DİSLEKSİ NEDİR ?

Disleksi, ilk kez İngiliz Doktor W.P Morgen tarafından 1896 yılında tanımlanmıştır. Morgen’a göre Disleksi”Doğuştan kelime körlüğüdür.”

İlk olarak yapılan bu tanımlamadan sonra günümüze kadar birçok disleksi tanımı yapılmıştır.

Avrupa Disleksi Derneğine göre disleksi tanımı “Disleksi;okuma,heceleme ve yazma becerilerini edinmede nörolojik kökenli bir farklılıktır.”

Disleksi, zeka düzeyi “normal veya normal üstü” olan,”okuma hızı,okuma kalitesi,okumayı öğrenme hızı,okuduğunu anlama- anlatma becerisi” yaşıtlarına ve zekasına kıyasla; beklenenin altında olan okuma bozukluğunun genel adıdır.

DİSLEKSİ BELİRTİLERİ NELERDİR ?

-Okumayı öğrenirken zorluk yaşama
-Okuma hızının beklenenin altında olması
-Yazarken harf atlama
– Bozuk yazma
-Okurken harf atlama
-Okurken kelimeleri değiştirerek okuma
-Okumakta zorlanma
– Yazarken zorlanma
-Harfleri birbirine karıştırma (b,d,p gibi)
-Rakamları ters yazma (3-6-9… gibi)
-“6-9″,”3-8″,7-4″ gibi rakamları birbirinden ayırt etmede zorluk yaşama
-Okuduğunu anlama ve anlatmada zorlanma
-Sıralı ezber gerektiren konuları ezberlemekte güçlük çekme.(Ayların sırası,haftanın günlerini sıralama)
-Çarpım tablosunu ezberlerken veya ritmik sayarken zorlanma
-Renkleri karıştırma
-Sağı solu ayırt etmekte zorlanma
– Kendini,bir konu hakkında fikrini iyi ifade etmekte zorlanma
-Toplama ve çıkarma işaretini karıştırma
-Ayakkabılarını bağlama gibi motor becerilerde zorlanma
-Okula gitmek istememe
-Yazarken sıra,satır atlama
-İmla kurallarını uygun yazmakta zorlanma
-Noktalı ve noktasız harfleri yazarken ve okurken birbirne karıştırma

EĞİTİMCİLERE ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUKLAR İLE İLGİLİ ÖNERİLER

a) ÇEVRENİN DÜZENLENMESİ

• Çocuğun oturduğu yerdeki dikkati dağıtıcı uyaranların az olmasına önem verilmelidir.
• Çevrede yer alan materyaller çocuğa tanıtılmalıdır.
• Çocuk, gerektiğinde kendisine yardımcı olabilecek bir arkadaşının yanına oturtulmalıdır.

b) MATERYALLER

• Okuma ve yazma ödevlerinde çocuk için düzenlemeler yapılmalıdır. (Yazı boyutu büyük, satır araları fazla olacak şekilde ayarlanabilir.)
• Somut materyallerle, sözel anlatıma destek verilmelidir.

c) KURALLAR ve GÜNLÜK RUTİNLER

• Sınıfa girerken, sınıfta ve ders dışı vakitlerde nasıl davranması gerektiği net olarak kendisine ifade edilmelidir.
• Kurallar yazı ile somutlaştırılmalıdır.

d) ÖĞRETİM

• Öğretilecek konu net olmalı, çocukların aktif katılımını sağlayacak özellikte ve uygun anlatım ritminde olmalıdır.
• Yönergeler net olmalıdır.
• Çocukların dinleme becerisi kazanması için çalışılmalıdır.
• Çocuğa zamanı programlama, ev ödevi tutma vb. gibi becerileri geliştirmesi için stratejiler öğretilmelidir.
• Çocuğun nasıl öğrenmesi gerektiği ile ilgili bilişsel stratejilerde bulunulmalıdır.
• Çocuğun uygulamalara ve derse katılımı teşvik edilmelidir.
• Grup çalışmalarında yaşına uygun görevler verilmelidir.
• Okuma çalışmaları başlangıç itibariyle çocuğun ilgi duyduğu alanlarla ilgili olmalı ve 2-3 cümleyi geçmemelidir.

e) DEĞERLENDİRME

• Çocuğa sunulan bilgileri, çocuğun kendi cümleleri yeniden ifade etmesi,
• Eğitim öncesi ve sonrası çocuğun performans değerlendirmesinin yapılması, ilerlemenin görülmesi açısından gereklidir.
• Çocuğun daha önce edindiği bilgiyle ve sonradan öğrendiği yeni bilginin arasında ilişki kurulması
• Çocuğun emeği ve çabası ödüllendirilmelidir.
• Aile ile sık sık işbirliği yapılmalı, eğitim ve öğretim ve değerlendirme sürecinin parelel yöntemlerle gitmesine özen gösterilmelidir.

Baykoç, N., Şahin, S. & Akoğlu, G. (2015). Özel gereksinimli çocuklar ve özel eğitim. (S.268-269.) Ankara: Eğiten Kitap Yayıncılık

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ YAŞAYAN ÇOCUKLARDA AKRAN İLİŞKİLERİ

Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar okuma, yazma, matematik, konuşma, muhakeme gibi alanlarda yaşıtlarının gerisinde kalmaktadırlar. Bu durum çocukları gerek ev ortamında, gerekse okul ve arkadaş ortamında akademik başarının yanında psikolojik olarak da etkilemektedir. Yaşıtlarına göre daha yavaş okuyan çocuk zaman zaman arkadaşları tarafından alay konusu olabilir. Bu yüzden sesli okuma yapmaktan ve eleştirilmekten korkarlar. Kendilerini ifade etmekte ve zaman zaman oyun kurmakta zorlanırlar. Bu yüzden de diğer çocuklar tarafından oyun dışı bırakılabilirler, yalnızlaşabilirler. Bu durumun önüne geçmek için çocuklarınızın yaşadıkları zorluklarla baş etmelerini sağlamak için onlara akademik ve psiko-sosyal gelişim desteği aldırın. Bu durumun kendiliğinden çözülmesini beklemek sadece çocuğun psikolojik olarak örselenmesine sebep olur. Aldıracağınız özel eğitim desteği sayesinde çocuk yapabileceğini görür ve özgüveni artar. Bunun yanında sosyal olarak desteklenebileceği grup programlarına katılarak “Arkadaş edinebiliyorum, benim gibi birçok çocuk var” düşüncesi ile rahatlama yaşar.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNE SAHİP OLAN ÇOCUKLARDA ÖĞRETİM NASIL OLMALIDIR?

Öğretilecek konu açık anlaşılır olmalı, çocukların aktif katılımını sağlayacak şekilde ve uygun anlatım hızında olmalıdır.
Açık ve anlaşılır şekilde yönergeler verilmelidir.
Çocukların dinleme becerisi edinmesi üzerine çalışılmalıdır.
Çocuğa, zamanı programlama, ödev defteri tutma, ödevlerini bitirme vb. becerileri geliştirmeye yönelik stratejiler öğretilmelidir.
Çocuğun nasıl öğrenebileceği ile ilgili olarak bilişsel stratejiler konusunda rehberlik sağlanmalıdır.
Çocuğun derse ve uygulamalara katılımı için teşvikte bulunulmalıdır.
Grup çalışmalarında yapabileceği düzeyde görev ve sorumluluklar verilmelidir.
Okuma çalışmaları ilk olarak çocuğun ilgi duyduğu konularla ilgili olmalı ve 2-3 cümleyi geçmemelidir.
Çocuğun hatalarını kendisinin bulması için teşvik edilmelidir.

Baykoç, N., Şahin, S. & Akoğlu, G. (2015). Özel gereksinimli çocuklar ve özel eğitim. (S.269.) Ankara: Eğiten Kitap Yayıncılık

İLKÖĞRETİM ORTA ve YÜKSEK ÖĞRETİM DÖNEMİ GÖZLEMLENEBİLECEK ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ BELİRTİLERİ

İLKÖĞRETİM DÖNEMİ

• Duygusal sorunlar

• Dikkati yoğunlaştırma da yaşanan sorunlar

• Okumayı öğrenmede yaşanan güçlükler

• El yazısını kullanmada yaşanan güçlükler

• Müfredatı takip etmede yaşanan güçlükler

• Sosyal ilişkilerde yaşanan güçlükler

• Başarısızlığı kabullenme eğiliminde yaşanan güçlükler

• Öğrenmeye karşı olumsuz tutum geliştirmede yaşanan güçlükler

• Yaşıtları arasından, arkadaş edinememe de yaşanan güçlükler

ORTA ÖĞRETİM ve YÜKSEK ÖĞRETİM DÖNEMİ

Ergenlik dönemi ile beraber öğrenme güçlüğü yaşayan kişilerin sergiledikleri davranışlarda belirgin farklılaşmalar gözlenir. Akademik başarıya ek olarak bu dönemde gelecek kaygısı da kendini göstermektedir. Bu dönemdeki kişilere sağlanan destek eğitim ve rehberlik uygulamalarının sınırlı olması, güçlükler ile başa çıkabilmeyi de zorlaştırmaktadır.

Bu döneme ait özellikler;

• Akademik başarısızlıkların birikimli etkilerinin bir sonucu olarak özgüven eksikliği,

• Sosyal ve Duygusal sorunlar

Baykoç, N., Şahin, S. & Akoğlu, G. (2015). Özel gereksinimli çocuklar ve özel eğitim. (Öğrenme güçlüğü olan çocuklar ve eğitimleri, S.263.) Ankara: Eğiten Kitap Yayıncılık

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNE SAHİP ÇOCUKLARI OLAN AİLELERE ÖNERİLER

• Çocuktaki problem fark edilir edilmez bir uzmanla görüşülmelidir.

• Çocuğun akranları ile kıyaslanmamasına özen gösterilmelidir.

• Çocuğa karşı anlayışlı ve sabırlı olunmalıdır.

• Anne-baba olarak çocuğa karşı tutarlı davranılmalı, okuldaki personelle işbirliği yapılmalıdır.

• Çocuğun yetenekleri ve ilgileri göz ardı edilmemeli, gereksinimleri net olarak ortaya konulmalıdır.

• Özel eğitim gereksinimi unutulmamalı, ihtiyacı olan gelişimsel desteğin ve eğitimin verilmesi için gerekli özen gösterilmelidir.

• Özgüven kazanımı için çocuğun ilgi alanları dikkate alınarak sosyal aktivitelere yönelimi sağlanmalıdır.

• Çocuğa yönelik beklentilerin büyük olmamasına özen gösterilmelidir.

• Çocuk başarıları karşısında ödüllendirilmelidir.

• Çocuğun eğitimi ile ilgilenen sorumlu kişilerle işbirliğine girilmelidir.

Baykoç, N., Şahin, S. & Akoğlu, G. (2015). Özel gereksinimli çocuklar ve özel eğitim. (Öğrenme güçlüğü olan çocuklar ve eğitimleri, S.269.) Ankara: Eğiten Kitap Yayıncılık

DİSLEKSİ HAKKINDA YANLIŞ BİLİNENLER NELERDİR?

En sık karşılaşma durumuna göre şu şekilde sıralamak mümkündür:
1. Disleksisi Olan Bireyler Geriye Okuma Yaparlar
Araştırmacılar, bu bireylerin harfleri ve kelimeleri geriye doğru görüp algıladıklarına dair her hangi bir kanıtın olmadığından bahsetmektedir. Onlara göre, disleksinin altında yatan ana problem görsel algı sorunları değil, fonolojik düzeyde dili işlemede yaşanan sorunlardır.
2. Erkeklerin Kızlara Oranla Disleksisi Olma İhtimali Daha Fazladır
Erkeklerin, kızlara oranla daha fazla disleksisi olduğu kanısı hala araştırma konusudur.
3. Sol El Kullananların Disleksisi Olma Oranı Daha Fazladır
Disleksisi olan kişilerin, bir kısmında solakların varlığından söz edilebilir fakat solaklığın varlığı disleksiye kesin bir işaret değildir.
4. Disleksisi Olan Bireylerin Hepsi Özel Yetenekli Bireylerdir
Disleksi ile zekâ arasında bir ilişki yoktur; her hangi bir zeka seviyesinde bu sorunla karşılaşılabilir.
5. Başarılı Bireylerin Disleksisi Olma İhtimali Yoktur
Eğer birey okulda başarılı bir öğrenciyse disleksisi olma ihtimali yoktur düşüncesi de başka bir yanlış kanıdır.
6. Zekâ Geriliği ile Disleksi Arasında İlişki Yoktur
Disleksisi olan bireylerin zekâ geriliği yaşadıkları düşüncesi gerçeği yansıtmamaktadır. IQ testleri ve disleksi arasında ilişki bulunmamaktadır.
7. Toplumlarda Disleksi Nadir Görülen Bir Durumdur
Disleksinin toplumlarda sık görülmeyen nadir bir durum olduğu söylemi de disleksi hakkında yanlış bilinen kanılardandır.
8. Bir Birey Okuyabiliyorsa Disleksisi Olamaz
Disleksili bireyler kelimelerin şekillerini hafızaya kaydederek, benzer hikâyeleri ezberleyerek, ilk harflerin ardından tahminde bulunarak okuma gibi farklı yöntemlerle bir süreye kadar okuma yapabilmektedirler. Buna karşın hafızaları onları belli bir yere kadar yardımsız götürmektedir.
9. Okuma Eğitimi Başlamadan Önce Bireyin Disleksisi Teşhis Edilemez
Okul ortamı içerisinde yer almadan ve okuma deneyimi ile tanışmadan önce disleksinin teşhis edilemeyeceği konusundaki inanışlar da yanlıştır.
10. Disleksi Çocuklarda Bulunur Yetişkinlerde Bulunmaz
Disleksinin sadece çocukluk döneminde olacağı yetişkinlerde disleksinin olmayacağı bir yanılgıdır. Disleksi hayat boyu devam eden bir süreçtir.
11. Disleksi Medikal Tedavi Yöntemleri ile Tedavi Edilebilir
Disleksi okuma alanında uzmanlaşmış kişilerin uygulayacağı değerlendirme yöntemleriyle teşhis edilir ve eğitsel yöntemlerle tedavi edilir. Yani disleksinin tedavisi vardır sadece tedavi medikal değil, eğitseldir.

BALCI, E. (2017). DİSLEKSİ HAKKINDA GERÇEKLER: DİSLEKSİ NEDİR VE NE DEĞİLDİR?. Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 19(1), 1-17.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ İLE BİRLİKTE GÖRÜLME OLASILIKLARI YÜKSEK OLAN RAHATSIZLIKLAR

Özel öğrenme güçlüğü tanılı çocuklarda ek bir tanının da eşlik etmesi çok sık rastlanan bir durumdur. Genel olarak eşlik eden tanılar şu şrkildedir; dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), karşıt olma karşıt gelme bozukluğu, sosyal anksiyete bozukluğu, enürezis ve depresyon. Okuldaki zorlanma sebebiyle çocuğun kendine olan güveninin düşük olması, çoğu zaman akran zorbalığına maruz kalması ve/veya çocuğun aile tarafından başarısız bir çocuk olarak görülmesi özel öğrenme güçlügüne eşlik eden bir çok rahatsızlığın oluşumuna zemin hazırlar. Bu sebeple ailelerin ve çocukların özgül öğrenme konusunda bilinçlendirilmesi bu tanıya sahip olan çocukların daha kendileri için daha sağlıklı bir çevrede yaşamaları açısından çok önemlidir.

Coşkun,N.,G.,Gürbüz,A.,G.,Çeri,U.,Doğangün.,B. (2018). Öğrenme Bozukluğu Olan Çocuklarda Psikiyatrik Eş Tanıların İncelenmesi, Anadolu Psikiyatri Dergisi. 19(1), 87-94.

DİSLEKSİ BİREYLERİ NASIL ETKİLER VE YAŞADIKLARI GENEL SORUNLAR NELERDİR?

Bireylere göre disleksi farklılık göstermektedir. Bireyin yapısı, aile desteği, çevresel faktörler, aldığı eğitimin süresi ve etkililiği bireydeki disleksinin yapısını değiştirmektedir. Tüm bunlara rağmen disleksi genel anlamda kelime tanıma, akıcı okuma, heceleme ve yazmada yaşanan güçlüktür. Disleksisi olan kişiler, okuma sorasında basit kelimelerin okumasında dahi pek çok kez hata yapmaktadırlar. Yavaş okurlar ve okurken de fazladan zorlanmaktadırlar. Kelime içerisinde yer alan harfleri karıştırmaktadırlar ve cümle içinde kelimeler iç içe geçmiş gibi veya kelimeler arasındaki boşluklar kaybolmuş gibi okumaktadırlar.
Disleksili olan bireylerin yaşadığı genel sorunlar:
-Konuşmayı öğrenmede gecikmelerin olması.
-Harfleri ve onlara ait olan seslerin gerektiği kadar öğrenilememesi.
-Sözlü veya yazılı dili organize etmede güçlük yaşanması.
-Numaraları ezberleyip öğrenmede sıkıntı yaşanması.
-Uzun okuma parçalarını anlamada ve takip etmede sıkıntı yaşanması.
-Yazı yazma güçlükleriyle karşılaşılması.
-Yabancı bir dil öğreniminde problem yaşanması.
-Matematiksel işlemleri gerçekleştirmede problem yaşanması.
Balcı, E. Disleksi: Tanımı, Sınıflandırması ve Belirtileri Dyslexia: Definition, Classification and Symptoms. Journal of Educational Studies, 4(2), 166-180.

