarafından çocuğa eğitim verilmelidir. Uygulanan eğitimde çocuğa özgü bireysel bir eğitim programı belirlenip uygulanmalıdır. Okuma sistemi temelden başlanarak düzeltilmelidir. Okuma esnasında yanlış okumalar oluyor ise öncelikle bunlar düzeltilmeli sonrasında okuma hızı arttırılmalıdır. Eğitimci tarafından verilen özel eğitimin yanında evde okuma çalışmaları desteklenmelidir. Eğitmenin verdiği yönergeler doğrultusunda bolca okuma çalışmaları yapılmalıdır.

OKULDA OKUMA YAZMA ÖĞRENİMİ SÜRECİ

Okuma-yazma öğrenme süreci çocukların zihinsel, duygusal, bilişsel gelişimleri ile yakından ilgilidir. Okuma yazma sürecinde çocuklar aynı zamanda hayat boyu kullanacakları anlama, sorgulama, sıralama, tahmin etme ve ilişki kurma yeteneklerini geliştirirler. Bu süreç bazı çocuklar için kolay olurken bazılar için zorlu bir durum haline gelmektedir.

Okul yıllarında eğitimciler ne kadar uğraşsalar da bazı çocuklar, okuma yazma konusunda yaşıtlarının gerisinde kalırlar. Son yıllarda yapılan araştırmalara göre bu konuda geride kalan çocukların ses ve harf birleştirme konusunda güçlük çektikleri tespit edilmiştir. (Agnew, Dorn, & Eden, 2004; Gonzalez & Vale, 2000; Mayringer & Wimmer, 2000). Yaşanan bu güçlüğü aşmak için özel eğitim metotları içeren bireyselleştirilmiş eğitim programı oldukça etkilidir. Uygulanan bu eğitim programı sırasında, sesleri harflere, harfleri seslere uyarlama şeklinde özel ses-harf temelli bir eğitim düzenlenir.

OKUL BAŞARISIZLIĞININ SEBEPLERİ NELERDİR?

Okul başarısızlığının birçok sebebi vardır. Bunlar; kişiden kaynaklanan sebepler, eğitim sisteminden kaynaklanan sebepler veya çevreden(öğretmenden ve aileden) kaynaklanan sebeplerdir.
1) Kişiden Kaynaklanan Sebepler
Her birey kendine özgü zekaya veya kişilik özelliğine sahiptir. Her çocuğun ilgi alanları, fiziksel ve zihinsel gelişimi birbirinden farklıdır. Tüm bu faktörler çocuğun öğrenme sürecini etkilemektedir.
2)Sabit bir eğitim programında bazı çocuklar verilen eğitime uyum sağlamakta güçlük yaşayabilir.
3) Çocuk aile ortamında sürekli psikolojik veya fiziksel şiddete mağruz kalıyorsa, diğer çocuklar ile kıyaslanıyor ise bu da çocuğun öğrenme sürecini ve başarısını doğrudan etkiler.

OKUMAYI KEYİFLİ HALE GETİRİN

Okuma; yazılı bir metin üzerindeki harflerin, kelimelerin ve sözcüklerin anlamlandırılmasıdır. Çocuklar için okuma yapmak zaman zaman çok çekici görünmeyebilir. Bu tür bir durumla karşı karşıya kaldığınızda okumayı keyifli hale getirmelisiniz. Okumayı oyunlaştırabilirsiniz. Örnekleyecek olursak:
Çocukların okuyacakları kelimeleri veya cümleleri kağıtlara yazalım. Evin çeşitli bölgelerine yerleştirelim. Çocuk bu kağıtları okudukça toplasın ve sıraya koysun. Bizler bu kağıtların arkasına çocuğun çok sevdiği bir şeyin(köpeği, arkadaşı vb) harflerini yazmış olalım. Çocuktan kağıtları ters çevirmesi isteyelim. İşte şifreyi çözdün diyelim. Çocuğun oradaki kelimeyi okuduğunda ne kadar hevesli ve mutlu olduğunu göreceksiniz.
Bu tür etkinlikler özellikle okul hayatına yeni başlayan çocuklar için hem eğitici hem öğretici olacaktır. Eğer ki çocukta’Ders çalışmak sıkıcıdır.’ algısı var ise çocuk bu algının da yanlış olduğunu anlayacaktır.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLAR NE TÜR SORUNLAR İLE KARŞILAŞIRLAR?

Disleksi olan çocuklar akademik anlamda yaşadıkları zorluklar sebebi ile yaşıtlarından geri kalırlar. Bu durum çocukların kaygısını ve öfkesini arttırabilmektedir. Kaygı ve öfke yaşayan çocuklar başta sosyal ilişkiler olmak üzere dil becerileri dahil birçok alanda negatif etkilenmektedir. Zaman zaman bu kaygı istemsiz dürtüsel davranış olarak (tik vb) ortaya çıkmaktadır? Çocuk kendisini yaşıtlarından daha alt seviyede gibi hissedebilir. Peki bu durumu çözmek için neler yapılabilir?
Öncelikle çocukların yaşadıkları akademik güçlükleri aşmaları için özel eğitim desteği almaları gerekmektedir. Alınan akademik desteğin yanında çocukların kendilerini rahat ifade edebilecekleri arkadaş ve oyun grubunda yer almaları onların psikolojileri açışından oldukça önemlidir. Aldığı eğitim sayesinde yaşıtları ile arasındaki farkı kapatan çocuk kendini rahatlamış hissedecek ve kaybettiği öz güvenini geri kazanacaktır.

