DİSLEKSİ NEDİR ?

Disleksi, ilk kez İngiliz Doktor W.P Morgen tarafından 1896 yılında tanımlanmıştır. Morgen’a göre Disleksi”Doğuştan kelime körlüğüdür.”

İlk olarak yapılan bu tanımlamadan sonra günümüze kadar birçok disleksi tanımı yapılmıştır.

Avrupa Disleksi Derneğine göre disleksi tanımı “Disleksi;okuma,heceleme ve yazma becerilerini edinmede nörolojik kökenli bir farklılıktır.”

Disleksi, zeka düzeyi “normal veya normal üstü” olan,”okuma hızı,okuma kalitesi,okumayı öğrenme hızı,okuduğunu anlama- anlatma becerisi” yaşıtlarına ve zekasına kıyasla; beklenenin altında olan okuma bozukluğunun genel adıdır.

DİSLEKSİ BELİRTİLERİ NELERDİR ?

-Okumayı öğrenirken zorluk yaşama
-Okuma hızının beklenenin altında olması
-Yazarken harf atlama
– Bozuk yazma
-Okurken harf atlama
-Okurken kelimeleri değiştirerek okuma
-Okumakta zorlanma
– Yazarken zorlanma
-Harfleri birbirine karıştırma (b,d,p gibi)
-Rakamları ters yazma (3-6-9… gibi)
-“6-9″,”3-8″,7-4″ gibi rakamları birbirinden ayırt etmede zorluk yaşama
-Okuduğunu anlama ve anlatmada zorlanma
-Sıralı ezber gerektiren konuları ezberlemekte güçlük çekme.(Ayların sırası,haftanın günlerini sıralama)
-Çarpım tablosunu ezberlerken veya ritmik sayarken zorlanma
-Renkleri karıştırma
-Sağı solu ayırt etmekte zorlanma
– Kendini,bir konu hakkında fikrini iyi ifade etmekte zorlanma
-Toplama ve çıkarma işaretini karıştırma
-Ayakkabılarını bağlama gibi motor becerilerde zorlanma
-Okula gitmek istememe
-Yazarken sıra,satır atlama
-İmla kurallarını uygun yazmakta zorlanma
-Noktalı ve noktasız harfleri yazarken ve okurken birbirne karıştırma

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ ve İNTERNET BAĞIMLILIĞI

Özel öğrenme güçlüğünün meydana gelmesine neden olan etkenlerin varlığı henüz kesin bir
şekilde ortaya konmasa da konuyla ilgili farklı alanlarda ve çeşitli konularda çalışmalar
yapılmaya devam etmektedir. Genel olarak özel öğrenme güçlüğünün nedenleri üzerinde
yapılan çalışmalar bilişsel farklılıklar, genetik-kalıtsal faktörler ve merkezi sinir sistemi yapısı
gibi konular üzerine odaklanmaktadır (Karaman,2012). Özel öğrenme güçlüğüne dair tıp
alanında yapılan çalışmalar bu bozukluğun temel etkeni olarak merkezi sinir sistemi yapısını
işaret etmektedir (Bender,2016).
Özel öğrenme güçlüğüne sahip çocukların çoğuna kaygı bozuklukları, depresyon, dikkat
eksilikliği hiperaktivite bozukluğu gibi tanılar da eşlik etmektedir (Sahoo vd., 2015). Bu
doğrultuda, özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarda duygusal ve davranışsal problemlerin
görülme yüzdeliği yüksektir. Araştırmalar, özel öğrenme güçlüğü tanılı çocukların %24-
52’sinde davranışsal, sosyal ve duygusal problemlerin olduğunu göstermektedir. Normal
gelişim gösteren ve ÖÖG tanısı olmayan çocuklarda ise bu oranın tahmini %18 düzeyinde
olduğu bilinmektedir.
Yapılan çalışmalar ile birlikte özel öğrenme güçlüğü olan çocukların davranışsal, sosyal ve
duygusal olarak yaşadıkları ortak problemler şu şekildedir (Özan,2017) :
 Sınır ve engellere karşı birden tepki gösterme,
 Çabuk öfkelenme,
 Akralarına oranla düşük rekabet duygusuna sahip olma,
 Düşünmeden ani hareket etme ve tepki gösterme; dolayısı ile eylemlerinin sonuçlarını
üstlenememe
 Akranlarıyla ve sosyal çevresiyle sağlıklı iletişim kurma güçlüğü yaşama,
 Değişik koşullara uyum sağlama problemi yaşama
 Çevresine kendini ifade etmesi gerektiği durumlarda güçlük çekme
Günlük hayat rutininde buna benzer sorunlarla sıklıkla yüzleşen, zihin düzeyi olarak normal
ya da normalin üstünde gelişim gösteren ancak ailesi ve öğretmenleri tarafından beklenilen
akademik başarıyı sergileyemeyen, akranlarıyla ve ailesiyle iletişim güçlüğü yaşayan ve
kendisinin anlaşılmadığını hisseden bunun sonucunda yalnızlık hissi yaşayan özel öğrenme
güçlüğü tanısı almış çocuklar internetin canlı ve büyüleyici dünyasını bir kaçış olarak görme
eğilimine sahip olabilir (Üdücü,2019).
Çocuklar, internetin çözüme kavuşturamadığı sorunlarını unutmasına, geçici de olsa huzur
sağlayarak kendisine güven duymasına, kendini güçlü hissetmesine, kontrolün kendisinin
elinde hissetmesine, internet aracılığıyla katıldığı sanal sosyal çevre ile yalnızlık hissinin
azalmasına olanak sağladığına inanarak internette vakit geçirme sürelerinin mümkün olduğu
kadar uzun olmasını talep edebilir. Nitekim, Üdücü (2019) yapmış olduğu araştırmada özel
öğrenme güçlüğü tanısı almış öğrencilerin tanı almamış öğrencilere kıyasla daha fazla internet
bağımlılığı düzeyine sahip olduğu sonucuna ulaşmıştır. Yapmış olduğu araştırma da, özel
öğrenme güçlüğü tanısı almış öğrencilerde ailelerin denetleme durumlarına göre internet
bağımlılığı düzeyleri değiştiğini bulgulamıştır.
Ailelerin internet kullanımı hakkında çocuklarını bilgilendirmesi ve çocuklarının internet
kullanımını denetlemesi bununla beraber çocukların interneti belki de en çok kullanmalarına
neden olan yalnızlık hissini çocuklarının iletişim ve sosyal becerilerini geliştirerek
azaltmasına yardımcı olmaları, internet dışında çocuklarına kendisine güven duymasına ve
kendini güçlü hissetmesine olanak sağlayacak yeni alanlar yaratmaları çocukların internet
bağımlılığı riskini mutlaka azaltacaktır.

KAYNAKÇA
Bender W. N., (2016). Öğrenme Güçlüğü Olan Bireyler ve Eğitimleri, Nobel Yayınevi,
Ankara.
Özan G. B., (2017). Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu ve Özel Öğrenme Güçlüğü Olan
9-12 Yaş Aralığındaki Çocuklarda Bibliyoterapi Kullanımının Kişilerarası Sorun Çözme
Becerilerine Etkisinin İncelenmesi (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). , Sosyal Bilimler
Enstitüsü, İstanbul Ticaret Üniversitesi, İstanbul.
Karaman D.,(2001). Özgül Öğrenme Bozukluğu, AJCI, 6(4), s.288-298.
Sahoo, M. K., Biswas, H., Padhy, S. K., (2015). Psychological co-morbidity in children with
specific learning disorders, Journal of family medicine and primary care, 4(1), s.21.
Korkmazlar Ü., (2003). Özel Öğrenme Bozukluğu: Değerlendirme ve Özel Eğitim, Özel
Okullar Derneği Yayını, İstanbul, s.7-10.

Özel Öğrenme Güçlüğü

Özel öğrenme güçlüğü, zekası normal ya da normalin üstünde olan çocukların;
yaş, zeka düzeyi ve aldıkları eğitime göre okuma, yazma ve matematik öğrenmede
beklenenden geride olma durumudur (Karaca ve diğerleri, 2018:33). Bu bozukluk,
DSM 5’in Nörogelişimsel Bozukluklar Bölümü’nde yer almaktadır. DSM 5
tanımlaması ve ölçütlerine göre (APA, 2013); özel öğrenme güçlüğü; “kişinin
yaşına, aldığı eğitime ve zeka düzeyine uymayacak şekilde en az 6 ay süreyle temel
akademik becerileri öğrenmede güçlük yaşaması ve bozukluğun, okul başarısını ve
günlük yaşam etkinliklerini önemli derecede engellemesi şeklinde belirtilmiştir. Bu
temel akademik beceriler :
• Kelimelerin doğru ve akıcı bir şekilde okunması
• Okuduğunu anlama
• Yazılı anlatım ve yazım
• Aritmetik hesaplama
• Matematiksel akıl yürütme, olarak kategorize edilmiştir.
Yapılan çalışmalara göre; özel öğrenme güçlüğünün erkek çocuklarda, kız
çocuklarına göre çok daha yaygın olduğu ortaya koyulmuştur (Rutter, Caspi,
Fergusson ve diğerleri., 2004). Bu bozukluğa neden olan etmenler konusunda kesin
sonuçlar olmamakla birlikte, doğum öncesi ve doğum sonrası yaşanan sorunlar, düşük
kilolu doğumlar, dikkat eksikliği bozuklukları, yeme alışkanlıkları, görsel – işitsel –
algısal ve benzeri sorunların özel öğrenme güçlüğü ile ilişkili olabileceğini
varsayılmaktadır (Salman ve diğerleri, 2016: 28). Aynı zamanda özel öğrenme
güçlüğü tanısı alan bireylerin, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, çeşitli kaygı,
depresyon bozuklukları ve karşıt gelme bozuklukları gibi eş tanıları da beraberinde
aldıkları saptanmıştır. Bu bozukluk tanısını alanların, kişisel farklılıkları göz önüne
alınıp, kuvvetli ve zayıf yönleri değerlendirilerek, uzmanlar tarafından bir bireysel
eğitim programı hazırlanır. Bu programda, müfredata uygun şekilde, bireyin algısal,
motor, dil, sosyal, bilişsel alanlarına odaklanılır (Asfuroğlu, Fidan, 2016: 38).
Özel öğrenme güçlüğü ve komorbidite gösterdiği bozukluklar ile ilgili yapılan
araştırmalar incelendiğinde; Uz-Bas (1998) çocukların sosyal becerileri ve okul
uyumu ile depresyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelediği araştırmasında, akademik
basarısızlıkları olan çocukların depresyon düzeyleri ile öğrenilmiş çaresizlik
davranışları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler oldugunu ortaya koymuştur.
Bir başka çalışmada, Rea ve arkadasları (2002) da öğrenme güçlügü gösteren
çocuklar üzerinde çalışmışlar ve onların davranışlarını incelemişlerdir. Bu çalışma ile

öğrenme güçlüğü gösteren çocukların karışık duygular yaşadıkları, içe kapandıkları,
kaygılı bireyler oldukları belirtilmistir (Rea ve diğerleri, 2002).
Özel öğrenme güçlüğünün en sık eşlik ettiği tanılardan bir diğeride Dikkat Eksikliği
Hiperaktivite Bozukluğudur. Birliktelik yüzdeliği %30 ve 70 arasında değişmektedir.
Yapılan araştırmalara göre; DEHB ve ÖÖG birlikteliği genetik ortak özelliklerden
kaynaklandığını göstermektedir. Ortak kalıtımsal özellikler, nörogelişimsel süreçleri
etkileyerek bu iki bozukluğun gelişmesine sebep olabilir (Cantwell, Baker, 1991).

KAYNAKÇALAR:
Karaca O., Karaca D.T., Çalış S., Yiğit G. (2018). Disleksi: Özgül Öğrenme Güçlüğü
(1.Baskı). İstanbul: Psikonet Yayınları
American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of
mental disorders (5th ed.). Arlington, VA: Author.

Salman U., Özdemir S., Salman A.B., Özdemir F. (2016) ‘Özel Öğrenme Güçlüğü ‘
Disleksi’’, FNG & Bilim Tıp Dergisi 2016;2(2):170-176

Rutter M., Caspi A., Fergusson D, Horwood L.J.,Goodman R., Maughan B., Moffitt
T.E., Meltzer H., Caroll J. (2004). Sex differences in developmental reading disorders
Asfuroğlu Ö.B., Fidan S.T. (2016). ‘Özgül Öğrenme Güçlüğü’, Osmangazi Tp
Dergisi, 2016;38 (Özel Sayı 1).

UZ B., A .(2003). İlkögretim 4. ve 5. Sınıflarda Okuyan Ögrencilerin Sosyal
Becerileri ve Okul Uyumu ile Depresyon Düzeyleri Arasındaki İlişkinin
İncelenmesi. İzmir: Yayınlanmamıs Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi
Eğitim Bilimleri Enstitüsü.

REA, J. (2002). Outcomes for Students With Learning Disabilities in Inclusive and
Pullount programs. Coincil for exeptional children. Vol:68 No.2pp. With Learning
Disabilities in
Cantwell D. P., Baker L. (1991) Association Between Attention Deficit Hyperactivity
Disorder and Learning Disorders, http//: doi.org/10

Özel Öğrenme Güçlüğü Olan Çocuklarda Yazılı Anlatım Becerisi

Öğrenme güçlüğü olan çocuklar yazılı anlatımda da sık sık sorun yaşamaktadırlar. Öğrenme güçlüğü olan çocukların yazılı anlatımlarını inceleyen çeşitli araştırma yapılmıştır. Bu araştırmaların sonuçlarına bakıldığında öğrenme güçlüğü olan çocukların yazı yazarken birçok yazım, noktalama, büyük harf kullanımı hataları yaptıkları ve okunaksız yazdıkları ve yaptıkları yanlışları düzeltme becerilerine sahip olmadıkları görülmüştür. Ayrıca, yazarken planlama yapma becerilerinin zayıf olduğu, yazılı anlatımlarında kullandıkları sözcüklerin basit ve sıradan olduğu, yazılı anlatımlarında basit cümle yapısını kullandıkları ve yazılı anlatımlarının çok az düşünce içerdiği görülmektedir.