DERS ÇALIŞMA BECERİLERİ VE DİSLEKSİ

Günümüz dünyasında çocuklar iyi bir eğitim almaya hak kazanabilmek için bir çok sınava girmek durumundadır. Çocukların bu sınavlarda belirli bir başarı düzeyini yakalayabilmeleri için ders çalışma becerilerine ihtiyaçları vardır. Ders çalışma becerilerini planlı çalışma, çalışma ortamını düzenleme, etkili okuma, ders dinleme, not tutma, etkili yazılı anlatım ve sınavlara hazırlanma olarak özetleyebiliriz. Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklara ders çalışma becerilerini aşılamak oldukça önemlidir. Özel öğrenme güçlügü olan çocuklara ders çalışma becerilerini aşılayabilmek için model olma, yaratıcı etkinliklerden faydalanma, pekiştireç kullanımı ve ders çalışma becerilerini destekleyen programlar gibi materyaller ve yöntemlerden faydalanılabilir.
Kesiktaş, A.D.(2006), Ders Çalışma ve Özel Gereksinimli Öğrenciler, Özel Eğitim Dergisi. 7(1), 37-48.

DİSLEKSİ

Disleksi, beyindeki bilgi işleme merkezlerindeki problemlerden kaynaklı olarak ortaya çıkar. Disleksi olan çocuklar dil ile problemler yaşarlar. Bunun yanında bilgi işleme, koordinasyon becerisi, denge kurma becerisi gibi alanlarda sorun yaşarlar. Hareket yetileri yaşıtlarına göre daha yavaştır. Varlıkları kategorilere ayırmakta zorlanırlar. Okudukları kelimeleri akıllarında tutmakta zorlanırlar, kendileri sözel veya yazılı olarak ifade etmekte zorlanırlar.
Disleksi olan çocukları diğer çocuklardan ayıran en temel şey; özel eğitim desteği ihtiyacıdır. Erken teşhis, müdahale yöntemi,çalışan kişinin uzmanlığı disleksi ile baş etmede en temel esaslar olacaktır.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DİSLEKSİ

Okuma bozukluğunu disleksi olarak 1917’de ele alan Hinscohewood disleksinin sinir sisteminden kaynaklı bir bozukluk olduğunu savunmuştur. Hinscohelwood’a göre parietel ve oksipital lobdan kaynaklanan bir güçlüktır. Orton(1937) disleksinin doğuştan geldiğini ve kaynağının beynin işleyiş biçimi olduğunu savunur. Bu yüzden dislektik çocukların ters yazdıklarını-okuduklarını bazı harfleri birbirine karıştırdıklarını savunur. Bu gibi disleksinin neden kaynaklandığına dair çeşitli yaklaşımlar olmakla birlikte disleksinin kesin sebebi henüz bilinmemektedir. Disleksi olan bireyler okuma, yazma ve matematikteki güçlüklerin yanında;
-Kendilerini ifade etmekte zorlanırlar
-Yön kavramını öğrenmekte, yön bulmada zorlanırlar
-Saatleri öğrenmekte ve zaman kavramını anlamlandırmakta zorlanırlar
-Koordinasyon gerektiren aktivitelerde güçlük yaşarlar.

DİSLEKSİNİN BELİRTİLERİNİN BİYOLOJİK NEDENLERİ?

Disleksisi olan çocuklarda, öğrenme bozukluklarının en çok görülen bozukluğudur. Disleksi, çocukların yüzde yedisini etkiler ve de, okuma ve heceleme zorluklarını etkiler. Disleksisi olan çocuklarda, diğer alanlarda başarılar görülürken, çocukların okuma ve yazmalarında problemler görülür. Nöro görüntüleme çalışmaları disleksi için evrensel bir temel gösterir. Disleksisi olan çocukların okumada zorlukları olabilir ve de bu zorluklar zekaya ya da eğitim olanaklarına göre değişmez. Disleksisi olan insanlar, kısa süreli hafızada problemler yaşarlar. Dislekside, beyin bölgelerin etkilemesi sonucu, işitsel işleme bölgelerinde bozulmalar görülür. Beynin bazı bölümlerinde olan bozulmalardan dolayı, okuma ve yazmada bozulmalar görülür. Dislekside, çocukların dille ilgili işleme becerileri zordur. Disleksi, çocuklarda kendini beklenmedik okuma problemlemleri olarak gösterir. Kelimenin doğru hatırlanmasında bozulmalar görülür. Kelimeler yanlış telafuz edilir.

DİSLEKSİYE DAİR MERAK EDİLENLER

Disleksi, özel bir okuma bozukluğudur. Bu bozukluğu olan çocuklar normal zekaya sahiptir. Disleksi, toplumun yüzde beşinden, yüzde on yedisine kadar gözükür. Disleksi, normal zeka seviyesine rağmen, daha çok yaşa uygun okuma becerileri geliştirememe ve yetersiz okumayla ilgilidir. Bunun temelide genetik kaynaklıdır. Disleksisi olan çocuklarda, dikkat, hiperaktivite gibi başka gelişimsel bozukluklar görülebilir. Dislekside; aynı zamanda işitsel, görsel belleğin işlenmesinde sıkıntılar çıkar. Belleğin işlenmesinde görülen sorunlara, örnek verilmesi gerekilirse; b ve p seslerini ayırt edememe gibi belirtilerle anlaşılabilir. Disleksinin yaşanışı kişiden kişiye değişebilir. Aynı zamanda, disleksi durumdan duruma da değişebilir. Belli bir durumda görülebilirken, başka bir alanda görülmeyebilir. Mesela, disleksi, okuma güçlüğüdür. Dördüncü sınıfın başında görülür ve kendini yavaş okuma, yanlış kelime okuma gibi problemlerle belli eder. Bir diğer örnek olan diskalkuli’de ise, matematiksel problemler görülür. Matematik terimlerini anlamakta, sembolleri benimsemek ve kullanmakta, durumları gruplara ayırmakta, matematik prensiplerini anlamakta problemler görülür.

Ellis, A. W. (2016). Reading, Writing and Dyslexia, A Cognitive Analysis, Routledge: NY.

DİSLEKSİSİ OLAN ÇOCUKLARA VERİLEN EĞİTİM DESTEĞİNİN İÇERİĞİ NE OLMALIDIR?

Disleksi nörolojik kaynaklı bir özgül öğrenme güçlüğüdür. Disleksisi olan insanlar, kelimeleri tanımakta güçlük çekerler. Okuduğunu anlayamama ve sözcük dağarcığının az olması gibi durumlar gerçekleşebilir. Aynı zamanda dispraksi adı verilen durum ile çocuklar; öz bakım, yazı yazma, bisiklet sürme gibi etkinliklerde zorluk yaşayabilir. Dispraksisi olan çocuklarda aynı zamanda sakarlık görülebilir. Bu yüzden, çocukların kişisel dengelerini sağlamak da önemli olacaktır. Disleksisi olan çocuklara ise özel eğitim programıyla desteklemek önemlidir. Özel eğitim programlarında; dersin başında çocuklara ne yapacağınızı kısaca anlatmak yararlı olacaktır. Çocuklara daha önceki derslerde öğrettiklerinizi sık sık tekrar etmek öğrenme sürecini pekiştirecektir. Disleksisi olan öğrencilere, kısa ve net talimatlar vermeniz onların öğrenme süreçlerini ileriye taşıyacaktır. Öğrenme süreçleri boyunca sık sık molalar vermek ve öğrencilerin su içmesini teşvik etmek, öğrencinin derse daha kolay odaklanmasını sağlayacaktır. Aynı şekilde, çocuklara eğitim verirken onların neresinde durduğunuzda; çocukların öğrenme süreçlerini etkileyecektir. Bir dersi anlatırken, öğrencinin tam karşısında değil, yanında durmanız; çocukların bilgiyi akılda tutmasını kolaylaştıracaktır.

Gabrieli, J. D. E. (2009). Dylexia: A New Synergy Between Education and Cognitive Neuroscience, 325(280), 280- 283.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUKLARDA YAZMA SÜREÇLERİ

Öğrenme güçlüğü olan çocukların yazmalarında hatalar görülür. Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklarda yazdığını hatırlayamama, karıştırma ve atlama gibi güçlükler görülebilir. Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklar, yazmayla ilintili olarak, parmaklarını tanıma, sağ ve solu ayırt etme, görselleri inceleme, saatleri yazmada ve uzamsal kavramları anlamakta sıkıntı çekerler. Özel öğrenme güçlüğü olan çocukların hataları yazma bakımından yaşadıkları güçlüklerden dolayıdır. Bunun nedeni; yazma davranışının, karmaşık bilişsel bir süreç olmasından kaynaklanır. Öğrenme güçlüğü olan çocuklar yazma öncesi hazırlıklarda, taslak hazırlamada, düzeltmede ve paylaşma gibi yazmanın aşamalarında sorunlar yaşarlar. Özel öğrenme güçlüğüne sahip öğrencilerin yazma becerilerinin geliştirilmesi önemlidir.

Akçin. N. (2009). Öğrenme Güçlüğü Çocukların Yazma Sürecinde Gösterdiği Özellikler, M.Ü. Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Dergisi, 5-18.

DİSLEKSİNİN YAYGINLIĞI VE GENETİK BOYUTU

Öğrenme bozukluğunun sıklığı ve yaygınlığı
hakkında epidemiyolojik çalışmalar birbirinden oldukça farklıdır. Okul çağı çocuklarında %5 oranında olduğu, ancak genel olarak oldukça farklı sonuçlar (%1-33) bildirildiği görülmektedir.
Öğrenme bozukluğu ile ilgili yapılan çalışmalarda erkeklerde kızlara oranla daha fazla görüldüğü gösterilmişti, ancak daha sonra kızlarda da erkeklere yakın oranda görüldüğü ileri sürülmeye başlandı. Amerika Birleşik Devletleri’nde(ABD) yapılan çalışmalarda 6-12 yaş arasında öğrenme güçlüğünün erkeklerde %67, kızlarda ise %33 oranında olduğu, 13-17 yaş arasındaki erkeklerde %66, kızlarda ise %34 oranında olduğu rapor edilmiştir. Ancak halen çoğu çalışma özellikle okuma bozukluğunun erkeklerde kızlara göre daha fazla olduğunu savunmaktadır.

Genetik
Genetik çalışmaları özellikle okuma bozukluğu olan aileler ve çocukları üzerinde yapılmıştır. Bu çalışmalarda, ailesel geçiş özellikle öne çıkmakta ve tek başına en önemli etmen olarak vurgulanmaktadır. Aile çalışmalarında dislektik bir anne ya da babanın olmasının çocukta okuma bozukluğu için önemli bir risk etkeni olduğu belirlenmiştir.
İkiz çalışmalarında tek yumurta ikizlerinde konkordans (eş hastalanma) oranı %68-83, çift yumurta ikizlerinde %23-38 olarak verilmektedir. Genlerin zeka ve öğrenme üzerindeki etkisini test eden bir çalışmada 12 yaşındaki 5.000 ikizde, 4 farklı test (genel bilişsel kapasite, okuma kabiliyeti, matematik becerisi, dil becerileri) uygulanmış ve özellikle kalıtımın okuma ve matematik öğrenme kabiliyeti üzerindeki etkisi göze çarpmıştır.

Özçivit Asfuroğlu, B. ve Fidan, S. T. (2016). Özgül öğrenme güçlüğü. Osmangazi Tıp Dergisi, 38(Özel Sayı 1), 49-54

GELİŞİMSEL DİSLEKSİNİN TİPLERİ

Gelişimsel disleksinin bir çok tipi vardır. Gelişimsel disleksi kişiden kişiye değişiklik görülür. Gelişimsel dislekside; okuma, yazmada bozulmalar görülür. Disleksinin, bir çok tipi farklı şekillerde görülür. Gelişimsel disleksi, okuma yeteceğini kazanamayan bireylerde görülür. Disleksinin bir alt tipinde, sesli okurken bozulmalar görülür. Bazı bireyler anlamlı kelimeleri okuyabilirken, bazı bireyler anlamlı kelimeleri okuyamaz. Bazı bireyler ise anlamsız kelimeleri okuyabilirken, bazı bireyler ise anlamlı kelimeleri okuyamayabilir. Bazı bireylerde, okumada zorluk görülür; bazı bireyler ise yazmada bozulmalar görülür.

Castles, A., & Coltheart, M. (1992). Varieties of developmental dyslexia, Cognition, 149-180.

DİSLEKSİLİ ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN DİL FARKLILIKLARI

Özgül öğrenme güçlüğünün bir alt dalı olan dislekside, farklı dil kullanımları görülmektedir. Disleksisi olan çocuklarda, dili kullanma ve dili anlamayla ilgili sorunlar, dinleme, düşünce, konuşma ve yazmada problemler gözükür. Disleksisi olan çocuklarda matematiksel hesaplamalarda problemler gözükür. Disleksisi olan çocuklarda, dili öğrenmede güçlükler gözükür. Disleksisi olan çocuklarda ses üretiminde farklılıklar görülür; bu çocuklarda, sesleri ayırt etmekte ve sesleri harflerde eşleştirmekte zorlanırlar. Disleksisi olan çocuklarda görülen bir diğer farklılık ise, ses üretiminin yanı sıra, kelimelerle ilgili alanlarda görülen sıkıntılardır. Bu çocuklar, karmaşık kelimelerde güçlük çekmektedirler. Disleksisi olan çocuklar, cümleler karmaşıklaştıkça, cümleleri anlamakta zorlanırlar. Bu çocuklarda, okuma düzeyi zayıftır. Aynı zamanda, bu çocuklarda; yapıyı anlama ve kullanmada güçlükler gözükür.
Turan, F., & Yükselen, A. (2004), Öğrenme Güçlüğü Olan Çocukların Dil Özellikleri, Eğitim Bilim, 132 (29), 43-47

OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

Özellikle okul öncesi dönemde, özgül öğrenme güçlüğünün erken tanı konulması önemlidir. Erken çocukluk döneminde öğrenme güçlüğü, işitmede, görsel cisimleri algılamada, dokunarak tanımada, dil sorunlarıda, organizasyon sorunlarında, zaman sorunları şeklinde kendini göstermektedir. Okul öncesi çocuklarda, işitsel sorunlar, doğru kelimlerle konuşmak, yüksek sesle okunan hikayeleri anlamakta güçlük görülebilir. Bu çocuklarda, yetersiz sözcük dağarcığı, sözcükleri karıştırma, bazı harfleri karıştırmak gibi zorluklar belirtilir. Okul öncesi öğrenme güçlüğü olan çocuklarda, görsel nesneleri ayrıştırmada sorunlar görülür. Nesneleri kopyalamada isteksizlik görülür. Okul öncesinde öğrenme güçlüğü gözüken çocuklarda dil gelişiminde gecikme vardır. Çocukların kendilerini ifade etme becerileri zayıftır. Dil gelişimleri gecikmiştir. Çocuklar sıklıkla bebeksi konuşurlar. Bu gibi problemler ileride okuma problemlerine yol açabilir. Çocuklar organizasyon sorunları yaşarlar. Bu çocuklar zamanı iyi kullanmada zorluk yaşarlar. Çocuklar zaman sorunları yaşayabilirler, zamanı karıştırabilirler.

Aslan, K. (2015). Özgül Öğrenme Güçlüğünün Erken Dönem Belirtileri Ve Erken Müdahale Uygulamalarına Dair Derleme, Hacettepe University Faculty of Health Sciences Journal.

OKUMA GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUKLA OLAMAYAN NASIL AYIRT EDİLİR?

Okumada kullanılan belirli sıralamada yöntemler vardır. Okumanın kazanımında, çocuklar ilk olarak okuma için görselleştirmeyi kullanırlar. Görselleştirmede, resimler ve çevresel biçimlere bakarak, yazıyı tanıyabilirler. Böylelikle harf harf değilde, görsellerle bağlantı kuran çocuklar yazıyı daha çabuk öğrenirler. Bu dönemi takip eden dönemde ise çocuklar, sözcükleri okumak için harfleri bir araya getirirler. Böylelikle okuma süreci tamamlanmış olur.

Bahsettiğimiz süreçler, okuma güçlüğü olan çocuklarda daha farklı ilerler. Okuma güçlüğü olan çocuklarda okumayı anlama yavaştır ve de hatalı okuma gerçekleşir. Okuma güçlüğü olan çocukların anlamsız sözcükleri, tanıdıkları anlamlı sözcükleri ve yeni karşılaştıkları sözcükleri okuma güçlüğü olmayan çocuklardan daha yavaş okudukları bulunmuştur. Okuma güçlüğü olan çocukların yeni karşılaştıkları sözcükleri güçlüğü olmayan gruba göre daha hatalı okudukları belirlenmiştir. Okuma güçlüğü olan çocuklara okuma güçlüğü olmayan çocuklar ile karşılaştırıldıklarında ünlü ve ünsüz harfleri ayırt etmede daha yetersiz oldukları görülmüştür. Okuma güçlüğü olan çocuklarda baş ve son harflerin karışılabildiği görülmüştür. Bu gibi belirtiler bize okuma güçlüğü olan çocukların ayrımını yapmamıza yardımcı olur.
Baydık, B. (2006). Okuma Güçlüğü Olan Çocukların Sözcük Okuma Becerileri, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Özel Eğitim Dergisi, 7 (1), 29 – 36.