ÇOCUĞU DİSLEKSİ OLAN EBEVEYNLER EVDE NELER YAPABİLİRLER?

Disleksisi olan çocuğunuza yardımcı olmak çocuğunuzun benlik saygısına güç katmak için uzman olmak zorunda değilsiniz. Çocukların ve ailelerin hepsinin farklı olduğunu unutmayın. Denediğiniz ilk stratejilerin etkili olmaması durumunda panik yapmayın. Çocuğunuz için en uygun olanı bulmak için birkaç yaklaşım deneyebilirsiniz.İşte evde deneyebileceğiniz bazı şeyler;
Her gün yüksek sesle okuyun. Çocuğunuz eğer okuma bilmiyor yada etkili okuyamıyorsa, resimleri bol olan kitaplar tercih ederek evde birlikte okuyun. Bir genç için dergi veya gazete makaleleri veya belki bir tarifi okumayı düşünebilirsiniz. Reklam panoları, mağaza indirimi işaretleri ve kullanım kılavuzları bile ilgi çekici olabilir
Çocuğunuzun ilgisini çeken şeyler bulun: Çizgi romanlar, gizemli öyküler, yemek tarifleri ve spor veya pop yıldızlarıyla ilgili makaleler gibi çeşitli okuma materyalleri sağlayın. Çocuğunuzun okuma düzeyinde olan iyi kitaplar arayın. Disleksi ve diğer okuma sorunları yaşayan çocukların konuya ilgi duymaları çok önemlidir.
Sesli kitaplar kullanın: Bu tarz kitaplara internet ortamında ulaşabilirsiniz. Görme engelliler için oluşturulmuş kütüphanelerle yazışa bilir durumunuzu anlatarak iletişim kurabilirsiniz. Sözcüklere bakarken bir kitabı dinlemek, çocuğunuzun duyduğu sesleri gördüğü kelimelere bağlamayı öğrenmesine yardımcı olabilir.
Dikkat edin ve not alın: Çocuğunuzu daha yakından izlemek ve davranışları ile ilgili not almak, davranışsal anlamda çalışmaya başlayabileceğiniz kalıpları ve tetikleyicileri ortaya çıkarabilir. Öğretmenler, doktorlar veya çocuğunuza yardım etmek için başvurduğunuz başka biriyle konuşmak isterseniz notlarınız da işinize yarayacaktır.
Çaba harcamasını taktir edin: Çabalarından dolayı ona övgüde bulunun ve herkesin hatalar yaptığını vurgulayın. Çocuğunuzun pratik yapmanın ne kadar önemli olduğunu anlamanıza yardımcı olun ve en küçük ilerlemesini bile taktir edin, ödüller verin teşvikleriniz, çocuğunuzun motivasyonu yüksek tutması konusunda yardımcı olacak
Ne hissettiğini anlamaya çalışın: Disleksi olmak nasıl bir his, çocuğunuzun gözüyle bakmayla çalışın.Bazen çocuğunuzun neler yaşadığını anladığınızı kabul ettiğinizde, farklı stratejiler denemek ve hangilerinin en yararlı olduğunu görmek yeni stratejiler geliştirirken başarınızı arttıracaktır.
Güveni arttırın: Çocuğunuzun benlik saygısı ve esnekliğini artırmak için hobileri ve okul öncesi etkinlikleri kullanın. Çocuğunuzun güçlü yönlerini tanımlamak ve oluşturmak için farklı yollar deneyin.

ÇOCUKLARA OKUMA ALIŞKANLIĞI NASIL KAZANDIRILIR?

Ailelerin genellikle zorluk çektikleri konulardan bir tanesi çocukların kitap okumaya karşı olan isteksizliğidir. Çocuklar aile bireylerinin yaptığı her davranıştan etkilendiği gibi kitap okuma davranışından da etkilenmektedir. Çocuklara “Kitap okumalısın.” demek yeterli değildir. Ebeveynlerin de kitap okuması önemlidir. Aksi halde çocuklar “Annem-babam kitap okumuyor benimde okumama gerek yok” gibi düşüncelere kapılabilirler. Onlara örnek olmak gerekir. Tüm aile üyelerinin birlikte kitap okuduğu saatler belirlemek çocuklar için oldukça yararlı olacaktır.

Eğer ki çocuğunuz sesli kitap okumayı sevmiyor ise bu aşamada da yine ona örnek olmalısınız. Öncelikle sizler sesli okuma yapmalısınız, sonrasında bunu çocuktan istemelisiniz. Yapacağınız bu okuma etkinliklerini zaman zaman oyunlar ile süslemek de oldukça yararlı olacaktır.

OKUMANIN EĞİTİMDEKİ ÖNEMİ NEDİR?

Kitap okumak, okul çağlarındaki çocukların hayal dünyasını genişleten, ufkunu açan, zihinsel becerilerini geliştiren ve hafızasını güçlendiren bir eylemdir.
Her çocuk, her birey, gelişim çağlarında zevkine ve hayal gücüne uygun kitaplar seçmeli ve okuma alıştırmaları yapmalıdır. Disleksi olan çocuklar için ise kitap okumak olmazsa olmazlardandır. Disleksi, çocuğun okuma hızını yavaşlatmakta ve okuduğunu anlamada zorluk çekmesine sebep olmaktadır. Bu amaçla çocuk ne kadar okuma alıştırması yaparsa gösterdiği semptomlar aynı oranda azalacaktır. Kitap okumak çocuğun hayal dünyasını renklendirecek ve daha derin düşünebilmesini sağlayacaktır.
Kitap okumak, disleksi sebebi ile zorlanma yaşayan çocuğun sınıf ortamında sesli okuma yaptığı esnada kaygısını azaltacak ve okumayı sıradan bir eylem olarak görecektir.