Özel Öğrenme Güçlüğünde Erken Tanı

Özel öğrenme güçlüğü hakkında yapılan sayısız araştırma erken tanı ve müdahalenin önemine işaret etmektedir. Araştırma sonuçlarına göre, risk grubunda yer alan çocuklar daha okul öncesi dönemde belirlenebilmekte ve uygun müdahale programları ile desteklendiğinde öğrenme güçlüğü ile tanılanma olasılıkları büyük oranda azalmıştır. Bu müdahale programlarının amacı çocukların genel gelişimsel düzeylerini arttırmaktır. Bu programlar kapsamında kaba motor, ince motor, dikkat, sosyal beceriler ile alıcı ve ifade edici dil becerileri ve erken okur- yazarlık becerileri geliştirilir ve sonraki yıllarda gerekli akademik beceriler için bir temel oluşturulur. Erken tanı koyulan ve eğitime vakit kaybetmeden başlanan çocukların yaşıtlarına yetişebilmekte olduğu ve gerçek potansiyellerini gösterebildiği araştırmalarda görülmüştür.

Özel Öğrenme Güçlüğü Olan Bireylerde İnce ve Kaba Motor Gelişimi

Tıp, psikoloji ve eğitim gibi çeşitli alanlardaki profesyoneller arasında öğrenme güçlüğünün tanımı konusunda tartışmalar sürmektedir. Öğrenme güçlüğü, bireyin zihinsel geriliği olmamasına rağmen akademik olarak gerilik yaşamasıdır. Öğrenme güçlüğü açık olmayan psikolojik ve nörolojik etmenler sonucu çocuğun akademik alanlarda, dilde, zihinsel süreçlerde ve motor gelişim düzeylerinde normal gelişiminin gerisinde kalmasıdır. Özel öğrenme güçlüğünde okuma yazma gibi becerilerin yanında ince motor beceriler, denge ve motor-koordinasyonla ilgili çeşitli sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Özel öğrenme güçlüğü olan bireyler el tercihinde gecikir ve iki ellerini karışık olarak kullanırlar. Yapboz, küpler, lego gibi oyuncaklarla oynamada zorlanırlar. Kalemi hatalı tutar, şekillerin çizimine yanlış yönden başlar, geometrik şekilleri modelden bakarak kopya etmede güçlük yaşarlar. Bunlar gibi ince motor becerilerin yanı sıra kaba motor becerilerde ve koordinasyonda da sorunlar yaşarlar. Örneğin; ritmik hareket etmek, el çırpmak, merdiven inip-çıkmak, sek sek oynamak, zıplamak, top atmak-yakalamak, ip atlamak ve bisiklet sürmek vb. Bu bireylerin kazalara yatkın ve sakar oldukları görülür. El yazıları genellikle bozuktur. Sağ ve solu karıştırırlar. Ayakkabı ve kravat bağlama, küçük yaşlarda düğme ilikleme ve yardımsız giyinme gibi becerilerde zorlanırlar.

Özel Öğrenme Güçlüğünde Üstbilişsel Beceriler

Anlama, bireyin okuduğu ya da duyduğunu doğru olarak algılaması ve yorumlamasına dayalı bir beceridir. Okuduğunu anlama metinde verilen bilgilerle zihinde var olan bilgi yapılarının birleştirerek anlam kurmadır. Dolayısıyla okuma sürecinin temeli okuduğunu anlamaktır. Okuduğunu anlama becerisi akademik başarı için gereken en temel becerilerden biridir. Okuduğunu anlamlandırma sürecinde okur, metindeki en küçük birim olan sesten başlayarak, sözcük, tümce ve en sonunda metin düzeyinde bir bilişsel işlemleme süreci gerçekleştirir. Hatırlama becerisinin yetersiz olması, algıdaki zayıflıklar, dikkati sürdürmede eksiklik veya dil yetersizliği gibi sorunlar okuma ve yazmayı olumsuz yönde etkileyen durumlardandır. Bunların dışında, kelime tanıma ve ayırt etmede yaşanan yetersizlik, cümle ve cümleleri ilişkilendirmede yetersizlik, düşünceleri organize etme becerisindeki yetersizlik, ilgi ve dikkat eksikliği gibi diğer özel durumlar sebebiyle de okumada anlam kurma her zaman istenilen düzeyde olmayabilir.
Okuma ve anlamlandırma sürecini etkileyen etmenler bilişsel ve üstbilişsel etmenlerdir. Bilişsel etmenler, okuma sırasında okurun zihninde gerçekleşenlerdir. Üstbilişsel etmenler ise okurun, zihninde gerçekleşen bilişsel işlemlerin farkında olması ve bu bilişsel işlemleri yönlendirebilme becerisidir. Üstbiliş becerilerinin kullanılması bireylerin özellikle akademik başarılarında önemli etkiye sahiptir. Öğrenme güçlüğü olan bireyler çoğunlukla üstbilişsel problemler yaşarlar. Bu bireyler bir görevin ne derece zor olduğuna karar vermek, kendilerine yardımcı olacak stratejileri belirlemek, uygulamak ve seçip uyguladıkları stratejinin işe yarayıp yaramadığını izlemek ve gerekli durumlarda farklı bir stratejiye geçmek gibi üstbilişsel becerileri edinmede ve uygulamada güçlükler yaşarlar. Üstbilişsel öğretim aracılığı ile öğrencilerin bu becerileri geliştirilerek akademik başarıları arttırılabilir.

Kaynak: Uçar-Rasmussen, M., Cora-İnce, N. (2017). Özel öğrenme güçlüğü olan bireylere üstbilişsel okuduğunu anlama stratejilerinin öğretiminde sesli düşünme yönteminin etkililiği. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 17 (4), 2180-2201.

Disleksiyle İlgili Yanlış Bilinenler

Disleksiyle ilgili bazı yanlış inançlar bulunmaktadır. Ayna yazısı adı verilen yazıyı tersten yazma, harf ya da kelimelerin yerini değiştirme durumunun sadece disleksiye sahip bireylerde görüldüğü inanışı bunlardan bir tanesidir. Oysa ayna yazısı ile yazmayı öğrenme döneminin olağan sürecinde karşılaşılabilmektedir. Ancak, acemilikten sonra da sürerse disleksiden şüphelenilmesi gerekmektedir. Bir diğer yanlış inanış da disleksinin yaş ilerledikçe geçtiği düşüncesidir. Araştırmalar bozukluğun yetişkinlikte de devam ettiğini göstermiştir. Disleksiyle ilgili yanlış inançların en önemlilerinden biri de bu durumun zekâ düzeyi yüksek olan bireylerde görülemeyeceğidir. Oysa disleksiye sahip tüm bireylerin zekâ düzeyleri düşük olmadığı gibi özel yetenekli de olabilmektedirler.

OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

Günümüzde özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuk sayısı oldukça fazladır. Bu öğrenciler ne aileleri ne de öğretmenleri tarafından tam olarak anlaşılamadıkları için eğitim hayatlarında çeşitli zorluklar yaşamaktadırlar. Özel öğrenme güçlüğü olan çocukların genel davranış özellikleri okul öncesi dönemde kendini konuşmada gecikme, birbirine yakın heceli kelimelerde sesler karıştırma, ayakkabıların bağlanmasında başarısızlık, sağ-sol karıştırma, kullanılacak el konusunda belirgin bir seçim yapamama, alfabedeki harf ve seslerin öğrenilmesinde zorluk yaşama ve zaman ve yön kavramları birbirine karıştırma şeklinde gösterir.

Özel Öğrenme Güçlüğü ve Duygular

Öğrenme güçlüğü yaşayan öğrenciler zaman zaman duyguları anlama, anlamlandırma ve ifade etme gibi alanlarda güçlük yaşayabilirler. Yaşlarına uygun olmayan duygu ve düşünceler hissedebilir ve olaylara akranlarından farklı tepkiler verebilirler. Bu sebeple öğrenme güçlüğü olan öğrenciler öfkelerini kontrol ederken zorlanabilir ya da öfkelerini ifade ederken zorlandıkları için duygularını içlerine atabilirler. Okullardaki psikolojik danışma birimlerinin okullardaki öğrencilerin ailesine, öğretmenlere ve okul idarecilerine öğrenme güçlüğünün belirtileri ve öğrenme güçlüğü almış öğrencilerin akademik zorlukların dışında ne gibi zorluklar yaşayabileceği hakkında bilgi vermesi önemlidir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNDE ÖĞRETMENLERİN ROLÜ

Okul çocuğun toplumsallaştığı en önemli kurumdur. Çocuğun özgüveninin gelişmesinde, sosyalleşmesinde, kimliğinin oluşumunda ve paylaşmayı öğrenmesinde okulun rolü oldukça fazladır. Çocuğun okulda yaşadığı başarısızlık akranları ile olan uyumunu, aile içi ilişkilerini ve kendi ruh sağlığını olumsuz olarak etkilemektedir. Ebeveynler sorunu görmezden geldiğinden, bir kısmı nereden yardım alacağını bilemediğinden, bir kısmı da gerek doktorlar gerekse de okul rehberlik servislerince yanlış yönlendirildiğinden okul sürecinde sorun yaşayan öğrencilere tanı koyma süreci gecikmektedir. Öğrenme güçlüğünü erken yaşta belirlemede ve müdahalede, okulöncesi kurumlardaki eğitimcilerin, birinci sınıf öğretmenlerinin ve çocuk doktorlarının çok önemli rolleri vardır. Eğitimcilerin öğrenme sorunu olan çocuğu erken fark etmesi ve onun diğer çocuklardan daha farklı öğrenme stillerine sahip olduğunun farkında olması, öğrenme güçlüğü olan çocuklara özel olarak hazırlanan bireyselleştirilmiş eğitim programı ve farklı değerlendirme yöntemlerini de beraberinde getirecektir. Eğitimcilerin, göstereceği bu çaba ile öğrenme güçlüğü yaşayan öğrenciler, erken müdahale şansı yakalayarak yaşanan olumsuzluklar en aza indirilebilecektir.

ERGENLİK DÖNEMİNDE ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

Çocuklukla erişkinlik arasındaki dönem gençlik çağı olarak adlandırılmaktadır. Bedensel, duygusal ve toplumsal gelişim ve değişimin yaşandığı bu dönem, araştırmacılara göre farklılık gösterse de UNESCO bu çağı 12-24 yaş aralığı olarak kabul etmiştir. Ön ergenlik adı verilen dönem 12-14 yaş arasında görülen hızlı gelişen fiziksel ve davranışsal değişikliklerin olduğu bir dönemdir. Ergenlik dönemi birey için baş etmesi oldukça zor bir evredir çünkü ergenlik döneminde birey değişen beden, duygu ve davranışlarını kabullenmekte zorlanır. Bu dönemde birey içine kapanır, çocukluk dönemindeki fikir ve alışkanlıkların kendisi için yeterli olmadığını fark eder. Eski fikir ve alışkanlıkların yerlerine yenisinin kazanılması sonucunda duygusal gerginlik ortaya çıkar. Ergen öfke, korku, kıskançlık gibi duyguları kontrol altında tutmak ister. Bu dönemdeki birey öfkesini sağlıklı bir şekilde ifade etmekte problemler yaşayabilir. Anne ve babasının etkisinden çıkıp örnek alabileceği modeller arar. Yani birey bu dönemde yeni bir kimlik arayışındadır. Bu karmaşık süreç ergen için yorucudur bu sebeple daha hassas olabileceği bu dönemde öz-yeterlik algısı ile ilgili problemler yaşayabilir. Öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin ergenliğin getirdiği zorluklardan etkilenmesi normal gelişim gösteren akranlarına göre daha fazla önem taşımaktadır. Bunun sebebi gelişimleri yavaş olan bu gençlerin duygusal olgunluk, bilişsel farkındalık veya bilgiyi işleme ve karar verme süreçlerinin geç oluşması gibi yetersizlikler olabilmektedir. Örneğin bu bireyler kendisine kötü niyetli yaklaşan insanları fark edemeyebilirler. Arkadaşlık kurmada sorun yaşayabilirler. Arkadaş gruplarında yer almak yerine uygun olmayan ve tutarsız davranışlarla gruplara katılmayı deneyebilirler.

MATEMATİKTE ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

Matematikte kavramayı geliştirme önemli fakat güç bir hedeftir. Öğrencilerin matematikteki öğrenme güçlüklerini ve bu güçlüklerin kaynağını bilmenin, onları gidermek için farklı öğretim yöntemleri bulmanın, bu hedefe ulaşmada önemli bir adım olduğunu belirtilmiştir. Matematiğin farklı konularındaki öğrenme güçlüklerini ortaya çıkarmak üzere yapılan birçok çalışma vardır. Tall (1993), matematikte öğrenme güçlüklerini araştırmak için uygulanan değişik çalışmalarda tespit edilen güçlüklerden bazılarını şöyle sıralamıştır: temel kavramların yetersiz bir şekilde kavranması, sözel problemleri matematiksel olarak formüle etmedeki yetersizlik ve cebirsel, geometrik ve trigonometrik becerilerdeki eksiklik. Tall ve Razali (1993) yaptıkları çalışmada; öğrenme güçlüklerinin, öğrencilerin kavramları kullanma ve işlemleri koordine etmede yoğunlaştığını belirtmişlerdir. Keza, işlemsel olarak algılayanların karşılaştıkları güçlüklerin kavramsal olarak algılayanların karşılaştıkları güçlüklerden daha çok olduğunu ifade etmişlerdir. Yapılan çalışmalar güçlükleri giderme çalışmalarının, güçlükleri belirleme çalışmalarından oldukça az olduğunu göstermiştir. Güçlükleri gidermeye yönelik olarak bilgisayar programları, görselleştirme, uygun materyal kullanımı ve öğrenme güçlükleri doğrultusunda öğretimi yeniden tasarlamanın kullanıldığı görülmüştür. Hem matematikte hem de diğer alanlarda öğrencilerin sıklıkla yaşadıkları öğrenme güçlükleri tespit edilerek bunları gidermeye yönelik yöntemler geliştirilmesi önem taşımaktadır.