DİSLEKSİ VE OKUDUĞUNU ANLAMA

Okuduğunu anlama eylemi, bilişsel kapasitelerin kullanıldığı bir eylemdir. Kişinin disleksi gibi bir özgül öğrenme güçlüğüne sahip olması, kişinin okuduğunu anlama konusunda problem yaşamasına sebep olabilir. Çünkü, okuma yapısı gereği, hem anlama hem de anladığını kullanma gibi becerileri içinde bulundurur. Metinden anlamın çıkarılması, sözcükleri tanımayı ve sözcüklerden bir anlamın çıkarılmasını içerir. Disleksisi olan bireylerde bu seviyelerde bozulmalar görülmektedir. Bilişsel düzeyde de; okuma eyleminde, hafıza ve dikkat gibi bilişsel bileşenler kullanılır. Disleksisi olan bireylerde bu özelliklerin geliştirilmesiyle, kişinin okuma becerileri de geliştirilmiş olur.

Disleksisi olan bireylerde, kişinin okuduğunu anlaması için farklı yöntemler ve teknikler kullanılabilir. Bu yöntem ve teknikler bireyin ihtiyacına göre ayarlandığında okuma süreçlerinde daha fazla başarı elde edilir. Disleksisi olan bireylerde okuduğunu anlama sürecinin daha etkili olması için; görsel uyaranların (resimli metin kullanımı gibi) ve somutlaştırılma kullanımının, okuduğunu anlama sürecini kolaylaştırıldığı görülmüştür.

Referans:

Baz, D. Ş,& Baz, B. (2018) Okuduğunu Anlama Üzerine Bir Derleme Çalışması, Yıldız Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 01, 28–41.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNDE KAYGI VE DEPRESYON DÜZEYİ

Özel öğrenme güçlüğü tanısı alan kız çocuklarının sürekli kaygı puanları , özel öğrenme güçlüğü tanısı alan erkek çocuklarının sürekli kaygı puanlarından daha yüksektir. Hesap yapmakta güçlük çeken çocukların kaygı düzeyleri de kız çocuklarda erkeklerden daha yüksek çıkmaktadır. Yine öğrenme güçlüğü tanılı grupta kızlar için stres daha fazla kaygı ve çökkünlüğe neden olmaktadır
Araştırmalar sonucu görülmüştür ki özel öğrenme tanısı alan çocukların depresyon puana ortalamaları da farklıdır; özel öğrenme güçlüğü tanısı alan kız çocuklarının depresyon puanları , özel öğrenme güçlüğü tanısı alan erkek çocuklarının depresyon puanlarından daha yüksek çıkmıştır. Ergenlik dönemi açısından bakıldığında, dÖnemin kendine has gelişim görevlerine öğrenme güçlüğü kapsamında baş etmeleri gereken sorunların da eklenmesi depresyon riskini arttırmaktadır ve bu dönemde kızlar erkeklerden daha yoğun olarak depresyon duygusunu hissetmektedir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNDE ERKEN TANI

Pek çok araştırma erken tanı ve müdahalenin önemini vurgular. Araştırma sonuçları, risk grubundaki çocukların daha okul öncesi dönemde
belirlenebildiğini ve uygun müdahale programı ile desteklendiğinde öğrenme güçlüğü tanısı alma oranlarının düştüğünü göstermiştir. Bu müdahale programları ile çocukların gelişimsel düzeylerini arttırmaya yönelik büyük motor, ince motor kas becerileri, dikkat, sosyal becerileri, erken okur yazarlık becerileri, dil becerileri geliştirilip ileri ki yıllarda akademik hayatına sağlam bir temel oluşturulur.

Erken tanı ile çocuklar eğitimlerine vakit kaybetmeden başlar ve gerçek potansiyellerini gösterip yaşıtlarına yetişebilmektedir.

OKUMA GÜÇLÜĞÜ ÇEKEN ÇOCUKLARDA SÖZCÜK OKUMA BECERİSİNİN İNCELENMESİ

Okuma güçlüğü çeken çocukların sözcük okuma becerileri incelendiğinde bu çocukların okuma çalışmalarında alfabetik/ses bilgisel stratejiyi tercih ettikleri ancak bu stratejiyi etkin bir biçimde kullanamadıklarını göstermiştir.

Alfabetik/ses bilgisel sözcük okuma stratejisi ise çocuğun sözcükleri okumak için harflerin seslerini bir araya getirdiğini ve sözcükteki harflerin sırasının önemine vurgu yapar.

Okuma güçlüğü çeken çocuklarla yapılan araştırmalar sonucunda anlamsız sözcükleri alfabetik/ses bilgisel strateji ile okuyabildikleri bulunmuştur. Okunabilen, telaffuz edilebilen, tanıdıkları anlamlı sözcükleri ve yeni karşılaştıkları sözcükleri okuma güçlüğü olmayan çocuklardan daha yavaş okudukları görülmüştür. Konuya okuma doğruluğu açısından bakıldığında ise okuma güçlüğü çeken çocukların anlamsız sözcükleri, yeni karşılaştıkları sözcükleri ve tanıdıkları anlamlı sözcükleri okuma güçlüğü olmayan gruba göre daha hatalı okudukları belirlenmiştir.

OKUDUĞUNU ANLAMA SÜRECİNDE ETKİLİ OLAN FAKTÖRLER

Okuduğunu anlama, bir metnin anlaşılmasının yanı sıra yazarın mesajını, amacını ve stilini değerlendiren bir eylem olmakla birlikte ilkokul sürecinden başlayıp öğrencilerde geliştirilmesi amaçlanan bir beceridir. Ayrıca metnin gerçek anlamının ötesinde derin anlama odaklanabilmeyi ifade eder. Okuduğunu anlama dolaylı olarak gözlenebilen bir fenomendir ve aktif-kompleks bir bilişsel süreç olarak ele alınır.

Okuduğunu anlamanın hangi süreçlerde ortaya çıktığını ve geliştiğini inceleyen araştırmacılar okuyucunun bilişsel yapılarına odaklanmıştır. Okuma sürecinde sözcüklerin anlamını çözme ve dili anlama yeteneklerini aktif kullanan okuyucu metin ile etkileşim içindedir. Sözcüğün anlamını çözmekte zorlanan okuyucuların metinden anlam çıkarması da zorlaşmaktadır.

Okuduğunu anlama sürecinde bireylerin içinde bulunduğu bağlam da önemli bir faktördür. İçinde bulunduğumuz bağlam tecrübelerimizi; tecrübelerimiz de şemalarımızı, kelime hazinemizi, düşünme stilimizi vs. şekillendirir. Dolayısıyla çevresel faktörler okuduğunu anlama sürecindeki hazırbulunuşluk seviyesinde önemli bir etkiye sahiptir.

Okuduğunu anlama sürecinde etkili olan bir diğer faktör ise okuyucunun özellikleridir. Bireyin sahip olduğu bilişsel yetenekler ve içinde yaşadığı çevresel faktörler okuduğunu anlama becerisinin gelişimi üzerinde etkilidir. Sözel yetenek, hafıza, öğrenme stratejilerini uygulayabilme, metnin ana fikrini bulabilme, benzerlik-farklılık ilişkisini kurabilme, metnin özetini çıkarabilme, metni değerlendirebilme okuduğunu anlamayı pozitif yönde etkileyen ve geliştirilmesi gereken özellikler arasındadır. Bunun haricinde okuyucunun sahip olduğu bazı özellikler okuduğunu anlama sürecinde zorluk yaşamasına neden olabilir. Örneğin disleksi gibi öğrenme bozukluğu ve okuma güçlüğü bunlar arasında sayılabilir. Bu tür tanı alan bireylerin seviyesine uygun okuma hedefleri oluşturulmalıdır.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUK VE STRES

Öğrenme güçlüğü olan öğrenciler diğer normal öğrencilere göre eğitim ortamlarında daha fazla stres yaşarlar ve gerginlik hissederler. Aile ve akran ilişkilerindeki beklentilere karşılık vermede problem yaşarlar. Ayrıca normal çocuklara göre stresle başa çıkma mekanizmaları zayıftır.
Stres yaşayan özel öğrenme güçlüğü olan çocuk şu şekilde tepkiler verir:
1) Akademik performansta ani düşüş veya çıkış
2) Tutumlarda önemli değişimler
3) İçe çekilme veya patlama
4) Davranışlarda aşırı hareketlilik veya yavaşlama
5) Bitkinlik ve belirsiz hastalıkla ilgili şikayetler
6) Uyku problemi
7) Baş ağrısı
8) Alkol, madde kullanımı
9) Çeşitli nedenlerden okul veya sınav ortamlarından kaçmak
10) Yemek ve iştahta sorun

Öğrenme güçlüğü olan bireyler dünyada kendilerini tek ve yalnız hissederler. Başarısızlıklarından dolayı kendilerini suçlarlar ve bundan utanç duyup gizleme eğilimi taşırlar. Doğal olarak bu da problemin artmasına ve yardım alma ihtiyacının karşılanmasına neden olur. Böyle bireyler sorunları hakkında bilgilendirilip onlarla konuşulduğunda rahatlayabilirler.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ ÇEKEN ÖĞRENCİ KİM DEĞİLDİR?

Öğrenme güçlüğü öğrencinin okuma yazma, matematik aritmetik beceriler, konuşma dinleme, akıl yürütme yeteneğini kazanma ve kullanabilmesinde yaşadığı zorluk olarak tanımlanır. Öğrenme güçlüğü tanımları genelde öğrenme güçlüklü öğrencinin sadece kim olduğuna açıklık getirir. Öğrenme güçlüklü öğrenci, zihin engeli, görme ve işitme gibi duyu organları özürleri, duygusal ve davranış bozuklukları nedeniyle öğrenemeyen öğrenci değildir. Örneğin işitme engeli dil ve konuşma gelişiminde gecikmeye neden olacak bir öğrenme problemi yatabilir. Ancak bu durum öğrenme güçlüğü olarak ele alınmaz. Çünkü problemin birinci dereceden kaynağı işitme engelidir. Fakat işitme engeline ek olarak bir öğrenme güçlüğü olabilir. Böyle bir durumda öğrenme güçlüğünün kaynağı araştırılmalıdır.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNDE TEDAVİ

Öğrenme güçlüğü tanısı alan bireylerin birbirinden farklı özellikler taşıdığı göz önüne alındığında çocuğun güçlü ve zayıf yönleri belirlendikten sonra BEP(bireysel eğitim programı) düzenlenir. BEP, bireyin algısal, motor, dil, bilişsel, sosyal ve duygusal alanlarına odaklanıldığı, normal müfredatın içine bu etkinliklerin yayıldığı, gerekirse akran öğretmenliği gibi yardımcı öğrenme ögelerinin kullanıldığı farklı birtakım program ve yöntemlerdir.

Eş zamanlı DEHB veya başka bir tanı alan çocuk ve ergenlerde değerlendirme ve tedavisinin sağlanması özel öğrenme güçlüğü çeken çocuğun hayat kalitesini ve akademik performansını yakından etkileyeceği için bu hastalıkların tedavisi başlanmalıdır.

Günümüzde ÖÖG tedavisinde farklı güncel yaklaşımlar(telerehabilitasyon, nörorehabilitasyon) denense de araştırmalar en iyi sonucların evde desteklenen, özel ilgi gösterilen, uygun çevre ve koşullarının sağlandığı çocuklarda olduğunu göstermiştir.

DİSLEKTİK BİREYLER NASIL HİSSEDERLER?

Disleksi “kelime kullanımında yaşanan güçlük” anlamına gelir. Doğuştan gelen bir öğrenme bozukluğudur ancak okuma, yazma döneminde dikkat çeker. Dislektik çocuklar yaşıtlarından daha geç okur ve yazar, kelime kapasiteleri düşüktür ve kelimeleri doğru telaffuz edemez. Disleksi nörolojik kökenlidir ve beynin sol yarım küresindeki farklılaşma sonucu ortaya çıkar.

Dislektik çocuklar odaklanmada güçlük çekerler, kelimeleri akıllarında tutamazlar, ritimlere uyamazlar, dikkat güçlüğü yaşarlar, el yazıları karışıktır, fikirlerini sesli ya da yazılı rahatça ifade edemezler, sıralamada gruplandırmada zorluk çekerler, hecelerin seslerini karıştırırlar, okurken kelime atlarlar, okuduğu şeyi hatırlamada zorluk çekerler, sözcükleri tersten okurlar (“kitap” yerine “kipat” gibi), harfleri ya da sayıları tersten algılarlar (örneğin “3” sayısını “E” harfi, “d” harfini “b” olarak görür ve okurlar)

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUKLAR İÇİN TAVSİYELER

- Erken müdahale her zaman için önemlidir, bu yüzden geç kalınmadan ve çocuğa duygusal olarak zarar verilmeden bir uzmana götürülmelidir. Özel öğrenme güçlüğü spesifik bir uzmanlık gerektirdiğinden öğretmenlerden herhangi bir yardım beklenmemelidir. İhtiyaç duyulan tıbbi ve psikolojik ölçümler yapılmalı, psikoeğitim ve psikiyatrik destek sağlanmalıdır.
– Anne babaların ve öğretmenlerin dikkat etmesi gereken en önemli hususlardan biri de özel öğrenme güçlüğü olan çocukların kimseyle kıyas yapılmaması ve içinde bulunduğu durumun kabul edilmesidir.
– Özel öğrenme güçlüğü olan çocuğa karşı sabırlı, anlayışlı ve hoşgörülü olunmalıdır.
– Çocuğa karşı davranış ve tutumlarınız stabil olmalıdır. Örneğin, çocuğa karşı bir gün sabırlı bir gün sabırsız olursanız çocuk motivasyon ve duygusal olarak dibe çöker. Bu sebeple çocuğa karşı tüm aile bireylerinin de birbiri ile tutarlı olmaları gerekir.
– Her çocuk farklı ve özeldir. Unutmayın, her çocuğun kendine ait özel ilgi alanları ve yetenekleri vardır. Çocuğunuzun başaramadıkları üzerinden değil, başardıkları üzerinden giderseniz hem çocuğun öz güvenini hem de motivasyonunu arttırmış olursunuz.
– Bu süreçte okul ve öğretmenleri ile sürekli temas halinde bulunulmalı, çocuk için birlikte ortak adımlar atılmalıdır.
– Okul hayatı dışında gereken destekleyici eğitim ve çalışmaların yapılması için alınında uzman yerlere yönlendirilmelidirler.
– Özel öğrenme güçlüğü olan çocuğun yapabildiklerinin takdir edilmesi ve teşvik edilmesi, sosyal faaliyetlere yönlendirilmesi öz güven kazanması için önemli unsurlardır. Bu unsurlara dikkat edilmesi gerekir.
– Ebeveynler, çocuklarından utanmamalı ve onları topluma entegre edici davranışlarda bulunmalıdırlar.
– Güven, ilişkiler ve hayat başarısı açısından önemli bir kavramdır. Çocuğa, problem olmadığını ve her şeyin yolunda gittiğine dair verilecek olan güven ebeveynleri tarafından sağlanmalıdır.
– Her çocuğun kendini ifade edip ortaya koyma şekli farklıdır, bu yüzden çocuğa kendini ifade etmesine ve fareklı yönlerini ortaya koymasına müsade edilmelidir.
– Gelişim süreçleri tüm çocuklarda aynı zaman ve düzeyde olmak zorunda değildir. Bu yüzden her çocuğun büyüme, gelişme ve öğrenme seviyesinin farklı olduğu bilinciyle hareket edilmeli ve çocukla ilgili büyük beklentilere girilmeyip başka çocuklarla kıyaslanılmamalıdır.
– Çocuğa gösterilen ilgi ve sevgi, ona kendisinin sizin için ne kadar değerli ve önemli olduğunu hissettirecek ve bu durum çocuğun gelişimine katkıda bulunucaktır.

DİSLEKSİ OKUDUĞUNU ANLAMAYI ETKİLER Mİ? NASIL ÇÖZÜLÜR?

Dislesi okuma güçlüklerinin genel adıdır. Okuma hızı, okuma kalitesi ve okuduğunu anlamayı etkiler. Bazı bireyler çok hızlı okurlar hatalı okurlar, bazı bireyler yavaş okurlar bazıları ise normal hızda okumalarına rağmen okuduklarını anlamazlar. Bu bireylerin okuduğunu anlaması için öncelikle bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirme esnasında kişinin okuma hızı ve okuduğunu anlama düzeyinin kaçıncı basamakta olduğu tespit edilir. Tespit edilen basamaktan başlanarak çalışmalar yapılır. Kişinin okuduğunu anlaması için imgeleme ve somutlama yöntemi kullanılır.
Okuduğunu anlama süreci uzun süreli bellek çalışması gerektirdiği için zaman içerisinde çözüme kavuşturulacağı unutulmamalıdır. Bu çalışmalar yapılırken dikkat edilmesi gereken önemli diğer nokto ise kişinin okuduğunu anlama sürecini etkileyen başka bir bozukluğum olup olmadığının tespit edilmesidir. Dikkat eksikliği, kaygı, stress vb. Eğer bunlardan biri eşlik ediyorsa kişiyi bunun için de yardım almaya yönlendirmek önemlidir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ TANI VE TEDAVİSİ

Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar derslerinde güçlük çekme ve başarısız olma gibi akademik sorunlar yaşarlar. Ailelerin çocuklarının yaşadıkları bu sorunların nedeni anlamaya ve çözümü aramaya yönelik başvurduğu uzman tarafından sorun yaşayan çocuk öğrenme bozukluğu açısından değerlendirmeye alınır. Uygulanan testlerle çocuğun zeka düzeyi, yeteneklerinin dağılımı, görsel ve işitsel algı seviyesi incelenip, belirlenerek tanı konulur. Tanı konulduktan sonra özel öğrenme güçlüğü tanısı almış çocukların okulda yaşayabileceği sorunları en aza indirebilmek ve uyumunu sağlayabilmek için çocuğa bireysel eğitim programı hazırlanmalı ve özel eğitim desteği sağlanmalıdır. Tanı alan çocukların öğrenmeleri değerlendirmelerden elde edilen sonuçlarla oluşturulan özel eğitim programlarıyla ve psikolojik destek ile uygulanan eğitsel terapiyle gerçekleşmektedir. Terapinin birinci ilkesi ise sorunla ilgili olarak öncelikle aileyi bilgilendirmek ve okulla işbirliği sağlamaktır.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ NASIL ANLAŞILIR?