OKUL FOBİSİ OLAN ÇOCUKLAR İÇİN NELER YAPILMALIDIR?

Okul fobisinin en fazla görüldüğü yaş grubu 5-6 ile 11-12 yaşlardır. Okul fobisinin nedenleri arasında ebeveyn tutumları , çocuğun kişilik özellikleri, seperasyon anksiyetesi (çocuğun anneden ayrılmada endişe duyması) vardır.
Okul ve öğretmen değişikliği, öğretmen ve çocuk arasında yaşanan çatışmalar, çocuğun performans kaygısı gibi nedenler bu durumu tetiklemektedir. Özellikle mükemmeliyetçi anne ve baba figürü, çocuğu psikolojik olarak baskılamakta ve kaygısını daha da artırmaktadır.
Okul fobisi yalnızca çocuğun okula başladığı ilk dönemde değil, ilerleyen süreçlerde de yaşayabileceği bir durumdur. Bu durumda ebeveynler çocuğu anlamalı, ona öfkeyle yaklaşmamalı ve zorlayıcı tavırlardan uzak durmalıdırlar. En önemli nokta ise çocuğun, okulun güvenli bir ortam olduğunu bilmesidir. Anne ve babalar çocuğun okulda güven ortamında olacağını ona hissettirmelidirler.
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu yaşayan çocuklarda bu durum daha sık görülmektedir. Bu noktada veli-öğretmen iş birliği sağlanmalı ve beraber hareket edilmelidir.
Çocuk ebeveynleri dışında bağımsız kalabildiği ortamlarda bulunmaya teşvik edilmelidir. Okula sorunsuz gittiği günlerde takdir ve ödülle motivasyonu artırılmalıdır.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLARIN MOTİVASYONUNU ARTIRMAK İÇİN ÖNERİLER

Disleksi olan çocuklar ve aileleri, motivasyona en fazla ihtiyacı olan bireylerdir. Birçoğu, birtakım uğraşlardan sonra umutsuzluğa kapılmış, başarısızlığı kabullenmiş ve çabalamayı bırakmıştır. Bu durumda hem çocuk hem de aile için motivasyonu artırmaya yönelik önerilerden bazıları aşağıdaki yazımızda belirtilmiştir.

•Çocuğunuza Zaman Verin
Her çocuk başarıya ulaşabilmek için zamana ihtiyaç duyar. Disleksi ile mücadelede akademik başarıyı artırmak uzun bir süreçtir ve bu unutulmamalıdır. Hem aile hem de çocuk bu sürecin bilincinde olmalı, kısa zamanda mucizeler beklememelidir.

•Çocuğunuzu Kıyaslamayın
Çocuklar diğer akranları , sınıf arkadaşları, yaşıtları ile başarı noktasında kıyaslanmaktan hoşlanmazlar. Disleksi olan çocuklar için ise bu durum çok daha sakıncalıdır. Çocuğunuzun zor öğrendiğini, uzun bir süreçte başaracağını unutmamalı ve başka bir çocukla kıyas/karşılaştırma yapmamalısınız.

•Çocuğunuzun Başarılarını Takdir Edin
Disleksi olan çocuklar takdir edilmeye ve başarılarının fark edilmesine oldukça fazla ihtiyaç duyarlar. Çocuğunuzu, başarılarında ufak ödüllerle motive edip sözlü şekilde takdir etmek motivasyonu artırmanın en iyi yollarından biridir.
•Ders Çalışmayı Eğlenceli Hale Getirin
Çocuğunuz akademik eksikliği ders çalışarak kapatacaktır. Bu durumda çocuk ders çalışmayı bir ceza olarak algılamamalı ve sevmeyi öğrenmelidir. Ders aralarında eğlenceli aktiviteler ve motivasyonu artırmaya yönelik çalışmalar ile hem eğlenecek hem de öğrenecektir.

•Çocuğunuzun Yeteneklerini Destekleyin
Dünyada da birçok örneği olduğu gibi disleksi olan bireyler sanat, spor, bilim gibi dallarda çok başarılı sanatçı, bilim adamı ve sporcu olabilirler. Çocuğunuzun sevdiği bir hobisi olması, ona farklı dallarda başarı hissi getirecek, özgüvenini artıracak ve mutlu edecektir.

•Ona Her Koşulda Sevginizi Gösterin
Çocuğunuz başarılı olsun olmasın, hata yapsın yapmasın, sınavdan yüksek puan alsın ya da almasın, ebeveynler olarak her daim onun yanında olduğunuzu ,çocuğunuz başaramadığında öfkelenmediğinizi, sevginizin onun başarısı ile orantılı olmadığını göstermelisiniz. Çocuğunuz güven duygusunu önce sizden alırsa; kendine de modelleyecek ve başarmak için sahip olduğu özgüven ile daha motive şekilde çalışacaktır.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ ALT BAŞLIKLARI

ÇOCUĞUNUZDA HANGİSİ VAR?