Kaynak: Tatar, E. ve Dikici, R. (2008) Matematik Eğitiminde Öğrenme Güçlükleri. Mustafa Kemal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 5 (9), 183-193.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ VE MATEMATİK

Öğrenme güçlüğü çok geniş bir alanı kapsar fakat matematikte öğrenme güçlüğü dendiği zaman bu alana özgü bir takım yetersizliklerden bahsedilmektedir. Herhangi bir konuda öğrenme güçlüğü yaşayan bir öğrencinin gelecek konularda başarıya ulaşması zordur. Temel kavramların öğrenilmesindeki yetersizlikler öğrencilerde öğrenme güçlüklerini artıran önemli nedenlerden biridir. Matematikteki konuların güçlü bir sıralı yapıya sahip olduğu göz önüne alınırsa temel kavramların öğreniminde yaşanılan öğrenme güçlüklerinin bu kavramların üzerine inşa edilen kavramların öğrenimini de etkilediği söylenebilir. Tüm branşlarda olduğu gibi matematikte de tüm öğreticilerin anlattığı konu ile ilgili öğrencilerin ne tür öğrenme güçlüklerine sahip olduğunu bilmesi öğretim yöntemlerini seçmede fayda sağlayacaktır. Bu farkındalık öğrenme güçlüklerinin giderilmesine yönelik yapılacak olan çalışmalar için de yol gösterici olmaktadır.

Öğrenme Güçlüğünün Sosyal Hayata Etkisi

Öğrenme güçlüğün bireyin kişisel, sosyal, duygusal ve bilişsel olmak üzere bütün gelişimsel alanlarını etkileyen önemli bir faktördür. Öğrenme güçlüğü olan çocuklar öğrenci, arkadaş, evlat ya da kardeş gibi çeşitli rollerde zorluklar yaşayabilmektedir. Araştırmalara bakıldığında öğrenme güçlüğü olan bireylerin bilişsel ve akademik yönlerinin gelişmesinin temel alındığı söylenebilir. Fakat birey yaşadığı akademik ve bilişsel problemlerin yanı sıra sosyal ve duygusal problemler de yaşamaktadır. Öncelikle akademik başarıyı yükseltmek istendiği için yaşanan duygusal ve sosyal problemler ikinci plana itilmektedir. Oysa bireyin bu problemleri aile, okul, iş gibi birçok yaşam alanındaki ilişkilerini etkileyeceği için çok önemlidir. Bireyin toplumla uyum içinde olması ve toplum tarafından kabul gördüğünü hissetmesi ruh sağlığı için önemlidir. Bu sebeple öğrenme güçlüğü olan bireyin yaşadığı sosyal ve duygusal problemler göz ardı edilmemesinin, çözüm yolları araştırmasının birey için faydalı olacağı belirtilmektedir. Bu çocukların sosyal etkileşimleri normal öğrenen yaşıtlarından farklı olabilmektedir. Sosyal ortamlardaki olayları yorumlamada yetersiz kalıp karşısındakinin duygularının farkına varmakta ve isimlendirmekte zorluklar yaşarlar. Genellikle öğretmenler tarafından zorlu öğrenciler olarak bilinirler. Hem eğitimcilerin hem de ailelerin bu çocukların özelliklerini iyi bilmelerinin, yaşayacakları problemlerin farkında olup yaklaşım tarzlarını ona göre belirlemelerinin yararlı olduğu düşünülmektedir.

Özgül Öğrenme Güçlüğü ve Diğer Bozukluklar

Özgül öğrenme güçlüğüne eşlik eden tanıların başında dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gelmektedir. Yapılan araştırmalar ÖÖG ve DEHB birlikteliğini %30-50 olarak bulmuştur. Öğrenme güçlükleri arasından özellikle okuma güçlüğünün DEHB ile ilişkisi ortak kalıtımsal etkenlerle açıklanmaktadır. Bu iki tanının bir arada bulunduğu durumlarda her ikisinin de tedavi açısından değerlendirilmesinin önemli olduğu belirtilmektedir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun dışında, davranış bozuklukları da öğrenme güçlüklerine eşlik edebilmektedir. Okuma güçlüğü ile davranım bozukluğunun özellikle erkeklerde bir arada bulunmasına sıklıkla rastlanır. Yapılan çalışmalar öğrenme güçlüğü yaşayan erkeklerin sınıf içerisinde negatif bir tutum gösterdiklerini ve sözel patlamalarda bulunduklarını, kızların ise akademik olarak yaşadıkları hayal kırıklığını içlerine atarak daha da içe kapanık ve depresif bir tutum sergilediklerini göstermiştir. Depresyon ve anksiyetenin de ÖÖG’ye eşlik eden durumlar olduğu bilinmektedir. Yapılan çalışmalarda; ÖÖG’de düşük benlik saygısı, somatik yakınmalar, anne, baba veya öğretmenle kötü ilişki ve akran ilişkilerinde zorluklar yaşamanın tanılı bireylerde tanı almayan akranlarına göre daha fazla olduğu belirtilmiştir. Özgül öğrenme güçlüğü tedavisi bireysel farklılıklar göz önüne alınarak yapılmalıdır. Burada ek psikiyatrik tanıların olup olmaması önemlidir. Eşlik eden psikiyatrik tanıların gözden kaçırılmaması ve tedavisinin sağlanması uzun dönemde bireylerin hayat kalitesini iyi yönde etkileyerek bireye ve topluma önemli ölçüde katkı sağlamaktadır.

Kaynak: Özçivit Asfuroğlu, B. ve Tülin Fidan, S. (2016) Özgül Öğrenme Güçlüğü. Osmangazi Tıp Dergisi, 38 (Özel Sayı 1), 49-54.

Öğrenme Güçlüğü Hangi Alanları Etkiler?

Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların bilişsel gelişimin önemli unsurlarından olan hafızada problem yaşadıkları düşünülmektedir. Özel öğrenme güçlüğü olan yaşıtlarıyla kıyaslandığında tanısı olmayan çocukların performansı, onların bilişsel fonksiyonlarını daha etkili bir şekilde kullandıklarını ve bildikleri veya bilmedikleri şeyin ayırdına varmada daha başarılı olduklarını göstermektedir. Yapılan çalışmalardan yola çıkarak özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların bilişsel gelişimlerinde özellikle hafıza konusunda ciddi problemler yaşadıkları sonucuna ulaşmak mümkündür. Bilişsel gelişim okul olgunluğunun belirleyicilerinden biridir ve çocukların okul olgunluğuna ulaşmadan okula başlamaları gelişimsel ve psikolojik açılardan sakıncalı olabilmektedir. Çocukların 5-7 yaş aralığında rahatlıkla saptanabilen öğrenme bozukluğu veya dikkat eksikliği gibi bozukluklara sahip olup olmadıkları değerlendirilmelidir. Özel öğrenme güçlüğü veya dikkat eksikliği bulunan çocuklara yaşıtlarından farklı bir eğitim öğretim verilmelidir. Bunun yanında ebeveynler özel öğrenme güçlüğü veya dikkat eksikliği bulunan çocuklarla iletişim konusunda bilinçlendirilmeli ve psikolojik açıdan olumlu davranış stilleri geliştirmeleri için desteklenmelidir.

Okullar ÖÖG Hakkında Yeterli Farkındalığa Sahip mi?

Eğitim ve öğretim sürecinden beklenen, bireylerin bu süreçten en iyi şekilde fayda sağlayabilmesidir. Bu nedenle bu süreçte hiçbir birey göz ardı edilmemelidir. Diğer bir deyişle, eğitim ve öğretimin temel hedefine ulaşma yolunda hiçbir birey eğitim-öğretim hakkından mahrum bırakılmamalıdır. Eğitim-öğretimde fırsat eşitliğinin sağlanmasında en önemli nokta ise bireysel farklılıkların dikkate alınmasıdır. Bir sınıftaki her bir birey kişisel özellikler, bedensel özellikler, zihinsel özellikler gibi bazı özelliklere sahiptir ve bu özellikler her birey için farklıdır. Bireysel farklılıklar ise eğitimde bazı uyarlamalar yapılmasını gerekli kılmaktadır. Dolayısıyla, eğitimde bazı uyarlamalar yapılmadan özel eğitim gerektiren bireyler olarak adlandırılan bireylerin genel eğitimden yararlanabilmesi mümkün olamamaktadır. Okul ortamında bazı çocuklar kolaylıkla uyum göstermiş ve başarılı olmuşken, bazı çocuklar ise öğrenememekte ve okula gitme isteksizliği ya da okul reddine sebep olacak duygusal sorunlar yaşamaktadırlar. Bu bireylere normal gelişim gösteren akranlarıyla verilen eğitim yeterli kalmayacağı için, ayrıca özel eğitim de uygulanmalıdır. Özel eğitime ihtiyaç duyan gruplardan bir tanesi de özel öğrenme güçlüğüne sahip bireylerdir. Türkiye’de sınıf öğretmeni adaylarıyla yapılan bir çalışmada öğretmen adaylarının ÖÖG’ye ilişkin orta düzeyde bilgi sahibi oldukları tespit edilmiştir. Sınıf öğretmeni adaylarının kendilerini en yetersiz gördükleri konu ise öğretimde uygulanacak yöntem ve tekniklerdir. Ayrıca öğretmen adayları kendilerini tanılama süreci ve ÖÖG türleri hakkında da yetersiz bulmaktadır.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN DİĞER BECERİLERLE İLİŞKİSİ NEDİR?

Özel öğrenme güçlüğü çocukların akademik becerileri edinmesi sürecinde ortaya çıkan problemlerle kendini gösteren nörolojik bir bozukluk olarak görülmektedir. Özel öğrenme güçlüğünün hangi nörolojik sapmalardan dolayı ortaya çıktığı net olarak ortaya konmamıştır. Yapılan çalışmalar özel öğrenme güçlüğü tanısı almış çocukların nörobilişsel açıdan tanı almamış çocuklardan farklılaştığını göstermektedir. Tanı almamış çocuklar tanı alan çocuklara göre dikkat seviyesi ve problem çözme becerisi bakımından daha yüksek performans göstermektedir. Dikkat ve problem çözme becerilerinin gelişimine yönelik yapılacak eğitimler bu çocukların gelişimine katkı sağlayabilmektedir.

Sosyal Beceriler Öğrenme Güçlüğünden Nasıl Etkilenir?

Öğrenme güçlüğü, özellikle son 30-40 yıldır en çok konuşulan ve tartışılan özel eğitim konularından biridir ve öğrenme güçlüğüne sahip çocuklar özel gereksinimli çocuklar içerisinde büyük bir yer kaplamaktadır. Öğrenme güçlüğü olan çocukların okuma, yazma ve matematik gibi akademik alanlarda güçlükler yaşadığı bilinmektedir fakat bu çocukların bir kısmı sosyal becerilerde de bazı güçlükler yaşamaktadır. Araştırmalar öğrenme güçlüğü olan çocukların yaşıtlarıyla olumlu sosyal etkileşimler kurmakta zorlandıklarını, çevresindekiler ile etkileşim kurmaktan uzak durduklarını ve genellikle akranları ve öğretmenleri tarafından dışlandıklarını göstermektedir. Öğrenme güçlüğü olan çocukların sosyal becerilerde yaşadıkları güçlüklerin temelinde, sözel olmayan ipuçlarını algılamadaki yetersizliklerinin olduğu belirtilmiştir. Öğrenme güçlüğü olan çocukların çevreyle iletişimleri arttıkça sözel olmayan ipuçlarını algılamadaki becerileri gelişmekte ve akranlarıyla aralarındaki fark azalabilmektedir. Türkiye’de yapılan bir araştırmanın sonuçları öğrenme güçlüğü olan çocukların akranlarının üçüncü sınıfta ulaştığı sözel olmayan ipuçlarını algılama seviyesine ancak beşinci sınıfa geldiklerinde ulaşabildiklerini göstermiştir. Bu yüzden, öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin sosyal beceri yetersizliklerinden dolayı oluşabilecek olumsuz sosyal etkileşimlerin önlenebilmesi için erken dönemde müdahale programları ile desteklenmesi önemlidir. Erken dönem müdahalelerin yapılabilmesi için ebeveynlerin ve öğretmenlerin de bu konularda bilgilendirilmesi önem taşımaktadır.

Kaynak: Kılıç Tülü, B. Ve Ergül, C. (2015). Öğrenme Güçlüğü Olan Çocukların Sözel Olmayan İpuçları ile Aktarılan Duyguları Algılama Becerileri. Türk Psikoloji Dergisi, 30(76), 32-44.

OKUMA GÜÇLÜĞÜ

Yazılı sembolleri anlamlandırma süreci olarak tanımlanan okuma, birçok bilişsel ve dilsel beceriyi içeren karmaşık bir görevdir. Okuma süreçlerini ayrıntılı olarak inceleyen çalışmalara bakıldığında, okumanın en önemli amacının anlama olduğu ve okuma etkinliğinin başarılı olması için okuyucuların yalnızca çözümleme yapmalarının yeterli olmayacağı, aynı zamanda çözümledikleri sözcükleri uygun şekilde anlamlandırmaları gerektiği, aksi takdirde okuma güçlüklerinden söz edilebileceği araştırmacılar tarafından vurgulanmaktadır. Alan yazında yapılan araştırmalarda, okuyucuların farklı nedenlerden dolayı okuduğunu anlama becerisinde güçlükler yaşadıkları ve yüksek bir okuduğunu anlama performansına sahip olabilmeleri için hem kelime hem de cümle düzeyinde etkin işlemleme yapabilmenin gerekliliği vurgulanmaktadır. Okuyucuların okuma yaparken öncelikle cümlelerde yer alan kelimeleri doğru şekilde işlemlemeleri, ardından bu kelimeleri cümlelerin sözdizimsel özellikleri bağlamında analiz ederek cümle düzeyine taşımaları ve cümlede verilmek istenen mesajı doğru şekilde algılamaları gerektiği belirtilmiştir. Yapılan araştırmada okuma güçlü¬ğü olan öğrencilerin toplam cümle anlama puanlarının, okuma güçlüğü olmayan öğrencilere göre daha düşük olduğu görülmüştür. Elde edilen bu bulguyu açıklamak için ilgili alanyazına bakıldığında, bu durumun daha çok okuyucuların sesbilgisel bilgi ve becerilerindeki ve dola¬yısıyla da kelime işlemleme becerilerindeki sınırlılıkları ile açıklandığı görülmektedir. Bu çalışmaya katılan okuma güçlüğü olan öğrencilein cümle anlama için gerekli olan sözdizimsel bilgi ve becerilerde okuma güçlüğü olmayanlara göre belirgin sınırlılıkları olduğu görülmüştür. Okuma güçlüğünün nedenlerini bilmek etkili stratejiler geliştirebilmek açısından önem taşımaktadır.