Öğrenme güçlüğünün en belirgin özelliği akademik hayatı doğrudan etkilemesidir. Özel öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin bir uzmana başvurma sebebi genellikle okul başarısızlığıdır. Ancak her okul başarısızlığı yaşayan öğrenci öğrenme güçlüğü yaşıyor demek doğru olmaz. Bununla ilgili mutlaka ayırıcı tanının yapılması gerekmektedir. Bir öğrencinin okul başarısızlığının sebebinin öğrenme güçlüğü olup olmadığını anlamak için kullanılan ayırıcı tanı: zeka düzeyinin okul başarısı ile örtüşmemesi, gerekli sosyoekonomik koşullar sağlanmasına rağmen öğrenmenin gerçekleşmemesidir. Çocuğun gerekli zeka testinden geçtikten sonra mutlaka eğitsel bir test ile değerlendirilmesi gerekir.
Bir çocuğa öğrenme güçlüğü tanısı verilebilmesi için herhangi bir zihinsel geriliğinin olmamasının yanında görme ve işitme gibi bir engelinin olmaması gerekir. Bunun yanında davranışsal ve psikolojik olarak da bir bozukluğunun olmaması gerekir. Ancak Bu durumların bir arada görülme ihtimali de vardır. Bu durumda ayırıcı tanının doğru yapılması çok önemlidir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

Günümüzde hala tartışmalı bir alan olan özel öğrenme güçlüğü 19.yy’ın başlarında ortaya çıkmıştır. Ancak yaygın kullanımı 1963’e denk gelmektedir. 1963’te Samuel A. Kirk tarafından ortaya atılmıştır.
Öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin belirli bir engeli olmamasına rağmen öğrenme sürecinde ciddi olarak zorlandıkları tespit edilmiştir.
Bugün Türkiye’de özel eğitim alanında özel öğrenme güçlüğü ile ilgili çalışmalarda istenilen noktaya gelinememiştir. Öğrenme güçlüğü tespit edilmeyen çocukların bir kısmı normal eğitim kurumlarında fark edilmeden eğitimlerini sürdürmeye devam etmektedir. Bir süre sonra eğitimde başarısız olmaktadırlar ve eğitimlerini yarıda bırakmaktadırlar.
Bir kısmı ise zihinsel yetersizliği olan öğrencilerle aynı sınıfta bulunmakta dolayısıyla istenilen verim alınamamaktadır. Özel öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin başarılı olabilmesi için etkili öğretim yöntemlerinin kullanılması gerekir. Etkili öğretim yöntemi bulunduğunda çocukların bu yöntemlerle öğrendikleri ve yaşıtlarından geri kalmadıkları tespit edilmiştir.

OKUMAK NEDEN ÖNEMLİ?

Kitap okumak bireyin bilişsel, duygusal, motor gelişimini destekleyen dil gelişimi ve psikososyal gelişime doğrudan katkı sağlayan bir eylemdir. Kitap okumak çocukluk çağından itibaren kazanılan bir alışkanlıktır. Çocukların kitap okuması onların yaratıcı düşünme, problem çözme yetilerini geliştirir. Bunun yanında çocukların kişilik gelişimine olumlu katkı sağlar ve ruhsal ihtiyaçlarını karşılar. Okuma yapmayan çocuklar kendilerini ifade etmekte zorlanır, çevresindeki kişilerle zayıf iletişim kurar. Az kitap okuyan çocukların sözel bellekleri yaşıtlarının gerisinde kalır. Özellikle disleksi olan çocuklar okuma yapmaktan kaçınırlar. Disleksi ile ilgili bir uzmandan yardım alınmalıdır. Ancak bunun yanında çocuklara kitap okumayı sevdirmek için ebeveynlere bazı görevler düşmektedir.
-Ebeveyn evde kitaplık oluşturmalı ve çocuğa oyuncak, kıyafet ve yiyeceğin yanında kitap da alınmalıdır.
-Çocuğun ebeveynini mutlaka kitap okurken görmesi gerekir.
Bunun yanında okul öğretmenlerine büyük görev düşmektedir. Öğretmenlerin kitap okumanın öğrenim sürecinin bir parçası olduğunu vurgulaması, okuma alışkanlığı olmayan öğrencilerin eğitimlerinin yarım kalacağı çocuklara söylenmelidir.

DİSLEKSİDE ERKEN TANI VE MÜDAHALENİN ÖNEMİ

Yapılan araştırmalara göre erken tanı için risk gösteren semptomlar belirlenir. Risk grubunda yer alan çocuklar okul öncesi dönemde destekleyici programlar sayesinde gelecek yaşlarda tanılanacak semptomları büyük oranda azaltırlar. Erken müdahale programlarının içeği çocuğun gelişim düzeyine uyacak şekilde planlanmalı ve ince motor, dikkat, bilişsel yetiler ve sosyal becerileri kapsaması gerekir. Erken müdahale programı okuma-yazma becerilerinin geliştirilmesi ve yaşından beklenen akademik desteğin verilmesi şeklinde planlanır.
Erken müdahale çocukların yalnızca akademik olarak değil duygusal ve davranışsal olarak da kendilerini iyi hissetmelerini sağlar.Çünkü erken müdahale programı sayesinde çocuk yaşıtlarından geri kalmaz ve örselenme yaşamaz. Aldığı destek sayesinde zamanını da iyi yönetmeyi öğrenir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ OLAN ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN GENEL DAVRANIŞLAR

-Benzer kelimeleri birbirine karıştırırlar. Örneğin; “incir” yerine “zincir” veya “en” yerine “ne” diyebilirler.
-Bir harfi veya sayıyı ayna görüntüsü ile ters olarak yazarlar.
-Bazı kelimeleri yanlış heceler, hece atlar, heceleri tersten okur-yazarlar.
-Sesli okuma sırasında vurgulamaları inişli-çıkışlı olur ve noktalama işaretlerini okuma esnasında görmezler.
-Dil sorunları gözlemlenir.
-Sayfayı yanlış ve düzensiz kullanır, çizgiler arasında yazmada zorluk yaşarlar.
-Kelimeleri birbirine çok yakın veya çok yer kaplayacak şekilde aralıklı yazarlar.
-Yuvarlık ve düz çizgiden oluşan harfleri yazmada zorluk çekerler.
-Aşırı düzensizlik görülür.
-Geç ve yavaş yazı yazarlar.
-Dikkat dağınıklığı veya erken unutma gözlemlenir.
-Sembolleri, şekilleri ve işaretleri tersten algılar ve yazarlar. Örneğin; “+” sembolü yerine “x” kullanırlar.
-Özel öğrenme güçlüğü olan çocuklarda öz güven eksikliği görülür.
-Problem çözme becerilerinde yaşıtlarına göre gerilik gösterirler.
-Yazılı sınavlarda görülen başarısızlık oranı sözlü sınavlara göre daha yüksektir.
-Dislektik çocuklar zamanı kavrama, kullanma ve söylemede zorluk yaşarlar.
-Kurdukları cümlelerin sonunu getirmede zorluk çeker, genelde kısa cümle kurarlar.
-Aşırı hareketli ya da tam tersi çok durağan olabilirler.
-Birden fazla işlem gerektiren problemlerde sorun yaşarlar.
-Soyut kavramları algılamakta zorlanırlar.
-Analiz, organize ve sentez etmede güçlük yaşarlar.
-Uyum sorunu görülür.
-Görsel ve işitsel algıda yavaşlık gözlemlenir.
-Motor koordinasyonu sorunları yaşanır.

DİSLEKSİLİ ÇOCUĞUN EBEVEYNLERİNE DÜŞEN SORUMLULUKLARIN ÖNEMİ NEDİR?

Disleksi yaşayan çocuğun ebeveynine düşen görevler, diğer ebeveynlere nazaran daha fazla olabilmektedir. Bu durum dolayısıyla ebeveynler yorgun düşüp, zaman zaman bunalabilmektedirler. Böyle bir durumda çocuğun bunu hissetmesi, çocuğun kendisini suçlamasına yol açabilir. Kendini suçlama durumu ise çocuğun psikolojisini olumsuz etkileyecektir ve çocuğun psikolojisi, morali, motivasyonu bozuldukça semptomlarının derecesi artacaktır. Çocuğun semptomlarının derecesi arttıkça da aileye düşen görevler ve sorumluluklar artacaktır.
Dolayısı ile birbirini besleyen bu iki durumun oluşmaması için ebeveynlerin kendilerini keyifli ve dinç tutmaları oldukça önemlidir. Bunu sağlamak için ebeveynler kendi istek ve arzularını göz ardı etmemeli ve kendilerine zaman ayırmalıdırlar.

OKUMA GÜÇLÜĞÜ (DİSLEKSİ)

Boder üç tip okuma bozukluğu saptamıştır. Buna göre disfonetik okuma bozukluğu (harf-ses ilişkisi bozulur), diseidetik okuma bozukluğu (kelimeleri bir bütün halinde okuyamaz) ve bu bozuklukların harmanlandığı üçüncü tip okuma bozukluğu vardır. Disfonetik tipe aynı zamanda işitsel disleksi de denilebilir. Görsel işitsel bağlantı olmadığında görsel harf bir ses ortaya çıkarmaz ve grafem-fonem ilişkisi bozulur. Gelişimsel konuşma bozukluğu olan çocuklarda bu tip bir disleksi ortaya çıkabilir. Bunun diğer bir ismi dilsel disleksidir. Diseiditik tip ise görsel disleksi olarak bilinir. Disfonetik tipe göre görülme olasılığı daha seyrektir. Disleksili çocuklarda motor bozuklara çok rastlarız. Sol elde belirgin bir bozukluk ve sağ elde yavaşlık gözlenir. Yaş arttıkça ve motor performans görsel olarak desteklendikçe disleksisi olanların motor işlerde gösterdikleri performansta artış gözlenmiştir. Disleksisi olanların perspektif algıları zayıftır, saat resmi çizerken daha büyük sorunlar çıkabilirler. Aşağı-yukarı ve sağ-sol ayrımını yapmakta zorlanırlar. Disleksisi olan çocukların yüzde 50 ila 80inde gelişimsel konuşmak bozuklukları görülmüştür. Geç konuşma, yavaş konuşma ve tam bir ifade becerisi kazanamama, beceriksizlik ve ince motor hareketlerde bozukluklar ve el baskınlığının belirlenmesinde zorluk durumları görülür. Dizi bellekte gecikme (ayları, günleri, alfabeyi ve haftanın günlerini sayma gibi) ve görsel bellekte sıralama sorunları yaşarlar. Disleksinin belli bir tedavisi yoktur. Yüksek zeka, sorunların erken fark edilmesi, olumlu kişilik yapısı, yoğunlaştırılmış eğitim ve öğretim, çevrenin teşvik edici olması önemli unsurlardır. Evde birden fazla dilin kullanımı dezavantajlı bir durum sayilabilir. Sık okul değiştirme de olumsuz bir etki yapar. Yaşın artmasıyla birlikte okuma sorunları düzelmeye başlar ancak daima akranlarının gerisinde kalırlar. Okumayı anlama ise daha değişken bir şeķilde gelişir. Akademik açıdan pek çoğu başarısızdır ama 8. sınıfa doğru okuduğunu anlama becerisi oldukça gelişir. Sözlü anlatım ve sözlü sınavlarda daha başarılı olurlar. İkinci bir dil öğrenmede sorun yaşayabilirler. Bütün bu zorluklara karşı zekası yüksek bir disleksili, bazı derslerde örneğin bilgisayar, grafik sanat ve sayıya dayalı alanlarda başarılı olabilir.
Kaynak: Salman, U. , Özdemir, S. , Salman, A. , Özdemir, F. ( 2016). Özel Öğrenme Güçlüğü “Disleksi” . FNG&Bilim Tıp Dergisi. 2(2). 170-176.

ÖZEL EĞİTİM VE ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ

Her çocuğun birbirinden farklı gereksinimleri ve özellikleri bulunmaktadır. Bunların bazıları örgün öğretimde gayet başarılı karşılanırken bazı çocukların gereksinmeleri bu ortamda karşılanamamaktadır. Bu çocukların öğrenme yolları ve yöntemleri farklı olduğundan dolayı bu çocuklar için özel düzenlemelerin yapılması ve kendilerine özel bir eğitim metodunun kullanılması, öğrenme seviyelerini yükseltirken öğrenmenin süresini de kısaltacaktır.
Bu açıdan bakıldığında özel eğitimi öğrenme yöntemi farklı olan çocuklara özel olarak hazırlanan ve bu çocukların kendi kapasitelerinin en üst düzeyine ulaşmasını sağlamak üzere hazırlanan eğitim süreci olarak tanımlayabiliriz.
Disleksi gibi özel öğrenme güçlüklerinde özel eğitim yöntemlerinin kullanılması bu sebeple oldukça önemlidir. Çocuğun kendi gerçek performansını gösterebilmesi çoçuğun kendine bakış açısını olumlu yönde değiştirecektir.

ÇOCUĞUN DİSLEKSİ OLUP OLMADIĞI NASIL ANLAŞILIR?

Öncelikle çocuğun disleksi olup olmadığına mutlaka bir uzman karar vermelidir. Çünkü disleksi belirtileri gibi görünen semptomlar aynı zamanda başka bir bozukluğa da işaret edebilir. Çocuğun edindiği bilgileri kısa sürede unutması hem dikkat eksikliğinin hem de disleksinin belirtisidir. O yüzden mutlaka bir uzmana başvurulmalı ve gereken gözlemler detaylı yapılmalıdır. Size şüpheye götüren durumlar ise şöyle sıralanabilir:
-Okuma yazma öğrenmede zorlanma
-Hatalı okuma
-Hızlı öğrenme çabuk konuşma
-Konuşurken şey, yani gibi ifadeleri sıklıkla kullanma ve kendini ifade etmekte zorlanma
-Atasözleri ve deyimleri öğrenememe
-Soruları anlamakta zorlanma veya okuduğunu anlamama
-Yönerge takibinde zorlanma
-Sağ-sol, dün-öbür gün, ileri-geri, ön- gibi zıt kavramları birbirine karıştırma
-Alfabeyi öğrenmede güçlük

DİSLEKSİNİN FARKINDA MIYDINIZ?

Disleksi, genellikle ilkokul yıllarında ortaya çıkan kişilerin okuma, yazma ve okuduğunu anlama becerisi başta olmak üzere akademik hayatını doğrudan etkileyen bir güçlüktür. Disleksi nörolojik temelli bir güçlük olup nedeni henüz bilinmemektedir. Yapılan birçok araştırma disleksi olan bireylerin fonolojik yetilerinin diğer bireylere göre daha düşük olduğunu göstermektedir. Bu yüzden disleksi olan bireyler okuduklarını anlamakta güçlük yaşarlar. Çocuğun okuduğunu anlamlandırması için beyindeki fonolojik işlemleri yerine getiren bölgenin aktif olması gerekir. Bununla ilgili çalışmalar günümüzde hala devam etmektedir. Ancak disleksi tipik bir beyin hasarı değildir. Disleksi bilginin beyin fonksiyonları tarafından işlenmesi ile ilgili bir mekanızmadır. Biyolojiktir yani genetik olarak aktarılır. Cinsiyetler arası farklılıklara bakıldığında ise erkeklerde kızlara oranla daha fazla görülür.

DİSGRAFİ (YAZMA GÜÇLÜĞÜ)

Özellikle ilkokul yıllarında fark edilen bir güçlüktür. Okunaksız el yazısı belirtilerin başında gelmekle beraber disgrafi olan çocuklar aşağıdaki belirtileri göstermektedir:

– Sayıları ve harfleri ters yazma
– Yazı yazarken bazı sesleri yazmama ( “portakal” yerine “portkl” gibi )
– Kelimenin ortasında bazı harfleri büyük harfle yazma ( “aRaba” gibi )
– Yazım ve noktalamaya dikkat etmeden yasma
– Kelimelerin arasında boşluk bırakmadan yazma ( “Bugünhavaçok güzel” gibi )

Çocuğunuzda bu belirtileri görüyorsanız mutlaka bir uzmana başvurunuz. Çocuğunuz akademik olarak başarılı olabilir, ancak yazma ile ilgili bir güçlük yaşıyor olabilir. Bu güçlük bir uzman tarafından değerlendirildikten sonra çocuğun güçlüğü yaşadığı boyutu dikkate alarak çoçuğa eğitim seansları düzenlenmelidir. Bu eğitim seansları alanında uzman bir özel eğitimci ve psikolog uygulayabilir.