•DİSLEKSİ
Genel olarak okuma güçlüğü olarak bilinen disleksi, toplumda en çok bilinen ve görülen öğrenme bozukluğudur. Belirtileri kendini; okurken hece atlama, heceleri ve harfleri tersten okuma, okuma esnasında kelime atlama ve yavaş okuma şeklinde göstermektedir.

•DİSGRAFİ
Disgrafi, bireyin yazı yazmada yaşadığı zorlanma olarak adlandırılır. Disgrafiye sahip bireyler; hece ve harfleri ters yazma , yavaş yazma gibi semptomlar gösterir.

•DİSKALKULİ
Diskalkuli ise bireyin matematiksel becerilerinde yaşadığı güçlük olarak görülmektedir. Bu kişiler dört işlem yapmakta zorlanır ve kolay öğrenemezler.

Görüldüğü üzere ÖÖG kendi içinde ayrılmakta , her alt başlık için farklı yöntem ve eğitim metodları uygulanmaktadır. Eğer çocuğunuz bu belirtilerden bir ya da birkaçını gösteriyorsa mutlaka bir uzmana danışmanız önerilmektedir.

DİSLEKSİ’NİN ZEKA İLE BİR İLGİSİ VAR MIDIR?

Disleksi (okuma bozukluğu) Özgül Öğrenme Güçlüğü’nün bir türüdür. Disleksi olan bireyler okuma yaparken zorluk yaşarlar. Okurken harf veya hece atlayabilirler.

‘Disleksi, öğrenme fırsatının yokluğuna, zeka geriliğine, beyin hasarına bağlı olmadan, normal ve yeterli bir eğitime, normal bir zeka düzeyine, uygun sosyokültürel çevreye rağmen ortaya çıkan bir öğrenme güçlüğüdür.’ (Debray-Ritzen, 1987; Masland, 1988; Maughan ve Yule. 1994; Weintraub, 1989)

Zeka ile hiçbir ilgisi olmayan Disleksi, genetik etkenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Günümüzde Disleksi’nin nedenleri ile ilgili araştırmalar hala sürmektedir. Kesin nedeni bilinmemekle birlikle, yapılan birçok araştırmalarda ve DSM-5 tanı el kitabında nörolojik bozukluklar kapsamına girmektedir.

ÇOCUĞU DİSLEKSİ OLAN AİLELER NE YAPMALIDIR?

Çocuğa disleksi tanısı konulduktan sonra, bu alanda çalışan özel eğitimci veya psikolog ile görüşmekte fayda vardır. Bu alanda çalışan psikolog veya eğitimciler çocuğun akademik olarak açıklarını tespit edip çocuğa uygun bireysel eğitim programı uygulamalıdır.Bu eğitim programında temel amaç çocuğu yaşıtları ile aynı seviyeye getirmek olmalıdır. Her çocuğun öğrenme şekli birbirinden farklıdır. Bu yüzden çocuğa uygun eğitimi uygulamak çok önemlidir. Uygulanan bu eğitim sırasında çocuğun aldığı eğitim kadar psikolojik durumu da oldukça önemlidir. Eğitim sırasında çocuğun kaybettiği öz güven geri kazandırılmalıdır.Çocuk motive edilerek öğrenmeye teşvik edilmelidir. Farklı yöntemler kullanılarak öğrendiğini gören çocuk öğrenmenin tadına varacak ve derslere karşı daha istekli olacaktır. Eğitim sırasında sabırlı olmak diğer önemli noktalardan biridir. Öğrenme Güçlüğü yaşayan çocuğa karşı sabırla gerekiyorsa tekrar tekrar anlatılmalıdır.

ÇOCUĞUNA ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ TANISI KONMUŞ AİLELERE ÖNERİLER

* ÖÖG hakkında bilgi sahibi olmaya çalışın. Çocuğunuzun kardeşlerine, öğretmenine ve
çevrenize bu konu hakkında bilgi verin.

* Çocuğunuzun öğretmeni ile işbirliği içinde olun.

* ÖÖG ve beraberinde gelişebilecek sorunlarla tek başına baş etmeye çalışmak sizi yoracaktır.
Bu nedenle özel eğitim desteği aldırın. Öğrenme güçlüğüne eşlik eden başka problemleri varsa bunun için mutlaka önlem alın.

* Çocuğunuz Özel Öğrenme Güçlüğü tanısı aldıysa bunun bireyin yapısıyla ilgili olduğu ve
merkezi sinir sistemindeki işleyiş bozukluğuna bağlı olduğunu bilin.

* Özel öğrenme güçlüğü, tembellik ya da zeka geriliği değildir. Çoğu zaman bu güçlüğe
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu da eşlik etse de DEHB, ayrı bir sorundur.

* ÖÖG olan çocukların zekaları normal ya da normalin üzerindedir. Bu nedenle bazı derslerde
başarısız olurken bazı derslerde de sınıfın çok çok altında performans sergileyebilirler.

* ÖÖG olan çocukların bir kısmı, matematikte, bazıları ise okuma yazmada zorlanabilirler.
Örneğin, henüz harfleri bile öğrenememişken matematikte oldukça iyi performans sergileyebilirler. Ya da okuma yazma öğrendiği halde hala sayıları ayırt etmekte güçlük çekebilirler.

* ÖÖG olan çocukların çoğu durumlarının farkında olup bunun neden kaynaklandığını
bilememektedirler. Bunun için kendilerini kötü hissetmekte ve özgüvenleri düşmektedir. Çocuğunuzun özgüven ve motivasyon sahibi olmasını sağlayın. Çocuğunuzda mutlaka takdir edebileceğiniz bir özellik vardır. Bunu bulmaya çalışın ve bunu çocuğunuzu motive etmede kullanın.