DİSLEKSİ ZEKA DÜZEYİ İLE İLGİLİ BİR PROBLEM MİDİR?

Disleksi zeka düzeyi ile ilgili bir problem değildir. Dislektik bireyler normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahiptirler. Disleksi tanısının konulabilmesi için normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip olma şartı aranmaktadır. Dislektik bireylerin yaşadıkları öğrenme problemleri farklı öğrenme stillerine sahip olmaları sonucudur. Disleksiye zeka geriliği neden olmaz.

DİSLEKTİK ÇOCUKLAR NASIL ÖĞRENİRLER?

Disleksi okuma ve okuduğunu anlama güçlüğü olarak tanımlanır. Öğrenme güçlüğünün alt türlerinden biridir. Dislektik çocuklar normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip olmalarına rağmen kendilerinden beklenilen hedeflere aynı anda ulaşamazlar. Bu durum öğrenme stillerinin farklı olmasından kaynaklanmaktadır.

Dislektik çocuklar herhangi bir özel ya da devlet okulunda eğitimlerine devam ederken özel eğitim desteği almalıdır. Bu özel eğitim desteği çocuk için hazırlanan bireysel eğitim programı ile gerçekleşir. Verilen destek eğitimi çocukların yatkın olduğu öğrenme stili tespit edilerek uygulanır. Bu şekilde çocuk eksikliklerini tamamlayana kadar ve kendi başına müfredat takibi yapabilene kadar desteklenir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNE SEBEP OLAN NEDİR?

Öğrenme güçlüğü normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip çocukların çeşitli akademik alanlarda sorun yaşaması ve performanslarının altında başarı göstermesi sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Öğrenme güçlüğünün nedeni kesin olarak bilinmemekle beraber yapılan araştırmalar sonucu genetik (kalıtsal) ve çevresel bazı etmenlere (doğum öncesi, doğum sonrası ve doğum sırasında yaşanan bazı olumsuzluklar) bağlı olabileceği ortaya konmuştur.

DİSLEKSİ HER BİREYDE AYNI ŞEKİLDE Mİ GÖRÜLÜR?

Disleksi okuma ve okuduğunu anlama güçlükleri olarak tanımlanır. Öğrenme güçlüğünün alt türlerinden biridir. Dislektik bireyler normal veya normal üzeri zeka düzeyine sahip olmalarına rağmen potansiyellerinin altında başarı gösterirler. Bu durum akademik başarısızlığa neden olmaktadır.

Disleksi her bireyde aynı düzeyde ve aynı şekilde gözlemlenmez. Disleksi de bireysel farklılıklar vardır. Bazı bireylerde hafif düzeyde disleksi semptomları görülürken bazı bireylerde disleksi semptomları daha şiddetlidir. Ayrıca bazı bireylerde disleksi tanısına eşlik eden ek tanılar bulunabilir.

Disleksi tedavisi akademik destek ile sağlanır. Disleksi de bireysel farklılıklar olduğu için akademik destek için hazırlanan programlarda bireyseldir. Hazırlanan bireysel eğitim programları kişinin ihtiyaç, eksiklik ve yatkın olduğu öğrenme stili dikkate alınarak oluşturulur.

DİSLEKSİ İLERLEYEN YAŞLARDA GEÇER Mİ?

Disleksi normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip çocuk ve bireylerin okuma, okuduğunu anlama problemleri yaşamasıdır. Disleksinin ilaçla tedavisi yoktur. Tedavi akademik destek ile gerçekleşir. Çocuk ya da yetişkin birey disleksi tanısı aldıktan sonra bireysel eğitim programları eşliğinde verilen akademik desteğe (tedavi sürecine) başlamalıdır. Tedavi sürecinde hazırlanan program kişinin ihtiyaçlarına, disleksinin şiddetine ve benzeri faktörlere göre değişkenlik göstermektedir.

Dislektik bir çocuk ya da yetişkin bireye müdahalede bulunulmaması kişiler için durumu daha fazla olumsuz hale getirir. Özellikle çocukluk döneminde konulan disleksi tanısında erken müdahale son derece önemlidir. Disleksiye müdahale edilmediği, destek eğitim programlarına başlanılmadığı sürece semptomlar gözlemlenmeye ve kişinin hayatını zorlaştırmaya devam eder.

YETİŞKİNLERDE DİSLEKSİ GÖRÜLÜR MÜ?

Disleksi okuma güçlüğü olarak tanımlanır. Normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin okuma ve okuduğunu anlamada sorun yaşamalarına ve günlük hayatlarında olumsuzluklara neden olmaktadır. Disleksi yetişkinlikte görülebilmektedir. Tanı yapılan akademik değerlendirme ile konulur. Tedavi süreci hazırlanan bireysel eğitim programları doğrultusunda akademik destek sağlanmasıyla gerçekleşir.

DİSLEKSİ TESTİ NEDİR?

Disleksi, öğrenme güçlüğünün okuma bozukluğu olarak tanımlanan alt türlerinden biridir. Disleksi normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin okuma, okuduğunu anlama problemleri yaşaması sonucu akademik başarısızlığa neden olmaktadır.

Özel olarak disleksinin tespitine yönelik geliştirilmiş bir test yoktur. DSM-V tanı kriterlerine göre hazırlanmış bir akademik değerlendirme uygulanır. Bu değerlendirme öğrenme güçlüğünün tüm alt türlerini sınamayı kapsar. Değerlendirme sonucunda zeka ile ilgili bir anormallikten ya da eşlik eden farklı bir sorundan şüpheleniliyorsa CAS veya WISC-IV zeka testlerinden birinin uygulanması gerekir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ TÜRLERİ BİR ARADA MI GÖRÜLÜR?

Normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin okuma, yazma, matematik gibi eğitsel alanlarda sorun yaşayarak potansiyellerinin altında başarı göstermelerine neden olan durum öğrenme güçlüğü olarak adlandırılır. Okuma ile ilgili problemlere neden olan öğrenme güçlüğü türü disleksi; yazma ile ilgili sorunlara neden olan tür disgrafi; matematikte güçlük yaşanmasına neden olan tür ise diskalkulidir.

Bireyde öğrenme güçlüğünün üç türü bulunabileceği gibi ikisi ya da yalnızca biri de bulunabilir. Birden fazla öğrenme güçlüğü türü semptomları sergileyen bireylerde bir tür diğer türe göre daha düşük seviyede seyredebilir.

DİSLEKSİ TEDAVİSİ NE KADAR SÜRER?

Disleksi tedavisi birey için hazırlanan özel eğitim programları doğrultusunda akademik destek ile gerçekleşir. Tedavinin ne kadar süreceği çeşitli faktörlere göre değişkenlik göstermektedir. Bunlar;

– Disleksinin şiddeti,
– Eşlik eden farklı bir tanının olup olmadığı,
– Bireyin zeka düzeyi,
– Bireyin yaşı ve bulunduğu eğitim kademesi,
– Aile ve okul işbirliği,
– Akran İlişkileri,
– Psiko-sosyal etmenlerdir

Bu faktörlere bağlı olarak disleksi tedavi sürecinin ne kadar olacağı, eğitimin ne sıklıkta olması gerektiği farklılık göstermektedir.

DİSLEKSİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Disleksi, bireyin öğrenme stillerindeki farklılıktan kaynaklanan bir durumdur. Bir hastalık değildir. Bu sebeple disleksinin herhangi bir ilaç tedavisi yoktur. Tedavi süreci akademik destek ile gerçekleştirilir. Dislektik kişi için bireysel bir program hazırlanır. Kişi disleksi semptomlarını günlük hayatına adapte edebilene kadar ve akademik eksikliklerini tamamlayana kadar eğitsel destek süreci devam eder.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ BİR HASTALIK MIDIR?

Zeka düzeyi normal ya da normal üzeri olan bireylerin çeşitli akademik alanlarda sorun yaşamaları ve potansiyellerinin altında başarı göstermeleri öğrenme güçlüğü olarak tanımlanmaktadır. Öğrenme güçlüğü de yaşanılan problemler fizyolojik bir rahatsızlığa bağlı olarak gerçekleşmez. Bu sebeple öğrenme güçlüğü bir hastalık değil farklılıktır. Bireylerin öğrenme alanında yaşadıkları zorlukların sebebi öğrenme stillerinin farklı olmasından kaynaklanır.

DİSLEKSİNİN DUYGUSAL GELİŞİME ETKİLERİ NELERDİR?

Dislektik çocuklar kendilerinden beklenilen hedeflere ve becerilere akranları ile aynı zamanda ulaşmakta sorun yaşarlar. Bu durum hayal kırıklığına sebep olurken çevrelerinden gelen olumsuz tepkiler de öfke ve kızgınlık duygularını yaşamalarına sebep olabilir. Akademik başarısızlığın ve öğrenme sürecinin karmaşıklaşmasıyla öfkenin arttığı ve bu öfkenin sınıf arkadaşlarına yöneltildiği gözlemlemiştir. Ev ortamında ise kızgınlıklarını ebeveynlerine karşı yöneltmeleri söz konusudur. Özellikle anneler öfke patlamalarına daha sık tanık olurlar. Başarısız olacaklarına ve yapamayacaklarına dair düşünceleri çocukların endişe duymasına yol açar. Duydukları endişeden dolayı verilen görevden ve sorumluluklardan kaçınmaya başlarlar.

DİSLEKSİDE İLAÇ TEDAVİSİ VAR MIDIR?

Disleksi normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin okuma ve okuduğunu anlamada sorun yaşamalarına neden olan öğrenme güçlüğü türlerinden biridir. Disleksi bir hastalık değildir. Yaşanan güçlük bireyin öğrenme stilindeki farklılıktan kaynaklanmaktadır. Disleksinin ilaçla tedavisi mümkün değildir. Disleksi tedavisi bireysel eğitim programları ile  alanında uzmanlaşmış kişiler tarafından verilen akademik destektir. Bu eğitim sürecinde uzman kişi özel öğretim yöntemlerini kullanır.

DİSLEKSİ NASIL FARK EDİLİR?

Disleksi normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin okuma ve okuduğunu anlama alanında sorun yaşamasına neden olan bir öğrenme güçlüğüdür. Dislektik çocuklarda yaygın olarak gözlenen bazı belirtiler vardır. Bunlar:

* “Çini”yi “için” diye okurlar. 41’i 14 yazarlar,
* P’yi d, d’yi b yazarlar ve bir kelimeyi oluşturan harflerin sırasını hatırlayamazlar,
* Ödevlerini tahtadan alamazlar; kaybederler,
* İçinde bulundukları yılı, günü ve mevsimi ayırt edemezler,
* Kahvaltıya öğle yemeği diyebilirler; dün, bugün ve yarını karıştırabilirler,
* Gördüklerini ya hatırlayamazlar ya da zihinlerinde canlandırmakta sorun yaşarlar,
* Satır takibi yapamazlar,
* Okuma düzeyleri yavaştır,
* Okuduğunu anlamakta sorun yaşarlar.

DİSLEKSİ VE ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ ARASINDAKİ FARK NEDİR?

Öğrenme güçlüğü normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin okuma, yazma ve matematik gibi alanlarda sorun yaşaması olarak adlandırılır. Öğrenme güçlüğü matematik, okuma ve yazma alanlarında yaşanan güçlüğünün genel adı yani ana başlığıdır. Disleksi ise normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin okuma alanında sorun yaşaması ve akademik olarak başarısız olma durumudur. Disleksi öğrenme güçlüğünün alt türlerinden biridir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN NEDENİ NEDİR?

Zeka düzeyi normal ya da normalin üzerinde olan çocukların; okuma, yazma, matematik gibi akademik alanlarda sorun yaşaması sonucu ortaya çıkan durum öğrenme güçlüğü olarak adlandırılır. Öğrenme güçlüğü merkezi sinir sistemindeki bir fonksiyon bozukluğu sonucu ortaya çıkan nörolojik temelli bir durumdur. Ayrıca yapılan araştırmalar sonucu öğrenme güçlüğünün kalıtsal olabileceğine yönelik bulgulara rastlanmıştır.

DİSLEKSİ VE ZEKA DÜZEYİ ARASINDAKİ İLİŞKİ NEDİR?

Disleksi okuma ve okuduğunu anlama gibi güçlüklere neden olan öğrenme güçlüğü türlerinden biridir. Dislektik bireyler normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip olmalarına rağmen akademik olarak başarısızlık yaşarlar. Akademik başarısızlıklarının sebebi öğrenme stillerinin farklı olmasından kaynaklanır. Öğrenme güçlüğünün tüm türlerinde olduğu gibi disleksi tanısı için zeka düzeyinin normal ya da normal üzeri olması şartı yer alır. Disleksi, zeka düzeyi anormalliği ile ilgili bir sorun değildir.

DİSLEKSİ VE DEHB ARASINDAKİ İLİŞKİ NEDİR?

Disleksi okuma bozukluğu olarak tanımlanan öğrenme güçlüğü türüdür. Dislektik bireyler okuma, okuduğunu anlama, satır takibi gibi alanlarda zorluk yaşarken harflerin okunmasında da yanlışlık yapabilirler. DEHB ise dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğudur. Bir bireyde yalnızca dikkat eksikliği ya da hiperaktivite bozukluğu görülebileceği gibi ikisi aynı anda gözlemlenebilir. Çoğu bireyde disleksi tanısına dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu durumlarından birinin ya da her ikisinin de eşlik ettiği gözlemlenmiştir. Ancak disleksi ve DEHB’in her zaman birlikte görüleceği kanısı doğru değildir.

DİSKALKULİ NEDİR?

Diskalkuli matematik ile ilgi öğrenme sorunları olarak tanımlanan öğrenme güçlüğü türüdür. Diskalulisi olan bireyler

-Rakamları karıştırır,
-Toplama, çıkarma, çarpma ve bölme
işlemlerinde sorun yaşar,
-İşlem basamaklarını karıştırır,
-Çarpım tablosunu ezberleyemez,
-Onluk bozarak ve onluk alarak yapılan işlemlerde sorun yaşar,
-Problemlerde zorlanır.