DİSLEKSİ (OKUMA GÜÇLÜĞÜ) İLE KARŞI KARŞIYA OLAN ÇOCUKLAR

Disleksi olan çocuklar hatalı okuma yapma, heceleyerek okuma yapmanın yanında okuduklarını anlamakta da zorluk çekerler. Bu zorlukla karşı karşıya olan öğrencilerin işitsel uyarana ihtiyacı vardır. Sessiz okuma yaptıklarında okuduklarını anlamazlar. Bu yüzden çocuklar okuma destekleri aldıklarında mutlaka sesli okuma çalışması yaparak çalışmalılardır. Evde okuma yaparken de alçak sesle kendi kendilerine okuma yapmalılardır. Bu sayede kendi seslerini duyup işitsel uyarana mağruz kalmış olurlar ve böylece okuduklarını anlarlar. Okunan metnin zorluğu da çocuğun okuma okuduğunu anlama sürecini etkileyen diğer bir unsurdur. Okulda her öğrencinin aynı zorluktaki metni okuyor olması disleksi olan çocukları zorlamaktadır. Böyle durumlarda çocuğun yeni karşılaştığı ve anlamakta zorlandığı kelimeleri anlamlandırması için gerekli çalışmalar mutlaka yapılmalıdır.
Çocuğun hatalı okumalarını en aza indirmek ve okuduğunu anlama kalitesini arttırmak için okuma yaparken parmak veya kağıt kullanmaya teşvik edilmelidir. Metni okumaya başlamadan önce çocuğa metin ile ilgili görseller gösterilebilir. Böylece çocuğun okuduğu metni kafasında canlandırması kolaylaşır. Bunun yanında çocuğun sözel belleğini desteklemek amacı ile çeşitli kelime oyunları oynayarak çocuk motive edilip ardından okuma yapılabilir.

DİSLEKSİ TEDAVİSİ VE ÇOCUK

Disleksili çocukların normal sınıflarında okuma yazma süreçleri gecikebilir. Bu tür çocukların okuma yazmayı öğrenmek için okumak, hecelemek ve durumla ilgili teknik geliştirmek için özel bir eğitimci veya bir psikolog tarafından eğitilmesi gerekir. Tedaviye başlamadan önce çocuğun öyküsü detaylı olarak alınmalıdır. Öğretmenden detaylı gözlem yapması istenilmelidir. Sonrasında çocuğun disleksiyi yaşama şiddeti ölçülmelidir.
Eş zamanlı bir bozukluk var mı yok mu mutlaka bakılmalı, tedavi sürecine öyle başlanmalıdır. Sürecin bir iki seanslık bir süre olmadığı bilinmelidir. Tedavi sürecini çocuğun disleksiyi yaşama şiddeti ve bu güçlüğün ne zaman teşhis edildiği belirler.

Tedavi Sürecinde Neler Çalışılmalı?
Bunu çocuğun özel öğrenme güçlüğünün hangi alanında semptom gösterdiği belirler. Bazı çocuklar ile sadece okuma, bazıları ile sadece yazma, bazıları ile sadece aritmatiksel beceriler çalışılır. Bazılarında ise bu üç beceride çalışılır.

ÇOCUĞUNUZ ÖĞRENDİĞİ BİLGİLERİ HEMEN UNUTUYOR MU?

Özellikle ilk ve ortaokul yıllarında öğrencilerin akademik yaşamlarını etkileyen sorunların başında bilgileri çabuk unutmaları gelir. Bunun birçok sebebi olabilir. Yetersiz beslenme, stres, kaygı, dikkat eksikliği, disleksi vb. Bu sorun çocuğun hayatını uzun yıllar etkiliyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Tüm semptomlara bakılmalıdır. Ancak güçlükle karşı karşıya olan bireylerin disleksi olma ihtimali yüksektir. (Buna eşlik eden başka belirtilerinde olması gerekir ve çocuğun mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi şarttır.) Disleksili bireyler öğrendikleri bilgileri uzun süreli hafızaya atmakta zorlanırlar. Bolca tekrar yapmaları gerekir. Ayrıca bireyin ne tür bilgileri kolay unuttuğunu tespit etmek de önemli. Bazı bireyler sözel bilgilere kolayca unutur bazıları aritmetik, sıralı bazıları görsel bilgileri unutur. Bunun tespiti doğru yapıldıktan sonra çocuğa uygun eğitim seansları yapılmalıdır.

DİSLEKSİ İLE YAŞAMAK

AİLELERE ÖNERİLER
*Çocuğunuzun gelişimini yakından takip edin, farklılıklar gözlemlediğinizde uzmanlara danışın.
*İstenmeyen davranışlardan kaçınmak için çocuğunuza destekleyici bir çevre sağlayın.
*Başarı duygusunu tatmasını sağlamak ve iyi olduğu alanları artırmak için çocuğunuzu onun özelliklerine uygun sportif ve sanatsal aktivitelere yönlendirin.
*Çocuklarınıza yaşadıkları problemin doğasını anlatın, güçlü ve zayıf yanlarını gösterin ve mücadele teknikleri konusunda ona yardımcı olun.
*Aşamalı olarak bağımsızlığını cesaretlendirin ama çocuk hazır olmadan desteğin ortadan kalkmayacağını çocuğunuza hissettirin.
*Önemli ölçüde güç olan alanlardaki soruları anlaşılır yapmak, açıklamak ve görsel bilgiye çevirmek için dili kullanın
*Anlayamadığı noktaları olabildiğince somutlaştırarak anlatmaya çalışın.
*Çocuğunuzun öğretmeniyle iletişiminizi güçlü tutun.
*Çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslayarak değil, kendi gelişim süreci içinde değerlendirin.
 

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ NEDİR?

Öğrenme süreci bilginin kazanılması olarak adlandırılır. Öğrenme güçlüğü olan bireyler bilginin kazanılmasında güçlük yaşarlar. Bu süreç kişinin tüm hayatını etkilese de özellikle okul yaşamını etkilemektedir. Okuma, yazma ve matematik gibi alanları etkiler. Bu yüzden de bu durum genellikle okula başlanılan ilk yıllarda ortaya çıkar. Genellikle ters yazma, sayıları birbirine karıştırma gibi belirtilerle ortaya çıkmaktadır. Bu güçlük çocuğun okul başarısızlığına, başarısızlık da çocukların psikolojik olarak olumsuz etkilenmelerine ve aile içi çatışmalar yaşamasına sebep olur. Öğrenme güçlüğü olan çocuklar hem zor öğrenirler hem de öğrendikleri bilgileri sınavlara yansıtmakta zorlanırlar. Öğrenme güçlüğü yetersiz eğitim, duygusal veya duyusal rahatsızlık, zeka geriliği gibi terimler ile açıklanamaz. Bu güçlük çok yaygın bilinmediği için bu güçlüğü yaşayan çocuklar tembel, başarısız veya dikkatsiz olarak adlandırılır.
Öğrenme güçlüğü kendi içerisinde gruplara ayrıldığı için mutlaka tek tek değerlendirilmelidir. Disleksi (okuma bozukluğu), disgrafi (yazma bozukluğu), diskalkuli (matematiksel yetileri öğrenmekte güçlük) öğrenme güçlüğünün türleridir. Okuma güçlüğü olan çocuklar okumayı öğrenmeye geçme aşamasında zorlanırlar, uzun metinleri okumaktan kaçınırlar, okuma yaparken dikkatleri kolayca dağılabilir. Yazma güçlüğü olan çocuklar yazarken ses atlarlar, dağınık ve düzensiz yazarlar. Matematiksel öğrenme güçlüğü olan çocuklar ise sembolleri birbirine karıştırırlar, çarpım tablosunu öğrenmekte güçlük yaşarlar.
Özetle öğrenme güçlüğü bireyin dikkatini, algılama ve yorumlama yetilerini etkiler.

ÇOCUĞUNUZ MATEMATİK ÖĞRENİRKEN ZORLANIYOR MU?

Çocuğunuz matematiksel işlemler yaparken zorlanıyorsa ve aşağıdaki belirtiler var ise mutlaka bir uzmana başvurun:
-Toplama ve çıkarma işlemlerini birbiri ile karıştırma
-İşlem yaparken ters yönden (soldan) başlama
-Eldeyi unutma
-Çarpım tablosunu öğrenmede güçlük
-Ritmik saymada güçlük

DİSLEKSİ İLE ÇALIŞMAK

Disleksili birey ile çalışırken çocuğa uygun yönerge yöntemleri, uygun gruplama yöntemleri kullanılmalıdır.
-Bütün duyulara hitap eden anlatım yöntemleri kullanılmalıdır.
-Eğer çocuk anlattığınız yöntemden anlamadıysa değişik yollar denenerek anlatılmalıdır.
-Anlatılan bilgiler mutlaka görsel olarak desteklenmelidir.
-Gruplama yöntemi kullanılmalıdır.
-Kinestetik öğrenme yöntemlerine uygun yöntemler kullanılmalıdır.
Bütün bu yöntemlerin yanında disleksili bireylerle çalışırken mutlaka onlarla bağ kurulmalıdır. Terapatik bağ oldukça önemlidir. Çocuk duygusal olarak da orada olmak zorundadır.

DİSLEKSİNİN TEDAVİSİ MÜMKÜN MÜDÜR?

Evet, disleksinin tedavisi mümkündür. Disleksi tanısı konmuş olan çocuğun gelişimsel özellikleri, ilgi ve isteklerini belirleyerek bireyselleştirilmiş bir eğitim programı uygulanır. Bu bireyselleştirilmiş eğitim programında çocuğun eksik ve geliştirmesi gereken alanlar tespit edilerek bu alanlar ilgili eğitimler verilir. Bilgilerin uzun süreli belleğe atması için çocuğun bilgileri hem sürekli tekrar ettirilmeli ve bilgiler kodlama metoduyla anlamasına yardımcı olunmalıdır. Ve bu eğitim esnasında materyallerle bilgilerin somutlaştırılması öğrenmeyi kolaylaştıracaktır. Bu süreçte çocukların için en önemli şeylerden biri ailenin desteğidir. Aile sabırlı, anlayışlı ve hoşgörülü olarak bu tedavi sürecini kolaylaştırıcı bir rol oynamalıdır.

DİSLEKSİLİ BİREYLERİN ZAYIF VE GÜÇLÜ YÖNLERİ

Dislektik bireylerde görülen okuma güçlükleri, disleksi türlerine ve yaşa göre değişmekle birlikte genel olarak dislektik bireylerde görülen davranışlar şu şekildedir:

Yönleri karıştırma,

Saat, hafta, gün ve mevsimleri öğrenirken ve kullanırken yaşanan zorluk,

Uzunluk ve büyüklük kavramlarını karıştırma,

Rakamları okuma ve yazmada zorluk,

• “b” ve “d” ve “p” harflerini birbiriyle karıştırma,

• “E” harfi ve “3” sayısını birbiriyle karıştırma,

Cümleye büyük harfle başlamayı unutma,

Akranlarına göre okumayı geç sökme,

Harf atlayarak yazma

Ayna hâli yazı yazma,

Tutuk konuşma,

Okunaksız yazma,

Yavaş okuma,

Yazarken noktalama hataları yapma,

İsteksiz okula gitme,

Verilen talimatları yerine getirmede zorluk çekme,

Kelimeleri harflere veya hecelere ayırmada zorluk,

Kendi ismini yazmayı öğrenememe,

Harfler ve kelimeler arasında ilişki kuramama,

Okumaktan nefret etme görülebilir.

Yukarıda verilen sorunlarına sahip olmalarına karşın dislektiklerin bazı güçlü yönleri de

bulunmaktadır. Bu yönler şöyle sıralanabilir:

Olaylara farklı bir yönle bakabilirler.

Empati güçleri çok yüksektir.

Ek süre verildiğinde okumada gözle görülür bir gelişme gerçekleştirebilirler.

İleri görüşlü insanlardır.

Pek çok kişinin aksine büyük resmi görebilirler.

En az normal düzeyde bir zekâya sahiptirler.

Hayal güçleri oldukça geniştir.

Yaratıcıdırlar.

Dislektikler farklı davranış ve problem türlerine sahip karışık bir gruptur. Bu nedenle

yukarıda belirtilen bu davranışların tamamı bir bireyde bulunabileceği gibi, bir kısmı da

görülebilir. Okuma ya da diğer akademik alanlarda sorun yaşamalarına rağmen pek çok

insana göre olumlu yönleri de vardır. Bu nedenle dislektiklerde görülen sorunların bir

hediye olduğu düşüncesini savunanlar da vardır. Bu görüş, dislektiklerin bu

yetersizliklere rağmen başarılı olmadıklarını, aksine bu farklılıklardan dolayı başarılı

olduklarını savunmaktadır.

Kaynakça

*Altuntaş, F. (2010). Sınıf Öğretmenlerinin Disleksiye İlişkin Bilgileri ve Dislektik Öğrencilere Yönelik Çalışmaları. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İlköğretim Anabilim Dalı. YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanından elde edildi.

DİSLEKSİ BİREYİN TÜM HAYATINI ETKİLİYOR

Disleksisi olan çocuklar eğitim hayatlarının başından itibaren “Aslında çok zeki ama…” ile başlayan cümleyi çok duyarlar. Aileler ve eğitimciler için kafa karıştırıcı olan ise çok daha zor şeyleri yapabilirken bir satır önce okuduğu kelimeyi bir sonraki satırda yanlış okumasıdır. Bu durum bazen çocuğun “yaramazlığına” ya da “dikkatsizliğine” bağlanır. Aslında sorun bu tespitlerden çok daha ciddi olabilir.
Disleksi nörolojik temelleri olan bir sorundur. Ancak tanı koymak her zaman çok kolay değildir. Bunun bir nedeni bu sorunu yaşayan her çocuğun farklı özelliklere sahip olmasıdır. Tanının konabilmesi için bazı kriterler var: bireyin normal veya normal üstü zekâya sahip olması, okuma alanında yaşadığı sorunların yetersiz eğitim koşulları ve çevresel faktörlerden kaynaklanmıyor olması ve nörolojik bir hastalığın sonucunda ortaya çıkmış olmaması bu kriterlerin en önemlileridir.
Disleksi yalnızca çocuğun okuma-yazma alanını etkileyen bir sorun olarak kalmıyor. Okuma-yazmada zorlanan çocuk, okulda genel anlamda daha da zorlanmaya başlıyor. Arkadaşları için kolay olan okuma ve yazma onlar için büyük bir kâbusa dönüşüyor. Çünkü diğer kişilere göre çok daha fazla çaba harcamak zorunda kalıyorlar ve kendilerini doğal olarak kötü hissediyorlar. Bunun yanı sıra eksik, yanlış okumaları bir süre sonra arkadaşları tarafından alay konusu olmalarına neden olabiliyor.
Bu nedenle disleksi ile ilgili yürütülecek tedavi sürecinin psikolojik yönü oldukça kıymetli. Öğrenmeyi ve okul başarısını etkileyen bu sorun daha büyük çerçeveden bakıldığında çocuğun özgüvenini ve benlik algısını da etkiliyor. Zekâ ile ilgili bir sorunları olmamasına rağmen disleksisi olan çocuklar çoğunlukla kendilerini “aptal” olarak nitelendiriyorlar. Hatta zaman zaman bunun gibi uygun olmayan yargıları çevrelerinde de duyabiliyorlar. Bu durum var olan öğrenme problemini güçlendirebiliyor ve çıkmaza sokabiliyor. Sonuç olarak hem çocuk hem de aile çok üzülebiliyor.
Zamanında ve doğru müdahale bu yüzden çok önemli. Disleksi zekâdan bağımsız bir sorun ama zekânın doğru ve etkili şekilde kullanılması önünde engel oluşturuyor.
 

DİSLEKSİ İÇİN EBEVEYNLER EVDE NELER YAPABİLİRLER?

Disleksili çocuğuna yardımcı olmak için ebeveynler her çocuğun farklı olduğunu ve her yöntemin her çocuk için uygun olmayabileceğini göz önünde bulundurmalı ve çocuğa en uygun olanı bulmalıdır. Bunun için;

* Çocuğun yaşına ve gelişim dönemine uygun metinler seçerek evde birlikte okuma yapmak,

*Çocuğu yakından izlemek ve davranışları ile ilgili not almak,

*Çocuğun çabasını taktir etmek ve herkesin hata yapabileceğini vurgulamak,

*Çocukla empati kurmak ve nasıl hissettiğini anlamaya çalışmak,

gibi yaklaşımlardan yararlanılabilir.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ YAŞAYAN BİREYLER GÜNLÜK HAYATTA HANGİ SORUNLAR İLE KARŞILAŞIRLAR?

İnce ve kaba motor becerilerinde gecikmelerle karşılaşılabilir ve bunun sonucu sakarlık ortaya çıkar. Çizim becerilerinde sorun görülür, yapboz lego gibi oyuncaklarla oynamada güçlük yaşarlar. Merdiven inip çıkmak, zıplamak, bisiklet sürmek gibi kaba motor becerilerinde gecikmeler sıkça görülür. Bu çocuklar kazaya yatkın davranışlarda bulunabilirler. Düğme ilikleme ve yardımsız giyinme konusunda sorun yaşarlar. Öz bakımına yardımcı olacak ve öğretecek bir yetişkine ihtiyaç duyabilirler.
Öğrenme güçlükleri olan çocukların çoğunlukla davranışsal problemler de gösterdiği araştırmacıların üzerinde anlaştıkları bir konudur. Okul öncesi dönemde bu çocukların anneden ayrılma ile ilgili problemler yaşadıkları görülür. Ayrıca öğrenme güçlüğü olan çocukların toplum içerisinde asosyal davranışlar geliştirebilecekleri ve benlik saygılarının düşük olduğu saptanmıştır.