* ÖÖG olan her çocuğun güçlük yaşadığı alanlar farklıdır. Çocuğun güçlü yanları ve desteğe
ihtiyaç duyduğu alanlar belirlenip buna göre öğretme teknikleri ile desteklenmesi gereklidir.

* Kendi başına yapabileceklerini, onun yerine siz yapmayın.Çocuğunuzun diğer çocuklarla aynı yeteneklere sahip, ancak biraz daha fazla zamana, tolerans ve anlayışa ihtiyacı olduğunu unutmayın.

* Öğrenme güçlüğü olan çocuklar, yaşadıkları başarısızlıklardan dolayı, genellikle öğrenmeye
pek hevesli olmazlar. Bu çoğunlukla okuma-yazma içeren ödevlerle uğraşmaktan kaynaklanır. Anne babalar,her gün sıkıntı yaşamak yerine programlı çalışmalarla daha iyi sonuçlara ulaşabilirler.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUĞA NASIL YAKLAŞILMALIDIR?

Disleksi olan çocukların yetenekleri değerlendirilmeli ve bu alanlara yönlendirilmelidirler. Sanata, spora, bilime meraklı olan çocukların bu alanlara olan ilgisi değerlendirilmelidir. Çocuklar yapamadıkları şeyler için umutsuzluğa ve özgüven eksikliğine kapılmamaları için cesaretlendirilmeli ve takdir edilmelidirler. Öz benlik saygılarının düşmemesi için aşağılanmamalı ve ellerinde olmadan başaramadıkları konularda aileleri tarafından ötekileştirilmemelidirler. Bu çocuklar belirli bir özel eğitim sürecinden sonra akranlarının ve yaşıtlarının seviyesine yetişebilirler. Bu süreçte acele etmemeli, çocuğa zaman tanınmalı, kıyas yapmamalı, ödevlerde ve derslerde yardımcı olunmalıdır. Çocuk için ders çalışmak eğlenceli bir hale getirilmelidir. Çocuk, başaramadığı için zorlandığı ders çalışma eylemini bir ceza olarak algılamamalıdır. Bu noktada özel eğitim uzmanlarına ve evde ders çalıştıran kişiye ciddi sorumluluklar düşmektedir.

Okulda ve sınıfta, arkadaşları tarafından; evde ise ebeveynleri tarafından aşağılanan çocuk, geleceğe ve başarabileceğine dair umutsuzluk yaşar. Kendini beceriksiz olarak tanımlar ve öğrenme motivasyonu son derece düşer. Bunun önüne geçebilmek için çocuğun başarıları daima dillendirilmeli ve ödüllendirilmelidir. Çocuk kendini eksik ve yeteneksiz hissetmemelidir. Bu hem öğrenme süreci, hem de gelecekte özgüven sahibi bir birey olabilmesi için oldukça ciddi bir noktadır.

DİSLEKSİ İLE YAŞAMAK

Disleksi, Özel Öğrenme Güçlüğü adı altındaki alt başlıklardan biridir. Genel anlamıyla okuma ve öğrenme güçlüğü olarak bilinmekte ve genellikle okul çağlarında ortaya çıkmaktadır. Disleksiye sahip çocuklar; hece atlama, harfleri ve rakamları karıştırma, tersten okuma, yavaş okuma ve matematiksel becerilerin geriliği gibi belirtiler gösterirler. Özellikle matematik alanında yaşanan güçlükler “Diskalkuli” , yazma alanındaki güçlükler ise “Disgrafi” olarak adlandırılmaktadır. Disleksi yanlış bilinen diğer bir haliyle ilaç ile değil, özel eğitim, sabır, bol tekrar ve işbirliği yardımı ile düzelme göstermektedir. Disleksi tanısı alan bir çocuğun akademik başarısı için; okul müdürü ve öğretmeni, ailesi, özel eğitim kurumu ve çocuğun kendisi işbirliği halinde çalışmalıdır.

Disleksili çocuklar özel çocuklardır. Disleksinin yanlış bilinen bir diğer yönü ise zeka geriliği ile alakalı olduğudur. Dislektik bir bireyin, disleksi tanısı alabilmesi için zekasının normal ve üzeri değerde olması gerekmektedir. Bu dönemde çocuk kadar ailelere de çok iş düşmektedir. Aile sabırlı olmalı ve bu durumu öncelikle kabullenmelidir. Çocuk, diğer akranları ile kıyaslanmamalı, hataları değil, başarıları dile getirilmelidir. Çocuğa zaman verilmeli ve başarabileceğine inanılmalıdır. Disleksili çocuklar farklı metodlarla öğrenen çocuklardır. Her çocuk için öğrenme yöntemi farklıdır. Dislektik çocuklar ise bambaşka yöntemlerle öğrenirler. Bunun sağlıklı bir şekilde gerçekleşebilmesi için mutlaka uzman bir özel eğitim merkezinden yararlanmak gerekmektedir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ İLE İLGİLİ YANLIŞ BİLİNENLER