DİSGRAFİ NEDİR?

Disgrafi yazma bozukluğu olarak tanımlanan öğrenme güçlüğü türlerinden biridir. Bireyler normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip olmalarına karşın yazarken

-Harf atlayarak yazma
-Hece atlayarak yazma
-Rakamları tersten yazma
-Harfleri tersten yazma
gibi sorunlar yaşarlar.

Tedavi süreci diğer öğrenme güçlüğü türlerinde olduğu gibi akademik destek ile gerçekleşir.

DİSLEKSİNİN SOSYAL GELİŞİME ETKİSİ

Disleksi normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin okuma, okuduğunu anlama gibi problem yaşamasına sebep olan ôğrenmr güçlüğü türlerinden biridir. Dislektik bireylerin eğitim hayatlarındaki başarısızlık sebebiyle benlik saygıları düşebilir. Okuldaki akranları tarafından örslenebilir ve akran zorbalığına maruz kalabilirler. Ayrıca dislektik bireylere bazı durumlarda sözel olmayan öğrenme güçlüğünün de eşlik ettiği gözlemlenmiştir. Sözel olmayan öğrenme güçlüğü sosyal ve duygusal mesajları okuyamama gibi problemlere neden olmaktadır.

DİSLEKSİ TESTİ NEDİR?

Yalnızca disleksinin tespitine yönelik geliştirilmiş bir test yoktur. Birey DSM-V tanı kriterlerine göre hazırlanan akademik bir değerlendirmeye alınır. Akademik değerlendirme sonucu zeka düzeyi ile ilgili herhangi bir problemden şüpheleniliyor ya da eşlik eden başka bir problem olduğu düşünüluyorsa CAS ya da WISC-IV zeka testleri uygulanır.

DİSLEKSİ TEDAVİSİ NE KADAR SÜRER?

Disleksi tedavisi akademik destekle gerçekleşir. Bireysel olarak hazırlanan eğitsel programlar ile birey disleksi semptomlarını tolere edebilen ve akademik olarak içerisinde bulunduğu eğitsel kademeyi kendi başına takip edebilen kadar desteklenir. Tedavinin ne kadar süreceği birden fazla faktör bağlıdır. Bunlar;

-Zeka düzeyi
-Yaş
-Eğitsel eksiklikler
-Disleksinin şiddeti
-Eşlik eden başka bir sorunun olup olmaması
-Aile ve okul idaresi iş birliği
-Psiko-sosyal durum

olarak sıralanabilir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ TÜRLERİ NELERDİR?

Öğrenme güçlüğü normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin çeşitli akademik alanlarda güçlük yaşaması ve potansiyellerinin altında başarı göstermesidir. Bireylerin sorun yaşadığı akademik alana göre öğrenme güçlüğü türlere ayrılmaktadır. Bunlar;

*Disleksi (okuma güçlüğü)
*Disgrafi (yazma güçlüğü)
*Diskalkuli (matematik güçlüğü)

olarak adlandırılmaktadır.

DİSLEKSİ TESTİ NEDİR?

Disleksi özel öğrenme güçlüğünün okuma bozukluğu olarak tanımlanan türüdür. Disleksinin tespiti DSM-5 tanı kriterleri dikkate alınarak uygulanan akademik değerlendirme ile gerçekleşir. Yalnızca disleksinin ya da öğrenme güçlüğünün tespiti için geliştirilmiş bir test bulunmamaktadır. Akademik değerlendirme sonucu disleksiye farklı bir durumun eşlik ettiği ya da zeka düzeyinde anormallik olduğu düşünülüyorsa CAS ve WISC-IV zeka testlerinden birinin uygulanması gerekir.

DİSLEKSİ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Disleksi bir hastalık değildir. Normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin öğrenme stillerinin farklı olması nedeniyle potansiyellerinin altında başarı göstermeleri durumudur. Disleksi bir hastalık olmadığı için herhangi bir ilaç tedavisi de yoktur. Tedavi süreci akademik destek ile gerçekleşir. Bu akademik destek birey için hazırlanan eğitsel bir program ile başlar. Bu eğitsel program bireyin eksikliklerine göre hazırlanır. Birey disleksi semptomlarını tolere edebilene kadar akademik desteğe devam edilir.

DİSLEKSİ

Normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin okuma, okuduğunu anlama gibi alanlarda sorun yaşaması disleksi olarak adlandırılır. Dislektik bireyler;
-Hece atlar,
-Heceleri tersten okur,
-Harfleri tersten okur,
-Yön kavramlarını karıştırır,
-Ardaşıklık gerektiren becerileri yerine getirmekte zorlanır,
-Satır takibi yapamaz.

DİSLEKSİ NASIL FARK EDİLİR?

Disleksi okuma ve okuduğunu anlamada sorunlara neden olan öğrenme güçlüğü türlerinden biridir. Dislektik bireylerde en çok gözlemlenen semptomlar

-Hece atlayarak okuma
-Hece ekleyerek okuma
-Heceleri tersten okuma
-Harfleri tersten okuma
-Satır takibi yapamama
-Okuduğunu anlayamama
-Ardışık sıralama gerektiren becerileri yerine getirememe
-Sağ ve sol gibi yön kavramlarını karıştırma

şeklinde sıralanabilir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN TEDAVİSİ NEDİR?

Öğrenme güçlüğü bir hastalık değildir. Bireyin normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip olmasına rağmen öğrenme stilinin farklı olması sonucu potansiyelinin altında başarı göstermesi durumu öğrenme güçlüğü olarak adlandırılır.

Öğrenme güçlüğü bir hastalık olmadığı için ilaç tedavisi de yoktur. Bireyin eksiklikleri, öğrenme güçlüğünün türü, şiddeti ve bireyin ihtiyaçlarına göre hazırlanan bireysel eğitim programları ile bireye akademik destek sağlanır. Bu akademik destek birey öğrenme güçlüğü semptomları ile başa çıkabilene ve adaptasyon sağlayabilene kadar devam eder.

DİSLEKSİDE OKUL SEÇİMİ NASIL OLMALIDIR?

Normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin akademik olarak performanslarının altında başarı sergilemeleri sonucu ortaya çıkan güçlük öğrenme güçlü olarak tanımlanmaktadır. Öğrenme güçlüğünün okuma ve okuduğunu anlama sorunları ile kendini gösteren türü disleksidir.

Dislektik bireyler tersten okuma, hece atlama, harfleri yanlış okuma, satır takibi yapamama, hece ekleyerek okuma gibi semptomlar gösterirler. Dislektik bireyler diğer bireyler gibi normal bir şekilde eğitim hayatlarına devam edebilirler. Okul seçimi ailelerin kararında olup devlet ya da özel okul olabilir. Disleksinin tedavisi diğer öğrenme güçlüğü türlerinde de olduğu gibi eğitsel destektir. Dislektik bireyler devlet ya da özel okullarda kendi eğitim kademelerinde akademik hayatlarına devam ederken mutlaka eğitsel destek almalıdır.

DİSLEKSİ VE DİSKALKULİ ARASINDAKİ İLİŞKİ NEDİR?

Normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin çeşitli akademik alanlarda sorun yaşamaları sebebi ile potansiyellerinin altında başarı göstermeleri öğrenme güçlüğü olarak adlandırılır. Öğrenme güçlüğü bireyin zorluk yaşadığı alana göre türlere ayrılır.

Disleksi bireyin okuma, okuduğunu anlamada sorun yaşaması ve beraberinde yanlış okuma,tersten okuma, hece atlayarak okuma gibi belirtilerin gözlendiği okuma güçlüğü olarak tanımlanan öğrenme güçlüğü alt türlerinden biridir.

Diskalkuli ise bireyin matematiksel işlemlerde ve problemlerde sorun yaşaması ile kendini gösteren matematik öğrenme güçlüğü olarak tanımlanan öğrenme güçlüğü alt türüdür.

Bireylerde sadece birisi gözlemlenebilirken ikisi birden de gözlemlenebilir. Ayrıca öğrenme güçlüğünün diskalkuli isimli yazma bozukluğu olarak tanımlanan bir alt türü daha bulunmaktadır.

YETİŞKİNLERDE DİSLEKSİ OLABİLİR Mİ?

Disleksi okuma ve okuduğunu anlama sorunları olarak kendini gösteren öğrenme güçlüğü türlerinden biridir. Disleksi okulöncesi, okul çağı çocuklarda ve yetişkinlerde gözlemlenebilir. Yetişkin bireylerde disleksi semptomları yetişkinlik döneminde aniden ortaya çıkmaz. Bireyler eğitim hayatlarında birçok sorunla karşılaşır. Çoğu yetişkin dislektik birey zor bir eğitim hayatları olduklarından ve bu durumu bir türlü adlandıramadıklarından bahsederler. Yetişkin dislektik bireylerin bazıları bu semptomlarla başa çıkabilmek için kendi adaptasyon yöntemlerini geliştirmiştir. Bu semptomları tolere edemeyen bireyler için tedavi süreci çocukluk döneminde disleksi tedavisi ile aynı şekilde gerçekleşir. Birey akademik bir değerlendirmeye alınır ve zorluk yaşadığı tespit edilen alanlar ile ilgili eğitsel destek programına alınır. Bu program ile semptomlar tolere edilene kadar akademik olarak desteklenir. Tedavi çocuklara oranla yetişkinlerde daha kısa sürebilir. Burada etki eden en önemli faktör farkındalık düzeylerinin yetişkinlerde daha yüksek olmasıdır.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ VE BENLİK SAYGISI

Okullarda yürütülen eğitim ve öğretim faaliyetleri öğrencileri gelecekteki yaşamlarına hazırlamayı amaç edinmektedir. Bu süreçte öğrencilerden başarılı olmaları beklenmektedir. Fakat birçok çocuk okul hayatının başından itibaren öğrenmede sorunlar yaşayabilmektedir. Öğrenmedeki sorunların ve okul başarısızlığının altındaki sebepler; okulla ilgili sebepler, aile ile ilgili sebepler, çevresel kültürel sebepler ve çocuğun yapısal özellikleri olarak sıralanabilir. Çocuğun yapısal özellikleri altında olan özel öğrenme güçlüğü okuma, yazma ve aritmetik beceriye ilişkin güçlükleri kapsamaktadır. Çocuk çabalarına rağmen başarılı olamıyor ve bununla ilgili ailesinden destek alamıyorsa öğrenilmiş çaresiz yaşayarak olumsuz bir benlik algısına sahip olabilir. Bunun yanında çocuk daha hırçın bir hale gelebilir. Çocuğun sahip olduğu olumsuz benlik algısı yeteneklerini tam olarak ortaya koyamamasına neden olur. Singer’in 2005 yılında yaptığı çalışmada öğrenme bozukluğu tanısı almış çocukların kendileriyle alay edilmesini önlemek için akademik başarısızlıklarını ve duygularını sakladıkları bulunmuştur. Bu da sosyal ortamlardan çekilme ve aslında oldukları gibi davranmama ile sonuçlanabilir. Özel öğrenme güçlüğünün yarattığı bu sonuçlara bakıldığında okullardaki öğretmen ve velilere öğrenme güçlüğü ve sonuçlarıyla ilgili bilgilendirme seminerlerinin yapılması, bu öğrencilerin benlik saygılarının arttırılması için psikolojik danışmanlık hizmetlerinin verilmesi ve akademik başarısı düşük olan öğrencilerin akademik başarılarını arttırmaya yönelik çalışmalar yapılması gerekmektedir.
Kaynak:
Sarıpınar, E.G. (2006). Öğrenme Güçlüğü: Okuma Güçlüğünde Akademik Beceri ve Duyusal Motor İşlevleri Değerlendirme Testlerinin Kullanılabilirliği. Yüksek Lisans Tezi, Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Singer E. (2005). The strategies adopted by Dutch children with dyslexia to maintain their self-esteem when teased at school. Journal of Learning Disability, 38(5), 411-423.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ NE ZAMAN ORTAYA ÇIKAR?

Normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin okuma, yazma ve matematik gibi alanlarda güçlük yaşaması öğrenme güçlüğü olarak adlandırılır. Öğrenme güçlüğü okulöncesi dönemde görülmektedir ancak genel olarak çocukların ilkokula başlaması ile okuma ve yazmada sorun yaşamaları sonucu fark edilmektedir. Ebeveynlerin ve okulöncesi eğitmeninin iyi bir gözlemci olup farkındalıklarının yüksek olması öğrenme güçlüğünün okulöncesinde tespit edilmesini mümkün kılmaktadır.

ÔĞRENME GÜÇLÜĞÜ TANISINDA YARARLANILAN TESTLER NELERDİR?

*ÖÖG Batarya Testi
*Matematik Testi
*Görsel İşitsel Testler
*Okuma Testi
*Gesell Gelişim Figürleri Testi
*Yazı Testi
*Saat Çizimi Testi
*Head Sağ – Sol Ayırt Etme Testi
*Harris Lateralleşme Testi
*Öncelik Sonralık İlişkilerinin Sorgulanması
Sıralama
*WISC-IV Zeka Testi
*CAS Zeka Testi

Öğrenme güçlüğünün tespiti için geliştirilmiş bir test bulunmamaktadır. Öğrenme güçlüğü semptomları gösteren bir bireyin tanılama için yazı, okuma ve matematik gibi akademik becerilerinin ölçüldüğü akademik bir değerlendirmenin uygulanması gerekir. Akademik değerlendirme sonucunda zeka düzeyinde bir sorun ya da eşlik edebilecek başka bir sorundan şüphe ediliyorsa CAS ya da WISC-IV zeka testlerinden birinin uygulanması önerilir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ VE DİSLEKSİ ARASINDAKİ İLİŞKİ NEDİR?