DİSLEKSİ İLE BAŞA ÇIKMAK İÇİN ÖNERİLER

Öğrenme güçlüğü olan bireylerin bu güçlüğü tek başına aşmaları mümkün değildir. Bu konu ile ilgili mutlaka bir uzman ile görüşmeleri gerekmektedir. Uzmanın kişiye öğrettiği bir takım kodlamalar olacaktır. Uzman kişi bu kodlamaların yanında kişilerle bellek çalışması yapacaktır ve bu sayede kişi bilgileri kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe nasıl taşıyacağını öğrenir. Bunlara ek olarak, Disleksi olan bireyler ile çalışırken şunlara dikkat etmek gerekmektedir:

-Çalışmalar esnasında renkli görseller ve renkli kağıtlar kullanılmalıdır.-

-Çalışma ortamları düzenli olmalıdır.

-Okuma hızını arttırma çalışmalarını evde desteklemek için kişilere verilen metinler birkaç kez okutulmalıdır. Böylece kişinin öz güveni yükselmiş olur.

 

 

 

Matematiksel Becerileri Öğrenmekte Güçlük Çeken Çocukların Ortak Özellikleri Nelerdir?

Bu zorluğu yaşayan çocuklar diskalkuli ile baş başa demektir. Diskalkuli yaşayan bireylerin ortak özellikleri ise şu şekilde sıralanabilir;

– Toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemlerini yapmakta zorlanırlar.

– İşlemlere ters yönden başlarlar.

– Ritmik sayma yaparken zorlanırlar.

– Çarpım tablosunu öğrenmekte güçlük çekerler.

– Eldeli toplama işlemi yaparken eldeleri unuturlar.

– Onluk bozarak çıkarma yapmakta zorlanırlar.

– Öğrendikleri bilgileri çabuk unuturlar.

DİSLEKSİ’DE EN ETKİLİ TEDAVİ YÖNTEMİ NEDİR?

Günümüzde disleksi tedavisinde kullanılan birçok yöntem vardır. Bunlardan en bilinenleri müzik ile terapi, ‘nörofeedback’ gibi yöntemler olup bilimsel temelli değillerdir. Günümüzde disleksi için kullanılan ve etkili sonuç alınan tek yöntem bireysel eğitim desteğidir. Kişi bu destek sayesinde yaşıtları ile arasındaki farkı kapatmış olur.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ YAŞAYAN BİREYLER BAŞARILI OLABİLİR Mİ?

Evet, birçok disleksili bireyin gereken desteği (eğitimsel ve psikolojik) aldıktan sonra bu güçlükle baş edebildiği ve birçok başarıya imza attığı tespit edilmiştir. Disleksi olup büyük başarılar ortaya koyan Albert Einstein buna en güzel örnektir. Aileler unutmamalıdır ki disleksi çocuğun gelişimini etkileyen fiziksel ve psikolojik bozukluk değildir. Önemli olan bu güçlüğün farkına varmak ve gereken desteği almaktır. Ne kadar erken fark edilirse o kadar iyi olur. Ancak geç fark edildiğinde de gereken tedavi uygulanabilir. Bireyde bu güçlük tespit edildikten sonra haftalık belirli aralıklarla seans yapılır. Kişi bu seanslardan sonra yaşıtlarıyla aynı seviyeye geldiğinde seanslar sonlandırılır ve birey belirli aralıklarla kontrol edilir. Bireyin başarıyı yakalaması için seanslar boyunca ona öğretilen bir takım stratejileri kullanması ve bol bol tekrar yapması gerekir

ÇOCUĞUNUZUN OKUMASINDA NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ?

Çocuğunuzun okurken okuma hızının düşük ya da yüksek olması, okuduğunu anlamada sorun yaşaması, kelimeleri yanlış telaffuz etmesi ya da hecelerin yerlerini değiştirerek okuması, okuduğu metinleri veya soruları anlamakta güçlük çekiyorsa çocuğunuz öğrenme güçlüğü yaşıyor olabilir. Öğrenme güçlüğünün türleri ve Eğer çocuğunuzda bu durumlardan birini ya da birden fazlasını gözlemliyorsanız bir uzmana başvurunuz.

Disleksinin Çocuk Üzerindeki Etkisi

Dislektik çocuklar odaklanmada zorluk çekerler, kelimeleri hafızalarında tutamazlar, ritm uyumsuzluğu yaşarlar, dikkat güçlüğü yaşarlar, el yazıları düzgün değildir, yavaş hareket ederler, gruplandırma ve sıralamada zorluk çekerler, hecelerin seslerini karıştırırlar, okurken kelime atlarlar ve kelimeleri karıştırırlar. Bu çocuklar toplumda en sık eleştirilen, suçlanan ve yargılanan çocuk konumuna gelebilir. Okul başarısızlığı nedeniyle tembel; dağınıklığı, sağ ve solunu ayıramaması, bazı harfleri karıştırması nedeniyle dikkatsiz, daha sık düşmesi ve eşyaları devirmesi nedeniyle sakar şeklinde birçok yargıya maruz kalır. Böyle bir durumda öğretmen ve aile çocuğa yüklenirken, çocuğun kendisi de aslında ne olduğunu anlamamaktadır. Çocuğun elinden gelen çabayı göstermesine rağmen başarılı olamaması öz güvenini azaltabilir ve kendi içine kapanmasına neden olabilir.
Öğrenme bozukluğu olan ve psikolojik destek almayan çocuklar ‘Hiçbir şeyi doğru yapamıyorum’, ‘Ben yeterince iyi değilim’, ‘Ben sakarım’, ‘Ben geri zekalıyım’, ‘Kimse beni sevmiyor’ gibi düşünüp hissedebilirler. Öğrenme bozukluğu nedeniyle hayatın ona sunduğu deneyimler, onun kendine ilişkin olumsuz düşünceler geliştirmesine sebep olur. Çünkü, ailesi ya da öğretmeni çoğunlukla olumsuz yönleriyle ilgilenir; olumlu yönleriyle ilgilenen pek olmadığından kendini sevmemesine ve kabul etmemesine yol açan duygu ve düşüncelere sahip olur. Kendi dünyasını hep yanlışlardan (yanlış yazan, yanlış okuyan, yanlış hesaplayan) oluşan bir dünya olarak algılar ve sonuçta kendini ‘yanlış’ bulur hale gelir. ‘Benim neyim var?’ sorusunu çok sık sorar. Bu noktada özellikle anne baba ve öğretmenin çocukla etkili bir iletişim içinde olması çok önemlidir. Duyulmaya ve anlaşılmaya çok gereksinimi vardır. Gerçekte zeki olduğunu, ama öğrenmek için diğerlerine göre daha çok zaman harcaması gerektiğini ve yavaş da olsa bir gün mutlaka yapacağını bilmeye çok gereksinimi vardır. Benlik algısının güçlenmesi için kendiyle ilgili olumlu mesajlara da çok
gereksinim duyar. Çoğunlukla diğerlerinin beklentilerini karşılayamadığı için kızgındır. Kendine kızgındır. Geç olgunlaştığı için bağımsız bir birey olmak adına kazanacağı becerileri daha geç kazanır. Toplu taşıma araçlarını kullanmak, para hesabı yapmak, basit yemekler pişirmek, saati anlamak, masa hazırlamak, yatak toplamak, telefon kullanmak gibi işleri kendi başına başarmayı öğrenmek ona iyi gelir. Çünkü, bağımsızlığa geçişte bu becerileri kazanmış olmak oldukça önemlidir.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUĞUMA NASIL YARDIM EDEBİLİRİM?

Unutulmamalıdır ki bu tür durumlarda mutlaka bir uzman ile çalışılmalıdır. Uzmanın yaptığı yönlendirmeler doğrultusunda hareket edilmelidir. Uzman desteğinin yanında ailelerin evde yapabilecekleri şunlardır:
-Çocukların çalışma ortamlarını düzenli tutmak,
-Çocukların bir plan doğrultusunda hareket etmesini sağlamak amacı ile program oluşturmak,
-Çocuklara hatırlamalarını kolaylaştıracak ipuçları, kafiyeler ve hatırlatma kartları hazırlamak,
-Verilen talimatları basitleştirmek.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ NEDİR?

Öğrenme güçlüğü görme, duyma yetilerini içeren, ruhsal ve sinirsel bozukluklar kapsamında yer alan, dili bilmemekten kaynaklanan bir güçlük değildir. Öğrenme güçlükleri, en yaygın adı ile disleksi eğitimsel yetersizlik ile açıklanamaz. Disleksi DSM’de nörogelişimsel bozukluklar kapsamında yer alır.
Bireye disleksi tanısının verilebilmesi için detaylı olarak eğitimsel, ailesel, sağlıksal ve ruhsal öykünün alınması gerekir.
Bireye disleksi değerlendirmesi yapılırken 3 alt başlık göz önüne alınmalıdır: okuma güçlüğü, yazma güçlüğü, matematiksel yetilerdeki güçlükler. Ancak bu da yeterli değildir. Okuma bozuklukları da kendi içinde mutlaka değerlendirilmelidir. Örneğin; okuma ile ilgili güçlükler; okuma hızı ile ilgili güçlük; okuduğunu anlama ile ilgili güçlük, yanlış telaffuz ile ilgili güçlük şeklinde değerlendirilirken, matematiksel bozukluklar ise doğru ve akıcı hesaplama ile ilgili güçlük, matematiksel alt beceriler ile ilgili güçlük şeklinde değerlendirilir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ YAŞAYAN ÇOCUKLARIN KARŞILAŞTIKLARI ZORLUKLAR NELERDİR?

Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar sıklıkla dili kullanma ve anlama alanlarında zorluklar yaşarlar. Bu çocukların okuma-yazma öğrenme sırasında çeşitli zorluklar yaşamaları oldukça olasıdır.
Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların genel olarak yazarken planlama yapmadıkları ya da çok az yaptıkları görülmektedir. Ayrıca yazarken bir çok yazım, noktalama, büyük harf kullanımı hataları yaptıkları ve okunaksız yazmaktadırlar. Yazdıkları sözcüklerin basit ve sıradan olduğu, yazılanların çok az düşünce içerdiği görülmektedir.
Bu çocuklar yazdıklarını değerlendirmek için kullanmaları gereken ölçütleri belirlemek konusunda da güçlükler yaşarlar. Yazdıklarını zaman zaman dil bilgisi bakımından kontrol edebilseler de içeriği kontrol etmekte zorlanmaktadırlar. Çocuğunuz yazarken bu sorunları ya da bunlara benzer sorunları yaşıyorsa mutlaka bir uzmana başvurunuz ve yardım alınız.

DİSLEKSİ NEDİR?, NE DEĞİLDİR!

-Disleksi işitme ve görme kaynaklı bir güçlük değildir.
-Disleksi travmaya bağlı oluşan bir durum değildir. Genetiktir, nörogelişimsel bozukluklar kapsamındadır.
-Disleksi bir zeka geriliği değildir.
-Disleksi bireylerin üstün özellikleri olmasını sağlayan bir durum değildir. Yalnızca bazı disleksili bireyler üstün zekalı olurlar.
-Disleksi kendi kendine ortadan kaybolan bir durum değildir. Gereken tedavi uygulanmazsa ömür boyu semptomları bireyde devam eder.
-Disleksi ilaç ile tedavisi olan bir durum değildir. Özel eğitim yöntemleri ile tedavi edilen bir durumdur.
-Disleksi gelişimsel bir gerilik değildir.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLARIN OKUMA HIZI İLE İLGİLİ BAZI BULGULAR

Yapılan araştırmalara göre okuma hızı ile okuduğunu anlama oranı arasında pozitif bir ilişki vardır (Marston, 1989; Allinder, Fuchs, 1998). Ancak okuma hızının mı okuduğunu anlamayı yoksa okuduğunu anlamanın mı okuma hızını etkilediği henüz tespit edilememiştir. Ama günümüzde halen devam eden çalışmalara göre ikisi arasında çift yönlü bir ilişki olduğu öngörülmektedir(Farr ve Carey, 1986; Lipson ve Lang, 1991)

Bunun yanında, metinlerin içeriği okuma hızını ve okuduğunu anlama düzeyini etkiler. Yapılan araştırmalara göre olay içerikli (öykü,masal vb) metinler bilgi içerikli metinlere göre daha hızlı okunmaktadır. Bilinen öykülerin veya masalların çocukların okuma hızını doğrudan etkilediği gözlemlenmiştir. Bu tür metinlerin okutulması çocukların kendilerine olan güvenlerini arttırmalarını sağlar. Ancak bu tür metinler her zaman okutulmamalıdır. Sadece çocuğu motive etmek için okutulmalıdır. Aksi halde istenilen verim alınamaz.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ YAŞAYAN ÇOCUKLARIN OKUL DÖNEMİNDE Kİ GENEL DAVRANIŞ ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar genel olarak öz güven sorunu yaşarlar. Bunun temelinde çocuğun öğrenme sürecinde yaşanan problemlerden dolayı yaşıtlarının gösterdiği performansı akademik anlamda gösteremediğinden kendisini yetersiz, eksik görmesi yatar. Bu sebeplerle öz güveni düşen çocuk bununla birlikte uyum sorunları da yaşamaya başlar. Akranları ile, sınıf arkadaşları ile iletişiminde sorunlar yaşamaya başlar ve zamanla bu ilişkilerden kopar.

Ayrıca bu sorunu yaşayan çocuklarda genel olarak düzensizlik hali de görülür. Çocuk neyi nereye koyduğunu bilemeyebilir ya da yaptığı düzenlemeler hatalı olabilir. Yaptığı ödevlerde karışıklık, ilk bakışta anlaşılamama durumu ile sıkça karşılaşılabilir. Çünkü bu çocukların kendi içlerinde kurdukları düzenler ve sistemler diğer insanlar tarafından kavranılması kolay yapılar olmayabilir.

Zaman kavramını karıştırma durumunu çokça yaşamakla birlikte yer yön kavramını da karıştırdıkları görülür.

DİSLEKSİDE ÖZEL EĞİTİMİN ÖNEMİ

Özel Öğrenme Güçlüğü yaşayan bireyler diğer bireylerden farklı yöntemlerle öğrenirler. Disleksi olan bireyle çalışmaya başlamadan önce bireyin aritmatik, sözel, uzlamsal ve sıralama gerektiren becerileri nasıl öğrendiği tespit edilir. Belirlenen bu yöntemler doğrultusunda çocuğa eğitime destek seansları verilmeye başlar. Zaman zaman dikkat süresini uzatan ve öğrenmesini kolaylaştıran kartlar kullanılır, zaman zaman motor becerileri içeren koordinasyon çalışmaları yapılır. Bu tür yöntemler bu bireyler için oldukça etkilidir.

ÇOCUĞU DİSLEKSİ OLAN AİLELERE DÜŞEN GÖREVLER NELERDİR?

Öncelikle ailelerin disleksi ile ilgili bilgilenmesi gerekmektedir. Mutlaka biz uzmandan konu ile ilgili destek almaları gerekmektedir. Ailelerin evde yapacakları çalışmalar bir uzmanın denetiminde olmalıdır. Aileler çocuğa karşı sabırlı ve hoşgörülü olmalıdır ve çocuğu motive etmelidir. “Aferin, yapabilirsin. İlk denemede herkes zorlanabilir.” şeklinde yönergeler verilmelidir.
Çocuğa karşı onu zorlayacak şekilde davranmamak gerekir. Çocuğu diğer çocuklar ile kıyaslamamak gerekir. Zorlandığı konularla ilgili çocuğa karşı asla öfkelenmemek gerekir. Çocuğa karşı kesinlikle fiziksel ve psikolojik şiddet uygulamamak gerekir. Sürekli yapamadıkları üzerine yoğunlaşmamak gerekir. Çocuk yapabildikleri ile takdir edilmelidir. Bugüne kadar gösterdiği gelişmelere odaklanın. Mükemmeliyetçi tutumlar bir kenara bırakılmalı, çocuğa bir plan belirlenmeli ve bu plan doğrultusunda hareket edilmelidir. Plandaki adımlar çok büyük beklentileri içermemelidir. Unutulmamalıdır ki bu bir süreç işidir.

DİSLEKSİ’NİN ÇOCUK ÜZERİNDEKİ PSİKOLOJİK ETKİSİ NEDİR?

Disleksi; çocuğun bireysel ve standart test uygulamaları sonucu okuma, yazma ve matematiksel işlemlerdeki başarısının zeka düzeyinden beklenen oranda düşük olmasıdır. Disleksi olan çocuklar okul sürecinde yaşadıkları zorluktan dolayı zaman zaman depresyon ve kaygı belirtileri gösterebilirler. Okul ortamında başarısızlığı devamlı yaşayan çocuk duygusal gelişim sürecinde sorun yaşar. Zaman zaman bu tür çocuklar okul başarısızlığına bağlı olarak kendilerini sosyal ortamdan izole edebilirler. Bu da çocukları depresif yapmaktadır. Yapılan araştırmalara göre Disleksi olan çocukların umutsuzluk düzeylerinin oldukça yüksek olduğu tespit edilmiştir. (Gerede, 2002) Bu durum çocukları umutsuzluğa itmektedir. Yapamayacağım, başaramayacağım gibi olumsuz duygulara kapılablilerler. Bu durumda çocukları öncelikle bir uzman tarafından destek almak gerekir. Aile ise bu durum karşısında sürekli çocuğu motive etmelidir.

ÇOCUK ÖĞRENDİĞİ BİLGİLERİ UNUTUYOR, BUNUN ANLAMI NEDİR?