ÖÖG ilgili yanlış kanılar mevcuttur. Ayna yazısını tersten yazma, harf ya da kelimelerin yerini değiştirme durumunun yalnızca ÖÖG olan bireylerde görüldüğü görüşü bunlardan bazılarıdır. Oysa yazmayı yeni öğrenen her çocukta ayna yazısı yazma durumu ortaya çıkabiliyor. Ayna yazısı, yazmayla ilgili yeni öğrenilen döneminin olağan görüntülerinden biridir. Ancak bu dönemden sonra da sürerse, ÖÖG’den şüphelenilmesi gerekiyor.
ÖÖG’nin yaş ilerledikçe geçtiği düşüncesi de artık kabul görmüyor. Bozukluk yetişkinlikte de
sürüyor. ÖÖG olan bireylerin çoğu yetişkinliklerine kadar okumayı öğrenmiş oluyorlar, ancak yavaş
okuyorlar.
ÖÖG olan bireylerin ders yaparken çok çabuk sıkıldıkları en çok dile getirilen belirtilerden bir
tanesidir. “Çok zeki ama dersleri çok kötü, çabuk sıkılıyor.” Bu ailelerden ve öğretmenlerden çok sık duyduğumuz bir yorumdur. ÖÖG olan bireyin beyni, dikkat gerektiren faaliyetlerde, ÖÖG olmayan bireylerin beyninden daha fazla alanı çalıştırır. Bu nedenle, diğer bireylere göre daha çabuk yorulurlar.Yani onların sıkılma nedeni, yorulmalarıdır. Dolayısıyla dikkatleri de dağıldığı için öğrenmekte zorluk çekmekte ve sıkılmaktadırlar.
ÖÖG ilgili yanlış kanıların en önemlilerinden biri de bu bozukluğun zeka düzeyi yüksek
olanlarda görülemeyeceğine ilişkindir. Oysa ÖÖG olan çocuklar zeka düzeyleri düşük olmadığı gibi
özel yetenekli de olabiliyorlar. Buna en önemli kanıt, ÖÖG olduğu bilinen bilim adamları ve sanatçılar:Albert Einstein, William ButlerYeats, George Patton, Harry Belafonte, Leonardo da Vinci,Auguste Rodin ve Cher gibi.
Yukarıdaki bulguların da ortaya koyduğu gibi ÖÖG bir hastalık değildir. ÖÖG olan çocuklar,
toplumların ilgilenip destek vermesi gereken farklı bireylerdend

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNDE ERKEN TANI VE ÖNLEM

Özel öğrenme güçlüğü, her dil ve her ülkedeki çocuklarda görülebilir. Farklı ülkelerdeki pek
çok araştırmacı, bir çocuğun özel öğrenme güçlüğü yaşayıp yaşamayacağının 5-6 yaşlarına kadar
gelişen belli becerilerinin gözlenmesiyle tahmin edilebileceğini belirtmişledir.

Nedir bu erken dönem belirtileri ?
* Konuşmanın gecikmesi veya konuşmada yaşanan sıkıntılar ( kelimeleri doğru telaffuz
edememe, kelime dağarcığının az gelişmiş olması, içe kapanıklık olarak değerlendirilen çok
konuşmama)
* Kavram gelişimde yaşanan sıkıntılar ( yön kavramları, zıt kavramları, mekansal kavramları,
öncelik-sonralıkla ilgili kavramları algılama ve öğrenmede sıkıntı yaşama)
* Motor gelişimde yaşanan sıkıntılar ( öz-bakım becerilerinde zorlanma, el-göz koordinasyonunda zorlanma, motor faaliyetlerde yani emekleme, koşma, zıplama gibi becerilerde zorlanma, düğme ilikleme ve ayakkabı bağcığını bağlamada zorlanma, sakarlık, çizime karşı isteksizlik,kopyalama ve boyamada zayıflık)
* Erken dönemde çocukta, yukarıdaki belirtilerden birkaçı varsa ve bunlar çocuğun sosyal
hayata, sosyal çevreye uyumunu zorlaştırıyorsa bu konuda bir uzmanla görüşmek gerekebilir. Çocuğun yaşadığı sıkıntılı alanlara yönelik tespit ve bu alanlarda yapılabilecek bir programla erken önlemler alınabilir.

DİSLEKSİ OLAN BİREYLER NASIL HİSSEDERLER?

Disleksili bireylerde duygusal sorunlar da sık görülmektedir. Düşük benlik algısı bireyin bir iş yapma ve devam etmesini sınırlar .Özellikle bu bireyler hassas ve alıngan bir yapıdadırlar. Bazen sizin söylediklerinizi yanlış yorumlayıp ilişkilerin bozulmasına sebep olabilirler.
Öğrenemeyeceğim duygusuna kapılabilirler. Böyle bir durumda çocuğa en uygun yöntem psiko-eğitimdir.Özel eğitim metodlarıyla psikologlar eşliğinde gerçekleştirilen bu eğitim sayesinde; çocuk yaşadığı psikolojik örselenmeleri öğrenme gerçekleştikçe ortadan kaldırabilir. Kendine olan güvenini geri kazanır. Başarma duygusunu yaşamış olur.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNDE ERKEN TANININ ÖNEMİ