Öğrenme güçlüğü normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin okuma, yazma, matematik gibi akademik alanlarda sorun yaşaması ve kendilerinden beklenilen performansın altında başarı göstermeleri sonucu ortaya çıkan bir güçlüktür. Disleksi ise öğrenme güçlüğünün okuma ve okuduğunu anlama problemleri olarak adlandırılan türlerinden biridir. Öğrenme güçlüğünün 2 tane daha alt türü bulunmaktadır. Bunlar; diskalkuli (matematikte güçlük) ve disgrafi (yazmada güçlük) olarak adlandırılır. Bireyde öğrenme güçlüğünün tüm alt türleri bulunabileceği gibi ikisi ya da yalnızca biri de bulunabilir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ GEÇER Mİ?

Öğrenme güçlüğü normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin okuma, yazma ve matematik gibi akademik alanlarda sorun yaşaması ve potansiyellerinin altında başarı göstermeleri durumudur. Öğrenme güçlüğü bir hastalık değildir. Bireylerin akranları ile aynı anda öğrenememeleri ya da sorun yaşamalarının nedeni öğrenme stillerinin farklı olmasından kaynaklanır. Bu sebeple öğrenme güçlüğü semptomları geçmez. Birey aldığı bireysel eğitim desteği ile bu semptomlar ile başa çıkmayı ve hayatına adapte olmayı sağlar.

DİSLEKSİ TEDAVİSİ NE KADAR SÜRER?

Disleksi okuma güçlüğü olarak tanımlanır. Yanlış okuma, hece atlama, harfleri tersten okuma, hece ekleyerek okuma, satır takibi yapamama, okuduğunu anlamama gibi problemler dislekside en çok karşılaşılan semptomlardır. Disleksi tedavisi birey için hazırlanan eğitsel destek programları ile gerçekleşir. Bu program bireyin eksiklikleri tespit edilerek hazırlanır. Disleksinin eğitim desteği dışında bir tedavisi bulunmamaktadır. Tedavinin ne kadar süreceği bazı faktörlere göre değişkenlik gösterir.
– Tanının ne zaman (kaç yaşında) konulduğu
– Disleksiye eşlik eden başka bir problemin (DEHB gibi) olup olmama durumu
– Bireyin eksiklikleri
– Disleksinin şiddeti
– Aile ve okul desteği
– Psiko-sosyal olarak olumsuz bir durum olup olmaması
gibi faktörler disleksi tedavi sürecini etkiler.

DİSLEKSİ TANISI NASIL KONULUR?

Disleksi semptomları gösteren bir birey için öncelikle tıbbı muayene gereklidir. Tıbbı muayene ile bireyde gözlemlenen semptomların herhangi bir fizyolojik problemden kaynaklanıp kaynaklanmadığı tespit edilir. Tıbbı muayeneden sonra birey, eğitsel bir değerlendirmeye alınır. Bu değerlendirme öğrenme güçlüğü alanında uzmanlaşmış özel eğitim uzmanları, psikologlar ve psikolojik danışmanlar tarafından yapılmaktadır. Bu değerlendirme sürecinde bireyin eğitim öyküsü, aile, okul, öğretmen gözlemlerine yer verilir. Değerlendirme bireyin sorun yaşadığı okuma, yazma ya da matematik gibi alanlardaki akademik becerilerinin test edilmesini içerir. Değerlendirme sonucunda bireyin eksiklikleri tespit edilerek birey için destek eğitim programı hazırlanır. Bu program ile birey akranlarının düzeyine erişene kadar akademik olarak desteklenir.
Değerlendirme sonucunda disleksiye eşlik eden başka bir sorunun ya da zeka anormalliğinin olduğu düşünülüyorsa CAS ya da WISC-4 zeka testlerinin uygulanması gerekir. Eğitsel değerlendirmeye dayanan bu süreç ile eğitsel tanı konulur. Ancak disleksinin raporlanması için gerekli olan tıbbı tanı çocuk psikiyatrisleri tarafından yapılmaktadır.

DİSLEKSİ NEDİR? DİSLEKSİYE NE SEBEP OLMAKTADIR?

Disleksi okuma güçlüğü olarak tanımlanan öğrenme güçlüğü alt türlerinden biridir. Dislektik bireyler okuma, okuduğunu anlama, satır takibi gibi konularda sorun yaşarken; hece atlama, heceleri tersten okuma, hece ekleyerek okuma, harfleri karıştırma gibi semptomlar sergilerler. Dislektik bireylerin yaşadıkları bu zorluklar zeka düzeyindeki herhangi bir anormallikten kaynaklanmaz. Disleksi tanısında da diğer öğrenme güçlüğü türlerinde olduğu gibi normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip olma kriteri yer alır. Dislektik bireylerin yukarıda yer alan zorlukları yaşamalarının nedeni öğrenme stillerinin farklı olmasından kaynaklanmaktadır. Bu farklılığın nedeni yapılan araştırmalar neticesiyle kesin olarak ortaya konmamakla beraber genetik etmenlerden kaynaklandığı düşünülmektedir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN TEDAVİSİ NEDİR?

Öğrenme güçlüğü, normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin öğrenme stillerindeki farklılıklar sebebiyle matematik, okuma, yazma gibi akademik alanlarda sorun yaşanması durumudur.

Öğrenme güçlü bir hastalık değildir. Bu nedenle herhangi bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Tedavi bireyin sorun yaşadığı alan ya da alanlar tespit edilerek hazırlanan bireysel eğitim programları ile gerçekleşir. Bireysel eğitim programları ile kişi, eksiklikleri tamamlanana ve akranlarının düzeyine erişene kadar akademik olarak desteklenir.

DİSLEKSİ (OKUMA GÜÇLÜĞÜ) NEDİR?

Okuma bireyin eğitime ulaşmaktaki en önemli araçlarından biridir. Okuma, bilgi edinmekten fazlasıdır. Kişinin düşünme becerisinin gelişmesinde, kişiliğinin kurulmasında ve ruhsal sağlığının sağlıklı olmasında etkili rol oynar. Okumayı öğrenme uzun bir süreçtir. Sembolleri çözmek, anlamak ve yorumlamak zamanla kazanılan becerilerdir ve bunların doğru kazanılabilmesi için karşılaşılan okuma güçlüklerinin de zamanında fark edilip çözülmesi gerekir. Okuma güçlüğüne sahip çocuklarda kendine güvensizlik, okumak için isteksizlik ve çaresizlik hissi görülmektedir. Okuma becerisindeki ilerlemeler çocuğun kendine güveninin gelmesini ve okumaya istekli olmasını sağlar. Okuma güçlüklerinin olabildiğince erken sınıflarda fark edilmesi ve gerekli müdahalenin zamanında yapılması önemlidir.

Kaynak: D. Arslan & M. Z. Dirik (2008). İlköğretim İkinci Sınıf Öğrencilerinin Okuma Güçlüklerini Gidermede Okumayı Geliştirici Duyuşsal Yaklaşımın Etkisi. Eğitim Fakültesi Dergisi ,21 (1), 1-18.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Öğrenme güçlüğünde en çok karşılaşılan belirtiler şu şekilde sıralanabilir:

-Harfleri karıştırma (b-d gibi)
-Sesleri karıştırma (v-f gibi)
-Sıralı ve ardaşıklık gerektiren becerilerin öğreniminde zorluk
*Alfabe
*Aylar
*Günler
*Ritmik Sayma
-Zaman ve yön kavramlarını karıştırma (dün-bugün, sağ-sol gibi)
-Okumada güçlük
*Heceleri tersten okuma
*Hece atlayarak okuma
*Satır takibi yapamama
*Hece ekleyerek okuma
-Matematikte güçlük
*Çarpım tablosunu ezberleyememe
*Sayıları tersten okuma
*Problemleri anlamama ve yapamama
-Yanlış ve eksik yazma

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ NEDİR? TÜRLERİ NELERDİR?

Normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin; okuma, yazma ve matematik becerilerinde zorluk yaşayıp akademik olarak başarısız olmaları sonucu ortaya çıkan güçlük öğrenme güçlüğüdür. Öğrenme güçlüğü olan bireyler normal ya da normal üzeri zeka düzeylerine sahip olmalarına rağmen öğrenme stillerindeki farklılıklardan dolayı potansiyellerinin altında başarı gösterirler. Öğrenme güçlüğü zorluk yaşanılan akademik alana göre 3 türe ayrılır. Bunlar:

-Disleksi (Okuma güçlüğü)
-Disgrafi (Matematikte güçlük)
-Diskalkuli (Yazmada güçlük)

Olarak sıralanmaktadır.

DİSLEKSİ BİR HASTALIK MIDIR?

Disleksi bir hastalık değildir. Okuma ve okuduğunu anlama güçlüğü olarak da bilinen öğrenme güçlüğü alt türlerinden biridir. Dislektik bireylerin zeka düzeyleri normal ya da normal üzeridir. Diğer bireyler gibi aynı anda hedeflere ulaşamamalarının nedeni zeka düzeyi ile alakalı bir problemden değil öğrenme stillerinin farklı olmasından kaynaklanır. Disleksi bir hastalık olmadığı gibi herhangi bir ilaç tedavisi de yoktur. Tedavi birey için hazırlanan destek eğitim programları ile gerçekleşir.

DİSLEKSİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Disleksi çocuklar, benzer sesteş harfleri karıştırma (d ile b gib), harf atlama veya ekleme, alfabeyi öğrenmede güçlük çekme, organize olamama, verilen talimatları takip etmede zorlanma, yön ve zaman kavramlarını karıştırma gibi öğrenme güçlüğü gösterebilirler. Disleksi okuma, yazma, öğrenme, ifade etme, anlatma becerileriyle birlikte özellikle matematik becerilerinin kazanılıp ifade edilmesinde ortaya çıkan öğrenme bozukluğudur.

DİSLEKSİ TESTİ

Disleksi okuma ve okuduğunu anlama bozukluğu olarak da ifade edilen öğrenme güçlüğünün alt türlerinden biridir. Dislektik bir bireyde okuma hızı düşüktür; okurken hece atlama, hece ekleme, satır takibi yapamama, yanlış okuma, tersten okuma gibi sorunlar gözlemlenir.

Diğer öğrenme güçlüğü türlerinde de olduğu gibi yalnızca disleksinin tespitine yönelik geliştirilmiş bir test yoktur. Birey DSM-V tanı kriterleri dikkate alınarak hazırlanan akademik bir değerlendirmeye alınır. Birey çocuk ise ve değerlendirme sonucu zeka düzeyinde bir anormallik ya da farklı bir tanının (hiperaktivite, dikkat eksikliği gibi) eşlik ettiği düşünülüyorsa WISC-IV veya CAS zeka testleri uygulanır. Yetişkinlerde de yine aynı akademik değerlendirme uygulanmakta; değerlendirme sonucu semptomların psikolojik ya da fizyolojik bir problemden kaynaklandığı düşünülüyorsa uygun yönlendirmeler yapılmaktadır.

DİSLEKSİ

Bireyin normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip olmasına rağmen okuma, matematik ve yazma gibi akademik alanlarda sorun yaşaması öğrenme güçlüğü olarak tanımlanmaktadır. Öğrenme güçlüğünün okuma bozukluğu olarak tanımlanan alt türü disleksidir. Disleksinin bazı belirtileri;
-Okumada güçlük,
-Okuma hızının düşük olması,
-Heceleri tersten okuma,
-Harfleri karıştırma (b-d gibi),
-Heceleri ya da kelimeleri atlayarak okuma,
-Hece ekleyerek okuma,
-Satır takibi yapamama,
-Yön kavramında zorluk (sağı-solu karıştırma).

DİSLEKSİ BİR HASTALIK MIDIR?

Disleksi bir hastalık değildir. Dislektik bireylerin öğrenme stilleri diğer bireylerden farklılık gösterir. Bu nedenle dislektik bireyler akranları ile aynı hedeflere aynı anda ve aynı yöntem ile ulaşmakta güçlük çekerler. Dislektik bireyler eğitsel olarak desteklenmelidir.

DİSLEKSİ NEDİR?

Disleksi öğrenme güçlüğü alt türlerinden biridir. Okumada güçlük, hatalı okuma, okuma hızının düşük olması, okuduğunu anlama problemleri gibi sorunlar disleksi belirtileri olarak karşılaşılan belirtilerdir. Disleksi diğer öğrenme alanlarını da etkileyebilir. Bir bireyde hem disleksi hem de diğer öğrenme güçlüğü türleri bulunabilir. Disleksinin tedavisi diğer öğrenme güçlüğü türlerinde de olduğu gibi akademik destek ile gerçekleştirilir. Bu akademik destek birey için hazırlanan bireysel programlar ile sağlanır. Birey disleksi semptomları ile kendisi başa çıkabilene ve hayatına tolere edebilene kadar tedavi süreci devam eder.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ NASIL TESPİT EDİLİR?

Bireyin zihinsel bir problemi olmamasına rağmen okuma, yazma, matematiksel işlemler, uyum sağlama gibi alanlarda güçlük çekmesi öğrenme güçlüğü belirtileri olarak gözlemlenebilmektedir. Yalnızca öğrenme güçlüğünün tespitine yönelik geliştirilmiş bir test bulunmamaktadır. Zeka ile ilgili bir problem ya da öğrenme güçlüğüne eşlik edebilecek başka bir tanının olabileceği düşünüldüğü zaman WISC-IV ve CAS zeka testleri uygulanmaktadır. Belirtilen durumlar dışında DSM-V tanı kriterleri dikkate alınarak yapılan akademik bir değerlendirme ile öğrenme güçlüğü tespit edilebilmektedir.

DİSLEKSİ VE DİKKAT EKSİKLİĞİNİN BENZERLİKLERİ NELERDİR?

*Her ikisinde de okuma yazma sorunları bulunabilir.
*Her ikisinde de yazının bozuk olma olasılığı yüksektir.
*Her ikisinde de harflerin tanınması gecikebilir.
*Her ikisinde de sakarlık görülebilir.
*Her ikisinde de ince motor ve kaba motor becerilerde sorun yaşanabilir.
*Her ikisinde de dikkat sorunları gözlenebilir.
*Her ikisinde de sözlü ifade de zorlanma görülebilir.

DİSGRAFİ BELİRTİLERİ NELERDİR?