Bu birçok durumun belirtisi olabilir. Duygusal travmalar, beslenme yetersizliği, hastalıklar, Özel Öğrenme Güçlüğü, Dikkat Eksikliği vb…Bunun yanında çocukta diğer hangi belirtiler var buna bakmamız gerekir. Ancak bu durum ile ilkokul döneminde karşı karşıya kalmış iseniz akla gelen en yaygın iki durum Özel Öğrenme Güçlüğü ve Dikkat Eksikliği’dir. Mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Eğer ki bu durum Özel Öğrenme Güçlüğünden kaynaklanıyor ise bunun sebebi; çocukların öğrendikleri bilgileri kısa süreli hafızadan uzun süreli hafızaya atmamasıdır.
Çocuk bugün öğrendiği bilgiyi iki gün sonra hatırlamayabilir. Ancak bu semptom tek başına Özel Öğrenme Güçlüğü için yeterli değildir. Mutlaka bir uzman ile görüşülmesi gerekmektedir.
Dikkat Eksikliği yaşayan çocuk bilgiyi öğrenirken odaklanamadığı için öğrenme sürecinde zorlanır ve bilgiyi çabuk unutur. Bu durum ile ilgili şüpheleriniz için de mutlaka bir uzmanla görüşme yapmanız gerekmektedir.

DİSLEKSİ NASIL ANLAŞILIR?

Disleksi bebeklik döneminden itibaren belirti veren bir güçlüktür. Dislektik bireyler konuşma sürecinde gecikme yaşarlar. Ancak “Her Dislektik çocuk konuşmada gecikme yaşar. Yargısı oldukça yanlıştır. Okul öncesi dönem Disleksi belirtilerinin görüldüğü dönemler arasındadır. Dislektik çocuk bu dönemde sağını solunu ayırt edemez, renkleri ve sayıları öğrenmekte zorlanır. Hayvanları ve meyveleri öğrenmekte gecikmiştir. Sebze, meyve gibi terimleri karıştırabilirler. Bazı Dislektik çocukların ince motor becerilerinde gerilik olduğu gözlemlenmiştir. Yani çocuk makasla aktivite yaparken zorlanır. Kalem tutarken ve kullanırken zorlanabilir. Bundan sonra okula başlanılan dönem asıl Dislektik belirtilerin ortaya çıktığı dönemdir. Disleksi için doğru tanı 6 yaş ve sonrasıdır. Çocuk ilkokula başladığı bu dönemde çocuk harfleri öğrenmekte ve birleştirmekte zorlanır. Heceleri tersten okuyabilir. Öğrendiklerini çabuk unutur. Çocuğunuzda bu tür belirtiler görüyorsanız mutlaka bir uzmandan destek almanız gerekir.

DİSLEKSİLİ ÇOCUK İLE ÇALIŞMAK

Disleksi olan bireyler ile çalışırken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta verilen eğitimin çocuktan çocuğa farklılık göstermesidir. Her çocuk farklı yöntemler ile öğrenir. Hatta bazı çocuklara konuları bile birbirinden farklı yöntemler kullanarak öğretilir. Yani bir çocuk için birbirinden farklı öğrenme yöntemi olabilir.
Bunun yanında çocuklara konuları anlatırken sabırlı olmak gerekir. Bazen konuları tekrar tekrar anlatmak gerekebilir. Çocuğu yargılamamak gerekir. “ Bu çok basit nasıl yapamadın” gibi ifadeler kullanmak oldukça yanlıştır. Tam aksine “ Sen yapabilirsin, aferin” gibi ifadeler kullanmak gerekir.
Disleksi olan bireyler genellikle görsel içerikli materyaller kullanılan öğrenme yöntemi ile öğrenirler. O yüzden renkli kalemler, kağıtlar ve kartlar bu tür çocuklar için etkili olacaktır.Bunların yanında görsel-uzlamsal zekalarını destekleyecek aktiviteler de yapılabilir.

HANGİ ÇOCUKLAR DİSLEKSİDİR?

Kişinin Disleksi olmasının ilk koşulu zeka düzeyinin normal veya normal üstü olmasıdır. Dislektik bireylerin genel özellikleri; akıcı okuma yaparken zorlanma, telefon numarasını akılda tutmakta güçlük, kelimeleri yuvarlayarak okuma, okuduğunu anlama oranının diğer bireylere oranla az olması, bilgileri akılda tutmakta zorlanma, çabuk unutma, sıralama yaparken zorlanmadır. Ayrıca Disleksi olan bireyler konuşma alanında da birtakım güçlükler yaşarlar. Bu güçlüklerin başlıca sebebi sözel belleklerinin yaşıtlarından daha geri olmasıdır. Çocuklar konuşurken kendilerini ifade edecek doğru kelimeyi bulmakta zorlanırlar. “Şey”, “yani” gibi terimleri çok fazla kullanırlar. Dün yerine yarın, öbür gün diyerek terimleri karıştırabilirler.

DİSLEKSİ OLAN BİREYLER HAKKINDA YANLIŞ BİLİNENLER

Yanlış: Kişi okuma-yazma öğrenirse Disleksi değildir.
Doğru: Disleksili bireyler okuma yazma öğrenebilirler. Eğer doğru bir eğitim alırlarsa diğer bireyler gibi okuyup yazabilirler.
Yanlış: Disleksili bireyler başarılı olamaz.
Doğru: Eğer kişiler doğru bir eğitim alır ve çok çalışırlarsa istedikleri mesleklere ulaşabilir.
Yanlış: Disleksili bireyler heceleri tersten görürler.
Doğru: Disleksi görsel kaynaklı değil, dilsel kaynaklı bir sorundur.
Yanlış: Disleksi olan her bireyler özel yeteneklidir.
Doğru: Disleksili bireyler normal veya normal üstü zekaya sahiptir. Ancak hepsi özel yetenekli değildir.

DİSLEKSİ VE HAFIZA

Kısa süreli hafıza: Öğrenilen bilgilerin uzun süreli hafızaya atılmadan önce depolandığı yerdir. Kelimeleri cümle içinde anlamlandıracak kadar tutar. Disleksi olan bilgiler kısa süreli hafızadaki bilgileri işlemekte zorlandıkları için öğrendiklerini çabuk unuturlar ve uzun süreli belleğe atamazlar.
Uzun süreli hafıza: İnsan zihninin kalıcı depolama sistemidir. Kişi ne kadar çok pratik yaparsa hatırlama yeteneği o oranda artar. Kişiler zamanla edindikleri bilgileri zamanla unuturlar. Unutmanın nedeni müdahale ve yanlış bilgi işlemedir.

Edinilen bilgilerin hafızaya işlenmesi şu süreçleri kapsar:
-Kodlama
-Saklama
-Hatırlama

Disleksi olan bireyler bilgileri kodlamakta zorlanırlar. Bu aşamada zorlandıkları için de bilgileri yanlış şekilde saklarlar veya unuturlar. Kişi yanlış kodlama yaptıysa bilgileri yanlış hatırlar. Çocuğa verilen Disleksi eğitiminde temel hedeflerden birisi çocuğa doğru kodlamayı öğretmek olmalıdır.

DİSLEKSİ ZEKA GERİLİĞİ DEĞİLDİR

Öğrenme hayat boyu devam eden bir süreçtir. Kişinin akademik, sosyal ve psikolojik durumlarını etkiler. Öğrenme sürecinde kişinin yaşadığı güçlükler tüm yaşamını etkiler. Disleksi tanısı verilmeden önce çocuğa güncel zeka testi uygulanmalıdır. Uygulanan bu testte çocuğun sözel bellek puanı ile performans belleğinden daha düşük çıkar. Ancak bu çocukta zeka geriliği olduğunu göstermez. Çocuklarda bunun görülme sebebi bilgileri kodlama, saklama ve geri çağırmakta zorluk çekmeleridir. Bilgilerin zihne kodlanması ve geri çağrılması doğrudan ilişkilidir. Dislekside doğru kodlamanın yanında bilginin işlenmesi de çok önemlidir. Kodlanan bilginin işlenmesi için kişinin bol bol tekrar yapması gerekir.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ TANISI İÇİN NELER GEREKLİDİR?

Özel Öğrenme Güçlüğü tanısının verilmesi için öncelikle çocuğa WISC-4 testi yapılmalıdır. WISC-4 güncel zeka testidir. Yapılan bu test sonucunda çocuğun zekasının normal veya normalin üzerinde olması gerekir. Ancak bu Disleksi tanısının verilmesi için gerekli olan tek kriter değildir. Çocuğun mutlaka alanında uzman bir kişi tarafından akademik değerlendirmesinin alınması gerekir. Bu iki sonuç birleştirildiğinde ancak çocuğa Özel Öğrenme Güçlüğü tanısı verilir. Zaman zaman bu ikisinin birleştirilmesi de yeterli olmaz. Bazı çocuklarda tanı için bir süre beklenir. Çocuk bir eğitime tabi tutulur ve öğrenme hızı gözlemlenir.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUK KONUŞMADA GÜÇLÜK YAŞAR MI?

Özel Öğrenme Güçlüğü genel tanımı ile okuma, yazma, matematik, konuşma ve muhakeme gibi alanlarda yaşanan güçlüklerin temel adıdır. Özel Öğrenme Güçlüğü olan bireylerin sözel yetenek dediğimiz kısımlarda yaşıtlarından geri olduğu gözlemlenir. Ancak bu zeka geriliği demek değildir. Çocukların kelime bilgisinin yaşıtlarından daha düşük olduğu anlamına gelir. Disleksi olan bireyler kelime bilgisinde yaşanan bu güçlükten dolayı konuşurken “şey, yani” gibi ifadeleri sıklıkla kullanırlar. Zaman zaman kendilerini ifade ederken terimleri karıştırabilirler. Dün yerine yarın, ertesi gün yerine önceki gün gibi ifadeler kullanbilirler. Yapılan bazı araştırmalara göre Disleksi olan bireyler yaşıtlarından daha geç konuşmaya başlarlar. Ancak her Disleksili birey bu özelliği göstermez.

DİSLEKSİ TEDAVİSİ İÇİN GEÇ KALINIR MI?

Hayır. Dislekside erken müdahale daha iyidir, ancak ileri ki yaşlarda yapılan müdahale de etkili olabilir. Disleksili bireylere yaşam boyu kullanabilecekleri stratejiler öğretilebilir. Bu öğretilen stratejiler için bir yaş sınırı yoktur. Kişi bunu çocukken de yetişkin olduğu zaman da öğrenebilir. Disleksi de erken müdahale yapıldığı takdirde kişilerin okul hayatlarında yaşayacakları zorlukların üstesinden gelinmiş olur. Ayrıca öğrenme güçlüğünden dolayı okul ortamında yaşayacağı psikolojik örselenmeden de daha az etki ile kurtulmuş olur.

DİSLEKSİ VE OKUMA

Disleksinin en önemli belirtilerinden bir tanesi; kişinin okuma düzeyinin yaşıtlarının altında olmasıdır. Ancak yalnızca yavaş okuma Disleksinin belirtisi değildir. Çocuğun okuduğunu anlama oranı bizim için önemli verilerden bir tanesidir. Ayrıca çocuğun yavaş okumasının sebebi, eğitimindeki bazı aksamalardan kaynaklanıyor da olabilir. Eğer bu durumla karşı karşıya iseniz mutlaka bir uzmandan destek almalısınız.
Dislekside yaşanan diğer bir okuma sorunu ise hızlı ve yuvarlayarak okumadır. Bu okuma türünde ise kişi kelimelerin sonuna ekler getirerek okuyabilir. Kişi ‘alıyor’ yerine ‘alıyorlar’ gibi… Yazan kelimeden bağımsız bir kelime de söyleyebilir ‘tencere’ yerine ‘pencere’, ‘bakıyorlar’ yerine ‘bırakıyorlar’ gibi…
Dislekside karşılaşılan diğer bir okuma sorunu ise kişinin heceleri tersten okumasıdır. Örneğin; ‘portakal’ yerine ‘porkatal’, ‘kalabalık’ yerine ‘kabalalık’ gibi. Kişide veya çocukta bu belirtiler var ise mutlaka bir uzaman tarafından değerlendirilmelidir.

DİSLEKSİ TARAMASI, TESTİ NE ZAMAN YAPILIR?

Disleksi testi kişide disleksi özelliklerinin olup olmadığını tespit etmek için yapılan bir testtir.Amacı tanı ya da teşhis koymak değildir.Bir çocuğun normal öğrenme,okuma sürecine olumlu yanıt vermediği durumlarda kullanılır.Çocuğun okul desteğini geliştirmeye ve güçlü-zayıf yönlerini belirlen bir profil oluşturmaya rehberlik etmek için kullanılır.Her yaştan yetişkinliğe kadar bir çok tarama testi mevcuttur.Bu test çocuklarda 5-17 yaş arasında uygulanır.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNDE HANGİ ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ KULLANILMALIDIR?

Özgül Öğrenme Güçlüğü olan çocuklar genellikle kinestetik ve görsel öğrenme yöntemleri kullanılarak uygulanan eğitim ile bu güçlüğü aşarlar. Ancak yine de burada dikkat edilmesi gereken nokta çocuğun öğrenme yönteminin tespit edilmesidir. Sayı olarak az olsa da bazı çocuklar işitsel öğretim yöntemlerine daha uygundur. Özgül Öğrenme Güçlüğü olan çocuklar soyut kavramları anlamlandırmakta güçlük yaşarlar. Bu yüzden kinestetik öğrenme yöntemi ile tüm bilgiler çocuğa somutlaştırarak verilmelidir. Bunun yanında Özgül Öğrenme Güçlüğü olan bireylerin görsel hafızaları çok güçlüdür. Bu nedenle anlatılan konu görsel içeriklerle desteklenirse hafızada kalma oranı artmaktadır.

GELİŞİM BASAMAKLARINA GÖRE OKUMA METİNLERİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER?

-Okul öncesi yıllarda bol resimli, çizgili, çocuklara okunmak amacıyla düzenlenmiş, az yazılı kitaplar ilgi çeker. Boyama ve karalamaya uygun kitapçıklar da göz yoluyla öğrenmeyi ve merakı kamçılar. Resimler hayal gücünü artırır. İyi kitaplar çocuğu somut düşünme biçiminden soyut düşünmeye doğru götüren araçlardır.
-İlkokul yıllarında serüvenlere, yiğitlik öykülerine ve gizi bulunan öykülere eğilim artar. Define Adası, Jules Verne’nin öyküleri türünden hem sürükleyici hem yazın değeri olan kitaplarla bu eğitim karşılanabilir.
-İlkokuldan sonra çocuklarda soyut düşünce yeteneği hızlı bir şekilde gelişme gösterir. Yetişkinlerin okudukları romanları tat alarak okuyabilir. Bu dönemde okunacak kitaplar çekicilik ve anlama kolaylığı bakımından sıraya konarak çocuklara sunulabilir (Yörükoğlu, 2015).

DİSLEKSİ İLE KARIŞTIRILABİLECEK RAHATSIZLIKLAR

Duyma/görme bozuklukları
Disleksi tanısı konmadan önce göz doktoru ve kulak burun boğaz doktoruna başvurmak diğer şüpheleri ortadan kaldırmak için gerekebilir.

* Zihinsel gerilik
Disleksi tanısında en önemli kriter zihinsel bir gerilik olmamasına karşın çocuğun yaşıtlarından geri kalmasıdır. Bu nedenle tanı konulmadan önce ( WISC-4 ) IQ standart testi uygulanmalıdır.

* Otizm spektrum bozuklukları
Otizm spektrumunda bulunan ve zeka düzeyinin etkilenmediği asparger sendromu ile disleksi karıştırılabilmektedir. Bu durumda ayırıcı tanı kriterleri irdelenmeli ve uzman yardımı alınmalıdır.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ VE STRES

Öğrenme güçlüğü olan çocuklar stres ve stresle başa çıkma becerilerinde zorluk yaşarlar. ÖÖG tanısı almış çocuklar diğer çocuklara göre daha fazla strese maruz kaldıkları için bu durum onların daha gergin ve kaygı düzeylerinin ise daha yüksek olmasına neden olur. Bu çocuklar akran ilişkilerinde ve
ebeveynlerinin beklentilerini gerçekleştirme de sıkıntı yaşarlar. Ailelerin gerçekçi olmayan beklentileri bu çocuklar üzerinde, baskı, çatışmaya neden olup anksiyete seviyesinde de artış yaratır.

Yapılan çalışmalarda bu durumlardan birine ya da daha fazlasına maruz kalan çocukların diğer çocuklara kıyasla stresle baş edebilme mekanizmalarının yetersiz kaldığı görülmüş ve stres durumunda öğrenme güçlüğü tanısı almış çocukların verdikleri tepkiler şu şekilde sıralanmıştır (Berkowitz, 1999):
1) Akademik performansta ani düşüş veya çıkışlar,
2) Tutumlarda önemli değişiklikler,
3) İçe çekilme veya patlama,
4) Davranışlarda aşırı hareketlilik veya yavaşlama,
5) Bitkinlik ve belirsiz hastalıkla ilgili şikayetler,
6) Uykuyla İlgili problemler,
7) Baş ağrısı veya mide problemleri,
8) İlerleyen gelişim dönemlerinde alkol, ilaç vb madde kullanımı,
9) Alerjik veya astımatik ataklarda artış,
10) Çeşitli nedenlerle okul veya sınavla ilgili ortamlardan kaçış,
11) Yemek veya iştahla ilgili sorunlar,
12) Antisosyal eğilim veya davranışlar.