Her problemde olduğu gibi ÖÖG‟dede erken tanı çok önemlidir. Çünkü ÖÖG‟de yaşla beraber sorunlara yönelik strateji geliştirme daha yavaş olmakta ve yaşanılan problemlere dair bireyin geliştirdiği yanlış kodlamaları düzeltmek daha zor olabilmektedir. ÖÖG olan bir kişi sosyal hayatta ve okul hayatında örselenebilmekte, benlik algısında ve özgüveninde düşüş olabilmektedir. Bu olumsuz sonuçların, kişilerin hayatını daha az etkilemesi ve daha sağlıklı şekilde düzeltilebilir olması için ÖÖG‟nin erken dönemde farkedilebilmesinin önemi büyüktür.
Ebeveynlerin, çocuklarındaki farklı gelişimi, akranlarına bakarak fark edebilmeleri mümkündür.Ancak birçok aile sorunu görmezden geldiğinden, bir kısmı nereden yardım alacağını bilemediğinden,bir kısmı da çocuklarındaki farklı gelişimi sorun olarak görmediğinden ya da yanlış yönlendirmeler neticesinde tanı konmakta geç kalınmaktadır. ÖÖG‟nin erken tanısında ve müdahalede okul öncesi öğretmenlerinin, birinci sınıf öğretmenlerinin ve çocuk doktorlarının çok önemli rolleri vardır.
Çocuğun gelişimi ve öğrenme yeteneği açısından en kritik dönem 5-7 yaş dönemidir. Bu
nedenle okul öncesi dönemdeki çocukların dikkatle izlenmesi ve gelişimsel açıdan risk taşıyan çocukların belirlenmesi gerekir. ÖÖG, çoğunlukla birçok çocuk için ilkokula başladığında ve akademik becerileri kazanmakta zorlandığında farkedilir. Ancak okul öncesi dönemde erken belirti gösteren çocukların öğrenme güçlüğü açısından değerlendirilmesi, erken tanı ve müdahale için oldukça önemlidir.
Öğretmenlerin diğer çocuklardan daha farklı öğrenme stiline sahip olan bu çocukları erken
farketmesi, ÖÖG olan çocuk için özel olarak hazırlanmış bireyselleştirilmiş eğitim planını ve farklı değerlendirme stratejilerini de beraberinde getirecektir. Bütün bu çabalar ÖÖG olan birçok çocuğun erken müdahale şansı yakalamasına ve öğrenmeye yönelik olası güçlüklerinin en aza indirgenmesini sağlayacaktır.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLARIN AİLELERİNE ÖNERİLER

*Kabullenmesi zor olsa da, öncelikle çocuğunuzun bu sıkıntısını kabullenmeli, bu durum ile yüzleşmeli ve geç kalınmadan bir uzmana başvurmalısınız.
*Çocuk hiçbir zaman kıyaslanmamalıdır.
*Başarı daima ödüllendirilmeli ve böylece özgüveni arttırılmalıdır.
*Okul ve öğretmenlerle iş birliği halinde çalışılmalıdır.
*Geride kalan akademik başarının normal seviyeye gelmesi için mutlaka uzman kişilerden yardım alınmalıdır.
*Çocuğun kendini ifade etmesine ve farklılıkları ortaya koymasına daima izin verilmelidir. Her çocuğun yapamadıkları olduğu gibi yapabildikleri de vardır.
*Çocuğunuzu kendi içinde değerlendirin. Gösterdiği gelişmelere odaklanın.
*En önemlisi de çocuğunuzun yalnızca başarılarını değil, başarabilmek için gösterdiği çaba ve emekleri de ödüllendirin.

ÇOCUĞUM DİSLEKSİ TANISI ALDI. NE YAPMALIYIM?

Öncelikle çocuğunuzun yaşadığı bu problem ile ilgili olabildiğince fazla bilgi edinmeye çalışmalısınız. Çocuğunuzun başarılı olduğu eylemleri, olumlu özelliklerini ve güçlü yanlarını gözlemleyerek en ufak bir ayrıntıda bile destekleyin. Bu çocuğunuzun benlik saygısını ve özgüvenini kazanmasında önemli bir noktadır. Öğrenmenin tek bir yolu yoktur. Farklı metodlar ve yöntemlerle çocuğunuzun öğrenmeden keyif almasını sağlayabilir ve bir diğer yol ile öğrenebildiğini görebilirsiniz. Sevginizi ve desteğinizi koşulsuz olarak verin. Bunları yanında en önemlisi çocuğunuzun öğrenebilmesi ve akademik destek alabilmesi için mutlaka eğitimcilere başvurun. Eğitimcilerle koordine halinde yürüttüğünüz çalışmaları evde destekleyin.

Özel öğrenme güçlüğü olan çocukların hissettikleri; “Hiçbir şeyi doğru yapamıyorum.”, “Ben yeterince iyi değilim.”, “Ben aptalım.”, “Kimse beni sevmiyor.”,”Benim neyim var?” sorusunu çok sık sorar. Çoğunlukla diğerlerinin beklentilerini
karşılayamadığı için kendine kızgındır. Günlük yaşamında öğrenme bozukluğu nedeniyle yaşadığı güçlükler, onun yoğun stres yaşamasına ve bu stres de onun kendine ilişkin olumsuz düşünceler geliştirmesine yol açar.
Çocuk, problemi çözülemez görür, sürekli kendisini kendinden daha iyi olanlarla karşılaştırır.
Sonuçta çocuk içine kapanır, pasifleşir, asileşir, saldırganlaşır ve artık okula gitmek istemez. Çünkü, ailesi ya da öğretmeni çoğunlukla onun yalnızca olumsuz yönleriyle ilgilenir; olumlu yönleriyle ilgilenen pek olmadığından kendini sevmemesine ve kabul etmemesine yol açan duygu ve düşüncelere sahip olur. Kendi dünyasını hep yanlışlardan (yanlış yazan, yanlış okuyan, yanlış hesaplayan) oluşan bir
dünya olarak algılar ve sonuçta kendini “yanlış” bulur hale gelir.
Benlik algısının güçlenmesi için kendisiyle ilgili olumlu mesajlara da çok gereksinim duyar. Bu noktada özellikle anne baba ve öğretmenin çocukla etkili bir iletişim içinde olması çok önemlidir.
Duyulmaya ve anlaşılmaya çok gereksinimi vardır. Gerçekte zeki olduğunu, ama öğrenmek için diğerlerine göre daha çok zaman harcaması gerektiğini ve yavaş da olsa bir gün mutlaka yapacağını
bilmeye çok gereksinimi vardır.Eğer anne babalar ve öğretmenler bu sürecin farkına zamanında varırlarsa, bu derin stres etmenleri azaltılabilir ya da önlenebilir. Stres etmenleri kronikleşirse, çocuğun durumu iyice zorlaşır,çünkü bu sadece öğrenmeyi değil, çocuğun zihinsel gelişiminin tümünü etkiler. Çocuğun evde ve okulda maruz kaldığı günlük stres, onun zihinsel süreçlerini (yani hafıza, konsantrasyon ve problem çözümü gibi) olumsuz yönde etkiler.