● Okunaksız yazı.
● Yazı yazmak veya çizmekten kaçınma, yazarken çabuk yorulma.
● Kalemin sıkı, yanlış, eğik ya da garip bir şekilde tutulması
● Yazma ya da kopyalama hızında düşüklük.
● Tahtadan ya da kitaptan deftere not aktarırken zorluk çekme.
● Harflerin boyutları ve şekillerinde düzensizlik, tamamlanmamış harfler yapma.
● Büyük ve küçük harfleri/ el yazısı –düz yazı harfleri karıştırma.
● Yazım esnasında ses atlama veya ekleme.
● Kelimeler arasında boşluk bırakmama, yanlış heceden ayırarak yazma ya da birkaç
parça halinde yazma.
● Cümlelerde bitmemiş veya atlanmış kelimeler.
● Yazımlarda satır başından başlamama, satır atlama veya ters yönde yazma.
● Birçok imla yanlışı yapma.
● Söz dizimi yapısı ve dilbilgisi ile ilgili zorluk çekme.
● Yazıyı bir iletişim aracı olarak kullanmada zorlanma.
● Kağıt üzerinde düşünceleri düzenleme güçlüğü.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ TANISI KİM TARAFINDAN KONULMAKTADIR?

Öğrenme güçlüğü çeşitli akademik alanlarda yaşanılan güçlükler olarak tanımlanır. Öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip olmalarına karşın öğrenme stillerindeki farklılıklardan dolayı kendilerinden beklenilen hedeflere ulaşmada sorun yaşarlar. Öğrenme güçlüğünde tıbbi tanı psikiyatristler tarafından konulur. Eğitsel tanı ise öğrenme güçlüğü alanında uzmanlaşmış özel eğitim uzmanları, psikolog ve psikolojik danışmanlar tarafından DSM-V tanı kriterleri baz alınarak yapılan akademik bir değerlendirme süreciyle konulabilmektedir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ TEDAVİ SÜRECİNDE İZLENECEK ADIMLAR NELERDİR?

1. Sorunla ilgili öncelikle ebeveynin gözlemlerini almak ve değerlendirme sonucu hakkında ebeveyni bilgilendirmek.
2. Çocuğun öğretmenini varsa PDR servisini bilgilendirmek ve işbirliği yapmak.
3. Yetersiz ve sorunlu olan becerileri geliştirici özel eğitim programı hazırlamak,
hedefleri saptamak.
4. Geri bildiren, farkına vardıran, düzelttiren bir yaklaşımla çocuğun hatasını fark edip düzeltmesine fırsat vermek.
5. Anne-babayı, çocuğun öğrenme, ders çalışma, davranış ve alışkanlıklarından
sorunlarla nasıl baş edebilecekleri konusunda bilgilendirmek.
6. Öğrenme güçlüğüne eşlik eden benlik saygısı, sosyal beceriler ve duygusal
davranışsal sorunlar var ise bireysel-grup terapiye yönlendirmek.
7. Periyodik olarak değerlendirmek, devam eden sorunlar için yeni hedefler belirlemek.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ TESTİ

Öğrenme güçlüğü okuma, yazma ve matematik gibi çeşitli akademik alanlarda yaşanılan güçlük olarak adlandırılır. Öğrenme güçlüğünde zeka düzeyinin normal ya da normal üzeri olması kriteri yer alır.

Yalnızca öğrenme güçlüğünün tespitine yönelik geliştirilmiş bir test bulunmamaktadır. Öğrenme güçlüğünün tespitinde ilk olarak tıbbı bir kontrolden geçilmesi gerekir. Tıbbı kontrol ile yaşanılan güçlüğün fizyolojik bir sorunun sonucu olup olmadığı değerlendirilir. Herhangi bir fizyolojik nedene bağlı olmaksızın öğrenmede sorun yaşanması öğrenme güçlüğüne işaret olabilir. Bu aşamada bir uzmana başvurmak gerekir. Öğrenme güçlüğü yaşadığı düşünülen bir birey akademik olarak değerlendirilir. Bu değerlendirme DSM-V tanı kriterlerine göre yapılmaktadır. Akademik değerlendirmenin yanı sıra aile ve öğretmen gözlemlerine de başvurulur. Değerlendirme sonrası zeka düzeyinde bir anormallikten şüpheleniliyor ya da eşlik eden başka bir tanı olabileceği düşünülüyorsa CAS ve WISC-IV zeka testlerinden birinin uygulanması önerilir. Bu testler yalnızca öğrenme güçlüğünün tespiti için geliştirilmemiştir ancak öğrenme güçlüğünü en iyi yordayabilen testlerdir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN TEDAVİSİ NE KADAR SÜRER?

Öğrenme güçlüğü; normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin okuma, yazma, matematik gibi akademik alanlarda zorluk yaşaması ve potansiyellerinin altında başarı göstermeleri sonucu ortaya çıkan güçlük olarak adlandırılır.

Öğrenme güçlüğünün herhangi bir ilaç tedavisi yoktur. Tedavi birey için hazırlanan bireysel eğitim programları eşliğinde akademik destek ile gerçekleştirilir. Tedavi sürecini etkileyen etmenler şu şekilde sıralabilir:

*Tanının ne zaman konulduğu,
*Bireyin akademik alanlardaki eksiklikleri,
*Bireyin potansiyeli (zeka düzeyi),
*Öğrenme güçlüğüne eşlik eden başka bir tanının olup olmaması,
*Aile ve okul işbirliği
gibi etmenler tedavi süreci ve süresini etkilemektedir. Bireyin eğitim desteğini ne kadar ve ne sıklıkta alması gerektiği bu etmenlere bağlı olarak bireyden bireye değişiklik göstermektedir.

MATEMATİK ÖĞRENME BOZUKLUĞU (DİSKALKULİ) BELİRTİLERİ NELERDİR?

● Rakamları ve aritmetik sembolleri tanımada zorlanma,
● Rakamları seçme ve yazmada hata yapma,
● Ritmik saymayı öğrenmekte, tek, çift saymada güçlük,
● çekme, sayarken sayıları atlama, sıralama yapmada zorlanma,
● +, – , x ve diğer işaretleri saptama ve bunları doğru kullanmakta zorlanma,
● Toplama, çıkarma, çarpma, bölme işlemlerinde zorlanma,
● Matematik problemlerinde sonuca ulaşmayı sağlayan işlem sırasını oluşturamama,
● Çarpım tablosunu ezberleyememe veya birkaç gün içinde unutma,
● Hafıza problemleri yaşayarak, çok basit hesap hataları yapma,
● Matematiksel sembolleri birbiri ile karıştırma,
● Sağ-sol kavramını öğrenememe veya sürekli bu konuda hata yapma,
● Dikkat bozukluğu, konsantre olamama,
● Tarih, saat, zaman kavramlarına hakim olamama,
● Geometrik şekil – cisimleri ve şekillerle ilgili bağıntıları öğrenmede güçlük.
● İşlemlerde sürekli parmak saymak zorunda kalma,
● Matematiğe karşı endişe veya olumsuz tutum,
● Çarpım tablosunu ezberleyememe, çabuk unutma,
● Akıl yürütme yöntemlerini ve çok aşamalı hesaplama yöntemlerini öğrenmekte
zorluk,
● Mesafe, ağırlık, uzunluk, zaman tahmini yapamama.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ KARŞISINDA NELER YAPILMALIDIR?

Erken tanı bu çocukların geleceklerini etkileme açısından çok önemlidir, çünkü bu çocukların sadece akademik hayatları değil, akademik başarısızlık nedeniyle psikososyal gelişmeleri/hayatları da bu durumdan olumsuz etkilenir.

Erken tanı veli ve öğretmenlerdeki farkındalık ile mümkündür. Soruna yaklaşımda okul, aile, psikolog, psikiyatrist ve özel eğitim uzmanı işbirliği gereklidir. Çocuğunun güçlük çektiği alana yönelik kinestetik, işitsel ve görsel eğitim metotları seçilmeli; eğitsel eksikliklerine göre bireysel bir program hazırlanarak desteklenmelidir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ TANISI NE ZAMAN KONULMAKTADIR?

Okul öncesi dönemde; çocukları dikkatli bir şekilde gözlemleyen ebeveynler ve profesyonel kontrolü tercih ederek bir uzman yardımı alan aileler öğrenme güçlüğü tanısının erkenden konulmasını sağlarlar. Öğrenme güçlüğü belirtilerinin, çocukların okul hayatı başladığında daha aktif bir şekilde görülmesi ve tespit edilebilmesi nedeniyle, öğrenme güçlüğü tanısı genellikle çocukların eğitim hayatının başladığı ilk yıllarda konulur.

Öğrenme güçlüğü ne kadar erken fark edilir ve teşhis ne kadar erken konulursa, o kadar hızlı ve erken bireysel eğitim desteğinden faydalanılmakta ve iyileşme sağlanmaktadır. Ayrıca yetişkinlik döneminde de öğrenme güçlüğü gözlemlenebilmektedir.

DİSLEKSİ TEDAVİSİ

Normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin okuma alanında sorun yaşaması ve kendilerinden beklenilen performansın altında başarı göstermeleri ile sonuçlanan güçlük disleksidir. Disleksi öğrenme güçlüğünün alt türlerinden biridir. Dislektik bireylerin okuma hızları düşüktür. Okuma yaparken hece atlama, heceleri tersten okuma, satır takibi yapamama gibi sorunlar yaşarlar.

Disleksinin de diğer öğrenme güçlüğü türlerinde olduğu gibi herhangi bir ilaç tedavisi yoktur. Tedavi bireysel olarak hazırlanan eğitsel destek programları ile gerçekleşir. Hazırlanan bu program ile birey, disleksi semptomlarını tolere edebilene kadar akademik olarak desteklenir. Tedavinin ne kadar süreceği bireyin disleksisinin şiddeti, tanının konulduğu zaman (erken tanı tedavi süreci için olumlu bir etkendir), disleksi tanısına eşlik eden başka bir tanı olup olmaması gibi çeşitli etkenlere bağlıdır.

OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

Özel öğrenme güçlüğü genel olarak çocuk ilkokuldayken fark edilir. Okul öncesi dönemlerde erken teşhis için dikkat çalışması, eşleştirme oyunları, kalem kağıt çalışmaları gibi çalışmalar yaptırılır. Bu çalışmalar çocuğun işitsel dikkat, adlandırma, kelimeleri yerinde kullanarak konuşma ve ince motor becerilerinin (kalem kullanma, makas tutma vb) gelişimini sağlar. Okul öncesi dönemde çocukta görülen konuşmada gecikme, yanlış sözcük kullanımı, tekerlemeleri öğrenememe, şarkı/şiir ezberleyememe, renkleri adlandırılmama gibi durumlarla karşılaşıldığında çocuk takip edilmeli ve bu eksikleri kapatmaya yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Özel eğitimin amacı herhangi bir alanda öğrenme güçlüğü çeken çocuğu erkenden teşhis etmek, ihtiyaç duyduğu alanları desteklemek ve eksiklerini giderecek çalışma programını sunmaktır.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ’NDE TEDAVİ SÜRECİ

Özel öğrenme güçlüğünün değerlendirilmesi için farklı yöntemler vardır. Bunlar gözlem, testler, değerlendirme formları ve çocuğun çevresindeki kişilerle yapılacak görüşmelerdir. Çocuğun değerlendirilmesi ve programının oluşturulması süreci bir ekip işidir ve işbirliği gerektirir. Çalışma programına başlanmadan önce çocuğun ve ailenin süreçle ilgili bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi önemlidir. Özellikle ailenin çocuğu olduğu haliyle kabul etmesi ve destekleyici bir tutum göstermesi sürecin ilerlemesi için önemlidir. Akademik çalışmalar yapılırken çocuğun duygusal ve sosyal yönden de ihmal edilmeyip desteklenmesi gerekir. Bu süreçteki gelişmelerden aile ve çocuk haberdar edilmelidir. Çocuğun özel öğrenme güçlüğü sebebiyle yaşadığı zorluklarla baş edebilmeyi öğrenmesinde çeşitli faktörler etkilidir. Bunlar çocuğun yetenek ve sabrı, özel eğitim uzmanıyla kurduğu ilişki, ailesinin çocuğa verdiği destek ve sürece duyduğu güven, sınıf ve rehber öğretmenin tutumu, okuldaki arkadaşlık ilişkileri ve sportif ya da sanatsal alanda çocuğun gösterdiği başarı gibi faktörlerdir.

DİSLEKSİ EĞİTİMİ NEDİR?

Disleksi, öğrenme güçlüğünün alt türlerinden biridir. Bireyin normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip olmasına rağmen okumada sorunlar yaşaması, okuma hızının düşük olması gibi güçlükler sonucu kendini gösteren bir durumdur. Dislekside tedavi diğer öğrenme güçlüğü türlerinde olduğu gibi bireysel eğitim desteği ile gerçekleşir. Disleksi eğitimi olarak adlandırılabilen bu süreç bireyin eksik olduğu ve güçlük yaşadığı alanların belirlenmesi için yapılan değerlendirme süreci ile başlar. Değerlendirme sonrası birey için bireysel bir eğitim programı oluşturulur. Birey bu bireysel eğitim programı ile disleksi semptomlarını günlük hayatına tolere edebilene ve akranlarının düzeyine erişerek müfredat takibi yapabilene kadar desteklenir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNÜN SEBEBİ NEDİR?

Öğrenme güçlüğünün etiyolojisi kesin olarak bilinmese de ilgili araştırmaların ortaya çıkardığı ortak etmenler şunlardır:

– Genetik Etmenler,
– Nörolojik Fonksiyonlardaki Bozukluk,
– Hemisfer Arası İletişim Sorunları,
– Fonolojik İşlevlerdeki Bozukluk,
– Algısal Bozukluklar,
– A Tipik Asimetrisi,
– Metakognitif Gecikme.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ NEDİR?

Normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin öğrenme stillerindeki farklılıklardan dolayı; okuma, yazma ve matematik gibi eğitsel alanlarda zorluk yaşaması sonucu potansiyellerinin altında başarı göstermelerine yol açan güçlüğe öğrenme güçlüğü denilir. Öğrenme güçlüğü herhangi bir fizyolojik rahatsızlık değildir. Öğrenme güçlüğünün nedeninin kalıtsal etmenler olduğu düşünülmektedir.

Öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler eğitim hayatlarında yaşadıkları zorluklar nedeni ile başarısız olurlar ve akranlarından geri de kalırlar. Öğrenme güçlüğünün tedavisi ise bireylerin eğitim hayatlarında yaşadıkları bu zorlukları tolere edebilmek ve akranları ile aynı düzeye erişebilmek için oluşturulan bireysel eğitim desteği ile gerçekleştirilir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ HER BİREYDE AYNI ŞEKİLDE Mİ GÖRÜLÜR?

Öğrenme güçlüğü normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin çeşitli akademik alanlarda sorun yaşaması ve performanslarının altında başarı sergilemeleri sonucu ortaya çıkan bir güçlüktür. Öğrenme güçlüğünün üç alt türü bulunmaktadır. Bunlar; disleksi (okuma güçlüğü), diskalkuli (matematikte güçlük), disgrafi (yazı yazmada güçlük) şeklinde sınıflandırılır.

Her bireyde öğrenme güçlüğünün üç türünün de bulunması gibi bir durum söz konusu değildir. Bu sebeple öğrenme güçlüğü bireysel olarak farklılık gösterir. Bazı bireylerde her üç alt tür de gözlemlenirken; bazı bireylerde ikisi, bazı bireylerde ise yalnızca biri bulunabilir. Bu durum öğrenme güçlüğünün şiddetini ve tedavi sürecinin seyrini etkilemektedir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ VE DEHB

Bireylerde yalnızca öğrenme güçlüğü olabileceği gibi bu duruma eşlik eden farklı tanılarda olabilir. Bu tanılardan en çok karşılaşılanı dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğudur. Yapılan araştırmalar sonucu öğrenme güçlüğü olan bireylerin %51’ine dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu tanısının eşlik ettiği ortaya konmuştur.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN BİREYLERDE GÖZLEMLENEN BELİRGİN ÖZELLİKLER NELERDİR?

 Önemli gelişimsel alanlarda gecikme,
 Dürtüsellik- düşünmeden hareket etme,
 Duygusal dalgalanma- duygularda hızlı değişim,
 Genel koordinasyon eksikliği,
 Dikkat bozukluğu,
 Algı- motor bozukluğu,
 Bellek ve düşünme bozuklukları,
 Belirgin akademik problemler,
 Konuşma ve konuşma seslerini öğrenme bozuklukları,
 Merkezi sinir sistemi düzensizliği ve bozukluğu belirtileri,

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ TANI AŞAMASINDA KULLANILAN TESTLER HANGİLERİDİR?

- Standartlaştırılmış zekâ testleri (WISC-IV ve CAS gibi),
– Tarama testleri,
– Görsel-motor becerilerini belirlemek amacıyla uygulanan testler,
– İşitsel algı/dil testleri,
– Akademik düzeyin belirlenmesi amacıyla uygulanan okuma, yazma, matematik testleri,
– Sosyal uyum ve kişilik testleri,
– DSM-V Tanı Kriterleri
– Diğer testler.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ VE ERKEN TANI

Özel öğrenme güçlüğü bireylerde düşük akademik başarıya, okul terkine, stresin artmasına ve ruh sağlığının bozulmasına sebep olabilmektedir. Düşük akademik başarı uzun vadede okula devam etmede isteksizliğe ve olumsuz okul algısına yol açmaktadır. Özel öğrenme güçlüğüne sahip bireylerin okul bırakma oranlarının %40 olduğu belirtilmektedir. Erken tanı koyulması erken müdahale şansını arttırarak bu bireylerin yaşadığı psikolojik, akademik ve sosyal açıdan tüm zorlukların en aza indirilmesine olanak sağlamaktadır. Bireylerin destek eğitimlerinden en kısa zamanda en yüksek verimi alabilmeleri için erken tanı büyük önem taşımaktadır. Sonuç olarak, belirtilerin erken tanılanması ve bireylerin gerekli müdahalelere yönlendirilmesi çok önemlidir. Müdahale için gecikilmiş bireylerde sağlıklı bir kimlik edinme süreci olumsuz etkilenebilmektedir.

Doğan, H. (2012). Özel öğrenme güçlüğü riski taşıyan 5-6 yaş çocukları için uygulanan erken müdahale eğitim programının etkisinin incelenmesi. (Yayımlanmış doktora tezi). Marmara Üniversitesi, İstanbul.
ASLAN, K . (2015). Özgül Öğrenme Güçlüğünün Erken Dönem Belirtileri ve Erken Müdahale Uygulamalarına Dair Derleme. Hacettepe University Faculty of Health Sciences Journal

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ VE ÖZGÜVEN

Özel öğrenme güçlüğü denildiğinde akla bireyin akademik hayatında yaşadığı zorluklar gelse de bu zorluklar bireyin yaşamını farklı alanlarda da etkiler. Akademik alanda yaşadıkları olumsuzluklarla mücadele etmeye çalışırken kendilerini yetersiz hisseden çocuklar bu hissi genelleyerek bir bütün olarak kendilerini yetersiz görüp özgüvenlerini yitirebilirler. Özel öğrenme güçlüğü belirtileri gösteren bir çocuk okula başlayıp akranlarının olduğu bir ortama girdiğinde kendini onlarla kıyaslamaya başlar. Başkalarının kolaylıkla yapabildiği şeylerde kendinin zorlandığını gören çocuk olumsuz bir benlik algısına sahip olur. Bu aşamada bu çocuklar sosyal açıdan desteklenmelidir. Akranlar ve ailenin tutumu çocuğun geliştirdiği benlik algısında önemli bir yere sahiptir. Aynı şekilde öğretmen tutumunun da bu algıda etkili olduğunu gösteren araştırmalar bulunmaktadır. Çocuğun kendiyle ilgili olumlu bir algı geliştirebilmesi için ebeveynlerin ve ailelerin özel öğrenme güçlüğünün ne olduğunu bilmesi ve yaşadığı zorluklar karşısında çocuğa destekleyici mesajlar vermeleri önemlidir. Aynı şekilde okul ve aile arasındaki işbirliği ve iletişimin sağlam olması da çok önemlidir. Çocuğun güçlü yönleri ve başarılı olduğu alanlar tespit edilerek bu alanlara yönlendirilmelidir.

McMullen, R.C., Shippen, M.E., and Dangel, H.L. (2007). Middle school teachers’ expectations of organizational behaviors of students with learning disabilities. Journal of Instructional Psychology, 34(2), 75-80.
Undheim, A., and Sund, A. (2008). Psychosocial Factors and Reading Difficulties: Students With Reading Difficulties Drawn From A Representative Population Sample. Scandinavian Journal of Psychology, 49, 377–384.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ VE DEPRESYON

Özel öğrenme güçlüğüne sahip çocukların akademik başarılarının düşük olduğu görülmektedir. Akademik başarının düşük olması çocukların kendilerini diğer alanlarda da başarısız olarak algılayarak kendilerini yetersiz görmelerine neden olabilmektedir. Çocuğun kendiyle ilgili olumsuz düşüncelere sahip olması onu depresyona daha açık bir konuma getirir. Bunun yanı sıra yapılan çalışmalar özel eğitim desteğine ihtiyaç duyan çocukların normal gelişim gösteren çocuklara göre daha fazla akran zorbalığına maruz kaldığını göstermektedir. Yine aynı şekilde akran zorbalığına uğramanın depresyonun belirleyicilerinden biri olduğu bilinmektedir. Özet olarak, yaşanan akademik zorluklara okulda yaşanan akran zorbalığı da eklendiğinde özel öğrenme güçlüğü olan çocuklarda kaygının ve depresif ruh halinin yüksek olduğu görülmektedir.

Undheim, A. ve Sund, A. (2008). Psychosocial Factors and Reading Difficulties: Students With Reading Difficulties Drawn From A Representative Population Sample. Scandinavian Journal of Psychology. 49, 377–384.
Swearer, S. M., Wang, C., Maag, J. W., Siebecker, A. B., & Frerichs, L. J. (2012). Understanding the bullying dynamic among students in special and general education. Journal of School Psychology, 50(4), 503-520.
Kaltiala-Heino, R., Fröjd, S., and Marttunen, M. (2010). Involvement İn Bullying And Depression İn A 2-Year Follow-Up İn Middle Adolescence. European Child And Adolescent Psychiatry, 19(1), 45.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ NEDİR? TÜRLERİ NELERDİR?

Öğrenme güçlüğü bireyin zeka düzeyinin normal veya normal üzeri olup herhangi bir fizyolojik sorunu olmaksızın okuma, yazma, matematik gibi bilişsel becerilerde ve akademik alanlarda sorun yaşaması durumudur. Öğrenme güçlüğünün sebebinin merkezi sinir sistemindeki aksaklıklardan kaynaklandığı düşünülmekle beraber kesin bir sonuca ulaşılmamıştır. Öğrenme güçlüğünün üç alt türü bulunmaktadır. Bunlar:

*Disleksi (Okuma Bozukluğu)
*Disgrafi (Yazı Anlatım Bozukluğu)
*Diskalkuli (Matematik Bozukluğu)

Bireyde öğrenme güçlüğünün bir alt türü bulunabileceği gibi tüm alt türleri de bulunabilir. Öğrenme güçlüğünün türü, şiddeti ve tanı zamanı tedavi sürecini etkilemektedir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ BELİRTİLERİ NELERDİR?

Öğrenme güçlüğü, farklı öğrenme stillerine sahip bireylerin normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip olmalarına rağmen öğrenme stillerindeki bu farklılıklar sebebiyle matematik, okuma ve yazma gibi akademik alanlarda sorun yaşamasıdır.

Öğrenme güçlüğü belirtileri:

* Bazı harflerin okuma ve yazımlarının karıştırılması (b-d gibi),
* Tersten okuma yapma (ev yerine ve gibi),
* Okuma hızının düşük olması,
* Okuduğunu anlamada sorun gözlemlenmesi,
* Çarpım tablosunu ezberleyememe,
* Soyut işlemlerde zorluk,
* Oryantasyon ve mekan algısında sorun (sağ ve solu karıştırma),
* Zaman kavramında sorun (dün, bugün gibi zaman belirten kelimelerin yanlış kullanımı),
* Sıralı becerilerde sorun (ritmik saymalar, aylar, günler ve mevsimlerin doğru sıralamayla öğrenilememesi),

Yukarıda sıralanan belirtiler öğrenme güçlüğünde en çok gözlemlenen belirtilerdir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

Öğrenme güçlüğü bireylerin normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip olmalarına rağmen okuma, yazma ve matematik gibi akademik alanlarda sorun yaşaması sonucu ortaya çıkan bir güçlüktür. Öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler akademik olarak kendilerinden beklenilen hedeflere akranları ile aynı anda ulaşamazlar.

Konu öğrenimi ve müfredat takibi yapmak öğrenme güçlüğü olan bireyler için son derece zordur. Öğrenme güçlüğü bireylerin akademik hayatlarında sorunlara neden olduğu gibi bazı durumlarda psiko-sosyal problemlere de neden olabilir.

Öğrenme güçlüğünün zeka geriliği ile ilişkili olduğu söylemleri yanlıştır. Öğrenme güçlüğü tanısı konulabilmesi için zeka düzeyinin normal ya da normal üzeri olması şartı aranmaktadır.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ ZEKA DÜZEYİ İLE İLGİLİ BİR PROBLEM MİDİR?

Öğrenme güçlüğü normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin matematik, okuma ve yazma gibi eğitsel alanlarda akademik başarısızlık yaşaması durumudur. Öğrenme güçlüğü zeka düzeyi ile ilgili bir problem değildir. Bireyin öğrenme güçlüğü tanısı alabilmesi için normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip olması şartı aranmaktadır. Öğrenme güçlüğünün tanı kriterlerinin başında zeka düzeyinin normal ya da normal üzeri olması yer alır. Öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin akademik olarak başarısız olmalarının nedeni zeka düzeyindeki anormallikten değil öğrenme stillerinin farklı olmasından kaynaklanır. Öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler herhangi bir devlet okulunda ya da özel okulda akranları ile eğitimlerine devam edebilirler. Ancak konu öğrenimini ve müfredat takibini akranları ile aynı anda gerçekleştiremedikleri ve öğrenme güçlüğü semptomlarını hem günlük hem de akademik hayatlarına adapte edemedikleri için bireysel eğitim desteği almaları gerekir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ TEDAVİSİ

Öğrenme güçlüğü normal ya da normal zeka düzeyine sahip bireylerin çeşitli akademik alanlarda zorluk yaşaması ve potansiyellerinin altında başarı göstermeleri sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Öğrenme güçlüğünün herhangi bir ilaç tedavisi yoktur. Öğrenme güçlüğü tanısı konulduktan sonra birey için bireysel bir eğitim programı hazırlanır. Bu programın içeriği bireyin eksik olduğu ve zorluk yaşadığı alanlara göre oluşturulur. Birey öğrenme güçlüğü semptomları ile başa çıkabilene ve hayatına adapte olabilene kadar tedavi süreci devam eder.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUKLARDA OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE GÖRÜLEN ÖZELLİKLER NELERDİR?

• Konuşmada gecikme görülebilir.
• Birbirine yakın heceli kelimelerde sesler karıştırılır. (“Su” yerine “bu” gibi)
• Motor becerilerde başarısızlıklar gözlemlenebilir.
• Sağ-sol karıştırılır.
• Renk ve nesne isimlerinin öğreniminde zorluk yaşanır.
• Rakamları öğrenme ve tanımada zorluk yaşandığı gözlemlenir.
• Alfabedeki harf ve seslerin öğrenilmesinde zorluk yaşanır.
• Zaman ve yön kavramları birbirine karıştırılır.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ VE DİSLEKSİ ARASINDAKİ İLİŞKİ NEDİR?

Disleksi öğrenme güçlüğünün türlerinden biridir. Normal ya da normal üzeri zeka düzeyine sahip bireylerin, matematik, okuma, yazma gibi akademik alanlarda zorlanmaları ve kendilerinden beklenilenin altında performans sergilemeleri sonucu akademik başarısızlık yaşaması ile ortaya çıkan duruma öğrenme güçlüğü denir. Öğrenme güçlüğünün üç farklı türü bulunmaktadır. Bunlar; disleksi, disgrafi ve diskalkulidir.
Bireyin okuma,okuduğunu anlamada sorun yaşaması; okuma hızının düşük olması gibi alanlarda sorunlara neden olan öğrenme güçlüğü türü disleksidir.