DİSLEKSİ OLAN BİREYLERDE AKICI OKUMA NASIL GERÇEKLEŞİR?

Öncelikle metni çocuğun kendi performansı ile okumasını isteyin. Sonrasında anahtar kelimelerin altını çizmesini isteyin. Sonrasında bu altı çizili kelimeleri okumasını isteyin. Bu alıştırmayı birkaç kez tekrarlayın. Sonrasında okuması için başka bir metin verin. Bu defa anahtar kelimelerin altını çizmeden okumasını isteyin. Sonrasında her iki metin ile ilgili görüşlerini bildirebileceği münazara ortamı hazırlayın. Sonrasında okuma ile ilgili çocuğa belirli bir süre verin ve yapılan bu işlemleri tekrarlayın. Çocuk bu sayede metindeki anahtar kelimelere odaklamayı öğrenecektir. Dislektik çocuklar ‘ve’, ‘gibi’ edat ve bağlaçları okurken okuma hızını düşürebilirler, okumanın akıcılığını bozabilir. Bu yüzden sadece anahtar kelimelere odaklanmak çocuğa fayda sağlayacaktır. Şöyle ki; çocuk bu tür bağlaçlar ile vakit kaybetmeyecektir. Bu da onun kendisine olan güveninin artmasını be psikolojik olarak rahatlamasını sağlar.

ÇOCUĞUNUZ DİSLEKSİ YÜZÜNDEN KAYGI YAŞIYORSA ONA NASIL YARDIM ETMELİSİNİZ?

Okuma Problemlerini Gördüğünüzde Hemen Harekete Geçin:
Çocuğunuzun öğretmeni ile gözlemlediğiniz işaretler hakkında konuşun. Problemleri öğretmeni ile paylaştığınız zaman, çocuğunuzun gerekli yardıma ulaşmasına ve daha az kaygılı hissetmesine yardım etmiş olursunuz.

• Anksiyete İşaretlerini Tanıyın:
Çocuklar farklı yaşlarda farklı kaygı belirtileri gösterebilir. Bunlar hakkında bilgi sahibi olun ve çocuğunuzu gözlemleyin.

• Çocuğunuza Disleksi Hakkında Bilgiler Vermeye Çalışın:
Bu durumun zekası ile ilgili olmadığını, onun öğrenmek için yaşıtlarından daha farklı stratejilere ihtiyaç duyduğunu açıklayın. Disleksili bireylerin başarı hikayelerinden bahsedip onu cesaretlendirin.

• Çocuğunuzun Öğrenirken Başarılı Olduğu Seviyeyi Bulun ve Bir Süre Orada Kalmasına İzin Verin:
Daha zorlu konulara geçmek için ısrarcı olmayın. Rahat olduğu seviyede kendine güven geliştirmesine olanak tanıyın.

• Stresli Durumlarla Başa Çıkabilmesi İçin Ona Destek Olun:
Örneğin ertesi gün sınıfın önünde bir okuma yapması gerekiyorsa, onunla beraber çalışın. Değişik yöntemler kullanın.

• Çocuğunuza Parlayabileceği Bir Yol Bulun:
Ona sadece disleksiden ibaret olmadığını sık sık söyleyin ve davranışlarınızla da bunu gösterin. Güçlü olduğu yanlarını ortaya çıkarmasına yardım edin.

• Profesyonel Yardım Alın:
Eğer kaygısının öğrenmesine engel olduğunu düşünüyorsanız, bir uzmandan yardım alın.

DİSLEKSİ’YE NASIL MÜDAHALE EDİLİR?

Disleksi ömür boyu süren bir problem olsa da, çocuklara okuma ve yazma konusunda yardımcı olabilecek çeşitli eğitimsel müdahaleler vardır. Bu müdahalelerin erken yaşta gerçekleşmesi, müdahaleyi etkin kılar. Müdahalenin tipi ve kapsamı ise çocuğunuzun durumuna göre şekillenir. Çocuğunuz için belirli bir eylem planı hazırlanıp alanında uzman bir eğitimci tarafından uygulanabilmektedir.
Disleksi olan çocuklar için çeşitli eğitim müdahaleleri ve programları mevcuttur. Bunlar işinde uzman bir ekip tarafından belirlenen, uzman öğretmenler tarafından verilen bire bir eğitim en etkili olan müdahale yöntemidir. Bu eğitim sırasında çocuk hangi yöntem ile öğreniyorsa o yöntem ile öğretilir. Bazı çocuklar görsel, bazıları kinestetik öğrenme yöntemi ile, bazı çocuk ise her iki yöntemi de kullanarak öğrenir.

DİSLEKSİNİN ETKİLERİ NELERDİR?

Disleksinin sahip olduğu etki her birey için farklılık gösterir. Fakat temel zorluklar; kelime tanıma, akıcı okuyamama, heceleme ve yazmada zorluk çekmedir. Disleksi olan bazı bireyler, özellikle mükemmel bir öğretim ile erken okuma ve yazmayı öğrenirken, sonrasında dil bilgisi, ders kitabı materyali anlama ve denemeler yazma gibi daha karmaşık dil becerileri gerektiğinde birçok sorun yaşar. Disleksi olan bireyler, evlerinde mükemmel dil modellerine ve okulda yüksek kaliteli bir dil eğitimine maruz bırakıldıklarında bile, konuşulan dilde sorunlar yaşayabilir. Kendilerini açıkça ifade etmede ya da konuşurken başkalarının neyi kastettiğini tam olarak kavramakta zorluk çekebilirler. Bu tür dil problemlerini tanımak genelde zordur ve bu durum zamanında fark edilmez ise okulda ve iş yerinde ya da diğer insanlarla olan sosyal çevrede büyük problemlere yol açar. Böylelikle disleksinin etkileri sınıfın çok ötesine uzanır.

ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ YAŞAYAN BİREYLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ

Yönleri karıştırma,
-Saat, hafta, gün ve mevsimleri öğrenme ve kullanmada güçlük,
-Uzunluk ve büyüklük kavramlarını sıkıntı,
-Rakam ve matematiksel sembollerin öğrenilmesinde güçlük,
-Rakamları okuma ve yazmada güçlük,
-“b” ve “d” ve “p” harflerini karıştırma,
-“E” harfi ve “3” sayısını karıştırma,
– Cümleye büyük harfle başlamama,
– Akranlarına göre okumayı geç öğrenme,
– Yazarken harf atlama,
– Ayna hâli yazı yazma,
– Tutuk konuşma,
– Okunaksız yazma
-Yavaş okuma
-Yazılı ödevlerden kaçınma,
-Yazarken noktalama hataları yapma,
-Sınav korkusu,
-Okula gitmede isteksizlik,
-Kelimeleri/harfleri/sesleri öğrenmede güçlük,
-Verilen talimatları takip etmede güçlük,
-Kelimeleri harflere veya hecelere ayırmada güçlük,
-Organize olamama,
-Davranış bozuklukları,
-Asabiyet,
-Harf ve kelimeleri tanıyamama,
-Kendi ismini bile yazamama,
-Kafiye yapan kelimeleri tanıyamama,
-Harfleri kelimelerle bağdaştıramama,
-Heceleri yan yana koymakta güçlük çekme,
-Tek heceli kelimeleri okuyamama,
-Okumaktan nefret etme görülebilir,
-Çocuğun ifade edebildikleri bildiği ve düşündüklerinin çok gerisindendir (Enç ve
diğerleri, 1981; Bingöl, 2003) (akt. Altuntaş, 2010).

DİSLEKSİYE EŞLİK EDEN BOZUKLUKLAR

Genel olarak disleksiye eşlik eden bozuklukların hiperaktivite (aşırı hareketlilik), hipoaktivite (aşırı yavaşlık) ve dikkat eksikliği olduğu bilinmektedir. Dikkatle ilgili bir sorun olmadığı halde ortaya çıkan gelişimsel disleksiye ise “saf disleksi” adı verilmektedir.(Gür, 2013) Zaman zaman disleksiye kaygı bozukluğu da eşlik etmektedir. Çocuklar aşırı kaygılandıkları için öğrenme sürecine ket vurabilirler.

DİSLEKSİ OLAN BİREYLER İÇİN SAĞLANABİLECEK DESTEKLER NELERDİR?

Eğer çocuğunuzda öğrenme güçlüğü varsa, eğitim desteği alması gerekmektedir.
Çocuğunuza yardımcı olabilecek teknikler ve destek sağlanırsa çocuk bu güçlüğü aşar. Bilinen en etkili yöntemler:
– Bazen bire bir eğitim veren uzman bir öğretmen ile çalışmak.
– Fonik – kelimeleri oluşturan küçük sesleri tanımlama ve işleme yeteneğini geliştirme üzerine odaklanan özel bir öğrenme tekniği uygulamak.
Disleksili çocuk için sınıf ortamı:
Disleksi dostu bir sınıf ortamı, disleksili öğrencileri kendi güçlü yönlerini ve ilgi alanlarını takip etmeye teşvik eder. Dislektik öğrencilere yönelik yüksek beklentileri elinde bulundururken, zamanlı testlerin ve metin ağırlıklı materyallerin ötesinde, bilgilerini göstermek için makul alternatifler sağlar. Testler gerektiğinde öğretmenler, sınıfta disleksili öğrencilere ekstra zaman ayırmaya veya daha kısa testler yapmaya izin verirler.

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ TANISI KONULMADAN ÖNCE SIRASIYLA İZLENMESİ GEREKEN YOLLAR

-Tıbbi değerlendirme ile öğrenmeyi etkileyen herhangi bir bedensel sorun olup olmadığı belirlenmelidir.
-Psikiyatrik değerlendirme ile herhangi bir psikopatoloji olup olmadığı ve varsa bu sorunun öğrenme güçlüğüyle ilişkisi saptanmalıdır.
-Psikolojik değerlendirme ile bilişsel, akademik ve nöropsikolojik süreçler incelenip, hangi alanlarda sorun olduğunun belirlenmesi amacıyla testler uygulanmalıdır.
-Aile değerlendirmesi ile ebeveyn tutumları, davranış ve beklentilerinin, eşler arası sıkıntıların ve aile içi sorunların öğrenme güçlüğüne etki edip etmediği belirlenmelidir (Altuntaş, 2010).

ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ EĞİTİMİ VE DESTEK PROGRAMI

Eğitim öğrenme güçlüğündeki en önemli ve etkili tedavi yöntemidir. Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar akranlarıyla aynı anda ve aynı düzeyde belirlenen hedeflere ve kazanımlara ulaşamayabilirler. Bu nedenle öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar okul eğitimi dışında destek eğitimine ihtiyaç duyarlar. Okul dışında verilen bu destek eğitimi okulda verilen eğitimden farklı olduğu ve ülkemizde yalnızca öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar için özel bir okul bulunmadığı için bu çocuklar dışarıdan destek eğitimi alırlarken aynı zamanda normal bir okulda eğitimlerine devam etmelidir.

Disleksili çocukların eğitimlerinde önemli olan işitsel, dokunma, görsel gibi algıların geliştirilmesi, dikkat sürelerinin arttırılması, belleğin kuvvetlendirilmesi ve motor becerilerinin geliştirilmesidir. Bu sebeple destek eğitim programı bu becerilerin kazandırılması ya da geliştirilmesi için gerekli olan eğitim metodlarını ve etkinliklerini içerir. Aynı zamanda destek eğitim programında okuma, yazma, dinleme, konuşma becerilerinin ve düşünme süreçlerinin gelişimlerinin desteklenmesi de yer almaktadır.

Dislektik çocukların eğitimi dışarıdan bir destek eğitim programı ile desteklenirken disleksinin duygusal ve sosyal gelişim alanlarına olumsuz etkileri ise bir uzman kontrollünde gerçekleşen psikolojik yardım ile takip edilmelidir. Ayrıca öğrenme güçlüğü eğitimi süresince aile desteği ve ilgisi büyük önem taşır.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLARIN ORTAK YÖNLERİ NELERDİR?

Kendilerine verilen yönergeleri hatırlamakta güçlük çekerler.
-Birtakım hafıza sorunları yaşarlar. Örneğin; akranlarına göre okudukları bir parçayı akıllarında tutmada zorlanmaktadırlar.
-Bir bağlam doğrultusunda öğrendikleri kavramı başka bağlamlara aktarma konusunda zorlanmaktadırlar.
-Okuma gibi eylemlerde strateji geliştirmekte ve değiştirmekte zorlanmaktadırlar.
-Akademik becerilerde okumada hata yapma, yazı bozuklukları, yanlış yazma; kalem tutamama; satır atlama; sesleri birleştirememe; harf sesleri ve kelimeleri öğrenememe; harfleri, sayıları ve sembolleri karıştırma, imla ve noktalamada hatalar yapma, çarpım tablosunu öğrenememe şeklinde sorunlar yaşamaktadırlar.
-Dikkatleri kolayca dağılabilmektedir.
-Görsel ve işitsel algı sorunları yaşayabilmektedirler.
-Zamanı iyi kullanamazlar, saati karıştırırlar, yön bulmada zorlanırlar, sağı solu ayırt edemezler (Hopcan, 2013).

TÜRKİYE’DE ÖZEL ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜNE İLİŞKİN YAPILAN ÇALIŞMALAR

Ülkemizde özel eğitim ile ilgili yapılan çalışmaların başlaması eskiye dayanmakla birlikte bu alandaki eğitimlerin yaygınlaştırılması, nitelikli duruma getirilmesi için düzenlemelerin yapılması son 20 yıl içerisinde olmuştur. Ancak Özel Öğrenme Güçlüğü gibi özel eğitim alanı içerisine giren bu gibi sorunların bazılarında yapılan araştırma ve çalışmalar yetersiz kalmakta; bu alanda çalışabilecek uzman sayısı da yeterli gelmemektedir.

Özel Öğrenme Güçlüğü yaşayan çocuklar için ülkemizde kaynaştırma ve bireysel eğitim programlarından yararlanılmaktadır. Özel Öğrenme Güçlüğü yaşayan çocuklar bu programlardan en çok yarar sağlayacak özel eğitim gereksinimli çocuk gruplarından biridir fakat yapılan araştırmalar hem öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin, kaynaştırma eğitimi almadıklarını hem de ailelerin çocuklarının özel eğitime ilişkin haklarından çok fazla haberdar olmadıklarını ortaya koymuştur. Ayrıca öğretmenlerin çoğunun bireysel eğitim programı hazırlamada yetersiz kaldıkları da görülmüştür.

Özel Öğrenme Güçlüğü yaşayan çocuklar için gerek ülkemizde ve bünyesinde bulunan devlet okullarında yapılan uygulamalar yetersiz kaldığı için aileler rehabilitasyon merkezlerinden yararlanmakta ya da çocuklarını özel okula göndermeyi tercih etmektedir. Son dönemlerde özellikle büyük şehirlerdeki özel okullar Özel Öğrenme Güçlüğü yaşayan öğrenciler için birtakım özel düzenlemeler gerçekleştirmiştir. Ancak okul içerisinde öğrenciler için yapılan destek çalışmaları zaman sorunlarına neden olabilmektedir. Bazı okullar çocukları okul saatleri içerisinde bilgisayar, resim, beden eğitimi ve müzik gibi derslerden alarak eğitim desteğinde bulunmaktadır. Ancak bu dersler çocuğun rahatlayabileceği ve başarı gösterme imkanı bulabilecekleri dersler oldukları için çocukların bu derslerden alınmaları onları olumsuz yönde etkilemektedir. Tüm bu durumlar dikkate alındığında uzmanlar tarafından önerilen Özel Öğrenme Güçlüğü yaşayan çocukların okul dışında eğitim desteği almasıdır.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUĞUN TEDAVİ SÜRESİ NE KADAR SÜRER?

Herkes kendi hızıyla geliştiğinden ve öğrendiğinden cevaplanması zor bir sorudur. Çocuğunuzun ilgi ve ihtiyaçları,eğitim programının yoğunluğu, çocuğun öğrenme hızı ve sıklığı tedavi sürecini etkileyen etmenlerdir. Çocuğunuzun yaşına, sınıfına, okul başarısına, ilgi ve isteklerine bağlı olarak, eğitim süresi değişebilir. Yoğun oturumlar yeni bir dizi becerinin öğrenilmesi için en iyi yol olabilir ve belki de bu yeni becerilerin kullanımını izlemek için daha az yoğunluklu bir dönem olabilir. Yeni becerilere hakim olunduğunda ve çocuğunuz başarı ile bir araya geldiğinde, eğitmen mola önerisinde bulunabilir. Bu nedenle, tedaviye olan ihtiyaç değişir.

DİSLEKSİ OLAN ÇOCUKLAR OKUMAYI ÖĞRENEBİLİR Mİ ?

Disleksi olan çocuklar okumayı öğrenebilirler, ancak akranlarından daha fazla çaba sarf eder ve daha fazla zaman harcarlar. Tipik bir çocuk akıcı bir şekilde okumayı öğrenebilir ve bu çocuklar okumayı otomatik, hızlı ve zevkli bir şekilde gerçekleştirir buna karşın disleksi olan çocuklar yavaş ve daha fazla çaba harcayan okuyucular olarak kalırlar, okumayı öğrenebilirler ve belli bir seviyeye kadar okumalarını geliştirebilirler. Okuma öbür boyu geliştirilebilen bir beceridir. Bol bol okuma çalışmaları yapılırsa neredeyse normal çocuklar kadar iyi okuyabilirler.