DİSLEKSİ NASIL FARK EDİLİR? TEDAVİSİ VAR MIDIR?

Genellikle ilkokul çağlarında, okumaya başlama aşamasında kendini gösterebilir. Riskli çocukların özellikle okul öncesi dönemde dikkatle izlenmesi gerekir. Erken tanı oldukça önemlidir. Okul öncesi dönemde zekâsı normal olduğu halde konuşma gelişiminde gecikme, aşırı hareketlilik, algılama sorunları ve koordinasyon zayıflığı olan riskli çocukların öğrenme bozukluğu açısından değerlendirilmesi, erken tanı ve müdahale için önem taşır. Erken tanı konulduğu oranda çocuklar akranlarına yetişebilmektedir.

Disleksi’nin ilaç ile tedavisi mümkün değildir. Disleksi tedavisinde en etkili yöntem özel eğitim desteğidir. Çocuk akademik değerlendirmeye alındıktan sonra, bireysel eğitim programı (BEP) hazırlanır. Her çocuğun öğrenme süresi birbirinden farklıdır. Bu süreç içerisinde çocuk almış olduğu eğitim ile yaşıtları ile arasındaki farkı kapatmış olur.

DİSLEKSİ’NİN TEDAVİSİ VAR MIDIR?

Öğrenme güçlüğü tanısı alan bireylerin birbirinden farklı özellikler taşıdığı göz önüne alındığında, çocuğun güçlü ve zayıf yönlerini değerlendirdikten sonra Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) düzenlenir. Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı, bireyin algısal, motor, dil, bilişsel, sosyal ve duygusal alanlarına odaklanıldığı, normal müfredatın içine bu etkinliklerin yayıldığı, gerekirse akran öğretmenliği, eşli okuma gibi yardımcı öğrenme öğelerinin kullanıldığı farklı birtakım program ve yöntemleri içerir .

ÇOCUĞUN AKADEMİK OLARAK YAŞITLARINDAN GERİDE OLMASI NE DEMEK?

Özel Öğrenme Güçlüğü, zeka düzeyi normal veya normal üzeri olan çocuklarda görülen öğrenme ile ilgili yaşanan güçlüklerin genel adıdır. Disleksi, özel öğrenme güçlüğümün biri olup en sık görülenidir. Disleksi olan çocuklar okuma yazmayı yaşıtlarından daha geç öğrenmişlerdir. Okuduğunu anlamada sıkıntı yaşarlar. Okuma hızları yaşıtlarından daha düşüktür. Bunların yanında bazı çocuklar matematik alanında da güçlük yaşarlar. Bu güçlük diskalkuli olarak adlandırılır. Diskalkuli olan çocuklar matematikte dört işlem yaparken zorlanırlar. Çarpım tablosunu ezberlerken zorlanırlar ve matematiksel beceriler olarak yaşıtlarından daha geridelerdir. Çocuğunuzda bu tür belirtileri görüyor iseniz biz uzman tarafından değerlendirilmesinde fayda vardır.

DİSLEKSİ NEDİR?

Disleksi dinleme, konuşma, okuma, yazma, akıl yürütme ile matematik yeteneklerinin kazanılmasında ve kullanılmasında önemli güçlüklerle kendini gösteren bir öğrenme bozukluğudur.

Disleksi üzerine ilk çalışan nörologlardan Samuel T. ORTON disleksinin sık karşılaşılan özelliklerini şöyle belirlemiştir.

*Yazılı kelimeleri öğrenme ve hatırlamada zorluk.
b ve d, p ve q harflerini, 6 ve 9 gibi sayıları ters algılama; kelimelerdeki harfleri   ya da sayıları karışık algılama, ne’yi en; 3’ü E; 12’yi 21 olarak algılamak gibi.
*Okurken kelime atlamak.
*Hecelerin seslerini karıştırmak ya da sessiz harflerin yerini değiştirmek, sıklıkla yazım hatası yapmak.
*Yazı yazmada zorluk.
*Gecikmiş ya da yetersiz konuşma.
*Konuşurken anlama en uygun kelimeyi seçmede zorluk.
*Yön (yukarı, aşağı gibi) ve zaman (önce, sonra, dün, yarın gibi) kavramları konusunda sorunlar.
*Elleri kullanmada hantallık ve beceriksizlik